|
İbrahim yeniden yürüyecek mi
Bütün dünya nüfusunun yarısına yakının inandığı dinin temelini oluşturan Hz İbrahim, yürüdüğü coğrafyada yeniden insanlığın etkileyebilecek mi? Musevilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık, birer çatışma bahanesi olmaktan çıkacak mı?
Harran ovasında yürüyen Brezilyalı, Türk, Amerikalı, Kürt, Pakistanlı, İngiliz, profesör, gazeteci, turizmci arasında ben de varım.
Hz. İbrahim'in doğduğuna inanılan, yüzyıllardır inanılan Urfa şehrinde başlayacak bir yürüyüşün simgesel ilk adımları atılıyordu. Yaklaşık 15 kilometre yürüyen her yaştan yaklaşık 50 kişilik kalabalık; buradan başlayacak, sonra Suriye, Ürdün, sonra Lübnan ve Filistin'de bitecek İbrahim Yolu rotasının hayata geçmesini desteklemek için Urfa'da olduklarını biliyorlardı.
|
|
Rivayet edilir ki Kral Nemrut,İbrahim'i ateşe atar.Ama ateşin yandığı yer berrak bir suy,odnlar da balığa dönüşür.Bu inanış nedeniyle,Halilürrahman Camii'nin önündeki Balıklı Göl, ve balıklı bütün Urfalılar için kutsaldır.
|
|
Atlas Arşivi
|
|
GAP'ın suları akarken
Ne var, Harran Ovası'na GAP'ın getirdiği 'bereket' nasıl bir berekettir bir yana, tam ortasından akıp giden atık su deresi nasıl bir günah deresi olarak akıyordu görmek gerekir. Üstelik, öyle bir akıyor ki bu karanlık sular hakkında bir tek söz söyleyecek bir tek yetkili yok. Bu kirlilik için bir kurtarıcı, bir haber getirici, bir nebi mi bekliyor dünya acaba? Yoksa Hz. Eyüp sabrı mı gösteriyor Urfa halkı? Halil İbrahim'in bereketli sofrasında nedir bu cife manzarası? Nasıl bir cifegâh olmuş Harran?
Projenin başkanı, Harvard Üniversitesi antropoloji profesörü William Ury, girişimin adına İbrahim Peygamber'in adı verilmiş olsa bile bunun yeni bir hac yolu ya da dini bir rota olmadığını söylüyor. Amaç, bölgenin ekonomisini geliştirme niyetiyle bir turizm güzergahı açmak. Öte yandan, bölge insanları ve gelenler arasında kültürel bir buluşma, anlayış geliştirme, tarihsel mekanları kucaklama ve koruma arzusu da var. Aslında Türkiye açısından bakıldığında koruma ve kucaklama konusunda acele etmek gerekiyor yoksa, suyun altında kalmayan pek az yer kalacak. Çünkü yerleşim yerleri her zaman suyun kenarında olmuştur, suları sele dönüştürdüğünüzde bütün tarih de sel gibi akar gider.
Mağara da taşınır mıydı
Daha tuhaf bir durum daha var ki, İbrahim Peygamber'in Urfa'da doğduğunun kanıtı, Balıklı Göl kıyısındaki mağarayla ilgili halk inanışı. Eğer buralarda da bir baraj söz konusu olsaydı, büyüklerimiz, peygamberin doğduğu, ceylanların emzirerek büyüttüğü mağarayı da taşıyacaklar mıydı? Veyahut da Hasankeyf mağaraları gibi üzerlerine inşaat yapacaklar mıydı? Elektrik enerjisine duyulan arzu, tarihi koruma arzusundan daha güçlü, bunu biliyoruz; peki aynı elektrik arzusu Hz İbrahim'in mağarasına rağmen olabilir miydi?
İbrahim Yolu Girişimi, parkurlarından ilkini 2008'de Ürdün'de bir gençlik yürüyüşüyle açacak. Aslında asıl sorun, bölgede birbirine düşman ülkelerin vize konusundaki durumu. İsrail vizeli turist Suriye'ye giremiyor. Bunun tersi de geçerli. İbrahim Yolu, yolun önündeki en önemli engeli aşmak zorunda.
