Anasayfa    Köşe Yazısı      Paralel Evrenler

Paralel Evrenler

Her karar verme anında çatallanan ve her yeni yönde eşzamanlı ilerleyebilen bir başka siz düşünün. Örneğin; bu satırları okumaktan şu anda cayan ve başka bir işe yönelen bir siz. Bu durumda, yaptıklarınız değişir; çevrenizdekiler, uzam ve zaman da size göre yeniden tanımlanır. Bu bambaşka bir evren tanımına giriştir; değişen siz her yeni karar da başka bir küçük evreni inşa etmektedir. Zamanın işleyiş yönünde belirginleşen koşutluk ayrıca bütün fizik kuralları ile perçinlenerek işler. Gördüğümüz, duyumsadığımız, algıladığımız yegâne büyük evrenin yanında, hiç denenmemiş ama izlenimleri bellekte yer eden ve yaşayan küçük evrenler. Ve biraz sonra birbirinden bağımsız ama 'paralel' devam eden bu sayısız evrenlerden geçebildiğinizi, hayata oradan devam edebildiğinizi düşünün.

Bazı dinler ve filozoflar tarafından sıkça tekrarlanan, görülebilir evrenin ötesinde başka evrenler olduğu savı, insanlık için çok yeni bir düşünce değil. Havası suyu kimyası fiziği başka kanunlarla perçinlenmiş evrenler uzunzamandır anlatılıyor. Dinler ve öğretiler tarihi inanması güç kurallarla inşa edilmiş evren çağrışımları ve tasvirleriyle dolu. Cennetler, Cehennemler, Olympuslar, Valhallalar ve benzeri alternatif imgelerin yapı taşını bu dünyadakinden çok farklı maddeler oluşturuyor.

'Paralel evrenler' tanımı ilk kez Amerikalı fizikçi Hugh Everett tarafından ortaya atıldı. Zaman içinde, kuantum mekaniğinin ilginç, çok popüler ve bilimsel platformlarda çok tartışılan kuramlarından birisi oldu. Kimi zaman bağımsız ve farklı, hiçbir şekilde birbiriyle etkileşime girmeyen, çok sayıda evrenin varlığı öngörüldü. George Mason Üniversitesi'nden Dr. Robin Hanson gibi bilim adamları ise, paralel evrenlerin aslında sanılanın aksine birbirlerinden bağımsız olmadığı, birbirleriyle etkileşimde olduğunu öne sürdü. Evrenlerin birbirleriyle etkileşime geçtiği hallerde ise, küçük evrenler parçalanıyor ya da büyüğü tarafından yutuluyordu; örneğin ısının aniden yükselmesi sonucunda küçük evrenin yanması; dinsel betimlemelerdeki 'kıyamet'i çağrıştırıyordu.


Kuantum mekaniği; bilim tarihinde 'çift yarık deneyi' olarak bilinen deneyde, fotonun dalga mı yoksa parçacık mı olduğunu belirleyen şeyin gözlemcinin bilinci olduğunu söyler. Bir olgunun potansiyel durumdan işler hale gelmesi ve gerçekleşmesi, katılımcının varlığı ile mümkün olabilir. Sistemin fiziksel özelliklerinde herhangi bir değişim olmaz, değişim sadece bu özelliklerin potansiyellik ve güncelliğinde ortaya çıkar.

Fizikçi Jack Sarfatti'ye göre, gözlemcinin fikri, birçok olguyu açıklayabilir. Örneğin, bir sıvı veya gazdaki parçacıklar durmadan ileri geri hareket eder. Ona göre parçacıkların bir oraya bir buraya çarpmasının asıl nedeni, katılımcıların zihinsel etkinlikleridir.


