'Hoş geldiniz. Bu sahiller, yaylalar bizim yurdumuz, evimiz, barınağımız. Bu topraklara Türkün ayağı değdiği günden beri buralarda yaşıyoruz. Bu topraklar üzerine kurulmuş bütün beylikleri, devletleri bizler doyurup donattık. Ordularında bizim atalarımız askerlik yaptı bu topraklar üstünde en son kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ni kanlarıyla yoğuranların arasında bizlerde vardık. Şimdi bizimde çocuklarımızın kanlarını vatanseverliğimizin selamını taşımaktalar, şehit atalarımızın katına… Bizler, ne dünyanın, doğanın ve tarihin akışına karşı durmak istiyoruz; ne de kültürel, folklorik değer ve birikimlerimizden vazgeçmek istiyoruz. Bizler programlı bir sistem içinde yavaş yavaş yerleşik hayata geçmeye itiraz etmiyoruz. Geçmişte dendiği gibi, 'satın malınızı mülkünüzü, şurada bir köyün ya da kasabanın kenarında bir gecekondu yapıp, seçimden seçime sizlere verilecek sadakalarla yetinin' denmesini istemiyoruz. Davarımızın bin yıllık göç yollarımızdan geçmesini yasaklayarak, zorla ve yok pahasına kesimhanelere tıkarak, yani malımızı, mülkümüzü, gasp edilmesine razı olmamızın beklenmesini istemiyoruz. Çocuklarımızın, eğitimi, gençlerimizin iş sahibi olmaları sağlanmadan, bizlere gösterilecek tarlalarda, toprak tarımı öğrenip, uyum sağlayacağımız zamana kadar yerleşik hayata geçmeyi istemiyoruz. Ülkemizi yönetenler, parası ve hatırlı makamlarda dayısı olana tanıdığı vatandaşlık haklarının birazını da bize tanıyıp, gönüllülük esasına göre yerleşmemize yardımcı olmanın yollarını aramalıdır. Bizler istiyoruz ki: Yerleştirileceğimiz alan hem tarla tarımı, hem hayvancılık için uygun olmalı. Çünkü bizlerin tümüyle kıl keçiden vazgeçebilmesi mümkün değildir. Her aile, geçmişinden kopmamak için keçi beslemeye devam edebilmeli. Dayatmayla malımızın dörtte üçünü satmaya zorlayanlar, böylesi bir sistem içinde yerleştirildiğimizde görecekler ki; satmayıp alıkoyduğumuz keçi oranı dörtte bir değil onda bir olacaktır. Bir küskünlük ya da reddiye içinde olmadan gönüllü olarak, yerleştiğimizde, kültürel birikim ve değerlerimizi yitirmeden birlikte uyum sağlayabileceğimize inanıyoruz. Kendimizi bir saldırı altında hissediyoruz. Savunma ihtiyacımızın isyana dönüşmesini bizde istemiyoruz. Biz bu ülkenin bu devletin asli kurucu unsurlarıyız. Devletle karşı karşıya gelmeyeceğiz. Ama devletimizi yönetenlerin, bizim insan olduğumuzu hatırlamalarını istiyoruz. Biz bulunduğumuz yerlerden yıllardır bağırıyoruz. Duyan olmuyor. Belki uzakta kaldığımız için sesimiz duyulmuyor diye düşündük. Baktık ki, akraba obalar, oymaklar; yaylalarda, sahillerde şenlikler toylar düzenlemekte. Bizler de bu şenliği düzenlemeye karar verdik. Herkes eski günlerin anılarını anlatıp geçmişi canlandırmak için meydanları dolduruyor. Bugün, geçmişin canlandırılışını görme umuduyla gelen misafirlerimizden özür diliyoruz. Geleceğimizin öldürülüşünü izleyin diye çağırdık sizleri buraya sizleri. Ama öyle mevta olup gitmeye niyetli değiliz. Anadolu'yu Türk yapan Yörüklerin, aktif göçebe hayatı sürmekte olan son temsilcileri olarak, tarihin yüzünde, gülümseyişimiz bir yontu gibi bezenmiş olarak kalsın istiyoruz. |