Urfa'nın Harran ilçesindeki yürüyüşün dışında şehirde bu projeyle ilgili bir de konferans gerçekleştirildi. Özellikle yerli ve yabancı turizmciler konuşmacı olarak katılmıştı. Proje yöneticileri, Türkiye, Suriye, Ürdün ve İsrail'in (Filistin) dünya turizmi içinden ancak yüzde 1,5'luk bir paya sahip olduğunu vurguladı. Bu ülkelerden Suriye, Ürdün ve İsrail'e yönelik turizmin önemli bir bölümü iş seyahatiyle ilgili.
Yollar birleşecek mi
İbrahim Peygamberin doğduğu Urfa'dan başlayıp türbesinin bulunduğu El Halil şehrinde sonuçlanacak yol, dört bir yıl önceki zamanın üzerinden geçmeyi amaçlıyor. Her ne kadar, bugün turizm amacı ön plana çıkartılıyor olsa da, bu girişimin Harvard Üniversitesi Küresel Müzakere Projesi olarak sunulması, barışçı bir niyeti de gösteriyor. Profesör Ury, projenin 'dini, siyasi ve ticari' olmadığını söylüyor ve şu kavramları sıralıyor: İnsanlık, saygı ve refah.
İbrahim Yolu, hükümetlerin, uluslar arası kuruluşların, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının, iş gruplarının, liderlerin kamuoyunun desteğini bekliyor.
Bütün dünya nüfusunun yarısına yakının inandığı dinin temelini oluşturan Hz İbrahim, yürüdüğü coğrafyada yeniden insanlığın etkileyebilecek mi? Musevilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık, birer çatışma bahanesi olmaktan çıkacak mı?
ÖZCAN YÜKSEK / 10.11.2007, Referans Gazetesi
|
...
Bu konuda diğer yazılar... |
|
·
|
ADA: Ekonomik kriz dönemlerinde insanlar için Atlas bir sığınak, umut, hayal, mavi gökyüzü, mavi denizde bir ada, mavi kapaklı bir dost oluyor. Çok daha fazla böyle hissediliyor. (28.07.0009)
|
|
·
|
Ubuntu: Fotoğraftaki doğayı bozup yapıyoruz. Ama gerçek doğanın kendisi asla hırslarımızın bir oyunu değil. Bozup yapamayız. Çünkü biz de o resmin içindeyiz. (29.06.0009)
|
|
·
|
Geçmişin kartı: Her sayısı kültür, arkeoloji, tarihtir Atlas'ın. O yetmez, Atlas okurları Hasankeyf başta olmak üzere, kültürel değerlere sahip de çıkar, çıkmaya devam eder. (29.04.0009)
|
|
·
|
Özcan Yüksek Röportajı cevreciyiz.com'da : Biz onu ilk önce Atlas Dergisi yayın yönetmeni olarak tanıdık, sonrasında ise her bir araya geldiğimizde anlattığı hikayelerle benimsedik. Özcan Yüksek şimdi de Binbir Gece'de yolculuk eden Hakikatçi olarak, biz bahtı güzel okurlara aslında yine bizi, ta kendimizi anlatıyor. (20.04.0009)
|
|
·
|
Yüksek İzmir'deydi: Atlas'ın Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek, Mart 2009'da İzmir Amerikan Koleji'nin davetlisiydi. İzmir ve Türkiye'nin en köklü liselerinden biri olan okulun edebiyat bölümü, Özcan Yüksek'e pek çok sürpriz de hazırlamıştı. Bunlardan biri de, okulun kütüphanesindeki Binbir Gece Masalları sergisiydi. (06.04.0009)
|
|
·
|
Peri: İnsanoğlu görünmez olanı da güzel görmek ister. Ecinnilerin çok güzel kızları, yani periler de öyledir. Ateşten yaratıldığını işitmiştir, iyi olduklarını, yardımsever olduklarını işitmiştir, ama kendisi görmediği halde, görenlerden, duyanlardan, perilerin çok güzel ve aynı zamanda çok da cazibeli yaratıklar olduklarını işitmiştir. (18.03.0009)
