|
Hakikatçi Konuşuyor
Özcan Yüksek'in, Binbir Gece Masalları'nı konu alan kitabı Hakikatçi, Doğan Kitap'tan çıktı. TÜYAP kitap fuarının açılışın günü 1 Kasım'da Özcan Yüksek, saat 14.00-16.00 arasında kitaplarını imzalayacak ve söyleşi yapacak.
|
|
|
Atlas okurları 'Binbir Gece Masalları' serisinde metinleri çözümleyen yazılarınızı yakından tanıyor. Kitapta bunlara ek olarak neler yer alacak? Hakikatçi bize bu kez neler anlatacak? Binbir Gece Masalları, Atlas'ta dört bölüm halinde yayımlandı. Ama dergide her bölümde bir masalın çözümlemesini verebildik. Hakikatçi adıyla yayımlanan kitapta 11 masalın çeşitli uzunlukta çözümlemesi var. Kültür tarihinin belki de en önemli eseri sayılması gereken Binbir Gece Masalları, bu niteliğini özellikle, bir yazarı bulunmaması ve insana ait önemli sırları açıklamasıyla kazanıyor. Atlas'ta ve daha geniş olarak Hakikatçi'de yaptığım çözümlemelerin benzerine araştırmalarım sırasında rastlayamadım. Tabii bunu, yalnızca İngilizce literatür içerisinde söylüyorum. Buna karşılık, nerdeyse tüm dünya dillerindeki Binbir Gece Masalları araştırmalarını da kapsayan Arabian Nights Ansiklopedisi'nde de bu yönde bir bilgiye rastlamadım. Atlas ve benim açımdan gurur verici bir gelişme de, bu ansiklopedinin editörü Ulrich Malzroph'un Ankara'daki sempozyuma katılması. Binbir Gece Masalları ile ilgili Atlas'ın bu projesi ANKAMall desteğiyle gerçekleştirildi. Bu projeye UNESCO Türkiye Milli Komitesi resmi destek verdi. Bilkent Üniversitesi başarılı bir sempozyum düzenledi. Üç gün boyunca Ankara'daydım ve ben de bir konuşma yaptım. Bu sempozyum sayesinde, Hakikatçi'nin tezleri kısa zamanda dünyaya duyurulmuş oldu.
Hakikatçi, üç kitaplık dizinin ilk halkası. Bu bölümlemeyi nasıl yaptınız, Binbir Gece Masalları, bu konuda size nasıl yol gösterdi? Hakikatçi üç kitaplık dizinin ilk adı. Bundan sonraki iki kitapta, çözümlemeleri yine Hakikatçi yapacak ama masalların verdiği sırların konusu ve kitapların isimleri değişecek. Böylelikle yazar ve okuru, masalların çözümlemelerini daha kolay ele almış olacak. Birinci kitap, masalların hayat ve ölüme dair olanlarını çözümlüyor. 'Neden yaşıyoruz', 'Şehrazat ile Şehriyar arasındaki ilişki aslında ölümle yaşam arasında ilişki değil midir' gibi soruları ortaya koyup yanıtlıyor. İkinci kitap aşk üzerine olacak. Üçüncü kitap ise insanın büyümesi, olgunlaşması ve hayat macerasından başarıyla çıkmasına dair öyküleri ele alacak. Örneğin Sinbad, Alaaddin'in Sihirli Lambası gibi.
