ATLAS LOGO
Mart 2010
DOĞA
MACERA
ARKEOLOJİ
DÜNYA
KÜLTÜR
GEZİ
ATLAS'TAN
ATLAS'ÇILAR
 
FORUMLAR
* 15. YIL
* Sıfır Yok Oluş
* Ziyaretçi Defteri
* Küresel Isınma
* Ormansızlaşma!
* İnsan Gücüyle
* Sarıkeçililer Yürümeli
HAKAN öGE

Giriş yap
Kullanıcı adınız:
Şifreniz:
Üye olmak için tıklayınız

Gezi 
Kaplumbağa Turistler

Son ekonomik kriz Amerikalıları, özellikle de emeklileri kaplumbağaya benzetti. Artık birçok Amerikalı, evlerinin içinde yolculuk eden insanlar haline geldi. Yapılan araştırmalar ülkedeki karavan parkı sayısının son iki yıl içinde yüzde 14 arttığını gösterdi.




Karavanlar istenilen yerde konaklama özgürlüğü tanıyor. Bisiklet, motosiklet, kayık gibi yardımcı ulaşım araçları ise kamp çevresinin keşfini ve alışverişi kolaylaştırıyor.
Ahmet Özyurt

Barrack Obama da karavan düşkünlerinden birisi. Seçim öncesinde yaptığı bir konuşmada karavana olan sevgisini şöyle dile getirmişti: 'Kampanya biter bitmez, ailecek karavanımıza binip ülkenin en güzel yerlerine gideceğiz, istediğimiz yerde yemek yiyeceğiz, kızlarımla birlikte istediğimiz nehirde yüzeceğiz. Bu geziye çıkabilmek için sabırsızlanıyorum.'
Karavanla yolculuk, Amerika'da olduğu gibi Avrupa'da da oldukça yaygın. Özellikle Almanya'daki karavan kulüplerinin üye sayısı milyonu aşıyor. Artık Avrupalılar da evlerinde yolculuk etmeyi seviyorlar. Yani onlar da kaplumbağaya dönüşüyor.
Nedense bizim ülkede karavancılık yok denecek kadar az. Bunda en önemli engel, karavanlara uygulanan çok yüksek vergiler. Halbuki Türkiye, karavan turizmi için dünyanın en elverişli ülkelerinden biri. Biz karavan kullanmadığımız gibi, yurt dışındaki karavanlı turistleri de buraya çekmek için herhangi bir gayret göstermiyoruz. Halbuki bu tür yolculuk yapan turistler gerçek 'para bırakan konuklar'. Yemek için, benzin için, elektrik için, kamp yeri için, günlük gereksinimleri için hep para harcıyorlar. Yani bir karavancı, on tane 'her şey dahilci'ye bedel.
Karavanla yolculuğu bu kadar sevmeme rağmen, Alaska'ya gidinceye kadar hiç karavana binmemiştim. Alaska'da 23 gün karavanla gezince bu işin, deyim yerindeyse 'hastası' oldum. Karavanı Anchorage kentinden kiraladım. Karavan üç yataklı, otomatik vitesli bir araçtı. İçinde büyük boy bir buzdolabı, biri normal ve diğeri mikrodalga olmak üzere iki fırını, ocağı, çay-kahve makinesi, tuvaleti, her daim sıcak suyu akan duşu vardı. Isıtma ve soğutma, klima cihazı ile gerçekleştiriliyordu. Buzdolabını tıka basa doldurduktan sonra yola çıktım. Kısa bir süre sonra karavanın ne kadar keyifli bir araç olduğunu kavradım. Yemek yemek, bir şeyler içmek için yer aramaya gerek yoktu. Canın nerede istiyorsa, orası hem lokanta hem kahve oluyordu. Ulusal parkta kaldığım birkaç gün hep böyle geçti. Canım nereye isterse kampı orada kurdum, dilediğim yemekleri yaptım, hoşlandığım manzaraları seyrettim. Yani karavan sayesinde vahşi doğada lüks içinde yaşadım.
Arada bir de karavan parklarında konaklıyordum. Buralarda tuvalet tanklarını boşaltıyor, eksilen suyu tamamlıyor, çamaşırımı yıkıyordum. Hayatımın en büyük karavanlarını buralarda gördüm. Kimi TIR'dan, kimi otobüsten, kimi kamyondan karavan yapmıştı. Hiçbirinin dayalı döşeli apartman dairelerinden farkı yoktu. Karavanlarda mutlaka bisiklet, motosiklet, kayık gibi yardımcı ulaşım araçları da bulunuyordu. Kamp yerinden kente alışverişe veya gezmeye gitmek için bunlar kullanılıyor, göllerde ve ırmaklarda kayık sefası bile ihmal edilmiyordu.
Kamplarda esas eğlence akşamları oluyordu. Kampın hoparlöründen hangi karavanın parti düzenlediği, herkesin davetli olduğu anons ediliyordu. Mangalını, yemeğini, içkisini kapan o karavanın olduğu bölüme gidiyor, hep beraberce yenip içilip danslar ediliyordu. Karavancıların hemen hepsinin, orta yaşı çoktan geride bırakmış emekliler olduğu dikkatimi çekti. Daha sonra, Amerika'da gezgin nüfusun büyük bölümünü emeklilerin oluşturduğunu, bunların çoğunun da karavancılığı tercih ettiğini öğrendim.
Bugünlerde bir karavan yolculuğunu öylesine özledim ki! Size de karavan yolculuğunu öneririm. Eğer bir gün bunu gerçekleştirirseniz, bu gezinin tiryakisi olacağınızdan emin olabilirsiniz.

Mehmet Yaşin / Atlas Aralık 2009, sayı 201

EDİTÖRÜN NOTU
Atlas'ın bahar takvimi çok dolu. Kaz Dağları, Alakır, Sarıkeçililer, İstanbul'da kalanlar için Dağ Filmleri Festivali. Bu etkinlik, İstanbul'a gelemeyenler için başka kentlere de gidecek.
KASLA GİT!
FOTOĞRAF SERGİSİ
Sadakat İstanbul: Boğazını Koru
ABONELİK
HASANKEYF'E SADAKAT
Sıfır Yokoluş Gezileri
[ DOĞA | MACERA | ARKEOLOJİ | FOTOĞRAF | KÜLTÜR | GEZİ | DERGİ ]
[ ATLAS'LAR | ATLAS'TAN | ATLAS'ÇILAR | TÜRKİYE HAR. | ANA SAYFA ]
 
[ Gizlilik Politikamız | Bize Ulaşın | Künye ]
[ İş Fırsatları | Dergi Abonelik ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.
Imperia ile tasarlanmıştır.