ATLAS LOGO
Mart 2010
DOĞA
MACERA
ARKEOLOJİ
DÜNYA
KÜLTÜR
GEZİ
ATLAS'TAN
ATLAS'ÇILAR
 
FORUMLAR
* 15. YIL
* Sıfır Yok Oluş
* Ziyaretçi Defteri
* Küresel Isınma
* Ormansızlaşma!
* İnsan Gücüyle
* Sarıkeçililer Yürümeli
HAKAN öGE

Giriş yap
Kullanıcı adınız:
Şifreniz:
Üye olmak için tıklayınız

Kultur 
Sultanın haritaları

'Her zaman keşfetmek için bak' der Atlas dergisi. Der ama, bu sözü, sanki Türk insanının içindeki keşfetme duygusunu keşfetmek ister gibi söyler. Çünkü, bu ülke insanında keşfetmenin bir gelenek oluşturması henüz başlamaktadır.




Tabii bir keşifler çağı yaşamıyoruz, ama dünyayı kendi gözleriyle görme duygusu, bir toplumu özne yapmanın en önemli gereklerinden biri olduğu için keşfetme arzusunu kışkırtma çabası devam etmelidir.

Matrakçı Nasuh''un Kanuni'nin İran ve Irak seferinde geçilen coğrafyayı haritacı anlayışla resmettiği 1533-36 tarihli Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan adlı eserinde Haliç'in iki yakasını gösteren bu minyatür, aynı zamanda bir harita işlevi görür. Nasuh'un resimli haritalarında yön ve ölçek bulunmaz fakat ayrıntılı plan vermesiyle dikkat çeker. Minyatürde tarihi yarımada, Haliç, Galata, Üsküdar'ın küçük bir bölümünde üç yüze yakın önemli yapı görülür. İstanbul topografya ve mimarisi hakkında önemli veriler sağlar. Dikdörtgen bir sayfaya sığdırılmaya çalışılan İstanbul bölümünün üçgen alanı Yedikule, Haliç çizgisinde sıkıştırılıp daraltılmış. Bu topografik bozulma Sultanahmet-Sarayburnu bölümünün gereğinden fazla geniş tutulmasından kaynaklanır. Tarihi yapıları gösterme isteğinden dolayı topografik ayrıntılar ikinci plandadır.
Keşfetme konusunda biraz geç kalmış gözüküyoruz. Belki, keşfetmek yerine fethetmeyi tercih eden ya da 'onlar keşfetsin biz nasıl olsa gider fethederiz' rahatlığı içinde, uzak yerleri, oraları buraları merak etmeyen Osmanlı'nın torunları olduğumuz için böyleyiz. Atlas dergisinin gerçekleştirdiği birkaç keşif ekspedisyonu dışında, (örneğin Kuzey Kutbu, Antarktika, Avrupa'yı Kuzey Denizinden İstanbul'a kürekle geçmek, dünyanın en derin mağaralarına dalmak gibi) yaygın bir macera ve keşif etkinliği ülkemizde pek görülmez. Tuhaftır, ekspedisyon sözcüğünü Türkçe'ye çevirdiğimizde yine atalarımızın en iyi bildiği ama keşif anlamına pek de yakın olmayan sözcüğe çıkar yolumuz: Sefer.
Seferlere ve seferberliğe alışkın, bu öykülerle büyümüş bir toplumda macera seferberliğini bir tutku olarak yaratmak çok da kolay değil. 'Şart da değil' diye düşünenler olabilir, ama dediğim gibi, özne olmak için kendi gözlerinle görmek, kendi kalbinle keşfetmek heyecanını tatmak bir önkoşul.
Kimine göre Osmanlılar, Akdeniz'de seyrü seferi engellediği için, kimine göre başka nedenler yüzünden Avrupa'da keşifler çağı başladı. O sırada biz ne yapıyorduk? Bu çağın öznesi niye olamadık? Bu soruların yanıtını vermek kolay değil ama, o sıradaki coğrafya bilgimizden ve Osmanlı'nın bu alanda tavrının ne olduğunu bir ölçüde ortaya koyarak belki sırra biraz yaklaşabiliriz.

