|
Hakikatçi Konuşuyor
Özcan Yüksek'in, Binbir Gece Masalları'nı konu alan kitabı Hakikatçi, Doğan Kitap'tan çıktı.
|
|
|
Atlas okurları 'Binbir Gece Masalları' serisinde metinleri çözümleyen yazılarınızı yakından tanıyor. Kitapta bunlara ek olarak neler yer alacak? Hakikatçi bize bu kez neler anlatacak? Binbir Gece Masalları, Atlas'ta dört bölüm halinde yayımlandı. Ama dergide her bölümde bir masalın çözümlemesini verebildik. Hakikatçi adıyla yayımlanan kitapta 11 masalın çeşitli uzunlukta çözümlemesi var. Kültür tarihinin belki de en önemli eseri sayılması gereken Binbir Gece Masalları, bu niteliğini özellikle, bir yazarı bulunmaması ve insana ait önemli sırları açıklamasıyla kazanıyor. Atlas'ta ve daha geniş olarak Hakikatçi'de yaptığım çözümlemelerin benzerine araştırmalarım sırasında rastlayamadım. Tabii bunu, yalnızca İngilizce literatür içerisinde söylüyorum. Buna karşılık, nerdeyse tüm dünya dillerindeki Binbir Gece Masalları araştırmalarını da kapsayan Arabian Nights Ansiklopedisi'nde de bu yönde bir bilgiye rastlamadım. Atlas ve benim açımdan gurur verici bir gelişme de, bu ansiklopedinin editörü Ulrich Malzroph'un Ankara'daki sempozyuma katılması. Binbir Gece Masalları ile ilgili Atlas'ın bu projesi ANKAMall desteğiyle gerçekleştirildi. Bu projeye UNESCO Türkiye Milli Komitesi resmi destek verdi. Bilkent Üniversitesi başarılı bir sempozyum düzenledi. Üç gün boyunca Ankara'daydım ve ben de bir konuşma yaptım. Bu sempozyum sayesinde, Hakikatçi'nin tezleri kısa zamanda dünyaya duyurulmuş oldu.
Hakikatçi, üç kitaplık dizinin ilk halkası. Bu bölümlemeyi nasıl yaptınız, Binbir Gece Masalları, bu konuda size nasıl yol gösterdi? Hakikatçi üç kitaplık dizinin ilk adı. Bundan sonraki iki kitapta, çözümlemeleri yine Hakikatçi yapacak ama masalların verdiği sırların konusu ve kitapların isimleri değişecek. Böylelikle yazar ve okuru, masalların çözümlemelerini daha kolay ele almış olacak. Birinci kitap, masalların hayat ve ölüme dair olanlarını çözümlüyor. 'Neden yaşıyoruz', 'Şehrazat ile Şehriyar arasındaki ilişki aslında ölümle yaşam arasında ilişki değil midir' gibi soruları ortaya koyup yanıtlıyor. İkinci kitap aşk üzerine olacak. Üçüncü kitap ise insanın büyümesi, olgunlaşması ve hayat macerasından başarıyla çıkmasına dair öyküleri ele alacak. Örneğin Sinbad, Alaaddin'in Sihirli Lambası gibi.
