ATLAS LOGO
Kasım 2008
DOĞA
MACERA
ARKEOLOJİ
DÜNYA
KÜLTÜR
GEZİ
ATLAS'TAN
ATLAS'ÇILAR
 
FORUMLAR
* 15. YIL
* Sıfır Yok Oluş
* Ziyaretçi Defteri
* Küresel Isınma
* Ormansızlaşma!
* İnsan Gücüyle
* Sarıkeçililer Yürümeli
HAKAN öGE

Giriş yap
Kullanıcı adınız:
Şifreniz:
Üye olmak için tıklayınız

Gezi 
Yolculuk Günlükleri

Ünlü edebiyatçıların gezi yazılarını ve gezi güncelerini okumayı çok severim. O yazılardan, hem gördüğüm yerlerin bir edebiyatçı tarafından nasıl anlatıldığını, hem de not tutarken nelere dikkat ettiklerini öğrenmeye çalışırım.

Onların bakış açısı ile kendi bakış açımın çakışıp çakışmadığını test ederim. Bir de geçmiş dönemlerde o ülkelerdeki ve kentlerdeki yaşam hakkında ipuçları yakalamaya çalışırım. O ipuçlarıyla, dünden bugüne oluşan değişimlerin peşine düşerim.
Bu ay sizlerle Albert Camus'nün Can Yayınevi'nden çıkan Yolculuk Günlükleri adlı kitabını paylaşacağım. Bu kitap, Camus'nün İkinci Dünya Savaşı'ndan hemen sonra, 1946 yılı haziran ayında ABD'ye, 1949 yılı haziran-ağustos ayları arasında Güney Amerika ülkelerine yaptığı gezilerde tuttuğu notları kapsıyor.
1946 yılının mayıs ayında, yani yolculuğa çıktığında Albert Camus henüz 33 yaşındadır. Henüz ünlenmemiş bir yazardır. Gemiyle Atlas Okyanusu'nu aşıp Amerika'ya gider. Bütün gezginler gibi hem gemide, hem de New York'ta notlar tutar. Bu notlarda hiçbir edebi kaygı yoktur. Notlar, o andaki gözlemlerinden oluşmaktadır... Camus, yolculuğunun ardından eski ilkokul öğretmeni Bay Germain'e gezisi hakkında şu yorumu yapar: 'Amerika yolculuğu bana, burada ayrıntılarıyla saymamın haddinden fazla zaman alacağı pek çok şey öğretmiştir. Burası, özgürlüğü güçlü ve disiplinli, ama başta Avrupa olmak üzere çok şeyi de tanımayan büyük bir ülke...'

Bergdorf Goodman Binası'nın vitrininde Noel hazırlığı... Melek ve kuş maketleriyle gökdelenlerin tezatında New York gerçeği.
Erdem Yavaşça
Yolculuk Günlükleri'ndeki notlar, gemi yolculuğu izlenimleriyle başlıyor. Camus, kamaralardan şikâyetçidir. Özellikle gece, bir kâbusa dönüşmektedir. Camus, bu işkence hakkında defterine şunları yazar: 'Yatış pek sıkıntılı. Gerçek bir koğuş havası. Yaşlı adam ve tüccar horluyor. Başkalarının soluğunu soluyormuş duygusunu yaşıyor ve güverteye yatmaya gitmek gibi çılgın bir istek duyuyorum. Yalnız soğuk düşüncesi beni engelliyor...'
Gemiden denizi seyretmek, herkesi olduğu gibi Camus'yü de düş dünyasına sürükler. Hele dolunayda gümüşlenen koca okyanusun şekilden şekile girmesini seyretmeye doyum olmaz. Camus, defterine bu an hakkında şunları yazar: 'Köpükle dümen suyunun su üzerinde oluşturduğu resimlere, örülen ve çözülen şu danteleya, şu akışkan mermere bakıyorum... Bir kez daha, nice zamandır benden kaçıp duran şu olağanüstü deniz, su, ışık çiçeklenişini benim için biraz elle tutulur kılacak doğru ölçüyü arıyorum. Boşuna yine. Benim için sürüp giden bir simge bu...'
'New York'un kokusu, demirle çimento karışımı hoş bir koku. Demir daha baskın' diyen Camus, kentle ilgili notlarında şunları yazıyor: 'Olağanüstü yiyecek dükkânları. Bütün Avrupa'yı çatlatacak şey. Sokaklardaki kadınlara, giysilerdeki renk uyumuna, takmış takıştırmış böceklere benzeyen kırmızı, sarı, yeşil taksilerin canlılığına hayran oluyorum. Kravat satan mağazalara gelince, inanmak için onları görmek gerekir. Bunca zevksizlik örneği zor düşünülebilir...'
Notlara bakılırsa Camus, New York'u sevip sevmemekte kararsız kalıyor. Bazen şaşırıyor, bazen 'taş canavarlarla' kaplanmış adadan nefret ediyor. Onun için kenar mahalleler daha cana yakın. İşte kent izlenimlerinden bazıları: 'Akşam yemeğini China Town'da yiyoruz. Ve ilk kez kaynaşıp duran, ılımlı, sevdiğim, gerçek yaşamla karşılaştığım bir yerde soluk alıyorum...' Onu şaşırtan görüntülerin arasında, resmi giysili çalışanlar da var: 'Binlerce sözde general ve amiral. New York'ta kapıcı, kaptan, yamak. Binlerce asansör görevlisi, su dolu bir vazoda inip kalkan yontucuklar gibi büyük kutuları içinde çıkıp iniyorlar.'
Ünlü yazarı bıktıran şeylerden biri de kesilmek bilmeyen yağmurlar: 'New York yağmurları. Hiç ara vermeden, her şeyi silip süpürerek. Külrengi sisin içindeki gökdelenler, ölülerin oturduğu şu kentin uçsuz bucaksız mezarları gibi beyazımsı biçimde yükseliyorlar. Yağmur altında temellerinden sarsılan mezarlar görülüyor...'
Yolculuk Günlükleri, Camus'nün ham notlardan işlenmiş yapıtlara nasıl geçtiğinin önemli göstergelerinden. Nesnel dünyanın, bu dünyadan kaynaklanan duygu ve düşüncelerin, edebiyata dönüşüne tanık olmak etkileyici bir deneyim oldu benim için.

Mehmet Yaşin / Atlas Mayıs 2008, sayı 182

EDİTÖRÜN NOTU
Küresel ısınmanın ısıttığı yeryuvarlağımız şimdilerde küresel bir iktisadi krizin içine yuvarlanıyor. Bu krizin nedeni ile dünyamızın doğasının yok olmasının nedenleri aynı.
KASLA GİT!
FOTOĞRAF SERGİSİ
Sinbad
ABONELİK
HASANKEYF'E SADAKAT
Sıfır Yokoluş Gezileri
[ DOĞA | MACERA | ARKEOLOJİ | FOTOĞRAF | KÜLTÜR | GEZİ | DERGİ ]
[ ATLAS'LAR | ATLAS'TAN | ATLAS'ÇILAR | TÜRKİYE HAR. | ANA SAYFA ]
 
[ Gizlilik Politikamız | Bize Ulaşın | Künye ]
[ İş Fırsatları | Dergi Abonelik ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.
Imperia ile tasarlanmıştır.