Jan 17 2011 10:43AM




En Çok Okunanlar

Paralel Evrenler
 
  Arkadaşına yolla        Yazdır        Sık kullanılanlara ekle

#
#
#
#
#
Yorumlar (99)

Misafir
ALLAH vardır herseyı o yaratmıstır herseyı en ıyı o bılendır fazla kafanızı yormayın bılmeden yorum yapıp gunaha gırmeyın
+0  
Misafir
Sayın arkadaşlar bu konuları belirli bir mantık çerçevesinde tartışabilmek için öncelikle dini görüşlerinizin nötr olması gerekir. Daha dünyanın yuvarlak olduğundan bihaber bir dini görüşün mantığı ile konuya yaklaşırsanız ne gibi sağlıklı bir tartışma çıkabilir ki? Ayet yazan arkadaşım o ayetin ne anlama geldiğini biliyor mu acaba? Yüzlerce yıldır milyonlarca icat yapılmış olup hiç birisinin din kitaplarında yazmaması sizin de tuhafına gitmiyor mu sahiden? En çok öne sürülen Cebelitarık Boğazındaki denizlerin biribirine karışmadığı mevzusunun ne kadar yalan olduğu, saniyede milyonlarca metreküp suyun karıştığı bilimsel verilerle isbatlandığından bu tezleri de soyutlanmış olup başkaca bir kanıtları da kalmamıştır. Hal böyleyken yerkürede coğrafyanın bu kesimlerinde, yani yalanın-sahtekarlığın en bol bulunan bölgesinde somut verilere itibar göstermenin zamanı henüz gelmedi mi?
+4  
Misafir
paralel evrenleri kaldıracağız inişallah :)) RT (anlamamıŞ)
+0  
Misafir
paralel evrenleri kaldıracağız inişallah :)) RT (anlamamıŞ)
-1  
Misafir
allahın varlığı yada yokluğu sadece kuran ve dine ait değildir.şerfsizlerde bu allahı öyle sahiplenip insanlara zarar vermesinler.nasılki doğada çelişkiler ve zıtlıklar varsa ve birbirini öyle geliştiriyorsa insan içinde böyledir.çünkü insanda doğanin bir parçasıdır ve onun içinde yaşar onun bütün atomlarını içinde barındırır.allahtan büyük bir allah daha var desem allaha inanan soytarılar buna inanmaz böyle bişey olamaz derler.ne geveze ve soytarı oldukları tarihten beri anlarsınız.bir zamanlar dünyanın hem kendi ekseni etrafında hemde güneşin etrafında döndüğünü söyleyen ataistleri bu cahil peygamberci kurancı allahçılar onları yakmışlardı ve öldürmüşlerdi.ben ataistim ister var olsun ister olmasın onu anlama yolunda hem doğadaki zorlukları hemde insanlardaki o cahillikleri aşmak ataistlerin işidir.çünkü onun varlığını yada yokluğunu kanıtlamak için en çok çabayı gösteren saygılı olan gece bile uykularını ziyan eden ataislerdir.
+3  
Misafir
Doğrusal ve zıt paralel evrenler olduğunu varsayarsak benim düşünceme göre de tek bir ruhun tüm evrenlerdeki bedenleri yönettiğini varsayarsak bazen ruhumuzun başka gerçekliklerde ulaştığı bilgiyi yada dejavu diğe nitelendirdiğimiz olayları yaşadığımızda sanırım ruh bedenler arasında bilgi aktarımını sağlayabilir sonucuna ulaşmak mümkündür diğe düşünmekteyim.
+1  
Misafir
Doğrusal ve zıt paralel evrenler olduğunu varsayarsak benim düşünceme göre de tek bir ruhun tüm evrenlerdeki bedenleri yönettiğini varsayarsak bazen ruhumuzun başka gerçekliklerde ulaştığı bilgiyi yada dejavu diğe nitelendirdiğimiz olayları yaşadığımızda sanırım ruh bedenler arasında bilgi aktarımını sağlayabilir sonucuna ulaşmak mümkündür diğe düşünmekteyim.
+0  
Misafir
ben gitme istiyorum :)
+2  
Misafir
Araştırmalarım Paralel evrenleri.. 1- Bire-Bir dünya benzeri paralel evrenler... 2- Bu dünyanın tam zıddı paralel evrenler... olarak görmektedir... Bir yorum yapalım... Araştırmalarım, dünyanın zamanın ötesinde zamanın gerisini yaşayan bir dünya olduğunu gösteriyor... Bu durumda dünyanın bire-bir paralel evreninde yaşananlar geçmişte yaşanmış tıpkı bir film gibi makara başa sarılarak tekrar yaşanılmaktadır. Diğer bire-bir olmayan paralel evrenlerde de her ne hikmetse tam zıd durum tekrar makara sarılarak aynı versiyon yaşanmaktadır... Şimdi sadede gelelim. Peki, Biz bu durumun niye farkında değiliz.... Bunun bir tek açıklaması olabilir tartışmasız; ruhsal ana özümüzün milyarlarca parçası ana bütüne bağlı ama birbirinden bağımsız her daim her yerde yaşamların içinde olmalıdır!!!... Yorumu Sizlere bırakıyorum... Daha fazla detaya girmeden... Sevgiler... Astral Rehber...
+2  
Misafir
Bilim ve din birbirinden ayrılamaz asıl paralel olan onlardır.
+5  
Misafir
Aklıma takılan bir soru var. Tamam, paralel evren bencede var. Peki oradaki bizler yani suan yasadıgımız hayatın aynısını mı yasıyor? Arkadasları, ailesi bizim suan yasadıgımız hayatla birebir aynı mı? Eger böyle değilse, dejavu dediğimiz olay biraz karmaşık oluyor. Yani bir olay yasıyoruz yanımzda arkadaslarımız da var. Daha oncede yasadıgımızı hissediyoruz. Demekki paralel evrendeki biz, herseyimizle aynı. Bizm hayatımızı bizden önce yasıyor gibi bir sey mi oluyor kafam cok karıstı :)
+4  
Misafir
paralel evren vardır rüya alemini düşünün nuda evrenlerden birisidir.uykuda ruh oraya ziyarete gider rüyaların en fazla 4 sn vs oldugu soylenir o evrenle bu evrene denk düşen 3 sndir çünkü evren zaman farkı vardır veya cinler alemini düşünün onlar burada yaşıyorsa nasıl göremiyoruz çünkü bu evrene bitişik bir evren vardır cinleri görebilen insanlar o açıkları bulan insanlardır o açık sayesinde evrende boyut değiştirebilirler daha bir sürü olay var sadece düşünün ve sizi düşünmeye zorlayacak şeyler yapın örneğin dizi izlieyin 'fringe'öneririm :)
+1  
Misafir
biz insanlar asla tam gerçeği bilemeyiz çünkü bağımsız bir varlık değiliz içtiğimiz suyu yediğimiz yemekleri niçin nefes alıp verdiğimizi kısacacı kendimiz hakkında evren hakkında kesin ve gerçek karar veremeyiz ğerçeğin ne olduğunu bilemeyiz yalnızca bizim muhtaç olduğumuz bizi ortaya çıkaran yüce allah bilir....
+6  
Misafir
Arkadaslar kafanizi fzla yormayin insanlarin meleklerin cinlerinde ulasamayacagi katlar vardir parelel evren dedigimiz seye pek ulasabilcegimizi zannetmuorm varsa tabi
-3  
Misafir
Peki aslinda bu olay acaba reankarnasyon olayi ile bagdastirilabilir mi yani oldukten sonra tekrar yasam belki biz daha once öldük ve şu anda ikinci yaşamımızı yasiyoruz yani bi dejavu denilen olayin sebebi bu olabilir mi acaba bunu da düşünmedim degil paralel evren playina gelince su anda zaten icinde bulunduğumuz evren sonsuz ve buyumeye devam ediyor paralee evren teorisi de bu evrenden baska evrenlerin oldugunu soyluyor ne kadar dogru olabilir tartışılır ama bu dejavu olayları bunun doğru olma ihtimalini bir hayli yüksek tutuyor bence
+1  
Misafir
Dinin bilime karşı olması algısının sebebi günümüzdeki bilimin darwinist teoriler üzerine kurulu felsefesinden kaynaklanıyor.
+1  
Misafir
hepimiz bizler varya bizler, insan bilmediği şeylerin kölesidir bunu böyle bilin..
+2  
Misafir
Öncelikle bunun uydurma olduğunu söyleyenlere sesleniyorum kanıtla diyenlere siz dininizi kanıtlayın.Din ile tersmiş !Daha dininizi,kendi geçmişinizi araştırmadan hatta bu konuyu bile araştırmadan bilime hakaret edemezsiniz.Din de bir teoridir,bilimde.Herşey ortaya atılan bir teoriden ibadet değil mi?Allah vardır,paralel evren vardır...Yeterince araştırmadan ikisi içinde bir şey diyemeyiz.
+22  
Misafir
Kafanıza göre biseyler uydurmussunuz kanıt yok bisey yok olduğunu bilmediğiniz seye nasıl inanırsınız saf mısınız siz :-) paralel evren yok demiyorum kanıt yok!!
-1  
Misafir
bence bana çok dogal geldi ben her şeye inanmam ama bazı şeyler gerçektir mecbur inanmak zorunda kalırsın :)
+4  
Misafir
eğer bir olgunun gerçekleşme olasılığı varsa,o ihtimal gerçekleşmek için vardır...arkadaşlar bir şeyi seçmem aslında diğerini seçmemiş olduğum anlamına mı gelir? bi düşünün isterseniz...
-2  
Misafir
biz madde olmayan bir evrende yaşamış ve sona ermiş bir hayatın madde olan bir evrende tekrarını yaşıyoruz de ja vu nun sebebi budur kader çizgisi yoktur ve ovaldir eğer madde olmayan bu boyut perdesinin ötesini gören geçmişi ve geleceği görebilir
-1  
Misafir
Yahu bir şeyi de din ile ilişkilendirmeyin. Bilimle dinin ne ilgisi olabilir?
-28  
Misafir
Yahu bir şeyi de din ile ilişkilendirmeyin. Bilimle dinin ne ilgisi olabilir?
-1  
Misafir
Bakin arkadaslar kanitlanan bisey degil tabiki ama.heer olay aslinda.bi teoriyle baslar bunlari unutmayin fringe dizisi bitti ve5sezonuda izlerseniz gercekten hayal gucunuzun gelistigini hisediceksiniz tavsiye ederim
+1  
Misafir
Bu konuyla ilgilenenlere meraklılarına tavsiyem Fringe dizisini baştan sona izlemeleridir , olay biraz bilim-kurgu gibi gözüksede kader dejavu veya aynı yerde aynı anda aynı zamanda bulunma ve paralel evren kuantum teorilerini ele alan bi bilim dizisidir , kesinlikle tavsiye ederim
+8  
Misafir
Fringe izleyen yok mu hic
+4  
Misafir
Bence paralel evren yada,izafi bir dünya mevcut.İnsan beyninin sadece %10 unun kullabiliyor bilimsel tesbitinden yola çıkarak;henüz insanın gördüğü ve yaşadıgının çok küçük bir kesit olduğunu anlarız.Oysa bilim ve teknik ilerledikçe insan beynini kullanmaya başladıkça şuan hayal bile edemediğimiz bir hayat yaşanacaktır.Evrenin sırlarını çözecek yeterliliğe sahip değiliz.Yalnızca imagine edebiliriz bu da bildiğimizden öteye geçemez.''insan bilmediği şeylerin kölesidir''CİÇERO
-2  
Misafir
nasıl beğendiniz mi
+2  
Misafir
Benim fikrime göre paralel evrenlerde(tabi varsa)kopyalarımızın yaratılmış olmasının sebebi;hesap günün de yaşadığı zorlukları , işledikleri günahlara bahane edenlere karşı ''Bak, buna da sana verilen özellikleri verdik o iman etti,ama sen etmedin''deyip günahkarları büyük bir çaresizlik ve pişmanlık içinde bırakmaktır.Ayrıca bir düşünün.Paralel evren konusu hakkında insanların düşünüp ortaya koyacakları fikir ancak bir yere kadardır.Bir yerden sonra rehbere ihtiyaç duyarlar.Rehber bizlere doğruya ulaşmak için ne yapmamız gerektiğini söyler,bizim yerimize yapmaz.Yani Kur-an'ı Kerim bize rehber olarak indirildiğine ve birçok ayetinde bu konu hakkında delil olabilecek bilgiler yazıldığına göre paralel evren ve daha birçok merak edilen konu hakkında doğrunun Kur-an'da üstü örtülü bir şekilde yazdığına inanıyorum.Şimdi şöyle düşünün.Bütün müslümanlar bildiği üzere biz bir sınavdayız.Bu sınavın amacı aklını kullanıp iman edenlerle,zevklerin peşine düşüp iman etmeyenleri ayırmaktır.Sınavda eğer konu hakkında yeteri kadar bilginiz varsa emin olarak şıkkı işaretlersiniz.Fakat bilginiz yoksa aklınıza gelen düşünce doğrultusunda bir şıkkı işaretlersiniz.Yani konu hakkında bilgisi olmayıpta ortaya kesin bilgiler atıp ''paralel evren diye bir şey yoktur,dinimize terstir'' diyenler günah işlemekte olan cahillerdir.Peygamberimiz(yanlış hatırlıyor olabilirim) bir sözünde '' Bilgi Çin de dahi olsa gidip onu öğrenin '' demiştir.Eğer siz Allah'ın emirlerine uyarak bilim öğrenmeye çalışırsanız öğrendikleriniz sonucunda Allah'ın tek ilah olduğunu görürsünüz.Kaynaklarınızın olup olmaması fark etmez,önemli olan niyettir.Hz.Mevlana ve Şems-i Tebrizi yanlarında yiyecek,içecek olmadan üç gün boyunca bir odada kilitli kalmışlardır.Bu durumdan endişelenen eşi kapıyı tıklatarak ''iyimisiniz'' diye sormuştur.Odadan hiçbir ses gelmemiş fakat kapının altından bir gül uzatılmıştır.Gülü alan eşi daha önce böyle bir gül görmediğini hatırlayarak gülü bir lokman'a götürmüş ve ne gülü olduğunu sormuştur.Lokman ise gülün Hint Gülü olduğunu bu diyarlarda yetişmediğini söylemiştir.Üç gün boyunca odadan çıkmayan biri Hint te yetişen gülü nereden buldu?Tabi o devirin bilimi günümüzün bilimi kıyaslanamayacak derecede farklı.Benim fikrimce Hz.Mevlana Kur-an'da anlatılmak istenen kavramların farkına varmış ve evrenler arası yolculuğu gerçekleştirmiştir.
+1  
Misafir
paralel evren die bi sey yok bence felsefede saçma bir bilim
-29  
Misafir
insanın iyi versiyonu diye bir şey olur mu ya ? Bence bu izafiyet teorisi ile ilgilidir.zaman bizim şuan algıladığımız gibi değildir.Biz an an kare olarak yaşarız.Ama biz ışık hızında ilerleyebilirsek zamanda "boyut" atlayarak geleceği görme imkanımızın var olduğunu düşünüyorum.ancak ışık hızını aşabilecek teknolojiyi bulabilirmiyiz? Onu Yaratan bilir...Yani Bizden başka bir yerde iyi versiyonumuz ,kötü versiyonumuz diye konuşabileceğimiz birisi yoktur.Ama parelel evren denilen şeyin göreceli bir kavram olduğunu düşünüyorum.
+1  
Misafir
pararel evrenler bizim yaptığımız şeylerin yaptığımız o şeyin bize yapmasından başlar
+3  
Misafir
soyut düşündüğümüz zaman yani hislerimizin beynimizi ele geçirmeye başladığı an farklı bir olay gerçekleşiyor yada farklı davranıyor gibi hissediyorsak paralel evren dediğimiz bu teorik ve aslında ispatlanmış bilimsel açıklama sadece kafamızın içinde var olan düşünsel bir güç mü ?
+2  
Misafir
ne kadar safsnz . paralel evren teorisi tamamen kur an a terstir. ahirettede Allah(c.c) kulum bn sndn 5 tane daha yaratmştm onlar günah işlmişlr şirk etmişlr gir cehenneme mi diyeck . başka evrenlr olsa bile içinde siz olmadğnz kesin. hemen de nasl inandnz şu teoriye...