Masallar, hep çocuklara göre şeyler gibi görülür. Peki masallar yetişkinlere ne anlatıyor? Masallar bugün yalnızca çocuklar için kabul ediliyor. Zaten geçmiş zaman kültürleri de bir tür çocukluk olarak algılanıyor. Masallar asıl olarak büyükler içindi. Amacı, topluma erdemleri dolaylı yolla anlatmaktı. Masallar, öyküyü anlatır ama bu öykünün neyi anlattığı, niye anlatıldığı konusunda bir açıklama yapmaz. Yorumu dinleyiciye bırakır. Masallar ibreti, öykünün içeriğiyle aktarır. Ve bu masallar, ait olduğu kültürleri yalnızca dekor olarak, şekil olarak kullanır, çünkü, asıl olarak zamanlar ötesidir, sınırlar ötesidir. Yani insanı tarihi bağlamından çok öncesinden ele alarak anlatır. Örneğin hayat ve ölümün sırrını açıklar ve bu sır şu veya bu ülkeye göre farklılık göstermez. Erkek ve kadının doğasını anlatır ki bu da Arap ya da Fransız olmasına göre değişiklik göstermez. Ve çok yanlış olarak akademisyenlerin bazıları, Binbir Gece Masalları'ndan sosyolojik, tarihsel sonuçlar çıkarmaya çalışmıştır. Öyküler gerçek gibi algılanmış ve bu toplumlar yargılanmıştır. Masallar insanın iç dünyasını, korku ve arzularını, vesvese ve dürtülerini öyküleştirdiği halde, pek çok akademisyen bunları gerçekmiş gibi yorumlamıştır. Bu yüzden Binbir Gece Masalları, oryantalizmin en önemli tartışma alanlarından biri olmuştur. En başta Şehrazat ile Şehriyar ilişkisi yanlış anlaşılır. Şehrazat'ın ölüm korkusuyla öykü anlattığı doğrudur ama Şehriyar hem kendi ölümüdür hem de âşığıdır. Aralarında zora dayalı bir ilişki varmış gibi gözükür ama öyle değildir. Bunun ayrıntısı Hakikatçi'de var. Masallar, hayatın özünü alır. Deneyimler zaman içinde öykülere, masallara dönüşür. Bu yüzden masal, en gerçek olandır. Olmuş olanlardan oluşur ve olacak olanın sırrını verir.
Atlas Ekim 2008, sayı 187
|
...
Bu konuda diğer yazılar... |
|
·
|
Dağlarca Konuşmak: Küresel ısınmanın ısıttığı yeryuvarlağımız şimdilerde küresel bir iktisadi krizin içine yuvarlanıyor. Bu krizin nedeni ile dünyamızın doğasının yok olmasının nedenleri aynı. (28.10.0008)
|
|
·
|
Ge, Gece: Önce karanlık vardı. Sonra aydınlık. Önce gece vardı, sonra gün. Önce kaos vardı, sonra Güneş dizgesi. Ve geçmiş, işte bu yüzden gecedir. Gece de geçmişe giden yolun manzarasıdır. Belki de en güzel gece sözcüğü Türkçeye aittir. (23.07.0008)
|
|
·
|
ÖKSÜZ: Bizim yaptığımız nedir? Kaynağına, yerine kadar gitmek, ayakların geldiği yere, sözün geldiği yere gitmek. (01.07.0008)
|
|
·
|
Esmer Hurafe: Gece esmerdir. Konuşur. Gece konuşmalarına, gece hikâyelerine eski Araplar bu yüzden esmer demişlerdir. Esmer öyküler, beyaz öykülerden farklı olarak inanılması güç olanlardır. (25.04.0008)
|
|
·
|
Sarıkeçililer, Sarı Evlere!: (15.04.0008)
|
|
·
|
Barış : (14.04.0008)
|
|
·
|
The Sun-Headed Men: (08.04.0008)
|
|
·
|
Öğret Bana: Atlas geçen yıl nisan ayında on beşinci yaşına girmişti, bu sayıda 15 yılı geride bıraktı, on altıncı yılından gün aldı. Biz hâlâ buradayız. Siz de buradasınız. Aynı ormanın içinde. Ne güzel! (26.03.0008)
|
|
·
|
Uçan halı hayalinin gerçek olduğu mekân: Binbir Gece Masalları'nın sır coğrafyalarından birinden dönüşte, uçan halım Dubai'de aktarma yapacaktı. Serendip Adası'ndan geliyordum, Adem'in cennetten indiği yeryüzündeki cennetten. (25.03.0008)
