Gezi yazısı tanınmış kalem ustalarının da hep ilgisini çekmiştir. Cenap Şehabettin, Ahmet Hâşim, Ahmet Hamdi Tanpınar, Melih Cevdet Anday, Ahmet Mithat, Halit Ziya Uşaklıgil, Yakup Kadri, Reşat Nuri, Falih Rıfkı Atay, Namık Kemal, Ahmet İhsan, Ahmet Rasim, İsmail Hakkı Sevük, şair Şükûfe Nihal, Ahmet Emin Yalman, Nedim Gürsel, Enis Batur bu konuda akla ilk gelen edebiyat adamlarıdır. Bir de adı unutulanlar vardır. Bunların başında Dr. Şerafeddin Mağmumi gelir. Mağmumi'nin gerek yurtiçi gerekse yurtdışı gezilerini anlatan kitapları, bu coğrafyaları gözler önüne sermesi bakımından önemli eserlerdir. Kimdir bu gölgede kalmış olan gezgin? Şerafeddin Mağmumi, 9 Kasım 1869'da Üsküdar'ın İhsaniye Mahallesi'nde doğmuş, 1894 yılında Gülhane Askeri Tıbbiyesi'nden mezun olmuştur. Tıbbiye öğrenciliği sırasında İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin ilk kurucuları arasında yer almıştır. Doktor olarak Anadolu'nun birçok kentinde görev yapmış, sonra Avrupa'ya kaçıp bir süre sürgünde yaşamıştır. Mağmumi üç ciltlik Seyahat Hatıraları adlı eseri ile gezi edebiyatımıza önemli katkılarda bulunmuştur. Hatıraların birinci cildi Anadolu ve Suriye'de kolera ile mücadele için yaptığı gezilerin bir ürünüdür. Bu anılar önce Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazı dizisi olarak yayımlanmıştır. Dr. Mağmumi bu ciltte Bursa ve çevresi, Bandırma, Erdek, Edremit, Balıkesir, Ayvalık, Mersin, Tarsus, Adana, Maraş, Gaziantep, Kilis, İskenderun, Beyrut, Şam, Humus ve Trablus illerindeki anılarını anlatmıştır. İkinci ciltte Brüksel ve Londra (1897-1898), üçüncü ciltte Fransa, İsviçre ve İtalya (1896) izlenimlerini kaleme almış. Dr. Şerafeddin Mağmumi, gezi yazılarında gittiği yerin adeta fotoğrafını çeker. Yazılarında öylesine ayrıntılara yer verir ki, okuyanlar o yeri düşlemekte asla güçlük çekmez. Mağmumi, mesleği icabı sağlık sorunlarını yazılarında ön plana çıkartır. Yöre halkının günlük yaşamı, alışkanlıkları, mekânların özellikleri de yazılarında önemli yer tutar. Mağmumi, özellikle Avrupa kentlerindeki uygarlık görüntülerini ve kurumlarını hayranlıkla anlatırken bunların bizde bulunmayışına üzülür ve bu eksikliğin nasıl giderileceği konusunda görüşlerini belirtir. Yazar ayrıca seyahati 'En faideli, en eğlenceli bir spor' olarak kabul eder. Mağmumi'nin 'Londra Mektubu'ndan bir paragraf: 'Hyde Park'ın görülmeğe seza bir manzarası Ayak Hatipleri'dir. Bunu görmek için Pazar sabahları gelmek icap eder. Marble Arch'tan içeri girer girmez üç beş hatibin, birbirinden uzak mesafe ile dizilip, avazları çıktığı kadar bağırarak halka vaaz ve nasihat ettiklerini görmek, insanın hakikaten hayretini mucip oluyor. Her biri, beraber taşıdığı bir nevi seyyar kürsüyü yere koyup üzerine çıkıyor, sonra feryadı koparıyor. Hepsinin etrafına birkaç yüz kişi toplanarak kemal-i sükûnetle dinliyorlar. Sonra bazısı dinleyenlerden beş on para topluyorlar. İngilizce bilmediğim için arkadaşıma ne konuştuklarını sordum. Kiminin diyanete, kiminin ahlaka, kiminin siyasete dair nutuk irat etmekte olduğunu söyledi...' Mehmet Yaşin / Eylül 2008, sayı 186 |
















