YAZI: GÖKHAN TAN / FOTOĞRAFLAR: UMUT KAÇAR
"Kaş: Mavi Başkent" makalesinin fotoğraflarına ulaşmak için tıklayınız.
TBMM Başkanı Köksal Toptan, Kaş'a bağlı antik Patara kentini ziyaret etti. Toptan, açığa çıkarılan Lykia Anadolu Meclis Kültür Binası'nı gezdi.' Bu cümlelerle başlayan bir haber geçmişti ajanslar, 2008 Şubat'ının 7'sinde. İlerleyen günlerde Köksal Toptan, bu ziyaretin sebebini gazetecilerle paylaştı. Toptan, 2009 yılında dünya parlamentolarının başkanlarını, dünyanın bilinen ilk parlamentosunda ağırlamak istiyordu.
|
|
Kaş'taki antik kentleri görmeye gelenlerin uğramadan geçmedikleri yerlerden biri de komşu ilçede. Kekova Körfezi'ndeki antik Lykia kentlerinden Simena günümüzde 'Kaleköy' ile iç içe. Kalıntıların bir kısmı karadayken bir kısmı kıyıda sular altında yatıyor. Simena Kalesi, manzaraya hâkim bir konumda.
|
|
FOTOĞRAF: AYTUNÇ AKAD
|
Yüzyıllardır, Patara'nın kumları altında bekleyen antik kentin kazısının bir yıl içinde nasıl olup da tamamlanacağının cevabını kazıyı yapan bilim insanları verecek. Çünkü meclis 'binası'nın belki de çevre köylerin inşasında kullanılmış taşlarının nerede, nasıl bulunacağı merak konusu. Hesapsız edilmiş bu vaat biraz 'Hasankeyf'in taşınması'nı çağrıştırıyor... Patara nereden çıktı, konumuz Kaş diyenler olabilir. Ne var, bakanın ziyaret ettiği yer hakkında, rutin haber yazan bölge muhabirlerinin metinlerinde karşılaşabileceğimiz bir bilgi var: 'Kaş'a bağlı antik Patara kenti' diyorlar. Bu bilgi, haritayı açıp Patara ve Kaş'ı arayanları şaşırtabilir. Evet, 18 kilometreyle yeryüzünün en güzel ve en uzun kumsallarından birine sahip Patara, kendisinden daha az tanınan Kaş ilçesi sınırları içinde yer alıyor. Meclis başkanı Patara'yı ziyaret etmese, Kaş ismini de kolay kolay duyacağımız yok zaten. Patara'nın Kaş ilçe merkezine uzaklığı 43 kilometre. Bu mesafe bile 'küçük' bir ilçe gibi algılanan Kaş'ın sınırı olmak için yeterli değil. Kaş sınırları dışına çıkabilmek için, Patara'dan kuzeydoğu yönünde bir 10 kilometre daha ilerlemeyip Kınık beldesini geride bırakmanız gerek. Merkeze bağlı beş beldeden en uzağı ise Kaş'ın 70 kilometre kuzeyinde ve iki bin metre kadar yükseğinde bulunan Gömbe.
|
|
Lykia Anadolu Meclis Kültür Binası, Patara antik kentinde gün yüzüne çıkarıldı. Gerek antik kenti gerekse kumsalıyla Kaş'tan daha fazla gündeme gelse de, Patara da Kaş ilçesine bağlı.