-2  
Misafir
Atladıgım birsey var onu yazmak istiyorum suan 1. evrendeysem atıyorum benim digerim 2. evrendeysem ben nasıl onu hissedebilirim diyorsunuz buda paralel evrenlerın ic ice gecmis olmasi yüzünden olusur suan bile dejavu olan birsürü kisi vardır unutmayınki paralel evrenide ALLAH yarattı ve belkide bunun bulunmasını istiyordur , gelecegi göremeyiz fakat paralel evrende birsey yasadıysak onu 2. evrende hissettiysek bu gecmismi olur ? yoksa gelecekmi birseyi yasamıs oluruz fakat onu 2. defa hissederiz daha onceden bilmek mumkunmudur ? buda paralel evrendedir fakat bilemeyiz
+1  
Misafir
Fiziğe , bilime dini karıstıramassın eğer karıstırırsan bu bilim olmaz , herşeyi ALLAH yarattı deriz ve geceriz.Sahsımca paralel evren diye bir şey var niye diye soranlar olucaktır çünkü de - ja - vu yasarız bazen bunuda bilim insanları baska bir evrende bizden bir tane daha oldugunu gösterir veya birden cok. yani bir yerde okudugm gibi sen baska evrende olsaydın sen dogmadan once annen ve babanı tanıyacaktın buda biraz garip olurdu tabi :) fakat bu bilim ve bilginin sonu yoktur . bazıları diyorki madem bizden baska yerlerdede var neden biz onu degilde bunu yasıorz . buda büyük evren kücük evren gbi kavramlarla acıklanır .
+1  
Misafir
Yaşadığın evren büyük evrendir. Evrende her zaman en büyük olasılık gerçekleşir fakat bu yan yani paralel evrenler olmadığını göstermez. Diğer olasılıklar daima vardır. Ayrıca paralel evren kuramı Einstein'in M teorisinin bir parçasını oluşturan önemli bir teoridir.
+1  
Misafir
Yaşadığın evren büyük evrendir. Evrende her zaman en büyük olasılık gerçekleşir fakat bu yan yani paralel evrenler olmadığını göstermez. Diğer olasılıklar daima vardır. Ayrıca paralel evren kuramı Einstein'in M teorisinin bir parçasını oluşturan önemli bir teoridir.
+0  
Misafir
paralel evrenlere geçiş sağlamak aslında çok kolay.Sanırım daha önce hiç bir insan bunu başaramadı .Ama ben ve ekibim deneyip başardık yani biz paralel evren olan 2 boyutlu Flantland'e geçiş sağladık bunun sırrını kimseyede açıklamayacağız. Arkadaşlarımıza küçük bir bilgi: Sen küçük evrende mi büyük evrendemi olduğunu sadece gidersen anlarsın yani belki şuan kendini oyuncak olarak hissediyorsundur.Belki büyük evrendesin belki küçük kimse bilemez
-11  
Misafir
Paralel evren vardır ve tüm hayatlarımız andadır. Bir hayatımızdaki enerjiyi dönüştürecek tüm hayatlarımızdaki aynı enerjiyi dönüşüme uğratırız. Tabii ki zaman gerçekte zihinlerimizin algıladığı gibi lineer değil de döngüsel olduğundan zamanda yolculuk yapmayı bile gerektirmeden. Enerji dönüşümü titreşim hızını yükselterek olur. Maddede titreşim hızını ısı ile yükseltirken, ınsanda titreşim hızını yükselten mekanizma duygulardır. Örneğin; bir hayatınızda kaybetme ile ilgili enerjinizi dönüştürürseniz, tüm hayatlarınızda dönüştürürsünüz. Bu da algılayabildiğiniz şimdiki hayatınızda bir daha hiç kaybetme deneyimi yaşamamanız olarak tezahür eder. De ja vu anları önemlidir çünkü başka bir hayatınızda dönüştürülmeyi bekleyen anları işaret eder. Metodlar basittir ve çok hızlı deneyime dönüşür. Bu bile paralel evrenlerin doğruluğunu kanıtlar. Kaldı ki yolunu Kuran'a göre seçenler için de çok sayıda ayet; üstelik de açıkça paralel evrenlerden bahseder.
+5  
Misafir
bencede paralel evrenler vrdir.insan her bilincli karari davranisi ile evreni parcalara ayirir
+0  
Misafir
Kur'anda bazi ayetler vardir ki,beni Çok düsündürmüstür.Misal:''iyi insanlar cennetde yakinlari,sevdikleri ile beraber olacakdir'' ve ya buna benzer baska ayetler de vardir.Bu da paralel evrenlerin var oldugunu ispatlaya bilir,Çünki cennete giden birinin yakinlari ve sevdikleri hepsi cennetlik olamaz cehennemlik insanlar mutlaka aralarinda vardir.Cennetde bulunanlari ise o,insanlarin paralel evrendeki iyi versiyonlaridir.
+7  
Misafir
Paralel evren toeorisi adı üstünde oldugu gibi sadece bi teoridir bunu hemen dine aykırı görmeyelim
+10  
Misafir
Paralel evrenmi ? o nerenin köyü :D
+0  
Misafir
PARALEL EVREN teorisi doğrulanabilir bir teori örneğidir.Fiziğin imkansız olarak gösterdiği fakat olabailecek şeyleri yaparsak olbilir.Şayet paralel evren teorisi doğruysa bu evlen bizlere milyarlarca ışık yılı ötede olur.Paralel evren bir neyi bizim yaşantımızın kopyası gibidir ordada doğar yine aynı şekilde oradada ölebilirsin.Yanlız sadece teoriktir. Gerçekliği kanıtlanmamıştır.Fakat uzay dediğimiz kavramlara bakarsak, çoğu gökadalar ikiye bölündüğünde bir birine simetriktir.Yani ikizi gibi.Budan uzayında öyle bir yapı olabileceği hakkında biraz bizlere bilgi verebilir.Üstede belirttiğim gibi böyle bir yapı olca bile bizlere çok uzak olur.Yanlız bu uzaklığıda einstein-rosen köprüsü yaniv solucan delikleriyle atlatılabilir.Fakat aynı sürelerde hangi solucandeliklerini kullanacağın bir muamma olur.İşte onun için fizik imkansız gibi gösteriyor.işimize yarıyacak makineyi yapsak bile oluşacak atlatma ünitesi (solucan delikleri atlatma cihazı gibi) dünyada olsa bile bunu çalıştırmak için binlerce kilowatt enerjiye veya onunla eşdeğer bir madene ihtiyaç duyulur.Buda dünyadaki eletrik santrallerini oraya bağlamak gibi bişe......
+1  
Misafir
ben paralel evren fikrine inanıyorum ama çok fazla soru işareti var. Eğer her kararımızda yeni bir evren oluşuyorsa bu herkes için geçerlidir yani 6 milyar insan için 18 milyar paralel evrenle başlar (18 milyar dememin nedeni anne karnında çocuk aldırılabilir, düşebilir, doğabilir ...). Sonra 2 seçenek daha ortaya çıkar çocuğun doğum şekli ve bunun Dünya var olduğundan beri yaşandığını düşünürsek sonsuz sayıda paralel evren olur. Ayrıca yukarıdaki hesapta gözümden kaçan bir şey daha var bir çocuk doğarken diğeri ölebilir yada iki çocuk birden doğabilir buda paralel evren sayısını hesaplanamaz yapar. Bana göre paralel evrende çözülemeyen sırlardan biri olarak kalacak...
+4  
Misafir
bilimsel bir makale sanmıştırm ben bunu, yorumlar enteresan.
+2  
Misafir
PARALEL EVREN DİYE BİR ŞEY OLAMAZ ÇÜNKÜ BİR İNSAN SADECE 1 TANEDİR MADEM BAŞKA EVRENDEN BENDEN BAŞKA BİRİ DAHA VAR O ZAMAN NEDEN BEN O DEĞİLİM ŞU AN ORADA DEĞİLİM BURADAYIM ASLINDA ÇOK BASİT Bİ KONU İNSANLARIN SEÇİMİYLE DEĞİŞEN BİR DÜNYASI VAR EĞER BİR İNSAN BİR DAĞIN BAŞINA GİDER ORADA KALIRSA ÖMRÜNÜN SONUNA KADAR HİÇ BİR YERE KIMILDAMAZSA VE 1 ODAD YAŞAYIP HİÇ DIŞARI ÇIKMAYIP SADECE YEMEK YİYİP ÖLENE KADAR ORADA KALIRSA VE HAYATINA YÖN VERECEK ŞEYLER YAPMAZSA O ZAMAN O KİŞİNİN PARALEL EVRENİ YOKMU ??? O ZAMAN SADECE 1 EVRENİ KALIYOR O DA YAŞADIĞI EVDEN AYRICA BENİM YAPACAĞIM SEÇİM DOĞRULTUSUNDA PARALEL EVRENDEKİ DEĞİŞİM DİĞER İNSANLARINDA DEĞİŞİMİNİ VE ONLARIN DEĞİŞİK KARARLARINI VE ONLARINDA PARALEL EVRENDEKİ DEĞİŞİMLERİNİ VE BÖYLELİKLE SONSUZ BİR KARMAŞAYI OLUŞTURUR YANİ SAÇMALIĞIN DANİSKASI İNSAN 1 TANEDİR MADDEN VE MENEVİ OLARAK TEK BİR YAPTIĞI VE TEK BİR HAYATI VARDIR ZAMANDA YOLCULUK YOKTUR OLSA BİLE BİLDİĞİNİZ ZAMANDA YOLCULUK DEĞİLDİR O İNSANLARA VERİLEN BİR ŞEY DEĞİLDİR
-25  
Misafir
PARALEL EVREN DİYE BİR ŞEY OLAMAZ ÇÜNKÜ BİR İNSAN SADECE 1 TANEDİR MADEM BAŞKA EVRENDEN BENDEN BAŞKA BİRİ DAHA VAR O ZAMAN NEDEN BEN O DEĞİLİM ŞU AN ORADA DEĞİLİM BURADAYIM ASLINDA ÇOK BASİT Bİ KONU İNSANLARIN SEÇİMİYLE DEĞİŞEN BİR DÜNYASI VAR EĞER BİR İNSAN BİR DAĞIN BAŞINA GİDER ORADA KALIRSA ÖMRÜNÜN SONUNA KADAR HİÇ BİR YERE KIMILDAMAZSA VE 1 ODAD YAŞAYIP HİÇ DIŞARI ÇIKMAYIP SADECE YEMEK YİYİP ÖLENE KADAR ORADA KALIRSA VE HAYATINA YÖN VERECEK ŞEYLER YAPMAZSA O ZAMAN O KİŞİNİN PARALEL EVRENİ YOKMU ??? O ZAMAN SADECE 1 EVRENİ KALIYOR O DA YAŞADIĞI EVDEN AYRICA BENİM YAPACAĞIM SEÇİM DOĞRULTUSUNDA PARALEL EVRENDEKİ DEĞİŞİM DİĞER İNSANLARINDA DEĞİŞİMİNİ VE ONLARIN DEĞİŞİK KARARLARINI VE ONLARINDA PARALEL EVRENDEKİ DEĞİŞİMLERİNİ VE BÖYLELİKLE SONSUZ BİR KARMAŞAYI OLUŞTURUR YANİ SAÇMALIĞIN DANİSKASI İNSAN 1 TANEDİR MADDEN VE MENEVİ OLARAK TEK BİR YAPTIĞI VE TEK BİR HAYATI VARDIR ZAMANDA YOLCULUK YOKTUR OLSA BİLE BİLDİĞİNİZ ZAMANDA YOLCULUK DEĞİLDİR O İNSANLARA VERİLEN BİR ŞEY DEĞİLDİR
+0  
ceycey
Kolektif bilinçdışı, psikanalist Carl Jung tarafından kullanılan analitik psikoloji konusudur. Jung'a göre kolektif bilinçdışı, insan veya hayvan hafızasında kayıtlı ve yaşadığı kültüre dayalı her türlü imgeler, semboller, dil ve diğer tecrübeleri kapsar ve psikenin bu tecrübeleri kendi kendine nasıl organize ettiğini inceler. Jung kolektif bilinçdışını, kişiye özel tüm deneyimleri kapsayan kişisel bilinçdışından ayrı tutar. Kolektif bilinçdışı, tüm bir türün kişisel deneyimlerini bir araya getirip organize eder.
+0  
ceycey
Kolektif bilinçdışı, psikanalist Carl Jung tarafından kullanılan analitik psikoloji konusudur. Jung'a göre kolektif bilinçdışı, insan veya hayvan hafızasında kayıtlı ve yaşadığı kültüre dayalı her türlü imgeler, semboller, dil ve diğer tecrübeleri kapsar ve psikenin bu tecrübeleri kendi kendine nasıl organize ettiğini inceler. Jung kolektif bilinçdışını, kişiye özel tüm deneyimleri kapsayan kişisel bilinçdışından ayrı tutar. Kolektif bilinçdışı, tüm bir türün kişisel deneyimlerini bir araya getirip organize eder.
+1  
Misafir
Merhaba, Dejavu olayını Jung "Kollektif Bilinç Dışı"ile açıklamıştır. "Kolektif bilinçdışı, psikanalist Carl Jung tarafından kullanılan analitik psikoloji konusudur. Jung'a göre kolektif bilinçdışı, insan veya hayvan hafızasında kayıtlı ve yaşadığı kültüre dayalı her türlü imgeler, semboller, dil ve diğer tecrübeleri kapsar ve psikenin bu tecrübeleri kendi kendine nasıl organize ettiğini inceler. Jung kolektif bilinçdışını, kişiye özel tüm deneyimleri kapsayan kişisel bilinçdışından ayrı tutar. Kolektif bilinçdışı, tüm bir türün kişisel deneyimlerini bir araya getirip organize eder" http://www.hipnoterapi.com/jung.htm
+2  
Misafir
Merhaba, Dejavu olayını Jung "Kollektif Bilinç Dışı"ile açıklamıştır. "Kolektif bilinçdışı, psikanalist Carl Jung tarafından kullanılan analitik psikoloji konusudur. Jung'a göre kolektif bilinçdışı, insan veya hayvan hafızasında kayıtlı ve yaşadığı kültüre dayalı her türlü imgeler, semboller, dil ve diğer tecrübeleri kapsar ve psikenin bu tecrübeleri kendi kendine nasıl organize ettiğini inceler. Jung kolektif bilinçdışını, kişiye özel tüm deneyimleri kapsayan kişisel bilinçdışından ayrı tutar. Kolektif bilinçdışı, tüm bir türün kişisel deneyimlerini bir araya getirip organize eder" http://www.hipnoterapi.com/jung.htm
+0  
Misafir
Merhaba, Dejavu olayını Jung "Kollektif Bilinç Dışı"ile açıklamıştır. "Kolektif bilinçdışı, psikanalist Carl Jung tarafından kullanılan analitik psikoloji konusudur. Jung'a göre kolektif bilinçdışı, insan veya hayvan hafızasında kayıtlı ve yaşadığı kültüre dayalı her türlü imgeler, semboller, dil ve diğer tecrübeleri kapsar ve psikenin bu tecrübeleri kendi kendine nasıl organize ettiğini inceler. Jung kolektif bilinçdışını, kişiye özel tüm deneyimleri kapsayan kişisel bilinçdışından ayrı tutar. Kolektif bilinçdışı, tüm bir türün kişisel deneyimlerini bir araya getirip organize eder" http://www.hipnoterapi.com/jung.htm
+0  
Misafir
PARALEL EVREN DİYE BİR ŞEY OLAMAZ ÇÜNKÜ BİR İNSAN SADECE 1 TANEDİR MADEM BAŞKA EVRENDEN BENDEN BAŞKA BİRİ DAHA VAR O ZAMAN NEDEN BEN O DEĞİLİM ŞU AN ORADA DEĞİLİM BURADAYIM ASLINDA ÇOK BASİT Bİ KONU İNSANLARIN SEÇİMİYLE DEĞİŞEN BİR DÜNYASI VAR EĞER BİR İNSAN BİR DAĞIN BAŞINA GİDER ORADA KALIRSA ÖMRÜNÜN SONUNA KADAR HİÇ BİR YERE KIMILDAMAZSA VE 1 ODAD YAŞAYIP HİÇ DIŞARI ÇIKMAYIP SADECE YEMEK YİYİP ÖLENE KADAR ORADA KALIRSA VE HAYATINA YÖN VERECEK ŞEYLER YAPMAZSA O ZAMAN O KİŞİNİN PARALEL EVRENİ YOKMU ??? O ZAMAN SADECE 1 EVRENİ KALIYOR O DA YAŞADIĞI EVDEN AYRICA BENİM YAPACAĞIM SEÇİM DOĞRULTUSUNDA PARALEL EVRENDEKİ DEĞİŞİM DİĞER İNSANLARINDA DEĞİŞİMİNİ VE ONLARIN DEĞİŞİK KARARLARINI VE ONLARINDA PARALEL EVRENDEKİ DEĞİŞİMLERİNİ VE BÖYLELİKLE SONSUZ BİR KARMAŞAYI OLUŞTURUR YANİ SAÇMALIĞIN DANİSKASI İNSAN 1 TANEDİR MADDEN VE MENEVİ OLARAK TEK BİR YAPTIĞI VE TEK BİR HAYATI VARDIR ZAMANDA YOLCULUK YOKTUR OLSA BİLE BİLDİĞİNİZ ZAMANDA YOLCULUK DEĞİLDİR O İNSANLARA VERİLEN BİR ŞEY DEĞİLDİR
-7  
Misafir
paralel evrenle ilgili elle tutulur gözle görülür neyimiz var? yarın yazılım var ama yine de konu çok dikkatimi çekti okudum.. ben inanıyorum ama herhangi bi' bulgu içinde ölüyorum şuan..
+0  
Misafir
paralel evren dejavu olayını acıklıyor..ayrıca matematıksel hesaplar da kanıtlıyor bunu..ve de paralel evrenlerın varlıgı kanıtlanırsa zamanda yolculuk yanı -paralel evrenler arası yolculuk- fiziksel olarak olmasa da olabılır
+6  
Misafir