Masallar, hep çocuklara göre şeyler gibi görülür. Peki masallar yetişkinlere ne anlatıyor? Masallar bugün yalnızca çocuklar için kabul ediliyor. Zaten geçmiş zaman kültürleri de bir tür çocukluk olarak algılanıyor. Masallar asıl olarak büyükler içindi. Amacı, topluma erdemleri dolaylı yolla anlatmaktı. Masallar, öyküyü anlatır ama bu öykünün neyi anlattığı, niye anlatıldığı konusunda bir açıklama yapmaz. Yorumu dinleyiciye bırakır. Masallar ibreti, öykünün içeriğiyle aktarır. Ve bu masallar, ait olduğu kültürleri yalnızca dekor olarak, şekil olarak kullanır, çünkü, asıl olarak zamanlar ötesidir, sınırlar ötesidir. Yani insanı tarihi bağlamından çok öncesinden ele alarak anlatır. Örneğin hayat ve ölümün sırrını açıklar ve bu sır şu veya bu ülkeye göre farklılık göstermez. Erkek ve kadının doğasını anlatır ki bu da Arap ya da Fransız olmasına göre değişiklik göstermez. Ve çok yanlış olarak akademisyenlerin bazıları, Binbir Gece Masalları'ndan sosyolojik, tarihsel sonuçlar çıkarmaya çalışmıştır. Öyküler gerçek gibi algılanmış ve bu toplumlar yargılanmıştır. Masallar insanın iç dünyasını, korku ve arzularını, vesvese ve dürtülerini öyküleştirdiği halde, pek çok akademisyen bunları gerçekmiş gibi yorumlamıştır. Bu yüzden Binbir Gece Masalları, oryantalizmin en önemli tartışma alanlarından biri olmuştur. En başta Şehrazat ile Şehriyar ilişkisi yanlış anlaşılır. Şehrazat'ın ölüm korkusuyla öykü anlattığı doğrudur ama Şehriyar hem kendi ölümüdür hem de âşığıdır. Aralarında zora dayalı bir ilişki varmış gibi gözükür ama öyle değildir. Bunun ayrıntısı Hakikatçi'de var. Masallar, hayatın özünü alır. Deneyimler zaman içinde öykülere, masallara dönüşür. Bu yüzden masal, en gerçek olandır. Olmuş olanlardan oluşur ve olacak olanın sırrını verir.
Atlas Ekim 2008, sayı 187
|
...
Bu konuda diğer yazılar... |
|
·
|
ADA: Ekonomik kriz dönemlerinde insanlar için Atlas bir sığınak, umut, hayal, mavi gökyüzü, mavi denizde bir ada, mavi kapaklı bir dost oluyor. Çok daha fazla böyle hissediliyor. (28.07.0009)
|
|
·
|
Ubuntu: Fotoğraftaki doğayı bozup yapıyoruz. Ama gerçek doğanın kendisi asla hırslarımızın bir oyunu değil. Bozup yapamayız. Çünkü biz de o resmin içindeyiz. (29.06.0009)
|
|
·
|
Geçmişin kartı: Her sayısı kültür, arkeoloji, tarihtir Atlas'ın. O yetmez, Atlas okurları Hasankeyf başta olmak üzere, kültürel değerlere sahip de çıkar, çıkmaya devam eder. (29.04.0009)
|
|
·
|
Özcan Yüksek Röportajı cevreciyiz.com'da : Biz onu ilk önce Atlas Dergisi yayın yönetmeni olarak tanıdık, sonrasında ise her bir araya geldiğimizde anlattığı hikayelerle benimsedik. Özcan Yüksek şimdi de Binbir Gece'de yolculuk eden Hakikatçi olarak, biz bahtı güzel okurlara aslında yine bizi, ta kendimizi anlatıyor. (20.04.0009)
|
|
·
|
Yüksek İzmir'deydi: Atlas'ın Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek, Mart 2009'da İzmir Amerikan Koleji'nin davetlisiydi. İzmir ve Türkiye'nin en köklü liselerinden biri olan okulun edebiyat bölümü, Özcan Yüksek'e pek çok sürpriz de hazırlamıştı. Bunlardan biri de, okulun kütüphanesindeki Binbir Gece Masalları sergisiydi. (06.04.0009)
|
|
·
|