|
|
|
Batıda Kınık, kuzeyde Gömbe beldeleri ve doğuda Üçağız'a giden yol üzerindeki Kılıçlı köyü arasında kalan üçgen, aşağı yukarı Kaş sınırları içinde kalan bölgeyi tanımlıyor. Bu üçgen aynı zamanda Akdeniz'in en zengin antik kültürlerinden 'Işık Ülkesi' Lykia'nın da merkeziydi. Bugünkü Antalya ve Fethiye arasına irili ufaklı 23 kent inşa eden Lykialılar, tarihin ilk demokratik birliği kabul ediliyor. İçlerinde Ksanthos ve Patara gibi büyük yönetim merkezlerinin bulunduğu bu 23 kentin yarısından fazlası Kaş ve çevresine yayılıyor. Vurguyu daha kuvvetli yapmak gerekirse; Kaş, Lykia Birliği'nin güncel başkentidir. Bugün Lykia ismini çokça anmamızı sağlayan konuların başında, pek çok kaynakta dünyanın en önemli birkaç yürüyüş rotası arasında gösterilen tarihi Lykia Yolu geliyor. Teke Yarımadası'nı batıdan doğuya kat eden 509 kilometrelik bu 'patika'nın birinci bölümünde Faralya (Uzunyurt) ve Dodurga köyleri, Sdyma, Pinara, Letoon-Ksanthos ve Patara antik kenteleri yer alıyor. Kaş'tan başlayan ikinci bölümde Apollonia, Simena, Myra, Limyra kentleri üzerinden Olympos'a varılıyor. Kaş'ın kendisi de bugün çok belli etmek istemese de, aslında bir Lykia kenti: Antiphellos. Bu isim, denizi sadece uzaktan gören Phellos kentinden türemiş. Lykialılar, İÖ 4. yüzyılda kurulduğu sanılan bu küçük yerleşimi zaman içinde terk ederek liman kenti Antiphellos'u kurmuş. İlkokulu, limanı, camisi, tapu kadastrosu, bankası ve elbette onlarca oteliyle Kaş tam da antik kentin üzerinde oturduğu için geriye pek bir şey kalmamış. Limanın batısında, Meis Adası'na bakan kıyıda eski kent surlarının kalıntıları göze çarpıyor. Kıyıdan başlayarak yükselen tepe Antiphellos'un akropolüymüş. Bu tepede, yakın zamana kadar kümes ya da depo olarak kullanılan, birkaç kaya mezar hâlâ mevcut. Hemen hemen akropolün sona erdiği noktada, Antiphellos'un günümüze ulaşan en büyük kalıntısı amfiteatr bulunuyor. Bu amfiteatrın ne bir bekçisi ne de bakanı, gözeteni var; zaten olması da beklenmiyor.
|
|
Kaputaş Plajı, Kaş'ın merkezine 20 kilometre mesafede, Kalkan yolu üzerinde. Mavinin her tonuna bürünen denizi ve temiz kumsalıyla bölgenin en ünlü plajlarından biri.
|
|
Antiphellos'un amfiteatrı, tam da amacına uygun şekilde, Lykia demokrasisine sadık kalınarak kullanılıyor: İçkisini, sazını, sözünü alan Kaş müdavimleri geceleri burada toplanıyor. İsteyen herkes kendini sahneye davet ediyor ve içinden ne gelirse onu söylüyor. Antiphellos'un miraslarından bir iki lahit de, liman girişinin doğusunda bulunuyor. Ancak konumu nedeniyle Kaş'ın en çok akılda kalan 'anıt eseri', Uzun Çarşı'nın sonundaki, tek parçalık kaya bloğuna oyulmuş lahit.
Bugünkü haliyle Kaş sadece Lykialıları değil, ondan beklentisi olan insanları da şaşırttı. Akdeniz'in derin mavisine talep arttıkça, kıyıdaki birikme de kaçınılmaz şekilde arttı. Kaş'ın, beton yağmuruna karşı en büyük savunma gücü coğrafyasıydı. Her şeyden önce buraya ulaşmak çok zordu: Karadan gelmek için Toroslar'ı aşmak gerekiyordu. Sahilden, Fethiye ya da Demre üzerinden gelmek belki bundan bile zordu. İki aracın yan yana zor geçtiği, denize dik dar yollardan ulaşılabiliyordu. Tipik süngerci kasabası görünümünü 1980'lerin ortasına kadar yitirmeyen yerleşimin, doğal sınırları nedeniyle genişleme şansı olmadığını düşünenlerdendim. Kendi ismiyle anılan körfezin, Akdağlar'ın eteklerindeki küçük bir düzlüğe sıkıştırdığı bu kasaba daha fazla büyüyemez; Lykialıların imanla mezar oyduğu 'kartal yuvaları'na bugünün insanı ulaşamaz sanılırdı. Ama hepsi oldu. Emlak getirisinin verdiği şevk, 2 bin 500 yıl önce burada yaşayan insanın imanını yakaladı. Kente birkaç yıl öncesine kadar tepeden bakan Çerçiler ve Ayısarnıcı mahalleleri, artık merkezle birleşti. Hâlâ onlarca cana mal olsa da, sahilden Kaş'a ulaşan dar yollar en az iki katı genişletildi.