Ya bir kerede karar verip bir kerede yaşamıyor muyuz biz duyguları ben şu kolumu kırarsam bu evrende paralel evrendeki ikizimin de canının acıması gerekir aynı şekilde ona bir şey olsa benim hissetmem gerekir neticede benim aynım değil mi??? Paralel evren diye bir şey varsa da oda şüphesiz hayallerimiz yani hayal dünyamız bilinçaltımızdır.. Bir başka biz var orada ama en doğru kararları alan (kendince) ve her şeyin yolunda gittiği evren :) Dini yönden de çok eleştirilmemeli bence neticede her şeyin en iyisini Allah bilir :)
-7  
Misafir
kısaca bunlar din ile açıklanamaz
+1  
Misafir
Dini bahane edip paralel evrenler teorisine karşı çıkanları anlayamıyorum. Yüce Allahın neyi yaratıp yaratmadığına karar vermeye çalışan zavallılar , yüce Allah paralel Evrenleri yaratıp yaratmaycağını size mi soracaktı? Kaldı ki cennet diyoruz cehennem diyoruz, cennetin eni yerle gök arası kadar şeklinde hadislerden bahsediyoruz, sonsuzluğundan bahsediyoruz bunların hepsinin siz bu kainat içinde olduğunu mu sanıyorsunuz gerçekten? Sizce kıyametin olduğu herşeyin ölümlü olduğu bir kainat içinde cennet ve cehennem gibi sonsuzluklar mükünolabilir mi? Bunların başka evrenler olması mı kabullenemiyorsunuz? Yoksa kader konusunun Allahın takdirinde oluşunu ve sizinle %99,999 aynı iradeye sahip canlılar yaratmış olmasını Allah'a mı yakıştıramıyorsunuz anlamıyorum? Paralel Evrenler varsa ki bana göre cennet ve cehennem gibi evrenler de paralel evren kavramına girer, bunları da Allah yaratmıştır demek mi zor geliyor sizede uydurduğunuz şeyleri islama yaftalamaya çalışıyorsunuz? dini ileri sürerek paralel evrenlere karşı çıkanlar bu açıdan düşünsün : Cennet, cehennem, ahiret bunların hepsi paralel evren teorisine uygun görünüyor çünkü hepsinin kendine ait fizik kuralları var. Cehennemde zaman sürekli geri alınıp aynı an sonsuza dek yaşatılıyor gibi cennette muhtemelen zaman kavramı imajiner kütlede aynı şekilde ve bu ndenle sonsuz olabiliyor bu da einsteinin formülleriyle açıklanabilir. Cennet kavramının formüllerle açıklanabilmesi ve aklımıza bu kadar yaklaşması kendine müslüman diyenleri neden kızdırıyor? Ben bir müslüman olarak yukarıda paralel evrenler teorisine islamı göstererek karşı çıkan kişilerin samimiyetine inanmıyorum. Kendi düşüncesinize islamı bahane etmeyin. Evet, paralel bir evren varsa oradaki olay zinciri ve gerçeklik buradakine etki etmyeceğinden elbette bir şekilde gözlemlenemez ve bu nedenle belki de kanıtlanamaz şeklinde düşünebilirsiniz ama tersini düşünün cenneti görememeniz oranın varolmadığı anlamına mı geliyor? Bu kendine müslüman deyip de bilime karşı çıkanlar zamanında uzay filan da yok diyorlardı. Oysa yasin suresinde çok açık ayetler var, enbiya suresinde bile yerle gök bitişikti biz onu birbirinden ayırdık demiyor mu? ayet belki başka bir şeyi de kastediyor olabilir ama ya gerçekten big bang tan bahsediyorsa? ki şu anki bilgimizle baktığımızda gerçekten bigbang öncesinde yerle gök ayette geçtiği gibi birbirine yapışıktı sonra ayrıldı. Dahası bir kainatı yaratan Allah'ın gücü sonsuz tanesini yaratmaya yetmeyecek mi zannediyorsunuz? Hangi hakla islamı ileri sürüyorsunuz yalan yanlış düşüncelerinizi açıklarken? Yukarıda birisi evrim teorisi hakkında da saçmalamış. Bakın, evrim teorisinde yaratıcının olmaması gibi birşey yok, tam tersine Yüce Allah, canlıları belli kurallar dahilinde de ortaya çıkarmış olabilir. Önce atomu sonra molekülü sonra canlıyı kademeli bir şekilde yaratmış olabilir. Anne karnınıdaki yaratılışımız bu açıdan bir çeşit hızlı evrimdir. Evrim teorisi deyip küçümsemeyin dikkatli bakın göreceksiniz : Evrim aslında mucizevi ve Allah'ın varlığını kanıtlayan bir olaydır çünkü evrim aslında Kainatın ikinci yasası olan entropi yasasına aykırdır ve bu nedenle evrimin olabilmesi ancak Allah'ın varlığı ile mümkün olabilir. Yabancı birisi bir doğru söyleyip sonra onun peşine kendi dini düşüncesini koyuyor diye sırf bu yüzden söylediği ilk yarının doğruluğunu görmezden gelmek islamiyete zarar vermektir. Gözünüzü açın, anne karnında şekilden şekile sokulmamız bir hızlı evrimdir ve bu zannetiğinizin tersine Allah'ın varlığına kanıttır çünkü DNA denilen molekül kendi kendine bir çocuk haline gelme kabiliyetine sahip değildir. Demek ki kainatın dışından bir güçle buhali alıyor, bu da Allah'ın varlığına kanıttır. düşünerek ilerleyin kör gitmeyin. Peygamberin miracını hatırlayın, geri geldiğinde yatağı hala sıcaktı. Bunlar, paralel evrenler teorisine son derecede uygundur. Zamanın olmadığı yerleri hayal etmekten niye korkuyorsunuz? Allah ilmiyle heryerdedir ama zati olarak zamandan ve mekandan da münezzehtir. Paralel evrenleri yaratması Allahtan birşey eksiltmez onu yormaz da. Bu tür sanıları islama yaftalamayın bari ben böylle düşünmüyorum deyin sadece millete yanlış bilgi vermeyin. İntihar eden insana bunun kıyamete kadar yaşatılacağı söylenir. Bu fikir bile aslında çoklu dünyalar teorisi ile açıklanabilir. İslamdaki çoüu şeyi bilimsel olarak açıklayabilen bu teorilere karşı çıkmanın mantığı olamaz. Çoklu dünyalar teırisinde bir dünyada da insanlar intihar eder ancak ölmezler bu ndenle sonsuza dek aynı şekilde intihar ederler. Bu da intihar eden kişilerle ilgili azabın bu açıdan doğru olduğu şeklinde yorumlamanaz mı ? Sizi bilmem ama bu şekilde düşünmek benim daha çok hoşuma gidiyor. Kendim hesaplamalı kimya çalışıyorum ve gerçekten kuantum fizğindeki formülleri moleküllere uyguladığımızda %99,999 oranında doğru sonuçlar elde edildiğini görüyorum. Öyleyse paralel evrenlerin olmaması için hiçbir sebep yok. Bunda formül bu kainatta doğru sonuç veriyorsa bu formüllerin değişkenlerinden oluşan paralel evrenlerin varlığıda son derece mümkün görünüyor.
+82  
Misafir
ne kadar yorucu bu paralel evren fikri...
+0  
Misafir
düşünsenize;tıpa tıp aynımız olan ve bizim göremediğimiz farklı evrenlerde yaşayan insanlar,önümüze çıkan yol ayrımlarında bambaşka kararlar vermiş ve bunun etkisiyle bizim önümüze hiç çıkmamış çıkmayacak yollarda ilerleyen insanlar;Allah bizi yarattı ve irade verdi,öyleyse farklı seçilecek olan bir sürü yol,karar ve hayatımız var,ve bu farklılıkları yaşaması gereken insanlarda olacaktır,ancak biri bana ne kadar benzerse benzesin bir yol ayrımında benim verdiğim kararı vermiyor o yola sapmıyor ve fikirleri değişik ise zaten o ben olmam olamam,tabiki de Rabbimin yarattığı birden çok evren olabilir,ve o evrenlerde bizim evrenimizde yaşayan hiç kimseye benzemeyen insanlarda olabilir,
+0  
Misafir
bakın bence bu de ja vu dediğimiz şey başka bi paralel evrende yaptımız işi hatırlamamız olyo. bence ruhumuz ve bedenımız diğer paralel evrenlebirlikte yaşıyor. aynı anda farklı şeyler yapıyoruz farklı yaşam turu suruyoruz olabılır. yada olu olabiliriz. ama paralel evrende onceden yaptıgımız yada gelecekte yaptımış seyleri hatırlıyoruz ve bu de ja vu oluyor benım kendı dusuncem budur. daha ayrıntılı bu konuyu gorusmek isteyen varsa facebooktan bana ulaşşın. onur-altundal@hotmail.com bu konuyu ayrıntılı konusabiliriz :)
+10  
Misafir
CENNET VE CEHHENEM, MADDESEL ALEME AİT VARLIKLARDIR, BÜYÜK PATLAMAYLA OLUŞAN, ÖNCEDEN GAZ BULUTU İKEN SONRADAN KATMANLAR ŞEKLİNDE GALAKSİLERDEN İBARET HALE GELEN İMTİHAN EVRENİNİN AZ ÖTESİNDE BULUNURLAR. İMTİHAN EVRENİNİN YIKILAMSI DEMEK OLAN KIYAMETTE SADECE ZEKİ UYGARLIKLARIN İMTİHAN EDİLDİĞİ GEZEGENLER KALACAK, DİĞER GÖK CİSİMLERİ İSE İLK PATLAMADAKİ AYNI NOKTAYA DÜRÜLECEK (ÇÖKECEK) TİR. TUTULAN GEZEGENLERDE YAŞAMIŞ OLAN TÜM CANLILAR YAŞADIĞI GEZEGEND EMADDESLE OLARAK DİRİLTİLECEKTİR. HESAP SÜRECİNE BAŞLARKEN DE CENNET VE CEHENNEM MAHŞERLERİN HALKI TARAFINDNA GÖRÜLECEK ŞEKİLDE YAKLAŞTIRILACAKLARDIR. HESAP SÜRECİ BOYUNCA MAHŞERLERİN HALKLARI, CENNET VE CEHENNEM’İ UZAYIN DERİNLİKELRİNDEN YAKLAŞTIRILMIŞ OLARAK GÖRECEKTİR. ÖLÜMLE DİRİLME ARASINDA GEÇEN BERZAH ALEMİ İSE MADDESEL EVRENE PARALEL EVRENDİR. KİMİ ÖLÜLERİN RUHLARI DÜNYAYA HAPSOLUNMUŞ İKEN KİMİ ÖLÜLEİRN RUHLARI GEZEGENLER KANDİLLER (YILDIZLAR) ARASIND ADOLAŞIRLAR. KİMİ ÖLÜLEİRN RUHLARI CENNET’E DE GİDER VE DOLAŞIR. KİMİ ÖLÜLERİN RUHLARI CEHENNEM’E DE ARZ EDİLİR. MADDESEL BEDENE SAHİP OLMAYAN RUHLAR, MADDESLE ALEMİN PARALELİ OLAN BERZAH ALEMİNDE DOLAŞIRLAR. DİİRLME İLE TEKRAR MADDESLE BEDENE SAHİP OLARAK DİRİLİRLER.
+8  
Misafir
Gerçekten ''parelel evren'' var mı. Daha yaşımın 12 olmasına rağmen bu tür merak uyandıran konulara ilgim vardır. Ama en çok merak ettiğim uzaylılar var mı.Belki 1 milyon ışık yılı kadar sonra keşfedilecek ama bence böyle bir durum var.Çünkü bu kadar büyük bir evrende yaşayan tek varlık tek canlı biz olamayız.Ve sıra deja'vuya gelince bir olay tekrar yaşamak galiba. Bana bu tür olaylar beş altı defa oldu çok garip.İnsanoğl'unun keşfedemediği bazı sırlar vardır ve bu sırları hiç bir zaman keşfedemezsin eğer keşfedersen ve keşif edilemicek bir konu kalmazsa zaten Dünya'nın sonu gelir.Ama aslında Dünya'nın sonu diye bir şey yok.Bence bu çağ bitecek ve başka bir çağ başlayacak.Bu işler bir çıkmazdır ve uzun bir zaman çözülmez Saygılar Ege aydıncık
+13  
Misafir
Gerçekten ''parelel evren'' var mı. Daha yaşımın 12 olmasına rağmen bu tür merak uyandıran konulara ilgim vardır. Ama en çok merak ettiğim uzaylılar var mı.Belki 1 milyon ışık yılı kadar sonra keşfedilecek ama bence böyle bir durum var.Çünkü bu kadar büyük bir evrende yaşayan tek varlık tek canlı biz olamayız.Ve sıra deja'vuya gelince bir olay tekrar yaşamak galiba. Bana bu tür olaylar beş altı defa oldu çok garip.İnsanoğl'unun keşfedemediği bazı sırlar vardır ve bu sırları hiç bir zaman keşfedemezsin eğer keşfedersen ve keşif edilemicek bir konu kalmazsa zaten Dünya'nın sonu gelir.Ama aslında Dünya'nın sonu diye bir şey yok.Bence bu çağ bitecek ve başka bir çağ başlayacak.Bu işler bir çıkmazdır ve uzun bir zaman çözülmez Saygılar Ege aydıncık
+1  
Misafir
paralel evrenler teorisi adı da üstünde olduğu gibi daha teori bi kesinliği yok tabi ki doğruda olabilir olayı hemen dine aykırı görmemek gerek insan aklı bu harika düzeni sorguladıkça ALLAHa daha da yakınlaşacaktır bana göre paralel evrenler konusu rüyalarla alakalı oabilir çünkü insan rüyasında kendi hayal dünyasının yansımalarını görür ve rüyada zaman çok daha hızlı akar bir nevi zamanda yolculuk da diyebiliriz deja vu olayıda yine rüyayla alakalı olabilir önceden rüyamızda gördüğümüz ve bilinçaltına yerlesen olayları normal hayatta tekrar yasayabiliriz şuraya gelmek istiyorum paralel evren dediğmiz şey rüyada görüp daha sonra gerçek hayatta bi daha yasadığımız(dejavu) iki farklı alem arasında kesişmedir unutmadan sunuda söyliyim allah kuranda şöyle buyurur insanın ruhu bedenden iki defa ayrılır bi ölünce bir de rüyada o zaman biz rüyada farklı bi aleme veya evrene geciyoruz ve uyandığımızda farklı evrende oluyoruz ve bu iki evrende yasadıklarımızda paralellik gösteriyo....
+4  
Misafir
eğer yüksek teknolojili bir evrenden bir başka versiyonum bana bakıyorsa kesinlikle bana acıyordur. İnsanların sürekli doğru karar aldıkları yerleri düşünsenize? Yani belki ölüp yeniden doğma (reenkarnasyon) yok ama paralel evren kavramı kesinlikle var. İşte bu evrenlerin bir anlığına birbirine geçtiği zamanlar de ja vu zamanları oluyor, öyle ki bunlar çok sık olmuyor sebebi ise(bence) her zaman aynı kararları vermediğimiz için aynı durumları yaşayamayız ama her insan bir kere yaşamıştır. Bence milyonlarca paralel evren var, yoksa de ja vu hali gerçek olmazdı.
+0  
Misafir
konunun dışına çıkacağım ama ya ben şu ''yüce allah bize bilmediğimiz bişeyi araştırmayalım, ondan korkalım, sormayalım soruşturmayalım diye bu beyni verdi'' diyen zihniyeti algılayamıyorum. neyin kafasını yaşıyosunuz siz ya? hiç kimse ben başkasına zarar vermediğim sürece benim özgür irademi kısıtlayamaz, ben istediğim sürece bu tür konuları araştırabilirim, istediğim gibi bir düşünceye sahip olabilirim önce bunu beyninize bi yazın. size ne düşündüğüm, araştırdığım şeyin günah olmasından? madem allaha inanıyosunuz, o zaman bu şeyler benimle allahın arasındadır, benim bu düşüncelerimede saygı gösterip kafanızdan uydurduğunuz günahları falan benim kafama sokmaya çalışmayın. ki madem günah o zaman allah bunları yapmamı engellerdi dimi? önce kader denilen şeye inanırsınız, kaderimizde böyle yazıyomuş dersiniz, sonrada cehenneme gitmemek için böyle saçmalarsınız.. madem kader diye bişey var o zaman benim böyle yapmam önceden allah tarafından yazılmış, o zaman cennet ve cehennem nasıl var olabilir ki? yani bizim elimizde değilmiş bunları yapmamız kaderde yazıyomuş.. ya lütfen biraz düşünün, lütfen.. böyle bişey mümkün mü? eğer cennet ve cehennem yoksa günah ve sevap kavramlarıda ortadan kalkar zaten. daha fazla yazmak istemiyorum ama eminim şimdi sizin dininize laf söyledim ya, sizde bana ?'' dünyada bir milyara yakın -ki değil- müslüman var, insanların bu inançlarına hareket etmek saygısızcadır '' falan dersiniz.. peki böyle diyen kişiler, aynı duyarlılığı ... milyon -sayısını tam bilmiyorum- ineğe tapanlar -hinduism- içinde gösteriyorlar mı? kendi dininizden olmayanların kendi dininize saygı duymalarını isteyecek, ama saygılı davranmayanlara ahlaksız diyecek ve insanlara ''kendi dinimizden olmayanlar ahlaksızdır'' mantığını yedirmeye çalışacak kadar zeki, ama bazı insanların bu içinde bulunduğunuz çelişkili durumu anlamayacağını düşünecek, veya sadece madalyonun bi tarafından bakabilecek kadar gerizekalısınız. başka bir şey yazmayacağım, son bir şey söyleyeyim: if one person has an imaginary friend, they're crazy, but if many people have the same imaginary friend, it's religion.. wtf? iyi akşamlar/ iyi günler hepinize.
