Akdeniz'in sahip olduğu akıntı sistemleri ile İsrail, Suriye ve Lübnan gibi Doğu Akdeniz ülkelerinden her türlü katı atığın geldiği KKTC sahilleri plastik poşet akınına uğrayabiliyor. Kaplumbağa yuvalarının da bulunduğu eşsiz güzellikteki kumsallar, poşet ve plastik atıklarla hızla kirlendiği için doğal ekosistemde zarar görebiliyor. Bu tür yabancı maddelerin deniz ortamında doğal parçalanma süreçlerinin çok uzun olduğunu ve yüzeyde belirli bir süre yüzdükten sonra deniz tabanına çöktüğünü belirten Deniz Biyologu Dr. Burak Ali Çiçek, kıyı ortamının korunması konusunda bu yıl zorluk çektiklerini vurguladı. Canlı hayatını korumakta güçlüklerle karşılaştıklarını söyleyen D.A.Ü öğretim görevlisi Çiçek; kirliliğin akıntılarla taşınan plastik atıklar olduğunu vurguladı. Çiçek, 'Kıbrıs sahilleri temizliğini ve kaplumbağalar için doğal ortamını koruyor. Fakat, Akdeniz'in güçlü akıntıları başka ülkelerin ve deniz araçlarından atılan çöpleri de kıyılarımıza getiriyor. Balıkçılığımızda olumsuz etkilenirken, gönüllülerimiz yuvaları korumanın yanında katı atıkları da toplamak zorunda kalıyor. Kaplumbağalar, poşet ve torbaları denizanası sanarak yiyorlar. Türün devamı için Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerin kabul ettiği ‘Akdeniz Eylem Planı'na göre deniz kaplumbağası sayısının kritik derecede tehlikeye girdiği ortada' dedi. D.A.Ü Rektörü Prof. Dr. Ufuk Taneri ise 'Bu canlıların, sadece yumurtlama döneminde değil, hayatlarını geçirdikleri denizde her an korunmaya muhtaç olduklarını gördük. Bu yıl doğacak 1000 yavru Türkiye kıyılarına da gidebilir. Bilim adamlarına gençlerin gönüllü yardımcı olması bizi sevindiriyor' dedi. Haber: Gökhan Karakaş, Milliyet / 30.06.2009 |















