 |
| El İdrisi'nin elyazmalarında yer alan 1154 tarihli dünya haritası (Köprülü Kütüphanesi - İstanbul). |
Şehrin Beş KapısıCosalı Nicolas'ın beş kapılı şehrine ait bir harita belirir zihnindebazen. Beş duyuya ait beş kapının haritası. Kapılardan biri IşıklarKapısı'dır. Bu kapı açıldığında şehrin ihtiyacı olan ışık dolar içeriye,parlak ve loş ışıklar. Morlar, kırmızılar, diğer renkler girer içeriye,soluk ya da parlak kostümleriyle. Bu şehrin ırmaklarını yeşile, kirlikanal sularını griye boyarlar; saraylarını, cüsseli evlerini fıstıkiyeşile veya kanarya sarısına boyar ışığın renkleri, çinko çatıları,paslı demirleri, kiremitleri boyar; gözlerin rengini verir, dudaklarınkırmızı tonlarını, saçların altın sarısını verir ya da kirpikleri,kaşları siyah sürmelerle parlatır.
Şehrin kapılarından birinden sesler doluşuriçeriye. Diğer kapı şehrin gözüyse eğer, bu kapı da kulağıdır işte.Şehrin müziği bu kapıdan yayılır, sevinçli haberler, acılar,söylentiler, fısıltılar, dedikodular bu kapıdan geçer. Kuşların kanatsesleri, atların nal sesleri, ırmağı yararak ilerleyen mavnalarıntuf-tuf-tuf motor sesleri, Ğbirkaç yüzyıl geçmişse eğerĞ otomobilsesleri hatta, şehrin bu kapısından içeriye buyur edilir, şehrin SeslerKapısı'ndan.
Bir kapısı daha vardır ki, kokular içindir. Güzelkokular, tatlı kokular, şekerli kokular ve tabii kimse istemese de,çürümüşlüğün kokuları için açılır kapı. Şehrin burnudur burası, KokularKapısı. Uzaklardaki denizlerin kokusu bile girer bu kapıdan rüzgârınelinden tutup.
Bu şehrin kapılarından birinden çoğu zaman buzlurüzgârın soğukluğu sokulur içeri, ömrü kısa yaz mevsimlerinde isegüneşin sıcaklığı. Bir tenin bir tene temasıyla doğan hisler, öpüşmeler,okşamalar girer bu kapıdan, Temaslar Kapısı'ndan.
En son kapının adı ise Tatlar Kapısı'dır. Şehrin ağzı gibi açılır.
İştesen, uzak diyarlardan bu şehre, beş kapısından da girmek için geldin.Zihnindeki haritada işaretli beş kapıyı, bu şehrin caddelerinde ya dakoridorlarında, sütunlu ya da demir kapılarında bulmak için geldin.
İnsanyeryüzü haritalarına, bir şehir planına bazen, kendisini bulmak içinbakar. Ama zihninde taşıdığı, tüm zamanlara gidip gelebilen ve kendihayatına dair bir harita daha vardır.
Zihnin görünmez rölyefleriarasında, bazen idari, bazen fiziki, tarihi, zamansal, duygusal birharitadır bu. Tahayyülle katlanıp açılan, büyüyen, genişleyen, daralanbir harita. O zamandan bu zamana zıplayan, aynı atlasın içinde, hattaaynı atlasın aynı iki boyutlu yüzeyinde pek çok boyuta çoğalan, bazen içaydınlanmayla ışıldayan, bazen gölgelenen bir harita. Otobiyografikharitanın kendi yolları vardır, kendi vadileri, önemli olayları,simgeleri, sonsuza giden bir lejantı. Bu zihin atlası, şehri dolaşangezgin tarafından, yolların üzerine çakıştırılır, binaların, anıtların,köprülerin üzerine çakıştırılır; sonra da çakışan bu coğrafya parçalarıüzerinde, o gezgin, kendi tarihini bulur. Bu özel tarih, bazen o şehirdegeçer, bazen başka bir şehirde, ama her ikisi de şimdi o şehrincaddelerinde, sokaklarında, zihindeki haritayla çakışmaya çabalar.Zihindeki haritanın içinde şehri dolaşan gezgin, ayaklarının sürüklediğiyerde yaşanmışlıkları, öldürülmeleri, tutkuları, gerçekleşen ya dagerçekleşmeyen arzuları bulur. Zihin haritasındaki çizgiler bazenşenlikli meydanları gösterir, bazen hüzünlü sokakları, çıkmazları.
