Yunanlı sanatçılar yaptıkları amforalara bile kendi adlarını veya atölyelerinin adlarını yazarlardı. Divan şairleri son dörtlükteki dizelerinde mutlaka kendi isimlerini geçirirlerdi. Marangozlar 19. yüzyılda ustalıklarını gösterdikleri ahşaba adlarını kazıdılar: Yüzyıllar önce yapılan resimlerin kime ait olduğunu altlarındaki imzalardan anlıyoruz. Kendine ait olanı daha da sahiplenmek, çağlar boyunca bu şekilde mümkün oldu. İmzalar, işaretler, yazılar yazdı insanlar emek ve para verdikleri birçok eşyanın üzerine.
Bu kişisel ve etkili mülkiyet etiketleri, insanların kendilerine ait olanı daha da özelleştirmesine üstelik bunu sergilemesine olanak sağladı. Bu nedenle çok tutuldu ve Avrupa genelinde yaygın olarak kullanıldı. Her dönemin usta sanatçılar, devlet adamları ve bilim adamları için exlibrisler yaptı. Albrecht Dürer, Paul Klee ve Pablo Picasso bu isimlerin arasındadır. Exkibris zamanla bir ihtiyaçtan çok, sahibini anlatan, yapıldığı zamana dair ipuçları veren küçük boyutlu tasarımlar haline geldi. Bugün hâlâ devam eden farklı baskı teknikleri üretildi ve önce bir tane hazırlanan exlibrisler bu şekilde çoğaltıldı.
Baskı ve tasarım tekniklerini bildikten sonra kendi exlibrisini yaratmak mümkün olsa da, bugün genel tercih bu işle uğraşan sanatçılara sipariş vermekten yana. Bazı sanatçılar kişisel bilgiler de isteyip, exlibriste bunları da dikkate alıyor ve birkaç taslaktan sonra sahibinin onayladığı son halini baskıya alıyor. Bazı sanatçılar ise sadece siparişi alıyor ve bir süre sonra exlibrisi çoğaltılmış olarak teslim ediyor. Çukur baskı, yüksek baskı, yeniden çoğaltma, ağaç oyma, linolyum, metal, kuru kazıma, taş, lastik damga baskıları kullanılan onlarca teknikten sadece birkaçı. Son yıllarda bilgisayar tasarımları ile serigrafi, exlibris sanatçıları tarafından yoğun olarak kullanılıyor. Genelde grafikçiler ve ressamlardan oluşan exlibris sanatçıları arasında bu işi sonradan öğrenenler de var. Exlibris yapıştırıldığı veya içine iliştirildiği kitaptan çok, ait olduğu kişinin etiketidir. Üzerinde kendine ait kimi zaman cüretkâr, kimi zaman hayalperest, kimi zaman da övgü dolu anlatımların olduğu kitapların elden ele dolaşması bir insanı onurlandırır. Küçük ama özgür alanlardır, en fazla 13'e 13 basılan o belirteçler. Kendine ait sırlar vermenin, kendini ifade etmenin bir yoludur. Hem işlevseldir exlibris, hem de farklı olmayı sağlar. Bu da birçoklarının tek arzusudur. Exlibris hiçbir zaman dünya çapında geniş kitlelerin kullandığı bir gelenek olmadı. Bu sanatın doğduğu yer olan Avrupa'da bile hayatında hiç exlibris sözcüğüyle karşılaşmamış birçok kitap okuru var. Bugünse, artık demode ve fazla geleneksel bulunuyor ve gençler arasında pek de ilgi görmüyor. Türk tarihinde ise exlibrise rastlanmıyor. Çeşitli tuğralar, mühürler basıldıysa da bunlar, exlibris olarak düşünülüp tasarlanmamıştı. Türkiye'de ilk kez Robert Kolej ve Üsküdar Amerikan Koleji'nin yabancı uyruklu öğretmenleri okul kütüphaneleri ve kendi adlarına exlibris yaptırmıştı. Ancak bu kitaplar zamanla dağıldı ve sahaflarda, kitap meraklılarının kütüphanelerinde yer aldı. Ancak son on yılda Hacettepe Üniversitesi Profesörlerinden Hasip Pektaş sayesinde exlibris tanınmaya başlandı. Kurulan Ankara Exlibris Derneği, koleksiyoncuları, exlibris sanatçılarını ve sahiplerini bir araya getirip, ilgi duyanlara bilgi alma imkânı sunuyor. Bu küçük boyutlu sanatın en fazla tanındığı yerler Doğu Avrupa ülkeleri. Bulgaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti en fazla exlibris sanatçısına sahip ülkeler arasında. Bu sanatçılar genellikle uluslararası yarışmalarda ilk sıralarda yer alıyorlar. Para karşılığında yapıldığı için bir lüks gibi görünse de, herkesin exlibris sahibi olması mümkün. Bugün büyük kitapçılarda da isim yazılması için boşluk bırakılan basit exlibrisler satılıyor. Exlibris kitaplarını çok seven, fakat onları paylaşamayacak kadar düşkün olanların sanatı değil aslında. Aksine, exlibris kitap sahibinden onu ödünç alana yapılan bir çeşit gösteri. Her exlibrisin kendi resmini yapması ve kendi harflerine sahip olması koleksiyoncuların da ilgisini çekti. Bugün dünya üzerinde üç bine yakın exlibris koleksiyonu olduğu tahmin ediliyor ve içlerinde binlerce dolar edenler var. Exlibrisin değeri öncelikle yapıldığı tarihe göre belirleniyor. Sonra kime ait olduğu, sanatçısı, kullanılan teknik önemseniyor.
Exlibris, resim kökenli olmasına rağmen, işlevsel açıdan zaman içinde daha çok bir grafik eseri gibi düşünülüp tasarlandı. Exlibrisi resim ve diğer görsel sanatlardan ayıran, içinde tipografinin yani yazının da olması. Kullanılan harfler ve karakterleri bir exlibrisi başarılı veya başarısız yapan en önemli etken. Çünkü asıl amaç kitabın kime ait olduğunu yazı yolu ile anlatmak. Yazı resmin içine yerleştirilirken kaybolmamalı. İlk exlibrisin yapılma amacı kendinin olanı diğerlerinden ayırmak, belirtmekti. O, ait olduğu kişinin küçük ancak özgür bahçesi oldu hep. Orada kendine dair her söz söylenebilir, her sır resmedilebilirdi. Üzerinde exlibris taşıyan bir kitap bir daha asla sadece bir kitap olmadı. Bedia Ceylan Güzelce/Aralık 2006 bcguzelce@gmail.com) |