+4  
Misafir
önce bilimi reddedersiniz sonra da bakarsınız doğrudur, bu defa da dini anlamda sahiplenirsiniz.çevremizde gördüğünüz ve kullandığınız bütün nesneler bilimin eseridir.ayrıca diyelim ki kainatın bir yaratıcısı var.ama yaratıcının Allah olduğunu nasıl ispat ediyorsunuz.
-9  
Misafir
Yüce ALLAH bize bilmediğimiz şeylerden hep korkalım araştırmayalım düşünmeyelim her olanı yargılamadan kabullenip yutalım sormayalım soruşturmayalım diye bu beyini verdi.Asıl bunlara karşı durarak araştırılmasını bile engelleyen zihniyet göreceğim öte aleme gittiğinde bunun hesabını verebilecek mi?Yazık ki küçük düşüncelerle at gözlüğünü takanların biz olduğunu zanneden kişi;Hiçbirşeyi bilmediğimiz gibi bunu da bilmiyoruz ve bunun kararını vermek sana düşmüyor...
-17  
Misafir
Arkadaşlardan birisi "neden din adamları bu tür teorilere hep karşı anlam veremiyorum ben. eğer gerçekten paralel bir evren varsa onuda Allah yaratmıştır ve belki 1000 sene sonra bunuda insanoğlu çözecek. din adamları hep bilime karşı bu çok yanlış. eğer varsa bir pararalel evren onunda yaratıcısı belli. yüce ALLAH." sözleri ile en kısa ve net bir yorumda bulunmuş zaten. Aynı kanıdayım. Teşekkürler.
+1  
Misafir
Bu fikirler fizikten çok felsefi düşünceden başka bir şey değildir. Fizik böyle varsayımlara dayandırılıyorsa Böyle varsayımlarla sonsuz varoluş teorisi yaratılabilir? Hatta bu teorileri düşünebilen herkes yapıp ortaya atabilir? İşte size bir kaç örnek: Belkide evren bizi değil biz ereni kapsıyoruz. Yoksa Her ruh kendine ait bir evrendemi yaşıyor? Belkide her ruh kendi evrenini yaratıyordur? Ya da evren diye birşey yoktur. Hepsi bizim düşüncemizdir? Hepsi bir hayal. Belkide hiç bir şey, hiç bir canlı yoktur. Belkide sen kainatta yalnızsın. Canın sıkılmasın diye herşeyi hayal ettin. Bu öyle bir hayaldi ki ancak öldüğünde uyanmak üzere kendini ayarladın. Uyandığında başka bir bedenle, başka kişilikle ya da başka fizik kurallarının geçerli olduğu bir ortamda tekrar hayalleyeceksin. Ya da evren bizim düşündüğümüzden çok çok farklı bir şeydir: Şöyleki: Bilgisayar ortamında bilinçli bir karekter varlığı düşünün. Bu karekter çevresini algılamaya çalışırken gördükleriyle algılar. Oysa aslında kendisi gerçekte yoktur. Aslında bilgisayar programıdır ve onu ekrandan izleyen çok çok farklı bir alem vardır. Ama o bu alemi asla anlayamaz, idrak edemez. Bu imkansızdır. Çünkü programlayıcı ona bunu anlayacak bilgiyi vermemiştir. Programlayıcı ona sadece program içinde kullanacağı kadar bilgi vermişir. Hasılı; İnsanların aciziyetlerini unutup varoluşu anlama çalışmaları nafile bir çaba gibime geliyor. Ortaya atılan bu teoriler tamemen varsayımdır. deneylerle ispatı mümkün değildir. Kaldı ki bizler henüz içinde vulunduğumuz evreni hatta maddenin en basit yapı taşının ne olduğunu dahi anlamış değiliz. Zaman nedir? tarifini bile yapamayan insanoğlunun yetersizliği gün gibi ortadadır. Dikkat edin bilim geliştikçe yaratıcıya inanmak daha bilimsel duruyor. Asıl Akıl almaz olan şey yaratıcının olmaması fikridir. Zafer/Erzurum
+8  
Misafir
Aslında bunu anlaman imkansız zaten sen bir insan olarak bunu anlama diye beyninin sadece çok azını kullanabilme yetisine sahipsin:D Tahminime göre DEJAVÜ denilen olayda bizim yarattığımız mini evrenlerin birbiri ile kesişme anıdır yani dejavu yaşadığın anda,sen önceden yaptığın bir seçime farklı bir cevap vermiş olsaydın da olacak olan şeyin aynı olma durumudur bundan ötürü senin yarattığın yaşan olaslıklar(paralel evrrenler) bir biri ile kesişir yani senin aslında önceden olduğunu düşündüğün olayı(dejavu) beynin kullanamadığın ve olasılıklarlarınıda yaşatan kısmı ile aynı anda olma durumudur yani bunu beynin biliyordur ve sende beynin kullanabildiğin yerinde bunu öğrendiğin zaman bildiğinden haberdar olursun.UMARIM ANLATABİLMİŞİMDİR :D !!!SADECE TAHMİN YÜRÜTÜYORUM !!!
+2  
Misafir
Bilim adamlarının günümüzde doğa ve uzay üzerine yaptıkları araştırmalar açık bir gerçeği göstermektedir: “Kusursuz bir yaratılış”. Ancak bu fikri kabullenemeyenler ortaya attıkları bazı iddialarla bu gerçeğin üzerini örtmeye çalışıyorlar. Medyada çıkan, “İnsan ile maymun arasındaki ara geçiş formu bulundu” ya da “Dünya dışındaki bir gezegende yaşamın izlerine rastlandı” türünde başlıklı haberler hep bu amaca hizmet ediyor. Şimdilerde ise “paralel evrenler” konusu rağbet görüyor. Bu iddia evrenin büyük bir patlama ile yaratılışı gerçeğinin karşısına bir tez olarak sunulmaya çalışılıyor. Üstelik hiçbir somut kanıtı olmaması ve kendi içinde önemli çelişkiler barındırmasına rağmen
-5  
Misafir
Ben Sizi Öteki Tarafta Göreceğim, Bakalım Orada da (Haşa)Sadist Diye İsimlendirebilecek misiniz? O Zaman Görücem Ben Sizi Şizofrenin Kim Olduğuyla İlgili... Hani Aşırı Dinci Diye Lakaplandırdığınız Ama İnançlarını En Yüksek Safhada Yaşayan İnsanlara Örümcek Kafalı Ya da Gerici veya Yobaz Diyorsunuz ya, Asıl Tüm Bunları Yapan Sizsiniz. At Gözlüğü İle Etrafınıza Bakıp İnançlarına Bağlı İnsanları Bilinçsizce Eleştiriyor Hatta Eleştirmekle Kalmıyor Aşağılayıp Küfrediyorsunuz. Siz Materyalistsiniz ve Bu Sizin G.t Korkunuzdan Dolayı İnanmamayı Seçmenizden Kaynaklanıyor. Şu Bir Gerçek ki Kolayı Seçmeniz (İnanmayarak) Kolaylıklarla Karşılaşmanız Anlamına Gelmiyor. Şöyle Geriye Dönüp Bir Bak Bakalım Gerçekten Mutlu musun? Huzurlu musun? Paran Vardır, Sevdiklerin Vardır Ama İsimlendiremediğin Bir Boşluk Taşıyorsun İçinde ve Bunu İnkar Etmeye Devam Ettiğin Sürece O HASTALIĞI TAŞIMAK ZORUNDASIN... Aslında İnsanlara Acınmaz Sadece Üzülünür Ama Biliyorum ki Hayvanlar Bile Yaratıcı Olan Rabbine Tam Bağımlıdır O Yüzden Size Acıyorum...
-12  
Misafir
bir şeyide dine bağlamayın be kardeşim! her yeni bir şey keşfedildiğe, icat edildiğinde ilk önce karşı çıkarsınız yok bu kutsal kitabımıza göre uygun değil böyle bir şey olamaz, ondan sonra tüm dünyada kabul edilmeye başladığı zaman anında kutsal kitap da yazıyorda, biz yanlış yorumlamışız cart curt kelime oyunlarıyla kutsal kitaplarınıza uygun hale getirirsiniz! bundan 50 sene sonra bakalım evrim teorisini kutsal kitaba nasıl uygun hale getirecekler merak ediyorum?
-3  
Misafir
dejavu paralel evren ile alakalıdır
+3  
Misafir
Paralel evren aslında şuan var olduğu ve hatta gördüğümüz ama algılayamadığımız bir gerçek teoridir.
+1  
Misafir
fringe dizisini izleyiniz bir paralel evrenin olacağı KANISI na varma ihtimaliniz yükselecektir.
+11  
Misafir
zaman içinde zaman, mekân ötesi mekân kavramı islam literatüründe elbette var. evliya, hakk'ın izni ve kudretiyle buna birçok misaller göstermişlerdir. evliya menkıbelerinde bunun değişik örneklerini okuyoruz. kırk vezir hikayeleri ve billur köşk hikayeleri adlı kitaplarda ilginç menkıbeler okumak isteyenler bu kitaplara baksınlar. seliskitaplar yayınlarından çıktı. pertev bünyanlı
+0  
Misafir
zaman içinde zaman, mekân ötesi mekân kavramı islamda elbette var. ecliya hakk'ın izni ve kudretiyle buna birçok misaller göstermişlerdir. evliya menkıbelerinde bunun değişik örneklerini okuyoruz. kırk vezir hikayeleri ve billur köşk hikayeleri adlı kitaplarda ilginç menkıbeler okumak isteyenler bu kitaplara baksınlar. seliskitaplar yayınlarından çıktı. pertev bünyanlı
-1  
Misafir
Anlamadım :p
-3  
Misafir
PARALEL EVREN İSLAMİYETTEDE VAR... Buraya yaptığım yorumdan sonra,konuya aklım takıldı ve düşünmeye başladım.İşte o sırada yıllar önce anlatılanmıydı, yoksa okuduğummuydu inanın hatırlamıyorum.Bir müslüman genç yüksek din eğitimi almak için,o günün ulamalarıdan birinin medresesine devam eder.Bir gün namaz için derse ara verildiğinde,bu genç o günki dersin konusunu bir türlü kavrayamamış,ulama ile şadırvana doğru ilerlerken,''hocam nasıl oluyorda,insan aynı zamanda iki ayrı mekanda olabili -yor, aklın alması çok zor'' demiş.Ve abdes almaya başlamışlar.Genç kolunu yıkmak için avcuna suyu almış,diğer elide bileğinde,bir anda kendini bambaşka bir yerde bulmuş.Orada çalışmış evlenmiş,çocukları olmuş.Ve kolunu sıvazlıyan eli dirseğine geldiğinde,kedini şadırvada bulmuş.Abdes işi bitince,ulamaya dömüş ;''Şimdi anladım hocam'' demiş.Bu hikaye neyi anlatıyor sizce...Biz mini minnacık aklımızla,yüce Rabin bilincinimi tartışacagız.Çevremizde gördükleriniz,size hiç mi fikir vermiyor.Hayvanlar alemininde ve bitkiler alemineki şu çeşitliliğe bir bakın.Sadece kelebeklerin kaç çeşit olduğunu bir öğrenin.İnsanın şaşkınlık geçirmemesi mümkündeğil.Yer yüzünde bunca çeşitlilik,sadece dünyaya mı ait?Evren bir çöl kadar sade mi yani?Bu görünen gerçeği bile kavrayamayan akılın (lutfen tenkit olsun demiyorum,malum beş parmagın beşide bir değil),paralel evreni kavramaması çok normal.Bu İsa'nın doğduğu tarihlerdeki,insanlara bugünki medeniyeti anlatmak gibi.Acaba anlatan olsa ona inanırlarmıydı.Yada ona ne yaparlardı.Hoşca kalın.(Y.Bingöl)
+23  
Misafir
Elbetteki bir yaratıcı var.Ancak ''O'' yaratıcının neler yarattığını düşünerek,bilimsel görüşü ortaya koymak gerekmez mi?İnancımıza göre,şeytanı yaratan ,rabbim ona kadar neler yaratması,çok önemli olmaması gerekir.Mutlaka manevi bir yapımız olacaktır.Ancak insanları düşünceleri ile yargılamamak yerine,hakikatin yada gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlamak.bence daha üstün ilahi bir meziyettir.Dinsel düşüncesine saygılıyım,ama arkadaşımın anlattıkları içince bir tek müslüman yok.Tersine söz ettikleride,islamdan gelmiyor.Şimdi şunu sorarım;Hepside inandığımız Rabbin kulları değil mi?Önce şu çok açık,bilim mistik olamaz.İtalyada bir bilim adamı tüpde bebek yapacağım dediğinde yer yeriden oynadı.Tüm şimşekleri üzerine çekti.Ama şimdi,kaç aile tüp bebek sahibi oluyor.Bir düşünün.Yüce rabbim,''size evrenin en büyük hazinesi olan,beyni verdim.Onu çalıştırmak zorundasınız'' demiyor mu?Ne var ki,bunun yöntemini anlamak gerekir.Tarih zaten tüm açıklığı ile bize bunu göstermekte...YUSUF BİNGÖL
+1  
Misafir
bu sadece bi teori ama eğer bu Teori Gerçekse diğer evrene gEçiş Yapabilirsek İnanılması güç Şeyler Olr '' diye düşünüyorm
+1  
Misafir
yazmak için yazanlar yada kopyala yapıştır yapanlar yorum yapmasa daha iyi olurmuş!!!
+2  
Misafir