|
|
·
|
Altın Dal: Evvel zamanlarda, kalın kabuklu limonların koktuğu günlerden bile önceki zamanlarda, şehirlerin içinden yeşim renkli nehirlerin aktığı, bazen turnaların, bazen leyleklerin göğü gölgeleyecek kadar birikip yola çıktığı zamanlarda, sırları saklayan yaprakların, sırları saklayan ağaç köklerinin, otların bilindiği zamanlarda bilinen bugün artık unutulmuş bir büyüden söz edeceğim. (26.01.0009)
|
|
·
|
Oy Karadeniz!: Önümüzdeki sayıda ve daha önümüzdeki sayıda Atlas ve okuru, Türkiye'nin doğasının korunması çabasında çok daha ön safta olacak. Yeni yılımız kutlu olsun! (26.12.0008)
|
|
·
|
Dağlarca Konuşmak: Küresel ısınmanın ısıttığı yeryuvarlağımız şimdilerde küresel bir iktisadi krizin içine yuvarlanıyor. Bu krizin nedeni ile dünyamızın doğasının yok olmasının nedenleri aynı. (28.10.0008)
|
|
·
|
Hakikatçi Konuşuyor: Özcan Yüksek'in, Binbir Gece Masalları'nı konu alan kitabı Hakikatçi, Doğan Kitap'tan çıktı. (26.12.0008)
|
|
·
|
Ge, Gece: Önce karanlık vardı. Sonra aydınlık. Önce gece vardı, sonra gün. Önce kaos vardı, sonra Güneş dizgesi. Ve geçmiş, işte bu yüzden gecedir. Gece de geçmişe giden yolun manzarasıdır. Belki de en güzel gece sözcüğü Türkçeye aittir. (23.07.0008)
|
|
·
|
ÖKSÜZ: Bizim yaptığımız nedir? Kaynağına, yerine kadar gitmek, ayakların geldiği yere, sözün geldiği yere gitmek. (01.07.0008)
|
|
·
|
Esmer Hurafe: Gece esmerdir. Konuşur. Gece konuşmalarına, gece hikâyelerine eski Araplar bu yüzden esmer demişlerdir. Esmer öyküler, beyaz öykülerden farklı olarak inanılması güç olanlardır. (25.04.0008)
|
|
·
|
Sarıkeçililer, Sarı Evlere!: (15.04.0008)
|
|
·
|
Barış : (14.04.0008)
|
|
·
|
The Sun-Headed Men: (08.04.0008)
|
|
·
|
Öğret Bana: Atlas geçen yıl nisan ayında on beşinci yaşına girmişti, bu sayıda 15 yılı geride bıraktı, on altıncı yılından gün aldı. Biz hâlâ buradayız. Siz de buradasınız. Aynı ormanın içinde. Ne güzel! (26.03.0008)
|
|
·
|
Uçan halı hayalinin gerçek olduğu mekân: Binbir Gece Masalları'nın sır coğrafyalarından birinden dönüşte, uçan halım Dubai'de aktarma yapacaktı. Serendip Adası'ndan geliyordum, Adem'in cennetten indiği yeryüzündeki cennetten. (25.03.0008)
|
|
·
|
Altdünya Düşleri: (16.02.0008)
|
|
·
|
Örtüsüz nedenler örtülü sonuçlar: (04.02.0008)
|
|
·
|
Türban, Firavun ve Modern: (21.01.0008)
|
|
·
|
Define: Gecenin tegannisi nefes nefes nefestir. Görünmeyenlerin kaş göz işaretleri öyküler anlatır sana. Devran eden yıldızlarla sabahlarsın. Sanki yıldızlar birikir, gündüz olur. Oysa rüyada ne sabah vardır ne akşam. Her şey aynıdır. (14.01.0008)
|
|
·
|
Gölge: Gece dünyanın gölgesidir. Kimse kendi karanlığından kaçamaz. Ve kimse kendi gölgesinden, öteki kendisinden, belki de asıl kendisinden kaçamaz. Çünkü onlarsız olamayacağına göre, aşk ve korku, gölgeler dünyasına aittir. (17.12.0007)
|
|
·
|
Bin Bir: Bir gün daha geçer. Düşmanın ömrü gibi. Bir gün daha ve akşam olur. (26.11.0007)
|
|
·
|
Hızlı Öpücük: (21.11.0007)
|
|
|
 |