Osmanlı kendinden o denli emindi ki, İspanyolların ve Portekizlilerin dünya denizlerine açılmalarını, Afrika'da, Hindistan'da bazı yerleri keşfetmelerini dahi küçümsüyor, alaycı ifadelere başvuruyordu. Dahası dönemin en önemli coğrafyacılarından Piri Reis donanmasıyla, kaşif ve tabii işgalci Portekizlilerin önünü kesmek için Hind Okyanusu kıyılarında onlarla vuruşuyordu.
Atlas'ın Nisan sayısında, Osmanlı haritacılığı anlatılıyor. Topkapı Sarayı ve bazı eski yazma kütüphanelerinin tozlu arşivlerinde gözlerden ırak haritalar, Atlas okurlarına sunuluyor. Dahası, Atlas, Türklerin yaptığı ve günümüze kadar kalan ilk dünya haritasını da gün ışığına çıkarıyor. Kaşgarlı Mahmud'un 1070 yılındaki haritasını pek az kimse bilir ve üstelik Atlas, haritayı Türkçeleştirmiş.
Aslında Osmanlı'da haritacılık, toprakların genişlemesiyle gelişme sağlamıştır. Harita iktidarın tapusudur. Vergi alınacak toprakları, sefere çıkılacak ülkeleri, kuşatılacak şehirleri, aşılacak denizleri cümle aleme gösterirler. Atlas'ta Feray Coşkun'un araştırmasından öğrendiğimize göre İstanbul'un fethinin ardından, Fatih, yeni başkentinin güvenliğini sağlamak ve topraklarını genişletmek için, Balkanlar, Ege ve Karadeniz'de yoğun bir fetih politikası güder. Bu politikanın iyi bir coğrafya ve astronomi bilgisi gerektiği tartışma götürmez. Bu dönemde Batı ve İslam kaynaklarından çeviriler yapılır. Ali Kuşçu ve Fethullah El Şirvani gibi ünlü matematikçi ve astronomlar Osmanlı'ya gelir. Bizans arşivinde Batlamyus'un coğrafyasının bir kopyasını inceleyen Fatih, Trabzonlu bilim adamı Yorgo Amirutzes ve oğlundan bu eseri Arapça'ya çevirmelerini ve buna dayanarak bir dünya haritası çizmelerini ister. Üstelik Fatih, İtalya'yı da fethetme arzusundadır. Bu nedenle Ressam Bellini'den bir Venedik haritası çizmesini dahi ister. Fatih'in coğrafya merakını bilen Francoesco Berlinghieri, Geographia'sını Fatih'e sunar. Bugün Topkapı Sarayı'nda bulunan seçkin harita koleksiyonu Fatih'in harita merakının ve fetih politikalarının ürünüdür.

Sayfa 1.

EDİTÖRÜN NOTU
Atlas'ın bahar takvimi çok dolu. Kaz Dağları, Alakır, Sarıkeçililer, İstanbul'da kalanlar için Dağ Filmleri Festivali. Bu etkinlik, İstanbul'a gelemeyenler için başka kentlere de gidecek.
KASLA GİT!
FOTOĞRAF SERGİSİ
ZANZİBAR: Baharat Kokulu Ada
ABONELİK
HASANKEYF'E SADAKAT
Sıfır Yokoluş Gezileri
[ DOĞA | MACERA | ARKEOLOJİ | FOTOĞRAF | KÜLTÜR | GEZİ | DERGİ ]
[ ATLAS'LAR | ATLAS'TAN | ATLAS'ÇILAR | TÜRKİYE HAR. | ANA SAYFA ]
 
[ Gizlilik Politikamız | Bize Ulaşın | Künye ]
[ İş Fırsatları | Dergi Abonelik ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.
Imperia ile tasarlanmıştır.