|
|
Kaş merkezine birkaç kilometre mesafedeki Çukurbağ Yarımadası, özellikle Meis'e bakan güney kıyılarındaki lüks tesisleriyle tanınıyor. Bucak Denizi olarak adlandırılan doğal liman, yarımada ile Kalkan yolu arasında kalıyor. Bölge kayalık olduğundan denize setlerden girilebiliyor.
|
|
Yine de bu kaçınılmaz değişimin Kaş'ı, turizm nedeniyle büyüyen diğer pek çok sahil yerleşimi kadar yozlaştırmadığı söylenebilir. Coğrafya hâlâ bir avantaj. Kentin dar sokakları, bitişik yapıları ve az sayıda ortak mekânı, ilk defa gelen birinin bile birkaç gün içinde azımsanmayacak bir çevre edinmesine neden oluyor. Ve hepsinden önemlisi Kaş, ilgi alanı ve tatil anlayışı birbirine yakın, homojen bir topluluğu ağırlıyor. Zaten yozlaşmama noktasında en çok umut veren yönü de bu. Kaş'ın ortak mekânların önemini ve burada toplananların homojenliğini, tek bir örnekle anlatmak mümkün. İsterse merkeze en uzak otellerin bulunduğu Çukurbağ Yarımadası'nda kalıyor olsun, Kaş'a gelen herkes, her akşam değilse de, meydandaki Mavi Bar'da mutlaka oturur. Keçiboynuzu deposundan bozma bu mütevazı mekânın ismi Kaş'la bir anılır. Sınırlı kapasiteye sahip bar, tüm müdavimlerine tabure ve masa konforu sağlayamaz. Mavi, her daim çaldığı rock müziğini, para ödemeyen 'sokak'la da paylaşır. Meydanın kaldırımları, burasının sürekli müşterileriyle dolar. Yıllardır aynı insanların, aynı kaldırımda, ilerleyen yaşlarına rağmen şişelerle çocukça oyunlar oynağını görmek Kaş'a özgü manzaralardan biridir.
Son yıllarda Kaş ilçe merkezinde kaçınılmaz olarak, tavanında yanar döner toplu, mönüsü Türkçe poptan hip hop'a ulaşabilen diskovari birkaç mekân da açılmıştı. Kaş profiline çok uygun olmayan bu eğlence yerleri, ya kendi müşterisini yaratamadığı için kapandı ya da pizzacı, pideci oldu. Kaş tutkunlarının karadaki Mavi dışında ikinci ortak mekânı denizdeki 'mavi' tabii ki. Dalgıç yüklü teknelerin sabah 10:00 gibi limandan ayrılmasıyla Kaş adeta boşalıyor. Çünkü 11 dalış okulu ve sadece körfez içinde 70'e yakın dalış noktasıyla Kaş, Türkiye'nin yeni sualtı merkezi. Bu dalış noktaları, yarıçapı üç deniz milini aşmayan bir yarım daire içerisinde bir arada bulunması çok da mümkün olmayan onlarca hazineyi barındırıyor. İkinci Dünya Savaşı'nda düşen bir İtalyan savaş uçağı, bir Osmanlı ve bir Lykia batığı, bir sac batık, kanyonlar, duvarlar, iri orfoz ve baraküdaların yaşadığı resifler, sualtı mağaraları... Kaş'ta