Her insan ortada bir soru war ise cevabını bir yol ile bulmaya çalışır. Basitçe herkes bu soruya kendisine ait bir yöntem ile yaklaşır. Çünkü kimsenin aklı birbiri ile aynı çalışmaz. Farklılıklarımızın sebebi de budur. Halbuki soruların, bilinmeyen konuların tek bir cevabı olmayabilecegi aklımıza bile gelmez. Bu, tıpkı Einstein'in "İyi kötü" ile ilgili yaptıgı yorum gibidir. İyilik ve kötülük hayatımızda var olmuş zıt iki kavramdır. Bu kavramların biririnin zıttı oldugunu bilmemize ragmen net olarak bu iki kavram nedir sorusuna verilecek cevap çok çeşitli olabilir. Bunlardan birisi "İyilik kötülüğün olmadıgı yerdir" cevabı olabilir. Tıpkı "Aydınlık olmayan yere karanlık denmektedir" gibi. Burada Tümevarım ilkesi ile düsündügümüzde şu soru ortaya cıkabilir: "O halde İyilik ve kötülük var mıdır?" bu şuna benziyor : " Allah, iblisi yarattıgında kötülügüde mi yaratmıs oldu yoksa iblisin tek farkı onda sadece iyiligin bulunmamasımıydı ?" Bu açıdan bakıldıgında dünyada bilinmeyenlerin hepsine verilecek birden cok farklı cevap bulunabilir. "Allah Evreni yarattı" cevabı ile "Big Bang ile Evren tesadüfen oluştu" cevaplarının aynı anda dogru olabilecekleri bir biri ile çelişki ifade mi ediyor ? iki zıt fikrin icerisindeki lafları cımbızla secip onlara karsılıklı savas acmak yerine biraz düşünelim; birinci kanaat şudur; "Tüm Kainat Allah tarafından yaratıldı. Bunu görebilmek için tüm evrendeki en ufak canlı cansız varlıklardan tutun en iri gök cisimlerine kadar her varlıgın ahenk ve uyumuna bakılması bunun bir tesadüf olamayacagını gösterir dolayısıyla tesadüf olamaz". Peki ikinci kanaat nedir kısaca ; "Madde ve enerji hiçbir şekilde yoktan var edilemez vardan yok edilemez. dolayısıyla yaratılıs, bir takım varlıkların carpısmaları yahut farklı bir sekilde etkilesmeleri sonucunda patlayarak patlayan varlıkların etrafa dagılıp sacılmasıyla ortaya yüksek enerji ve daha ufak maddeler olusması ve bu atomların da enerjinin korunumu kanununa göre kütleleri kücüldügüne göre hızları büyüyeceginden daha hızlı carpısmalar olması ve bu carpısmalar sonucu yine daha kücük maddeler ve acıga enerji çıkışı ile evrenin temelleri bu tarz zincirleme reaksiyon ile olusmus olabilir dolayısıyla bu reaksiyonda geriye dogru gidilirse evrenin baslangıcına ulasılabilir" denmektedir. Bakınız İnanç sistemleri ile Pozitif bilim hiçbir zaman çelişmemektedir aslında. Ancak bunu insanoglu bu gercegi görmekte zorlanabilmektedir. Yahut birbirnden tamamen farklı olabilen birtakım sosyal akımların etkisinde kalıp bu yorumu yapamamak ta mümkün hale gelmektedir. Aslında bilim dünyasının yaratılıs ile acıklamaya calıstıgı şey, yaratılısın nasıl oldugu ve nasıl cereyan ettigidir. Burada aslında bu reaksiyonları gerceklestirmeye baslayan yaratıcının varlıgı tartısılma konusu degildir. Biraz düsünürsek bunun böyle olmadıgını anlayabiliriz. Bakınız "Allah 'ol' dedi ve oldu" cevabı da dogru olmakla birlikte orada 'olan' varlık aynı zamanda bizim eger mevcut teknolojik kosullarımız elverirse oluşumunu anlayabilecegimiz varlıklar olmakla birlikte eger kosullarımız el vermezse de HENÜZ anlayamacagımız oluşumlar da olabilir. İşte bu HENÜZ anlayamadıgımız şeyleri biz anlayamadık diye onlar bir takım fiziksel kimyasal yada bizim daha sonra anlayabilecegimiz yollardan oluşmamış anlamına gelmez. Biz bir şeyi bilemiyoruz diye o şey orada yok değildir. biz o şeyi bilemiyorsak sadece bilemiyoruzdur. Yahut bilemediğimiz bir şey sadece ve sadece ilahi bir takım yöntemler le oluşmuş ta olmayabilir. Bilim dünyası işte bu yüzden bu oluşum sürecinin nasıl cereyan ettigini acıklamak icin vardır ve burada da rol oynamaktadır. Bir seyin nasıl olustugu gözlemciye göre degisebileceginden soruların cevapları da kisiden kisiye degisebilir. Örneğin Young deneyinde ışığın maddesel mi yoksa dalgasal mı olduguna karar verebilmek gözlemciye göre degismektedir. Tek yarıkta ışın normal kosullarda tanecikli yapıda gibi davranırken gözlemciyi yarıklara yakın noktalardan birine koydugumuzda ışık dalgasal davranmaktadır. Bu şu anlama gelir: "herşey aslında bakış açısıyla ilgilidir" Yani ışık hem dalgasal hareke etmekte hemde tanecikli yapıda gibi hareketine devam etmektedir ve kütlesi de hızı yavasladıkca artar. Dolayısıyla soruların birden cok cevapları hatta bir cevaplar kümesinin icerisinde birbiri ile kesisen birtakım cevapların oldugu bir durum da sözkonusu olabilir. big bang in özü, yaratılısın nasıl olduguyla ilgilidir. Kainatı kimin yarattıgıyla ilgili degildir. Dolayısıyla bir yaratıcı oldugunu reddetmez. Cünkü bilimadamları yaratıcının varlıgıyla ilgili bir teori ortaya koymaktan ziyade yaratıcının evreni nasıl yarattıgıyla ilgili pek cok teori ortaya koymaktadırlar. Ancak bunu yaparken yaratıcının bilindik isimleri yerine bunlara "Tesadüf" demeyi de çok severler. burada Allah'ın olmadıgını iddia ettiklerini düsünmemizin tek sebebi de budur. Buna birazdaha eğilsek ve kimsenin lafını aradan cımbızla secerek elestirmeyip karsı cıkmayıp herseyin bütününe önce bir baksak aslında bilimin ilahi dinler ile çelişmedigini de görecegiz... Son olarak o din propagandası yapan arkadasa sunu tekrar tekrar okuyum düsünmesini rica ediyorum; "Bakmadılar mı üstlerindeki göğe ki nasıl kurduk onu, nasıl süsleyip nakışladık?! Yırtığı, çatlağı da yoktur onun.(Kaf Suresi 5.)". Bilimin açıklamaya calıstıgı iste bu "Nasıl" sorusudur. "Allah warmıdır" sorusunu incelememektedir. İyi Aksamlar...
+16  
Misafir
Big bang teorisi Allah vardır demek değildir alttaki yorumcu dini propoganda yapmış evren yoktan varolabilir yaratıcısı olması gerekmiyor,bu arkadas dinden kafasını kaldirirsa anlar söylediklerimi
-9  
Misafir
bu paralel evren düşüncesine şizofrenik diyen dindar arkadaşım 6 yasinda gunahsız cocugun tecazüze ugraması yakılarak ölüdürmesi v.s gibi olaylar karsında allahının hala iyilerin en iyisi olarak görmen hatta imtihan bahanesiyle islam harici dine mensup insanların sonsuza kadar cehenmlede kalması gunde 70.000 kere derisinin yenilenip yakılması isteyen allahının merhametli olduğunu iddaa etmen kadar şizofrenik bir fikir varmı.hayatın kaynağının acıklanamaması(şimdilik) tanrının var olduğunu göstermez hele senin inandığın gibi sadist bir tanrının var olduğunu hiç göstermez
-20  
Misafir
neden din adamları bu tür teorilere hep karşı anlam veremiyorum ben. eğer gerçekten paralel bir evren varsa onuda Allah yaratmıştır ve belki 1000 sene sonra bunuda insanoğlu çözecek. din adamları hep bilime karşı bu çok yanlış. eğer varsa bir pararalel evren onunda yaratıcısı belli. yüce ALLAH.
+11  
Misafir
PARALEL EVRENLER YANILGISI Bilim adamlarının günümüzde doğa ve uzay üzerine yaptıkları araştırmalar açık bir gerçeği göstermektedir: “Kusursuz bir yaratılış”. Ancak bu fikri kabullenemeyenler ortaya attıkları bazı iddialarla bu gerçeğin üzerini örtmeye çalışıyorlar. Medyada çıkan, “İnsan ile maymun arasındaki ara geçiş formu bulundu” ya da “Dünya dışındaki bir gezegende yaşamın izlerine rastlandı” türünde başlıklı haberler hep bu amaca hizmet ediyor. Şimdilerde ise “paralel evrenler” konusu rağbet görüyor. Bu iddia evrenin büyük bir patlama ile yaratılışı gerçeğinin karşısına bir tez olarak sunulmaya çalışılıyor. Üstelik hiçbir somut kanıtı olmaması ve kendi içinde önemli çelişkiler barındırmasına rağmen... Bilim Dünyasını Sarsan Gözlem Evrenin başlangıcını oluşturan ve “Big Bang” olarak da adlandırılan Büyük Patlama'nın delilleri ortaya çıkana kadar birçok bilim adamı evrenin sonsuzdan beri var olduğunu iddia ediyordu. Evrenin sonsuzdan beri var olduğu ve varlığını da sonsuza kadar devam ettireceği iddiası “Sabit Durum Teorisi” olarak adlandırılıyordu. Ancak 1929 yılında Amerikalı astronom Edwin Hubble'ın California Mount Wilson gözlemevinde yaptığı bir gözlem, bilim dünyasına bomba gibi düştü. Bu, astronomi tarihinin en büyük eşiflerinden biriydi. Hubble, kullandığı dev teleskopla gökyüzünü incelerken, yıldızların uzaklıklarına bağlı olarak kızıl renge doğru kayan bir ışık yaydıklarını saptadı. Bu buluş, o zamana kadar kabul gören evren anlayışını temelden sarsacaktı. Çünkü bilinen fizik kurallarına göre, gözlemin yapıldığı noktaya doğru hareket eden ışıkların tayfı mor yöne doğru, gözlemin yapıldığı noktadan uzaklaşan ışıkların tayfı da kızıl yöne doğru kayar. Bu durum bir gözlemciden uzaklaşmakta olan bir trenin düdük sesinin gittikçe incelmesi gibi düşünülebilir. Hubble'ın gözlemi ise, bu kanuna göre, gökcisimlerinin bizden uzaklaşmakta olduklarını gösteriyordu. Hubble, çok geçmeden çok önemli bir şeyi daha buldu; yıldızlar ve galaksiler sadece bizden değil, birbirlerinden de uzaklaşıyorlardı. Bilimsel gözlemler evrendeki her şeyin birbirinden uzaklaştığını ortaya koymuştu. Bu durum karşısında varılan tek sonuç, evrenin "genişlemekte" olduğuydu. Hubble'ın ortaya koyduğu evrenin genişlediği gerçeği, materyalistlerin öngördüğü hareketsiz başlangıcı olmayan evren modelinin tam tersi bir durumu ortaya koyuyordu. Evren adeta şişirilen bir balon gibi genişliyor ve gök cisimleri de balonun üzerindeki noktalar gibi birbirlerinden uzaklaşıyorlardı. Evren Sonsuz Değildir; Bir Başlangıcı Vardır Evren genişlediğine göre, zamanda geriye doğru gidildiğinde çok daha küçük bir evren, daha da geriye gittiğimizde ise "tek bir nokta" ortaya çıkıyordu. Yapılan hesaplamalar, evrenin tüm maddesini içinde barındıran bu "tek nokta"nın, muazzam çekim gücü nedeniyle "sıfır hacme" sahip olacağını gösterdi. Evren, sıfır hacme sahip bu noktanın patlamasıyla ortaya çıkmıştı. Bu patlamaya "Big Bang" (Büyük Patlama) dendi ve teori de aynı isimle bilindi. Big Bang'in gösterdiği önemli bir gerçek vardı: Sıfır hacim "yokluk" anlamına geldiğine göre, evren "yok" iken "var" hale gelmişti. Bu ise, evrenin bir başlangıcı olduğu anlamına geliyor ve böylece materyalizmin "evren sonsuzdan beri vardır" varsayımını geçersiz kılıyordu. Big Bang'in Yeni Kanıtları Bulunuyor Big Bang'in tek delili genişleyen evren değildi. Zaman içinde bilim adamları Big Bang teorisini doğrulayan başka bulgulara ulaştılar. George Gamov bu bilim adamlarından biriydi. 1948 yılında Gamov, Georges Lemaitre'in hesaplamalarını geliştirdi ve Big Bang'e bağlı olarak yeni bir tez ortaya sürdü. Buna göre evrenin Büyük Patlama ile oluşması durumunda, evrende bu patlamadan geriye radyasyon olarak adlandırılan bazı kalıntıların olması gerekiyordu. "Olması gereken" bu kanıt çok geçmeden bulundu. 1965 yılında Arno Penzias ve Robert Wilson adlı iki araştırmacı söz konusu kalıntıları içeren dalgaları keşfettiler. "Kozmik Fon Radyasyonu" adı verilen bu radyasyonun Big Bang'in ilk dönemlerinden kalma olduğu ortaya çıktı. Penzias ve Wilson, Big Bang'i deneysel olarak ilk gösteren kişiler oldukları için Nobel Ödülünü kazandılar. 1989 yılına gelindiğinde ise, George Smoot ve beraber çalıştığı NASA ekibi, COBE adlı yapay bir uyduyu uzaya gönderdiler. Bu gelişmiş uyduya yerleştirilen hassas tarayıcılar, Penzias ve Wilson'ın ölçümlerini doğruladı. Sonuçlar, tarayıcıların kesinlikle evrenin başlangıcındaki büyük bir patlamanın sıcak, yoğun konumunun kalıntılarını gösterdiğini kanıtladı. Çoğu bilim adamı COBE'nin başarısını Big Bang'in olağanüstü bir şekilde onaylanması olarak yorumladı. Bu bulgu ve bilim adamlarının yorumları dünyanın birçok TV kanalında yer alacak kadar büyük bir yankı uyandırdı ve yüzyılın en büyük buluşu olarak haber verildi. Hatta bazı kanallar haberi Allah'ın varlığının delili olarak duyurdu. Big Bang'in bir diğer önemli delili ise uzaydaki hidrojen ve helyum gazlarının miktarıdır. Günümüzde yapılan ölçümlerde anlaşıldı ki, evrendeki hidrojen ve helyum gazlarının oranı, Big Bang'ten sonra arta kalan hidrojen-helyum oranı ile tamamen uyuşmaktadır. Bilindiği gibi yıldızların temel yakıtı hidrojendir. Yıldızlardaki hidrojenin helyuma çevrilmesi sayesinde buralarda ısı ve ışık üretilebilmektedir. Eğer evren, materyalistlerin iddia ettiği gibi bir başlangıcı olmadan, sonsuzdan geliyor olsaydı, evrendeki tüm hidrojenin tamamen yanarak helyuma dönüşmesi gerekirdi. Materyalizmin İflası Evrenin yaratılmış olduğunu kanıtlayan somut delillerin artması üzerine bir çok materyalist bilim adamı bu delilleri yaptıkları yorumlar ile örtbas etmeye, geçiştirmeye çalıştılar. Fred Hoyle ve Dennis Sciama da bu bilim adamlarından ikisiydi. Ancak Sciama, ardı ardına gelen ve Big Bang'i ispatlayan deliller karşısında içine düştükleri durumu şöyle anlatmak durumunda kalıyordu: “Sabit durum teorisini savunanlarla onu test eden ve bence onu çürütmeyi uman gözlemciler arasında, bir dönem çok sert çekişme vardı. …Teorinin geçersizliğini savunan kanıtlar ortaya çıkmaya başladıkça Fred Hoyle bu kanıtları karşılamada lider rol üstlenmişti. Ben de yanında yer almış, bu düşmanca kanıtlara nasıl cevap verilebileceği konusunda fikir yürütüyordum. Ama kanıtlar biriktikçe artık oyunun bittiği ve sabit durum teorisinin bir kenara bırakılması gerçeği ortaya çıkıyordu.”[ı] Fred Hoyle Dennis Sciama Bu sözler adeta Big Bang'in bir zafer belgesiydi. Bu zafer, materyalistlerin ideolojilerinin temelini oluşturan; bir başlangıcı olmayan "sonsuz evren" iddiasını da yerle bir ediyordu. Peki o zaman Big Bang'den önce ne vardı ve "yok" olan evreni büyük bir patlama ile "var" hale getiren güç neydi? Elbette ki bu sorunun cevabı, materyalistlerin de hoşuna gitmeyen gerçeği, yani bir Yaratıcı'nın varlığını göstermektedir. 