ATLAS LOGO
Eylül 2010
DOĞA
MACERA
ARKEOLOJİ
DÜNYA
KÜLTÜR
GEZİ
ATLAS'TAN
ATLAS'ÇILAR
 
FORUMLAR
* 15. YIL
* Sıfır Yok Oluş
* Ziyaretçi Defteri
* Küresel Isınma
* Ormansızlaşma!
* İnsan Gücüyle
* Sarıkeçililer Yürümeli
HAKAN öGE

Giriş yap
Kullanıcı adınız:
Şifreniz:
Üye olmak için tıklayınız

Gezi 
Çıldır'ın Çığlığı

Çıldır Gölü'nün buzlu yüzeyinde yürürken duydum ve ürktüm. Derinlerden gelen boğuk bir sesti. Boş bir şişenin ağzına üfleyince çıkan sesi andırıyordu. Kalın bir teli iyice gerip bırakınca meydana gelen sese de benziyordu. Bunların hiç biri de olmayabilirdi.

Çünkü tarifi zor bir sesti. Önce uzaklarda, gölün ortasında siyah iki nokta gibi görünen balıkçıların, buzu kırarken çıkarttıkları sesin yansıması zannettim. Yanılmışım. Gölün sesiymiş meğerse. Buz sıkıştırdıkça diplerden böyle sesler gelirmiş.
Yaşlı balıkçı sesi dinlediğimi görünce lafa girip anlatmıştı: 'Bu sesi bir de göl donmaya başladığında dinlemen lazım. Göl boğalar gibi acı acı böğürür. Hele geceleri bir dinlesen! Sanırsın ki binlerce boğa bağıra bağıra gölde boğuluyor...' Göl donarken acı mı çekiyor acaba diye sordum kendime. Cevabını bilmediğim, kimsenin de bilemeyeceği bir soruydu bu. Ay ışığında, kırbaç gibi acıtan bir ayazda, böğüren bir göl. Sadece bunu seyretmek için ta buralara gelinir diye düşündüm.
Çıldır'a kavuşabilmek için Kars'tan yola çıkmıştım. Oysa bir buçuk saat önce İstanbul'dayım. Şimdi Türkiye'nin en doğusunda yol alıyordum. Uçaklar yakın ediyordu uzağı artık. Hem uzak neresiydi? İstanbul'da yaşayan bizlere göre buralardı. Buralarda yaşayanlara göre ise İstanbul uzaklardaydı. Ben uzaktan uzağa gelmiştim demek ki!
Çıldır'ın buzu ilk bakışta fark edilmiyordu. Kıpırtısız, çarşaf gibi sakin bir su görünümündeydi. Sütlimandı yani. Ama çoktan donmuştu. Sular kalın buzların altına saklanmıştı bile. İlk defa donmuş bir gölün üstünde yürüyordum. Buzda yürümek çok zordu. Her an tepetaklak olabilirdi insan. Onun için ince kar tabaksına basmamaya gayret ediyordum. Arada bir bastığım yerlerden çatırtı sesi geliyordu. Buzun üstü çatlaklarla doluydu. Bu yüzden adımlarım çok korkaktı. 'Ya kırılırsa' diye içimden geçiriyordum. Yaşlı balıkçı korkumu hissetmişti: 'Korkma bu buz bugüne kadar hiç kırılmadı, kimse gölün içine düşmedi' dedi. 93 yaşındaydı. O dediyse doğrudur diye içimden geçirdim. Koluma girince adımlarım daha cesurlaştı.

Balıkçılar buzun üstünde açtıkları deliklerden ağlarını çekiyorlardı. Elleri çıplaktı. Su dondurucuydu. 'Elleriniz üşümüyor mu' diye sordum. 'Alışığız' dediler. Avucuma biraz su aldım. Elim neredeyse donacaktı. Nasıl bir alışkanlıktı bu! Dona dona deri kalınlaşır mıydı yoksa? Ağdan, önce büyük bir balık çıktı. Sarıbalıkmış adı. Gerçekten de pulları altın sarısıydı. Sıçradığı buzun üstünde altın gibi parlıyordu. Her sıçrayışında bir damla kan düşüyordu yere. Beyaz karın üstünde kırmızı kan damlaları oluşmuştu. Biraz sonra ağdan bir sarıbalık daha çıktı. Ardından iki tane de sazan. Balıkçılar boşalan ağı tekrar suyun içine bırakıp ağın 100 metre uzağındaki diğer ucuna doğru gitiler. Onlar giderken arkada kalan delik donmaya başlamıştı bile.
Onları izliyordum. Sarıbalık, sazan, siyah benekli alabalık... Kefal ve şafakbalığı nedense ağlara takılmamıştı. İhtiyar balıkçı yine bilgece anlattı: 'Zaten onlardan fazla yoktur...'
Ağlar tekrar göle salındı. Artık dönüş yolundaydık. Göle bakıyordum. Rengârenk ışıklar yansıyordu. Mor, lila, pembe, eflatun, mavi... Buzlar menevişlenmiş gibiydi. Dağın ardında sanki yangın vardı. Gökyüzü kıpkırmızı kesilmişti. Akbaba Dağı pembe elbise giymişe benziyordu. Manzarayı seyretmeye dalımıştım, balıkçılar uzaklaşmıştı. Gölün ortasında, gölün sesiyle baş başaydım. Buzların üstünden kayıp gelen rüzgâr iliklerime işliyordu. Ben Çıldır'a âşık oluyurdum.
Çıldır sessizliğiyle, böğürtüsüyle, çıtırtısıyla, kimsesizliğiyle, balıkları ve balıkçılarıyla sizleri de bekliyordu. Çıldır uzakta değildi

...
EDİTÖRÜN NOTU
Atlas, okurlarını tıpkı Hasankeyf, tıpkı Türkiye'nin dereleri, ırmakları söz konusu olduğunda yaptığı gibi, İstanbul'a sahip çıkmaya çağırıyor. Atlas ekim ayının başında Mimar Sinan Üniversitesi'nde okurlarını İstanbul S.O.S girişimiyle buluşturuyor.
FOTOĞRAF SERGİSİ
Route 66
ABONELİK
HASANKEYF'E SADAKAT
Sıfır Yokoluş Gezileri
[ DOĞA | MACERA | ARKEOLOJİ | FOTOĞRAF | KÜLTÜR | GEZİ | DERGİ ]
[ ATLAS'LAR | ATLAS'TAN | ATLAS'ÇILAR | TÜRKİYE HAR. | ANA SAYFA ]
 
[ Gizlilik Politikamız | Bize Ulaşın | Künye ]
[ İş Fırsatları | Dergi Abonelik ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.
Imperia ile tasarlanmıştır.