ATLAS LOGO
Mart 2010
DOĞA
MACERA
ARKEOLOJİ
DÜNYA
KÜLTÜR
GEZİ
ATLAS'TAN
ATLAS'ÇILAR
 
FORUMLAR
* 15. YIL
* Sıfır Yok Oluş
* Ziyaretçi Defteri
* Küresel Isınma
* Ormansızlaşma!
* İnsan Gücüyle
* Sarıkeçililer Yürümeli
HAKAN öGE

Giriş yap
Kullanıcı adınız:
Şifreniz:
Üye olmak için tıklayınız

Kultur 
   Kültür- Sarıkeçililer 
Günah Keçileri

Özlü söz dağarcığımız 'keçi' konusunda oldukça zengin ama bunların çoğu aşağılayıcı içerikte. Ekolojik anlamda 'keçi can, kasap yağ derdinde' deyişi bunlar içinde duruma en uygun olanı bekli de. Bunu 'keçi can, ormancı odun derdinde' olarak günümüze uyarlayabiliriz.

Ekonomi merkezli bakış açısı, keçileri 'zararlı' sınıfına sokuyor; oysa onlar bulundukları ekosistemin ayrılmaz parçası. Sarıkeçililer, yüzyıllardır keçilerle doğanın içinde birlikte yaşıyor, ormanlar ise yerli yerinde.
Fatih Pınar

Keçi, Yukarı Mezopotamya'da yaklaşık 10 bin yıl önce buğday, bezelye, zeytin ve koyun ile birlikte evcilleştirilen ilk hayvan türlerinden biri. Çayönü, Çatalhöyük keçinin evcileştirilmesine ilişkin ilk kanıtları veren yerler. Bu kanıtlar keçinin Anadolulu olduğunu gösteriyor. Keçinin evcilleştirilmesinin nedenleri arasında beslenmesinin ve barınmasının ucuz, veriminin yüksek, susuzluğa ve hastalığa karşı dayanıklı olması sayılabilir. Keçi, koyunun ve sığırın aksine dağlık bölgelerde, ağıla gerek duymadan, sınırlı bir bakımla yaşayabilir. Ottan çalı ve ağaççık türlerine kadar uzanan farklı bitkileri otlar; et, süt, gübre ve lif (kıl) üretebilen, yem değeri bakımından fakir maki alanlarda yaşayan tek çift tırnaklı hayvandır. Bu özellikleriyle keçi en az kaynaktan en yüksek miktarı üretir, günümüzün 'sürdürülebilirlik' kavramına tıpa tıp uyar, yoksul alanların hayvanıdır. Keçilerin Dönemi adlı eserinde Arnavut yazar Luan Starova keçilerle yoksullar arasındaki yaşamsal ilişkiyi destansı bir dille anlatır.
Ataları yabankeçileri olan evcilleştirilmiş keçiler ormana değil makilik alanlara ait. Makilik alanlar ve keçiler, evcilleşme öncesi ve sonrasında, birlikte evrimleşti. Seçici olmadan, maki bitki örtüsü tipine ait hemen her türü otlayabilen keçi, bu türleri yeni ekolojik adaptasyonlar geliştirmeye zorladı. Böylece, sanılanın aksine, biyolojik çeşitliliğin artmasına yol açtı. Sütleğen, zakkum gibi türler kimyasallar üreterek; sarıboğan, karaçalı dikenlerle donanarak; pırnal meşesi, akçakesme sert, dikenli, dayanıklı yapraklar geliştirerek keçi sofrasının dışında kalmayı ya da otlatmayı en az zararla atlatabilmeyi başardı. Buna karşılık keçiler dikeni, sert yaprağı, hatta ince dalları kemirip öğütebilecek damak yapısı ve bir zeytin ağacının tepesine çıkabilme yeteneğini geliştirdi.
Aslında anlaşılması gereken, etrafımızda gördüğümüz doğal ve kültürel yapıların iyi-kötü, faydalı-zararlı, güzel-çirkin gibi ayrımlar taşımadığıdır; bunlar çeşitli etkileşimlerin zaman içinde doğurduğu ortak ürünlerdir. Keçiye ilişkin sorunlara ekolojik anlamda çözüm üretebilmek için de şikâyetlerin merkezine keçinin kendisini değil, keçiyle sistem arasındaki etkileşimi koyma zorunluluğu vardır. İster insan etkisiyle, ister 'doğal' olarak tanımladığımız nedenlerle olsun, yırtıcının (burada keçinin) popülasyonunun değişmesi (artması ya da eksilmesi), av (burada orman ya da maki) üzerinde etkili olur. Bu, milyonlarca yıldan beri süregelen dinamik bir süreçtir. Ortaya çıkan etkiyi iyi-kötü diye adlandırmak insan merkezli bir değerlendirmedir.
Keçileri ormanlar için 'zararlı' ilan etmek ekolojik bir iddia değil. Orman yönetimi, en yüksek odun üretimini temel amaç edinir ve bu nedenle olaya ekolojik değil, ekonomik bakmak durumundadır. Odun değeri olmadığı düşünülen maki alanlarının 'bozuk orman' olarak tanımlanması, bu yaklaşımın sonucudur. Orman içi ve bitişiğindeki köylüye fayda sağlayan keçiler, ekonomik fayda elde etmeye odaklı orman yönetimi için bir önem arz etmez.
Ancak günümüz paradigmasına göre orman yönetimi ekonomik olduğu kadar ekolojik temellere de dayanmak zorunda. Sorun bu noktada, orman kaynaklarının ekonomik yaklaşımla mı, ekolojik yaklaşımla mı yönetileceği. Birinci yaklaşımda keçi tümüyle zararlıdır ve orman içinde yeri yoktur, ikincisinde keçi sistemin bütünleyici ekolojik bir bileşenidir.
Keçi inadını bırakıp keçinin sadece ormanlarımızı değil, kültür ve sanatımızı da derinden etkilediğinin farkına varmamız gerekiyor. Sorunları dışlayıcı ve yasaklayıcı sığ önlemler yerine bilgiye, anlamaya dayalı bütüncül yaklaşımlarla çözmeliyiz. Keçiler ve göçerler bu ilgi ve sevgiye layıktır. Keçiler ve ormanlar birlikte dokuz bin yıldan beri buralarda. Eğer keçiler ormanın tek düşmanı ise hâlâ 20 milyon hektarın üzerinde orman kaynağımızın olmasını nasıl açıklayabiliriz?