Peri: İnsanoğlu görünmez olanı da güzel görmek ister. Ecinnilerin çok güzel kızları, yani periler de öyledir. Ateşten yaratıldığını işitmiştir, iyi olduklarını, yardımsever olduklarını işitmiştir, ama kendisi görmediği halde, görenlerden, duyanlardan, perilerin çok güzel ve aynı zamanda çok da cazibeli yaratıklar olduklarını işitmiştir. (18.03.0009)
|
|
·
|
Altın Dal: Evvel zamanlarda, kalın kabuklu limonların koktuğu günlerden bile önceki zamanlarda, şehirlerin içinden yeşim renkli nehirlerin aktığı, bazen turnaların, bazen leyleklerin göğü gölgeleyecek kadar birikip yola çıktığı zamanlarda, sırları saklayan yaprakların, sırları saklayan ağaç köklerinin, otların bilindiği zamanlarda bilinen bugün artık unutulmuş bir büyüden söz edeceğim. (26.01.0009)
|
|
·
|
Oy Karadeniz!: Önümüzdeki sayıda ve daha önümüzdeki sayıda Atlas ve okuru, Türkiye'nin doğasının korunması çabasında çok daha ön safta olacak. Yeni yılımız kutlu olsun! (26.12.0008)
|
|
·
|
Dağlarca Konuşmak: Küresel ısınmanın ısıttığı yeryuvarlağımız şimdilerde küresel bir iktisadi krizin içine yuvarlanıyor. Bu krizin nedeni ile dünyamızın doğasının yok olmasının nedenleri aynı. (28.10.0008)
|
|
·
|
Ge, Gece: Önce karanlık vardı. Sonra aydınlık. Önce gece vardı, sonra gün. Önce kaos vardı, sonra Güneş dizgesi. Ve geçmiş, işte bu yüzden gecedir. Gece de geçmişe giden yolun manzarasıdır. Belki de en güzel gece sözcüğü Türkçeye aittir. (23.07.0008)
|
|
·
|
ÖKSÜZ: Bizim yaptığımız nedir? Kaynağına, yerine kadar gitmek, ayakların geldiği yere, sözün geldiği yere gitmek. (01.07.0008)
|
|
·
|
Esmer Hurafe: Gece esmerdir. Konuşur. Gece konuşmalarına, gece hikâyelerine eski Araplar bu yüzden esmer demişlerdir. Esmer öyküler, beyaz öykülerden farklı olarak inanılması güç olanlardır. (25.04.0008)
|
|
·
|
Sarıkeçililer, Sarı Evlere!: (15.04.0008)
|
|
·
|
Barış : (14.04.0008)
|
|
·
|
The Sun-Headed Men: (08.04.0008)
|
|
·
|
Öğret Bana: Atlas geçen yıl nisan ayında on beşinci yaşına girmişti, bu sayıda 15 yılı geride bıraktı, on altıncı yılından gün aldı. Biz hâlâ buradayız. Siz de buradasınız. Aynı ormanın içinde. Ne güzel! (26.03.0008)
|
|
·
|
Uçan halı hayalinin gerçek olduğu mekân: Binbir Gece Masalları'nın sır coğrafyalarından birinden dönüşte, uçan halım Dubai'de aktarma yapacaktı. Serendip Adası'ndan geliyordum, Adem'in cennetten indiği yeryüzündeki cennetten. (25.03.0008)
|
|
·
|
Altdünya Düşleri: (16.02.0008)
|
|
·
|
Örtüsüz nedenler örtülü sonuçlar: (04.02.0008)
|
|
·
|
Türban, Firavun ve Modern: (21.01.0008)
|
|
·
|
Define: Gecenin tegannisi nefes nefes nefestir. Görünmeyenlerin kaş göz işaretleri öyküler anlatır sana. Devran eden yıldızlarla sabahlarsın. Sanki yıldızlar birikir, gündüz olur. Oysa rüyada ne sabah vardır ne akşam. Her şey aynıdır. (14.01.0008)
|
|
·
|
Gölge: Gece dünyanın gölgesidir. Kimse kendi karanlığından kaçamaz. Ve kimse kendi gölgesinden, öteki kendisinden, belki de asıl kendisinden kaçamaz. Çünkü onlarsız olamayacağına göre, aşk ve korku, gölgeler dünyasına aittir. (17.12.0007)
|
|
·
|
Bin Bir: Bir gün daha geçer. Düşmanın ömrü gibi. Bir gün daha ve akşam olur. (26.11.0007)
|
|
·
|
Hızlı Öpücük: (21.11.0007)
|
|
·
|
İbrahim yeniden yürüyecek mi: Bütün dünya nüfusunun yarısına yakının inandığı dinin temelini oluşturan Hz İbrahim, yürüdüğü coğrafyada yeniden insanlığın etkileyebilecek mi? Musevilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık, birer çatışma bahanesi olmaktan çıkacak mı? (10.11.0007)
|
|
|
 |