YAZI: KEMAL TAYFUR
Bir yandan Türkiye Sayın Cumhurbaşkanı, öte yandan Büyük Britanya veİrlanda Birleşik Krallığı, Denizaşırı Britanya Ülkeleri Yüce Kralı veHindistan İmparatoru ile Irak Yüce Kralı... Bir antlaşma yapmaya kararvermişlerdir.'
Bu antlaşma, yaklaşık sekiz yıldır devam eden veİngiltere ile Türkiye'yi savaşın eşiğine getiren Musul sorunununçözümünü haber veriyordu. Osmanlı İmparatorluğu'nun meşru halefi TürkiyeCumhuriyeti, bu antlaşma ile üzerinde hak iddia ettiği topraklardanvazgeçiyordu. Daha doğrusu vazgeçmek zorunda kalıyordu.
Nitekim, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal adınaantlaşmayı imzalayan dönemin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü, `yegânemuallak kalan bu arazi meselesinde fedakârlıklara katlandık' demişti.Gerçekten de, bugünkü Irak'ın kuzeyindeki petrol kaynayan bölge, MisakıMilli sınırları içinde olup da genç Türkiye Cumhuriyeti'ne katılamayantek bölgeydi. Üstelik bölge halklarının arzusu da Türkiye'ye katılmaktanyanayken... O günkü dünyanın en büyük emperyalist gücü, ne bölgehalkının iradesine, ne de Türkiye'nin haklı taleplerine kulak vermişti.
Irak,Osmanlı'nın 400 yıl boyunca hükmettiği ve en son kaybettiği ülkeydi.Bölge Osmanlı idari sistemi içinde Basra, Bağdat ve Musul vilayetleriile Süleymaniye Müstakil Sancağı'ndan oluşuyordu. Bölge halkları,Osmanlı'ya sadakatle bağlıydı. I. Dünya Savaşı'nda Hicaz'da ŞerifHüseyin önderliğindeki Araplar Osmanlı'ya karşı ayaklanıp İngilizlerinyanında savaşırken, Irak Arapları son ana dek Osmanlı'nın yanında yeraldı. Musul ve civarındaki halklar için de durum böyleydi. Bugün sık sıkAnkara'yı ziyaret eden Barzani ve Talabani'nin dedeleri de Osmanlıpadişahları tarafından Yıldız Sarayı'nda ağırlanırdı.
Irak,İngiltere için sadece ekonomik çıkarlar açısından değil, dünyadakikonumunu güçlendireceği için de çok önemliydi. Akdeniz Havzası'nı HintOkyanusu ve Uzakdoğu'ya bağlayan yolların kavşağındaydı ve İngiltere'ninhem güvenliği, hem de dünya gücü olarak konumunu muhafaza etmesibakımından elde edilmesi gereken bir ülkeydi. Nitekim daha I. DünyaSavaşı başlamadan İngiltere, Irak'ı istila planlarını hazırlamış veBasra Körfezi'nden askeri birliklerini ülkeye sokmuştu. Ancak buradakiTürk birliklerine de `Irak'ı karış karış savunma' emri verilmişti. Irakartık dört yıl sürecek bir savaşın en önemli cephelerinden biriydi.İngilizler, en büyük yenilgilerini bu cephede aldılar. Dört ay içinde 23bin kayıp veren İngiliz ordusu 29 Nisan 1916'da Kut el Amara'da tam 140gün süren bir kuşatmadan sonra, topyek–n esir edildi. Bu ağıryenilgiye rağmen İngilizler Irak'tan vazgeçmediler, tersine daha büyükkuvvetlerle karşı harekete geçtiler. Oysa Osmanlı, sanki savaş bitmişgibi, Irak'taki askeri birliklerini İran cephesine kaydırdı ve buradayenilgiler birbirini izledi. İngilizlerin 11 Ocak 1917'de Bağdat'ı elegeçirmesi bir dönüm noktası oldu. Irak, Osmanlı için kaybedilmiş birülkeydi artık. Cephe daha gerilere çekildi. Irak ve Bağdat faslıkapanmıştı ama şimdi tüm amaç Musul ve çevresini elde tutmaya dönüktü.
Savaşınsonlarına geliniyordu ve iyice zayıflayan Osmanlı birlikleri, Musul'usavunmak için olağanüstü bir direniş sergiliyordu. Osmanlı, savaşınyenilgiyle sonuçlanacağını biliyor ve mütarekeye Musul'u elde tutarakgirmek istiyordu. Böylece savaş bittiğinde Musul'un vatan topraklarıiçinde kalması hedefleniyordu. İngilizler ise Musul'u da alarak,mütarekeden önce Irak defterini tamamen kapatmak istiyorlardı. Amaİngilizlerin şiddetli taarruzları sonuç vermedi; 30 Ekim 1918'de MondrosMütarekesi imzalandığında Musul ve çevresi hâlâ Türklerin elindeydi. Nevar ki, savaşın bitmesi ve bütün kuvvetlerin yerlerinde kalmalarıgerektiği yönündeki mütareke hükmü İngilizleri durdurmaya yetmedi.İlerlemeye devam ettiler ve Türk birliklerinin Musul'u terk etmesiniistediler. Türk kuvvetlerinin komutanı Ali İhsan Sabis Paşa, bu isteğireddetti ancak İstanbul Hükümeti'nin talimatı üzerine Musul'u bırakıpNusaybin'e kadar çekildi.
Jan 17 2011 10:43AM