Karşılaşmak
Aklın ve duygunun görünmez haritasına iç gözüyle bakan gezgin, özleminve arzunun kavislerinde yol alır, belki bir vakit kendisine aitgeçmişinden bir parça bulmak, belki hiç bilmediği yeni bir geçmişikeşfetmek için. Zihin haritasının titreyen yollarında, kar kristallerigibi saçılan kavşaklarında bazen, bir yolcu, bir zamanlar yaşadığı birkarşılaşmayı arar. Aynı rastlantıya rastlamak, aynı karşılaşmaylakarşılaşmak için, aynı sokakları, kafeleri, avluları, aynı sütunlarınarasını yürür ya da aynı bahçeleri, ırmak kıyılarını, köprüleri adımlar,zihninde ve üzerinde gezindiği şehirde. Bu şehrin hayaller âlemi,yolcunun hayaller haritasıyla oynaşır. Bu şehrin talihsiz yolcusu,hakikati bulduğu yerde kaybettiğini dahi bilemez.
Düşler Haritası
Haritanın parlak ve soluk, eğri ve kararsız çizgileri, gerçekcoğrafyanın bir hayalidir. Ne ki, kâğıt üzerindeki hayal her vakitkusurluluğun belgesine dönüşür. Oysa gerçeğin zihindeki haritasımükemmele koşar. Tek mükemmel vardır çünkü; düşler. Düşler haritasınınkavşaklarında, ne yöne gideceğini senin bulman gerekir. Bazen seninharitan; yolları gösterir ama gideceğin yerleri senin işaretlemenibekler, bazen, gideceğin yerleri gösterir ama isimlerini senin koymanıister. Sonsuz bir ölçekle büyüyen ve daralan zihnindeki harita, kuzeyinakşam ışıkları gibi rengâhenk hayaller sunar; sana düşen, dolaştığınşehirde bu hayallerin birer birer kırılışına tanık olmaktır ya da buşehirde yazılmış, kurulmuş, hayata konmuş hayalleri toplamak.
 |
| El İdrisi'nin Nüzhetü'l-Müştak (1300) adlı eserinde 6. iklimi anlatan bir bölüm de var (Bibliotheque Nationale- Paris). |
Arzular Haritası
Zihninin karanlık dehlizlerinin haritasında senin,bir kent arzulanır. Bu kenti bulup çıkarmak ve oraya gitmekzorundasındır işte. Arzular haritası sana kentin adını ve yerinigöstermez, belki bir yön okuyla kuzeyi işaret ediyordur ya da güneyi,belki mesafeleri öğrenebilirsin; tuhaf gelecektir ama, hayaller atlasınhep aynı tarihi işaret eder sana. Sonbaharın son günlerini. Sen de buşehre, her seferinde, mevsimin hep o tükenmiş günlerinde varırsın.Mevsimin ilk karının yağdığı günlerde. Zihnin karanlık dehlizlerininharitasında, arzuları gösteren yolların üzerinden, kimi yerde, korkularda geçer. Bazen tek bir yol, her ikisini de gösterir. Korku ve arzu,çoğu zaman bir ırmak boyunca yol alır, bazen bir vadi bulur, bazen birormandan geçer yol. Ama zihnin karanlık dehlizleri haritasında yol, kimizaman hiç yeryüzüne çıkmaz, yolcu gün ışığına açılan yolu boşuna arar.Tek yapabileceği şey vardır o zaman, yazgının kaynağına giden yolubulmak.
 |
| Krişna'nın evrensel formunu temsil eden, 18. yüzyıla ait bu harita tüm evrenin onun bedeninde olduğunu anlatıyor. |
Meydanda
İmge dağarında senin, hiç dağılmayan bir sabahsisi, hiç dinmeyen bir rüzgâr, hiç dinmeyen bir sızı vardır. İmgedağarının haritasında, geçmişte bıraktığın bir meydan, ucu bucağıbulunmayan bir meydan uzanır. Kaldırım taşlarıyla örülü, granit taşlarlaörülü bu meydanı, pek çok düşün sabahında, yaşanmamış geleceklerinsakin sahnesi gibi anımsarsın. Burada, arzuladığın şehri kuracak,arzuladığın zamanları yaşayacaksın. Bu meydanın yankısız boşluğunda, ölütutkularına can verir, sönük kahkahalarına gülümsersin. Çünkü şehir bumeydanda başlar, bu meydanda gölgeler ete kemiğe bürünür; Şehir hersabah bu meydanda kendini siler ve her sabah bu meydanda kendini yenidenbaşlatır. Bütün şehirler bu meydana akar; tutkular, isyanlar bumeydanda buluşur, bu meydanda kurşuna dizilir umutlar. Şehir bu meydanınkarşısında durur ve kendi biçimine bürünür, sonra da bu meydanı örtengöğe tüm atomlarıyla dağılır.
Solucan Deliğinde
Işık hızında ya da uzay zamanda ardışıklık yoktur, her şey aynı andadır.Geçmiş ve geleceğin aynı andalığı. Hayal haritasında bir şehir, tümzamanları aynı anda yaşar; ama geleceğin yörüngesi en çok bu şehirdengeçmiştir, en çok bu şehirde gelecekten bugüne bakılmış ve zaten en çokbu şehir, geleceği arzulamıştır. Bu defa, hayal haritan çok zamanlı,işte, zamanın bütün görünmez solucan delikleri, cesaretle senin gelmenibekliyor.
Özcan Yüksek