81 yaşına kadar ateist olan ancak yakın bir dönemde ateizm düşüncesini terk ettiğini ve evrenin yaratılmış olduğunu kabul ettiğini açıklayan ünlü felsefeci Anthony Flew bu konuda şunları söylüyordu: “İtiraflarda bulunmanın insan ruhuna iyi geldiğini söylerler. Ben de bir itirafta bulunacağım: Big Bang modeli, bir ateist açısından oldukça sıkıntı vericidir. Çünkü bilim, dini kaynaklar tarafından savunulan bir iddiayı ispat etmiştir: Evrenin bir başlangıcı olduğu iddiasını.” (Henry Margenau, Roy Abraham Vargesse. Cosmos, Bios, Theos. La Salle IL: Open Court Publishing, 1992, s. 241) Anthony Flew doğru söylüyordu, bilimin 20. yüzyılda fark ettiği bu olay bundan çok önce Kuran'da bildirilmekteydi, evreni sonsuz güç sahibi olan Yüce Allah yoktan yaratmıştır: O Allah gökleri ve yeri yoktan var edendir. (Enam Suresi, 101) Big Bang'deki Denge Big Bang'de gerçekten de şaşırtıcı derecede hassas bir düzenleme vardır. Bu düzenlemenin ilk basamağı, patlamanın hızıdır. Big Bang'le birlikte var olan madde, elbette etrafa korkunç bir hızla yayılmaya başlamıştır. Ama burada bir noktaya dikkat etmek gerekir. Patlamanın bu ilk anında, şiddetli bir çekim gücü vardır. Evrenin tümünü bir noktada toplayabilecek kadar büyük bir çekimdir bu. Dolayısıyla Big Bang'in ilk anında birbirine zıt olan iki güçten söz etmek gerekir: Patlamanın gücü ve bu patlamaya direnen, maddeyi yeniden bir araya toplamaya çalışan çekim gücü. Bu iki güç arasında bir denge oluştuğu için evren ortaya çıkmıştır. Eğer ilk anda çekim gücü patlama gücüne baskın çıksa, o zaman evren genişleyemeden tekrar içine çökecekti. Eğer bunun tersi gerçekleşse ve patlama gücü çok fazla olsa, bu kez de madde birbiriyle bir daha asla birleşmeyecek şekilde savrulacaktı. Peki bu denge ne kadar hassastı? İki güç arasında ne kadarlık bir oranda farklılığa izin verilebilirdi? Avustralya'daki Adelaide Üniversitesi'nden ünlü matematiksel fizik profesörü Paul Davies, bu soruyu cevaplamak için uzun hesaplamalar yaparak şöyle bir sonuca ulaştı: “Hesaplamalar, evrenin genişleme hızının çok kritik bir noktada seyrettiğini göstermektedir. Eğer evren biraz bile daha yavaş genişlese çekim gücü nedeniyle içine çökecek, biraz daha hızlı genişlese kozmik materyal tamamen dağılıp gidecekti. Eğer patlama hızının belirli hale geldiği zamanda, bu hız gerçek hızından sadece 10–18 kadar bile farklılaşsaydı, bu gerekli dengeyi yok etmeye yetecekti. Dolayısıyla evrenin patlama hızı inanılmayacak kadar hassas bir kesinlikle belirlenmiştir. Bu nedenle Big Bang herhangi bir patlama değil, her yönüyle çok iyi hesaplanmış ve düzenlenmiş bir oluşumdur.[ıı] Havaya Atılan Bir Kalem Sivri Ucu Üzerinde Durabilir mi? Böylesine bir patlamanın tesadüfen oluşmuş olması ihtimaller dâhilinde midir? Elinize sivri uçlu bir kalem alsanız ve onu havaya atsanız, bu kalemin yere düştüğünde ucu üzerinde durma ihtimali nedir? İşte blim çevreleri Big Bang'in tesadüfen oluşmasının kalemin ucu üzerinde kalması kadar imkânsız olduğunu söylüyorlar. Ünlü Science dergisindeki bir makalede bu durum şöyle ifade edilir: “Eğer evren maddemizin yoğunluğu, bir parça daha fazla olsaydı, evren atomik parçacıkların birbirini çekme kuvvetleri dolayısıyla bir türlü genişleyemeyecek ve tekrar küçülerek bir noktacığa dönüşecekti. Eğer yoğunluk başlangıçta bir parça daha az olsaydı, o zaman evren son hızla genişleyecek, fakat bu takdirde atomik parçacıklar birbirini çekip yakalayamayacak ve yıldızlarla galaksiler hiçbir zaman oluşamayacaktı. Doğaldır ki biz de olmayacaktık! Yapılan hesaplara göre, evrenimizin başlangıçtaki gerçek yoğunluğu ile ötesinde oluşması imkânı bulunmayan kritik yoğunluğu arasındaki fark, yüzde birin bir kuvadrilyonundan azdır. Bu, bir kalemi sivri ucu üzerinde bir milyar yıl sonra da durabilecek biçimde yerleştirmeye benzer... Üstelik, evren genişledikçe, bu denge daha da hassaslaşmaktadır.”[ııı] Peki bu denli olağanüstü bir denge neyi göstermektedir? Elbette böyle hassas bir ayarlama tesadüfle açıklanamaz ve bilinçli bir tasarımı ispat eder. Paul Davies, gerçekte materyalist yaklaşımı benimseyen bir fizikçi olmasına karşın, bu gerçeği şöyle kabul etmektedir: “Çok küçük sayısal değişikliklere hassas olan evrenin şu andaki yapısının, çok dikkatli bir bilinç tarafından ortaya çıkarıldığına karşı çıkmak çok zordur... Doğanın en temel dengelerindeki hassas sayısal dengeler, kozmik bir tasarımın varlığını kabul etmek için oldukça güçlü bir delildir." Big Bang'in varlığının inkâr edilemez olduğunu gören materyalistler, Big Bang bir yana evrenin ve dünyanın bugünkü yapısının dahi tesadüfen oluştuğunu iddia etmeye çalışmışlardır. Peki bu iddiada bir doğruluk payı var mıdır? Acaba bize hayat imkânı verecek düzendeki bir evrenin materyalistlerin iddia ettiği gibi tesadüfen oluşması, kaçta kaç ihtimaldir? Milyar kere milyarda bir mi? Ya da trilyar kere trilyar kere trilyar ihtimalde bir mi? Ya da daha büyük bir sayı mı? Ünlü İngiliz matematikçi Roger Penrose işte bu sayıyı hesaplamıştır. Penrose hesaplamayı yaparken tüm fiziksel değişkenleri hesaba katmış, bunların kaç farklı biçimde dizilebileceğini dikkate almış ve içinde canlıların yaşayabileceği bir ortamın oluşmasının, Big Bang'in diğer muhtemel sonuçları içinde kaçta kaç ihtimale sahip olduğunu tespit etmiştir. Penrose'un bulduğu ihtimal şudur: 10 üzeri 10 üzeri 123'te bir ihtimal! Acaba Roger Penrose hesapladığı bu sayı hakkında ne düşünmüştür? Penrose, akıl sınırlarını çok aşan bu sayı hakkında şu yorumu yapar: “Bu sayı, yani 10 üzeri 10 üzeri 123'te bir ihtimal, Yaratıcı'nın amacının ne kadar keskin ve belirgin olduğunu bize göstermektedir. Bu gerçekten olağanüstü bir sayıdır. Bir kimse bunu doğal sayılar şeklinde bile yazmayı başaramaz, çünkü 1 rakamının yanına 10123 tane sıfır koyması gerekecektir. Eğer evrendeki tüm protonların ve tüm nötronların üzerine birer tane sıfır yazsa bile, yine de bu sayıyı yazmaktan çok çok geride kalacaktır.”[ıv] Penrose evrendeki tüm atomlar bir yana atomu oluşturan parçacıkların sayısının bile bu sayıyı ifade etmeye yetmeyeceğini söylüyor. Ne kadar büyük bir sayı ile karşı karşıya olduğumuzun daha iyi anlaşılması için basit bir örnek verelim: Evrendeki bütün atomları değil, sadece tek bir tuz tanesinin tüm atomlarını saymak istediğimizi düşünelim. Saniyede bir değil, tam bir milyar tane sayacak kadar hızlı olduğumuzu da varsayalım. Bu olağanüstü beceriye karşın, ufacık bir tuz tanesi içindeki atom sayısını tam olarak tespit edebilmek için beş yüz yıldan fazla bir zamana ihtiyacımız olacaktır. Yemeden içmeden saniyede bir milyar atom sayarak geçecek beş yüz yıl demektir bu. Matematikte 10 üzeri 50'de 1'den daha küçük olasılıklar, "sıfır ihtimal" sayılır. Kısacası bu sayı bizlere, evrenin varoluşunun tesadüfle açıklanmasının kesinlikle ama kesinlikle imkânsız olduğunu göstermektedir. Penrose'un da ortaya açıkça koyduğu gibi evrenin tesadüfen oluşma ihtimali hiç yoktur. Ne var ki bu gerçeği görmezden gelmeye çalışanlar hala mevcuttur. Montreal Üniversitesi Psikiyatristi Karl Stern, bu kişiler hakkında şöyle bir değerlendirme yapmaktadır: “Evrenin şu anki yapısının tümüyle bir tesadüf eseri olabileceği düşüncesi, tamamıyla delice bir düşüncedir. Delilik kavramını argovari bir hakaret niyetiyle değil, tamamen psikolojideki teknik anlamıyla kullanıyorum. Gerçekte bu tür bir düşünce ile şizofrenik düşünce tarzı arasında büyük benzerlikler vardır.”[v] Ateist Arayışlar: “Paralel Evrenler” ya da “Çok Dünyalar” İddiası “Paralel evrenler” ya da “çok dünyalar” diye bilinen tez de Stern'in “şizofrenik” olarak nitelendirdiği evrenin yaratılışını inkâr etmeye çalışan düşüncenin bir türevidir. Paralel evrenler kavramı sonsuz sayıda dünyanın var olduğunu ve bizim bunların her birinde, birbirinden farklı versiyonlarımızın bulunduğunu, bu yüzden de hepsinin farklı olaylar zincirinin gelişmesini sağladığını iddia eder. Bu tezdeki temel gaye yaşamı barındıran bir evren meydana getirmek için olası denemelerin sayısını ve zamanın miktarını artırmak ve dolayısıyla evrenin sözde ihtimaller dahilinde oluşabilme olasılığını yükseltmektir. Paralel evrenler düşüncesi, ne kadar ihtimal dışı olursa olsun her olayın başka bir paralel evrende gerçekleşebileceği iddiasını taşır. “Çok dünyalar” hipotezi, çok büyük sorunları içinde barındırır. Çok evrenleri içeren hali hazırdaki tüm kozmolojik modeller, bu evrenleri yaratmak için bir mekanizmaya gereksinim duyarlar. Ucu üzerinde durmayı başarabilecek kalem örneğinde olduğu gibi evrenin var olması çok hassas ayarlamaları gerektirir. Söz gelimi ışığın hızı saniyede 300.000 kilometredir. Eğer ışık küçük bir ölçekte şimdikinden daha hızlı olsaydı, termonükleer reaksiyonlarda, şimdikinden on binlerce kat daha fazla enerji üretilecekti. Bu durumda da yıldızların çekirdeğindeki enerji çok daha çabuk tüketilecek ve evrenimiz milyonlarca yıl önce karanlığa gömülmüş olacaktı. Peki ya ışık küçük bir ölçekte şimdikinden daha yavaş olsaydı? Bu durumda evrenin başlangıçtaki genişlemesi çok daha yavaş olacak ve evren çekim gücünün etkisinden kurtulamayarak çökecekti. Yani her iki durumda da hayatın var olması imkânsız olacaktı. Yukarıda da söz konusu edildiği gibi bilim adamları ışığın bu hızda olduğu evrenin ortaya çıkması ihtimalini 10 üzeri 10 üzeri 123'te bir olarak hesaplamışlardır. İmkânsız olmasına karşın bir an için hızı saniyede 200.000 km. olan bir evrenin var olduğunu varsayalım. Böyle bir evren için yapılacak ihtimal hesapları da, hızı saniyede 300.000 km. olan ışığı barındıran evrenin ihtimal hesaplarından farklı olmayacaktır. Görüldüğü gibi ışık hızının 200.000 km olduğu bir evrenin varlığını var saymak bile, paralel evrenler iddiasını içine düştüğü açmazdan kurtaramamaktadır. Yaratılış Gerçeğini Örtbas Etme Çabaları Geçersizdir Bazı bilim adamları sırf Big Bang'in “evrenin bir Yaratıcısı olduğu” gerçeğini delillendirmesi nedeniyle ateist fikirlerine destek olacağını düşündükleri yeni arayışlar içine girmişlerdir. Paralel evrenler teorisi de “açılır kapanır sonsuz evren modeli” ya da “Kuantum evren modeli”nde olduğu gibi böyle bir arayışın sonucudur. Kozmolog Stephen Hawking de bu tip arayışlar içinde olan bilim adamlarından biridir. Prof. Herbert Dingle bu arayışlar ve Hawking hakkında şu değerlendirmeyi yapar: “…matematikte soyut, teorik olarak varılan bir sonuç, bunun gerçek bir karşılığının olmasını gerektirmez. İşte Hawking matematiğin bu soyut özelliğini kullanmakta ve hiçbir gerçekliğe karşılık gelmeyen varsayımlar üretmektedir. Peki acaba bu çabasının nedeni ne olabilir? Cevabı kendi sözlerinde bulmak mümkündür. Hawking, Big Bang'e alternatif olarak öne sürülen evren modellerinin çoğunlukla Big Bang'in "İlahi yaratılışı çağrıştırması nedeniyle" ortaya atıldığını kabul etmektedir.”[vı] Bazı bilim adamlarının paralel evrenler konusunu gündeme getirmeleri, hipotezin herhangi ikna edici bir esası olmasına değil, daha ziyade ateist düşünceye duyulan kesin bağlılığı gösterir. Allah'ın evrenin Yaratıcısı olduğu gerçeğinden kaçmak için çok dünyalar iddiasının kullanılması genelde bir tür ümitsizliği açığa vurmaktadır. Gazeteci yazar Clifford Longley, London Times'ta yayınlanan bir yazısında evrenin yaşam için gerekli tüm koşullarla birilikte yaratıldığını belirttikten sonra şöyle devam eder: “Bunun alternatifi üzerinde diretmek, Shakespeare'in eserlerinin, Shakespeare tarafından değil de bir milyar daktilonun başına oturmuş, bir milyar maymunun, bir milyar yıl boyunca süren yazma işleminin sonucunda yazıldığında ısrar etmeye benzer. Bu olabilir[vii]. Ama böylesine ümitsiz çarelere başvuran bilimsel ateistlerin bakış açısı Allah'a inananların söylediklerini güçlendirmiştir.”[vııı] “Paralel evrenler” ya da “çok dünyalar” diye bilinen tez evrenin yaratılışını inkâr etmeye çalışan düşüncenin bir ürünüdür. Bu iddia bilim kurgu romanlara ve fantastik filmlere konu edilmiş olsa bilimsel hiçbir değeri yoktur. Üstelik bir çok çelişkiyi de bünyesinde barındırır. Evren hakkında yapılan her inceleme bize evrende olağanüstü bir tasarımın olduğunu gösterir. Bu da evrenin her detayına hakim olan sonsuz bir güç ve akıl sahibi bir Yaratıcı'ın varlığını ispatlar. Evreni ve canlı yaşamına olanak verecek şekilde yaratılmış olan Dünya'yı kusursuz biçimde var eden Allah'tır. Bunun aksi açıklamalar sonuçsuz kalacak çabalardan ibarettir. Allah Kuran'da şöyle buyurmaktadır: Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size. (Enbiya Suresi, 18)
+20  
Misafir
ya paralel evrenlerin varlıgını ne biliorsunuz adam hiçbir ispat vermemiş sadece hayal ve fikirlerini ortaya atmış
+0  
Misafir
buyuk evren kucuk evrenleri yutar ya da kucuk evrenler parcalanir demis yani kucuk evrenlerin gorevi buyuk evreni yonlendirmek biz kucuk evrene falan gecmeyiz daima buyuk evrenle beraber yol aliriz.
+5  
Misafir
buyuk evren kucuk evrenleri yutar ya da kucuk evrenler parcalanir demis yani kucuk evrenlerin gorevi buyuk evreni yonlendirmek biz kucuk evrene falan gecmeyiz daima buyuk evrenle beraber yol aliriz.
+0  
Misafir
hissetiğin zaman algısına göre görecelik gösterir bu
+0  
Misafir
hissetiğin zaman algısına göre görecelik gösterir bu
+1  
Misafir
peki bunu nasıl anlayabiliriz yani büyük evrendemi yoksa yarattığımız küçük evrendemi oldugumuzu...
+12  
Yorum ekleyebilirsiniz