YAZI: PROF. DR. TUNCAY NEYİŞÇİ, AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ÇEVRE SORUNLARI ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ MÜDÜRÜ

Yorumları okumak ve yeni yorum yazmak için tıklayınız

Son yazılar:
  • Sarıkeçililer ile ilgili tez çalışması (DENİZ SALMANLI, 24/02/10 14:23)
  • Sarı keçililer yürümeli (yüksel sarı, 25/12/09 23:32)
  • sarı keçili yörüklerine ısparta dan cevap var (ayfer akşit, 10/12/09 12:07)
  • EDİTÖRÜN NOTU
    Atlas'ın bahar takvimi çok dolu. Kaz Dağları, Alakır, Sarıkeçililer, İstanbul'da kalanlar için Dağ Filmleri Festivali. Bu etkinlik, İstanbul'a gelemeyenler için başka kentlere de gidecek.
    KASLA GİT!
    FOTOĞRAF SERGİSİ
    Sadakat İstanbul: Boğazını Koru
    ABONELİK
    HASANKEYF'E SADAKAT
    Sıfır Yokoluş Gezileri
    [ DOĞA | MACERA | ARKEOLOJİ | FOTOĞRAF | KÜLTÜR | GEZİ | DERGİ ]
    [ ATLAS'LAR | ATLAS'TAN | ATLAS'ÇILAR | TÜRKİYE HAR. | ANA SAYFA ]
     
    [ Gizlilik Politikamız | Bize Ulaşın | Künye ]
    [ İş Fırsatları | Dergi Abonelik ]
    © Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
    Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
    Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.
    Imperia ile tasarlanmıştır.