ATLAS LOGO
Temmuz 2009
DOĞA
MACERA
ARKEOLOJİ
DÜNYA
KÜLTÜR
GEZİ
ATLAS'TAN
ATLAS'ÇILAR
 
FORUMLAR
* 15. YIL
* Sıfır Yok Oluş
* Ziyaretçi Defteri
* Küresel Isınma
* Ormansızlaşma!
* İnsan Gücüyle
* Sarıkeçililer Yürümeli
HAKAN öGE

Giriş yap
Kullanıcı adınız:
Şifreniz:
Üye olmak için tıklayınız

Gezi 
Pireneler’in Günahkârları

Katharlar engizisyon mahkemelerinde yargılandı. Onlar Orta Pireneler'de kayalara inşa edilmiş şatolarda yaşıyorlardı.

Kathar Şövalyeleri! Bu sözcük sizde herhangi bir çağrışım yaptı mı? Ben çok kısa bir süre öncesine kadar bu şövalyeler hakkında hiçbir bilgiye sahip değildim. NeyeKathar Şövalyeleri! Bu sözcük sizde herhangi bir çağrışım yaptı mı? Ben çok kısa bir süre öncesine kadar bu şövalyeler hakkında hiçbir bilgiye sahip değildim. Neye niyet neye kısmet! Güney Fransa'yı tanımak, tadına bakmak, Pirene Dağları'nı seyretmek için gittiğim bölgede bu inanışla tanışıverdim. Kathar inanışı artık yok. Daha doğrusu inananların hepsi 1200'lü yıllarda papanın emri ve engizisyon mahkemelerinin kararı ile ya kılıçtan geçirilmiş ya da diri diri yakılmış. Efsaneye göre, 1244 yılında Montsegur Şatosu'nda gerçekleştirilen katliamdan sadece dört 'Kusursuz' Kathar kurtulup kayıplara karışmış. Onların nereye gittiği, ne yaptığı konusunda bugüne kadar herhangi bir bilgiye rastlanmamış.
Bu kadar öfke çeken Katharlar kimlerdi? Neye inanırlardı, liderleri kimdi, sayıları kaçtı, kökleri nereden geliyordu? Daha birçok soru sorulabilir. Üç gün süren gezim sırasında derinlemesine bilgilenemedim ama bu inanışı anlatan birçok kitabı yüklendim geldim.
Boşuna sormamışlar çok gezen mi, çok okuyan mı bilir diye. Bence her ikisi de ortak ağırlıkta olmalı. Ne bilmeden gezmek ne görmeden okumak daha bilir kılar insanı. Okuyarak gezmek veya gezerken okumak bilgilenmenin en doğru yoludur.
Katharların geçmişinde yolculuk ettiğinizde, bu inanışın köklerinin Anadolu'dan beslendiğini görürsünüz. Gazeteci Mine G. Kırıkkanat'ın, Kathar inanışını anlattığı Gülün Öteki Adı kitabının önsözünde profesör Jacques Thobie, Katharların başlangıcını şöyle özetler: 'Altıncı yüzyılda Ermenistan, Küçük Asya ve Trakya'da yayılan Pavlusçuluk, 870'lerde en saf haliyle Sivas'ın Divriği ilçesinde ortaya çıktı ve V. Konstantin'in Malatya ile Erzurum'dan tehcir ettiği halklarla Bulgaristan'a yayıldı. Onuncu yüzyıl ortasında Aziz Bogomil tarafından yeniden yorumlanan Pavlusçuluk, Balkan Slavları arasında yayılarak Konstantinopolis'e kadar uzandı. On beşinci yüzyıla kadar Bosna-Hersek'te gelişen Bogomilizm, on birinci yüzyıldan sonra özellikle haçlı orduları ve uluslararası tüccarlar aracılığı ile Batı'ya yayıldı...' niyet neye kısmet! Güney Fransa’yı tanımak, tadına bakmak, Pirene Dağları’nı seyretmek için gittiğim bölgede bu inanışla tanışıverdim. Kathar inanışı artık yok. Daha doğrusu inananların hepsi 1200’lü yıllarda papanın emri ve engizisyon mahkemelerinin kararı ile ya kılıçtan geçirilmiş ya da diri diri yakılmış. Efsaneye göre, 1244 yılında Montsegur Şatosu’nda gerçekleştirilen katliamdan sadece dört “Kusursuz” Kathar kurtulup kayıplara karışmış. Onların nereye gittiği, ne yaptığı konusunda bugüne kadar herhangi bir bilgiye rastlanmamış.
Bu kadar öfke çeken Katharlar kimlerdi? Neye inanırlardı, liderleri kimdi, sayıları kaçtı, kökleri nereden geliyordu? Daha birçok soru sorulabilir. Üç gün süren gezim sırasında derinlemesine bilgilenemedim ama bu inanışı anlatan birçok kitabı yüklendim geldim.
Boşuna sormamışlar çok gezen mi, çok okuyan mı bilir diye. Bence her ikisi de ortak ağırlıkta olmalı. Ne bilmeden gezmek ne görmeden okumak daha bilir kılar insanı. Okuyarak gezmek veya gezerken okumak bilgilenmenin en doğru yoludur.
Katharların geçmişinde yolculuk ettiğinizde, bu inanışın köklerinin Anadolu’dan beslendiğini görürsünüz. Gazeteci Mine G. Kırıkkanat’ın, Kathar inanışını anlattığı Gülün Öteki Adı kitabının önsözünde profesör Jacques Thobie, Katharların başlangıcını şöyle özetler: “Altıncı yüzyılda Ermenistan, Küçük Asya ve Trakya’da yayılan Pavlusçuluk, 870’lerde en saf haliyle Sivas’ın Divriği ilçesinde ortaya çıktı ve V. Konstantin’in Malatya ile Erzurum’dan tehcir ettiği halklarla Bulgaristan’a yayıldı. Onuncu yüzyıl ortasında Aziz Bogomil tarafından yeniden yorumlanan Pavlusçuluk, Balkan Slavları arasında yayılarak Konstantinopolis’e kadar uzandı. On beşinci yüzyıla kadar Bosna-Hersek’te gelişen Bogomilizm, on birinci yüzyıldan sonra özellikle haçlı orduları ve uluslararası tüccarlar aracılığı ile Batı’ya yayıldı...”