 

Kayıtlı isminizin görüntülenmesini istiyorsanız, yorumunuzu yazmadan önce üye girişi yapınız.

Bu proje su savaşını bitirecek!
Karacaören Barajı’ndan Antalya’ya içme suyu temini projesiy...
Radyo Cografika’nın Konuğu Tunç Fındık
22 Kasım Cumartesi saat 14:00’da ROCK FM’de
Tekirdağ'da kaçak saka avı ile mücadele
Ağ ile saka kuşu yakalayan 12 kişiye Suç Tutanağı düzenlendi...
Çocuk ve Haklarını Koruma Platformu
Çocuk Hakları Sözleşmesinin 20. yılında ihmaller ve çözüm ön...
fotogaleri

Sürdürülebilir Turizm’e Destek
Gelecek Turizmde – Sürdürülebilir Turizm Destek Fonu başladı
Bu bir ilandır.
Foto Atlas
Günün Karesi
Çok okunanlar
video galeri
Gaşerbrum II - Pakistan: Parıldayan Zirve

Dünyanın en yüksek 13. noktası. Tunç Fındık, liderliğini yaptığı uluslararası bir ekiple, tehlikeli ve uzun buzul geçişleri, zorlu etaplar ve derin çatlaklarla sarmalanmış Gaşerbrum II’nin zirvesine ulaştı ve tırmandığı 8 binliklerin sayısını 10’a çıkardı.
  • Gaşerbrum II - Pakistan: Parıldayan Zirve
  • Ezidilerin göçü
  • Atlas iPad ve iPhone’da
  • Hayal olmadan hiç bir gezi, gezi olmaz!
  • Drina Köprüsü'nün Öyküsü
  • Derin Sular Derin Duygular Yaratıyor
  • Soma: Acıyı Anlatmak
  • Umut Kaçar Atlas Macerasını Anlattı
  • İlkbaharın Sesleri
  • Hevsel Bahçeleri Atlas'ın Nisan Sayısında....
  • Cüneyt Oğuztüzün, fotoğraf macerasını ve Anadolu’yu anlatıyor.
  • Ahmetler'deki HES direnişi kısa film oldu
  • Hayvanların Sır Salgısı
  • Polonya Son Tren
  • Koçgiri Aşireti Sırrı Arayanlar
  • Bas Pedala
  • Umberto Eco “çok fazla yıkılan” Tarlabaşı’nda
  • Aladağlar’da Yalnızlık
  • Atlas-Canon Gezisi
  • Denizlerin Işıklı Sakinleri - 2
  • Denizlerin Işıklı Sakinleri - 1
  • Atlas'ın Kasım Sürprizleri
  • Kayıp Türkler Belgeseli: Rengeyiği Türkleri
  • Atlas - Doğadan Çay Hasat Turu: Lezzet Bahçesinde Keşif
  • Atlas - Doğadan Çay Hasat Turu: Lezzet Bahçesinde Keşif
  • Atlas - Doğadan Çay Hasat Turu: Lezzet Bahçesinde Keşif
  • Atlas Fotoğrafçısı Turgut Tarhan Off Road'da
  • Kalbin sırları
  • HES'lere karşı savaş müzik albümü oldu.
  • Hayvanların Keyif Dünyası
  • Doğanın Avcıları
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 3
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 2
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 1
  • Kömürle Yanmak
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-1
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-2
  • Evrim ve Göz
  • Atnalı Yengeci: Yaşayan Taşıl
  • Darwin'in Karıncalarını İzleyin
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 1
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 2
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 3
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 4
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 5
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 1
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 2
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 3
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 5
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 1
  • Dünyanın İlk Masalı
  • Anadolu'nun İsyanı
  • Nükleere Karşı Yürü
  • Kardeş Türküler: Anadoluyu Vermeyeceğiz - Oi Oi
  • Kardeş Türküler Anadoluyu Vermeyeceğiz 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
Nasıl kullanırım?
Önce resmin üzerine tıklayarak Duvar Kağıdı galerisini açın. Seçtiğiniz duvar kağıdının sağ altındaki büyüteç işaretine tıklayarak resmi büyütün. Büyük resmin üzerinde sağ tuşa tıklayın ve menüden Arkaplan Olarak Belirle'yi seçin.
Atlas yayın hayatına Nisan 1993'de başladı.2013'te 20. yaşını kutlayacak. Atlas'ı kaç yıldır takip ediyorsunuz?