|
|
·
|
Altdünya Düşleri: (16.02.0008)
|
|
·
|
Örtüsüz nedenler örtülü sonuçlar: (04.02.0008)
|
|
·
|
Türban, Firavun ve Modern: (21.01.0008)
|
|
·
|
Define: Gecenin tegannisi nefes nefes nefestir. Görünmeyenlerin kaş göz işaretleri öyküler anlatır sana. Devran eden yıldızlarla sabahlarsın. Sanki yıldızlar birikir, gündüz olur. Oysa rüyada ne sabah vardır ne akşam. Her şey aynıdır. (14.01.0008)
|
|
·
|
Gölge: Gece dünyanın gölgesidir. Kimse kendi karanlığından kaçamaz. Ve kimse kendi gölgesinden, öteki kendisinden, belki de asıl kendisinden kaçamaz. Çünkü onlarsız olamayacağına göre, aşk ve korku, gölgeler dünyasına aittir. (17.12.0007)
|
|
·
|
Bin Bir: Bir gün daha geçer. Düşmanın ömrü gibi. Bir gün daha ve akşam olur. (26.11.0007)
|
|
·
|
Hızlı Öpücük: (21.11.0007)
|
|
·
|
İbrahim yeniden yürüyecek mi: Bütün dünya nüfusunun yarısına yakının inandığı dinin temelini oluşturan Hz İbrahim, yürüdüğü coğrafyada yeniden insanlığın etkileyebilecek mi? Musevilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık, birer çatışma bahanesi olmaktan çıkacak mı? (10.11.0007)
|
|
·
|
Kaz Dağı'nda 150 milyon dolar için 450 milyon dolar yakılıyor: Altın yumurtlayan tavuğu kesersen, içinde altın olmadığını görürsün. Yalnızca altın liralar sayılmaz, zeytin taneleri de sayılır, ormandaki ağaçlar a sayılır, siyanür şişeleri, zeytin toplayıcıları, satıcıları, alıcıları da sayılır. (04.11.0007)
|
|
·
|
Dersimiz Nedir?: Ermeniler, Rumlar, Yahudiler, Sünniler, Şiiler, ateistler, sufiler, Bektaşiler, Şamanlar, Aleviler. Hepimiz duygusu önemli. Hepimiz. Özne, hepimiz olmalı. Hepimiz, nokta nokta... (26.10.0007)
|
|
·
|
Günah Keçisi: Suçlarımızı ve acılarımızı, bizim yerimize taşıyacak başka bir varlığa ya da nesneye aktarabilseydik keşke. Yaban akıl bunu başarabilirdi. Biz uygarlar, suçlarımız ve acılarımızla yaşamaya mahkûmuz. Yaban ve günahsız mı, yoksa uygar ama günahkâr ve acılar içinde olmak mı tercih edilmeli acaba? (26.10.0007)
|
|
·
|
SESSİZCE DÖN: İç İçe Zamanlar: Özcan Yüksek'in yazdığı Sessizce Dön, Doğan Kitap'tan çıktı. Mevlana'nın Anadolu'ya göç yolunu tekrar aşan Yüksek, bu uzun güzergâhın deneyimini okurlarla paylaşıyor. Kitapta Mevlana'nın zamanı ve bizim zamanımız iç içe geçiyor, büyük düşünür kimlik ve özgürlük sorunu hakkında günümüze bir şeyler söylüyor. Yüksek'le Sessizce Dön'ü konuştuk. (25.10.0007)
|
|
·
|
Flamingoların yalnızlığı: Eğer İstanbul'a Afyon üzerinden dönecekseniz, artık tamamen kurumuş olan Akşehir Gölü'nü gezebilirsiniz. Tatiliniz ve geziniz sırasında halkla konuşmayı da ihmal etmeyin. Orada insanların, 'Bir zamanlar buradan su kükreyerek çıkardı' dediklerini işitecekseniz. (26.08.0007)
|
|
·
|
Güneşin Çalgıcıları: Rüzgâr ve mısır tarlaları tatlı, uğultulu bir şarkı çalıyordu. Meksika'nın uzak, küçük bir dağ kasabasının, adı Kuetzalan olan kasabasının yakınındaydım. (20.08.0007)
|
|
·
|
Çapariz: Marmaray kazılarından, İstanbul şehrinin bilinçaltı ortaya çıktı. İlk İstanbul, ilk metropol, dünyanın ilk, en büyük limanı bulundu. (29.06.0007)
|
|
·
|
Dünya Döndü!: Kule tıhuu uuu, yani uzuuun, çok uzun zaman önce. (27.06.0007)
|
|
|
 |