Katharizmi yüzeysel olarak özetlemek gerekirse; bu inanışın iyi ile kötü dengesi üzerine kurulu bir Hıristiyanlık/Budizm sentezi olduğu söylenebilir. Katharlar, Katolik kilisesinin inananlara yüklediği tüm ödev ve gerekleri yadsıyorlardı. Vatandaş Kathar, istediği gibi yer, içer, sevdiği kadınla evlenip çocuk yapabilirken, 'Kusursuz' adı verilen din görevlileri kesinlikle cinsellikten uzak bir yaşam sürüyor, şiddete hiçbir koşulda başvurmuyor, et yemiyorlardı. Katharizmde ayrıca öldükten sonra dirilmeye, cennet ve cehenneme inanılmıyordu. Bu inanışın herhangi bir lideri yoktu. Herkes eşitti.
Yolcuğum, Fransa'nın 'Pembe Kent'i Toulose'tan başladı. Avrupa'nın 21. yüzyıldaki teknolojik odaklarından biri olan bu kentte, ne Airbus uçaklarının yapıldığı fabrikalarla ne de Ariane uzay roketinin yapımıyla ilgilendim. Daracık sokaklarda, rengârenk evlerin gölgesine sığınmış küçük kahvelerde, Katharları okuyup onları düşündüm. Orta Pireneler'e gidip ortaçağ köylerinde, dağların zirvelerinde yükselen şatolarda dolaştım. O şatolara baktıkça hep şaşırdım, Katharların kartal geni taşıdığına karar verdim. ?atoların birçoğuna tırmanmaya nefesim yetmedi. Usta dağcıların bile zorlanacağı diklikteki bu şatolara bakıp Katharizme inananların korkusunun boyutlarının ne kadar büyük olduğunu görüp ürperdim.
Yine bir Kathar yerleşimi olan Mirepoix'te, 13. yüzyıldan kalma kalas sütunlar üstünde yükselen ahşap evlerin çevrelediği meydanda ortaçağı düşledim. ‹nanışın son müstahkem şatolarından biri olan Montsegur Dağı'nın ıssız eteklerinde ise 16 Mart 1244 Çarşamba sabahı ateşe atılan 225 'Kusursuz' Kathar'ın sessiz çığlıklarını dinledim. Dinlerken 'tarihin karanlığında yakılan her insanın, geleceğin aydınlığında bir kıvılcım oluşturduğunu' düşündüm

Mehmet Yaşin / Haziran 2007, Sayı 171

...
EDİTÖRÜN NOTU
Fotoğraftaki doğayı bozup yapıyoruz. Ama gerçek doğanın kendisi asla hırslarımızın bir oyunu değil. Bozup yapamayız. Çünkü biz de o resmin içindeyiz.
KASLA GİT!
FOTOĞRAF SERGİSİ
Mücevher Yolu
ABONELİK
HASANKEYF'E SADAKAT
Sıfır Yokoluş Gezileri
[ DOĞA | MACERA | ARKEOLOJİ | FOTOĞRAF | KÜLTÜR | GEZİ | DERGİ ]
[ ATLAS'LAR | ATLAS'TAN | ATLAS'ÇILAR | TÜRKİYE HAR. | ANA SAYFA ]
 
[ Gizlilik Politikamız | Bize Ulaşın | Künye ]
[ İş Fırsatları | Dergi Abonelik ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.
Imperia ile tasarlanmıştır.