Tabii bir keşifler çağı yaşamıyoruz, ama dünyayı kendi gözleriyle görme duygusu, bir toplumu özne yapmanın en önemli gereklerinden biri olduğu için keşfetme arzusunu kışkırtma çabası devam etmelidir.
Seferlere ve seferberliğe alışkın, bu öykülerle büyümüş bir toplumda macera seferberliğini bir tutku olarak yaratmak çok da kolay değil. 'Şart da değil' diye düşünenler olabilir, ama dediğim gibi, özne olmak için kendi gözlerinle görmek, kendi kalbinle keşfetmek heyecanını tatmak bir önkoşul. Kimine göre Osmanlılar, Akdeniz'de seyrü seferi engellediği için, kimine göre başka nedenler yüzünden Avrupa'da keşifler çağı başladı. O sırada biz ne yapıyorduk? Bu çağın öznesi niye olamadık? Bu soruların yanıtını vermek kolay değil ama, o sıradaki coğrafya bilgimizden ve Osmanlı'nın bu alanda tavrının ne olduğunu bir ölçüde ortaya koyarak belki sırra biraz yaklaşabiliriz. Osmanlı kendinden o denli emindi ki, İspanyolların ve Portekizlilerin dünya denizlerine açılmalarını, Afrika'da, Hindistan'da bazı yerleri keşfetmelerini dahi küçümsüyor, alaycı ifadelere başvuruyordu. Dahası dönemin en önemli coğrafyacılarından Piri Reis donanmasıyla, kaşif ve tabii işgalci Portekizlilerin önünü kesmek için Hind Okyanusu kıyılarında onlarla vuruşuyordu. Atlas'ın Nisan sayısında, Osmanlı haritacılığı anlatılıyor. Topkapı Sarayı ve bazı eski yazma kütüphanelerinin tozlu arşivlerinde gözlerden ırak haritalar, Atlas okurlarına sunuluyor. Dahası, Atlas, Türklerin yaptığı ve günümüze kadar kalan ilk dünya haritasını da gün ışığına çıkarıyor. Kaşgarlı Mahmud'un 1070 yılındaki haritasını pek az kimse bilir ve üstelik Atlas, haritayı Türkçeleştirmiş. Aslında Osmanlı'da haritacılık, toprakların genişlemesiyle gelişme sağlamıştır. Harita iktidarın tapusudur. Vergi alınacak toprakları, sefere çıkılacak ülkeleri, kuşatılacak şehirleri, aşılacak denizleri cümle aleme gösterirler. Atlas'ta Feray Coşkun'un araştırmasından öğrendiğimize göre İstanbul'un fethinin ardından, Fatih, yeni başkentinin güvenliğini sağlamak ve topraklarını genişletmek için, Balkanlar, Ege ve Karadeniz'de yoğun bir fetih politikası güder. Bu politikanın iyi bir coğrafya ve astronomi bilgisi gerektiği tartışma götürmez. Bu dönemde Batı ve İslam kaynaklarından çeviriler yapılır. Ali Kuşçu ve Fethullah El Şirvani gibi ünlü matematikçi ve astronomlar Osmanlı'ya gelir. Bizans arşivinde Batlamyus'un coğrafyasının bir kopyasını inceleyen Fatih, Trabzonlu bilim adamı Yorgo Amirutzes ve oğlundan bu eseri Arapça'ya çevirmelerini ve buna dayanarak bir dünya haritası çizmelerini ister. Üstelik Fatih, İtalya'yı da fethetme arzusundadır. Bu nedenle Ressam Bellini'den bir Venedik haritası çizmesini dahi ister. Fatih'in coğrafya merakını bilen Francoesco Berlinghieri, Geographia'sını Fatih'e sunar. Bugün Topkapı Sarayı'nda bulunan seçkin harita koleksiyonu Fatih'in harita merakının ve fetih politikalarının ürünüdür. |