sualtı konusunda güçlü bir teşebbüs ruhu da oluşmuş durumda. Bu ruh, olanla yetinmiyor. Kaş Deniz Tarihi Araştırmaları Derneği (DETAD) ve 360º Araştırma Grubu'nun çabaları ve Kaş Kaymakamlığı'nın desteğiyle 2006 Ekim'inde Hidayet Koyu yakınlarında bir sualtı arkeoloji parkı kuruldu. Eğitim ve rekreasyonel dalış amacıyla yapılan bu parkta, 1981 yılında Kaş yakınlarında keşfedilen ve bugüne kadar ulaşılan en eski gemi enkazı unvanına sahip Uluburun Batığı'nın bir replikası bulunuyor. Bu replikanın etrafında, Uluburun gemisinin taşıdığı bakır ve kalay külçelerin, küplerin ve Kenan amforalarının imitasyonları, gerçeklerinin bulunduğu anki haliyle yer alıyor. Kendine özgü ruhu halen koruyan Kaş'ta turizm sezonu, yine başka bir yerde rastlanmayan bir coşkuyla sona eriyor. Her 29 Ekim'de, kentteki hemen tüm restoranlar masalarını meydana taşıyor. Sabah saatlerinde, meydandaki Atatürk heykeli önündeki resmi törenden sonra yavaş yavaş sivil kutlamaya geçiliyor. Şenliğin havası, akşamın ilerleyen saatlerinde oturuyor. Yayladan Yörükler iniyor, yörenin saz ekibi ve sanatçıları mikrofona geçiyor. Kaş'ta bulunan abartmasız herkes, o meydanda eğlenip dans ediyor. Zaten herkes birbirini tanıyor. Ve Türkiye'nin 'en sivil' Cumhuriyet Bayramı kutlaması, 'Onuncu Yıl Marşı'nın Salih Gerze tarafından Kaşlılara öğretilmesiyle, 1933'ten beri bu şekilde yapılıyor. İşte Lykialıları kıskandıracak bir şey eski gemi enkazı unvanına sahip Uluburun Batığı'nın bir replikası bulunuyor. Bu replikanın etrafında, Uluburun gemisinin taşıdığı bakır ve kalay külçelerin, küplerin ve Kenan amforalarının imitasyonları, gerçeklerinin bulunduğu anki haliyle yer alıyor. Kendine özgü ruhu halen koruyan Kaş'ta turizm sezonu, yine başka bir yerde rastlanmayan bir coşkuyla sona eriyor. Her 29 Ekim'de, kentteki hemen tüm restoranlar masalarını meydana taşıyor. Sabah saatlerinde, meydandaki Atatürk heykeli önündeki resmi törenden sonra yavaş yavaş sivil kutlamaya geçiliyor. Şenliğin havası, akşamın ilerleyen saatlerinde oturuyor. Yayladan Yörükler iniyor, yörenin saz ekibi ve sanatçıları mikrofona geçiyor. Kaş'ta bulunan abartmasız herkes, o meydanda eğlenip dans ediyor. Zaten herkes birbirini tanıyor. Ve Türkiye'nin 'en sivil' Cumhuriyet Bayramı kutlaması, 'Onuncu Yıl Marşı'nın Salih Gerze tarafından Kaşlılara öğretilmesiyle, 1933'ten beri bu şekilde yapılıyor. İşte Lykialıları kıskandıracak bir şey .
ULAŞIM / KONAKLAMA Antalya'nın ilçesi Kaş Dalaman Havaalanı'na 160, Antalya Havaalanı'na ise 192 kilometre mesafede yer alıyor. Kaş'a direkt otobüs seferleri de mevcut. THY 212-444 0 849 Atlas Jet 216-444 3 387 Onur Air 444 66 87 Kamil Koç 444 0 562 Pamukkale 444 35 35 Metro Turizm 444 34 55 Kaş'ta herkesin bütçesine hitap eden konaklama seçenekleri mevcut. Kaş'taki otellerin listesine Kaş Belediyesi'nin sitesinden ulaşabiliyorsunuz. www.kas.bel.tr
GEZİLECEK YERLER ROTALAR Kaş: İlçede dolaşırken birçok kaya mezarı ve lahitle karşılaşırsınız. Bunlardan en ünlüsü Kaş'ın simgesi haline gelen Uzun Çarşı'nın sonundaki lahit. Kente 10 dakika yürüme mesafesinde ilçenin üzerine kurulduğu Antiphellos antik kentinin tiyatrosuna ulaşırsınız. Tiyatroya giderken limanın batısında antik döneme ait kentin sur kalıntıları görülüyor. Yürüyerek ulaşabileceğiniz Akçagerme, batıda Büyükçakıl, Küçükçakıl, güneydoğuda Bayındır Liman, İnceboğaz ve Limanağzı Kaş'ın plajları. Sualtı: Kaş'ın Hidayet Koyu yakınlarında Ekim 2006'da kurulan sualtı arkeoloji parkı var. Körfezin içinde 70 kadar dalış noktası mevcut. Dalgıçları sualtının zenginliği kadar batıklar da bu bölgeye çekiyor. Dalış Merkezleri: Archipel 242-836 36 14, Baugainville 242-836 31, Nautilus 242-836 41 15 Kıbrıs Kanyonu: Kaş çevresinde en fazla rağbet gören kanyon geçişi turu Kıbrıs Kanyonu etkinliği. Kanyon ip inişleri, 7 metreye varan şelalelerden atlayışlar ile maceraperestlere hitap ediyor. Saklıkent Kanyonu: Kanyon Eşen Çayı'nın bir kolu üzerinde. Kaş'a 60 kilometre. Kanyona 100 metrelik ahşap bir köprüden geçilerek varılıyor. Kıyı Traversi: Deniz seviyesinden yürüyerek, tırmanarak, yüzerek yapılan bir etkinlik. Yaklaşık 3 kilometrelik kayalık ve sarp kıyı şeridini, molalarla birlikte dört saatlik bir sürede tamamlıyorsunuz. Rota Büyük Çakıl Plajı'nda başlayıp Limanağzı Koyu'nda bitiyor. Bisiklet Rotaları: Teke Yarımadası'nda bisiklet turu biraz gayret gerektiriyor. Sıcak aylarda genellikle 1500 metre irtifaya araçlarla çıkıldıktan sonra bayır aşağı olacak biçimde düzenlenen parkurlar boyunca bisiklet turu yapıyorsunuz. 1400 metre yükseklikten başlayarak sedir, çam ve meşe ormanları içinden birçok köyden geçtikten sonra 300 metre yükseklikte kurulu Dirgenler köyünde biten Gömüce-Dirgenler rotası yaklaşık 28 kilometre. Trekking: Lykia Yolu rotası özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında Kaş ve Kekova çevresi yoğun bir yürüyüşçü trafiğine sahne oluyor. Günlük yürüyüş olarak en çok tercih edilenler: Phellos (Felen) – Kaş Yürüyüşü: 950 metre irtifada Phellos harabelerinden başlayarak birkaç Yörük köyünden geçen, öğlen yemeği molasıyla birlikte 5 saat süren, genellikle bayır aşağı ve 11 kilometrelik bir parkur. Fakdere-Kaş Kıyı Yürüyüşü: Fakdere Koyu'nun hemen üzerindeki Okçuöldüğü mevkiinden başlayarak tipik Akdeniz maki topluluklarının arasından ve 'Poseidon Sakalı' da denilen kıyı kayaları boyunca Çoban Plajı üzerinden Sebeda kıstağıyla tekrar Kaş'ı gördüğünüz Limanağzı Koyu'na kadar yürünüyor. Buradan sonrasını Sebeda nekropolisi içinden geçerek 4 kilometrelik bir yürüyüşle Kaş merkezde tamamlayabilir ya da Limanağzı'ndan kalkan teknelerle Kaş Limanı'na dönebilirsiniz. Genellikle bayır aşağı ve 10 kilometrelik bir parkur. Deniz Kanosu: Kaş'ın en popüler deniz sporlarından biri. Kekova bölgesinde kano turunda 5 ayrı antik yerleşim görmeniz mümkün. Kekova bölgesinde en çok yapılan kano turları: Üçağız (Themiousa) köyünden başlayan ve Kekova Adası, Tersane Koyu (Xera), batık şehir (Dolichiste) ve Simena üzerinden tamamlanan yaklaşık 3 saat kürek süresi gerektiren 'Kısa Tur'. 'Kekova Uzun Tur' ise daha gayretli veya deneyimli kürekçilerin tercih ettiği bir rota. Üçağız, Simena, Kekova Adası (batık şehir ve Tersane Koyu), Karakol Adaları üzerinden eski adıyla Polemos (Sicak) Koyu'na ulaşıyorsunuz. Buradaki balıkçı evindeki güzel bir Akdeniz yemeğinin ardından Sicak Yarımadası'nın batı tarafındaki Aperlai harabelerine 15 dakikalık yürüyüşle ulaşıyorsunuz. Burası da bir bölümü sular altında olan antik Lykia şehirlerinden biri. Bölgeye yol yok. Keşfetmek için yürümeniz veya kürek çekmeniz gerekiyor. Aperlai ziyaretinin ardından Sicak Koyu'na dönünce tekrar birçok küçük koyun içine gire çıka kürekle veya genellikle yelkenle Üçağız köyüne vararak turu tamamlıyorsunuz. Bölgede bir de Demre Çayağzı'nda biten 'Doğu Rotası' var. Her iki rotayı bir gece Kekova'da konaklayarak birleştirmek mümkün. Ayrıca Kaş adalarında, Kalkan'da farklı rotalarda günlük veya iki günlük turlara katılmak seçeneklerden bazıları. www.dragoman-turkey.com Patara: Antik kent Kaş'ın yaklaşık 43 kilometre batısında Akdeniz'e açılan küçük bir vadinin ağzında yer alır. Patara, Lykia'nın ana limanıydı. Geçmişi İÖ 2000'li yıllara uzanan kent, Büyük İskender'den sonra Lykia'nın başkenti olmuş ve bu unvanı İS 4. yüzyıla dek taşımıştı. Roma döneminin görkemini yaşatan kalıntılar arasında Mettius Modestus, Akdam Tapınak Mezarı, Vespasianus Hamamı, Korinth Tapınağı gibi pek çok önemli eser var. Ksanthos: Lykia'nın başkenti. Kentin kalıntıları, Fethiye-Kaş yolu üzerinde, Fethiye'ye 46 kilometre uzaklıktaki Kınık köyü yakınlarında geniş bir alana yayılır. Tarihi İÖ 7. yüzyıla kadar geri giden Ksanthos kalıntılarından Roma devrine tarihlenen tiyatro, Lykia akropolünün bulunduğu kısımda. Kentin batı kısmında ise üç önemli anıt vardır. Gömbe Yaylası: Kaş'a 70 kilometre mesafede olan yayla Elmalı yolu üzerinde yer alır. Uçarsu Şelalesi, gölü ve yağlı güreşleriyle ünlüdür. Kekova: Akdeniz kıyısındaki Kekova Adası Üçağız ve Kale yerleşim birimleriyle birlikte anılıyor. Kaş'a 36 kilometre mesafedeki Üçağız'a ilçeden teknelerle ulaşabilirsiniz. Buradan teknelerle batık şehir turları yapılıyor. Kale'de pansiyonlar da var. Aperlai: Kaş'ın 15 kilometre güneydoğusunda yer alan antik kente Kaş'tan tekne veya Üçağız'dan kayıkla ulaşabilirsiniz. Aperlai'de sur duvarları ve çok sayıda Lykia lahitleri görebilirsiniz.
ÖNEMLİ TELEFONLAR Turizm Müd. 242-836 12 38 Devlet Hastanesi 242-836 11 85 Emniyet Müd. 242-836 25
Atlas Temmuz 2008, sayı 184
|