ATLAS LOGO
Nisan 2011
DOĞA
MACERA
ARKEOLOJİ
DÜNYA
KÜLTÜR
GEZİ
ATLAS'TAN
ATLAS'ÇILAR
 
FORUMLAR
* 15. YIL
* Sıfır Yok Oluş
* Ziyaretçi Defteri
* Küresel Isınma
* Ormansızlaşma!
* İnsan Gücüyle
* Sarıkeçililer Yürümeli
HAKAN öGE

Giriş yap
Kullanıcı adınız:
Şifreniz:
Üye olmak için tıklayınız

Gezi 
Gezmek ve Yazmak

Gezmek de gördüklerini yazmak da bir sanattır. Öyle gezi yazıları vardır ki, insanın elinden tutar, anlatılan yerlere götürür sanki.

Yazıyı bitirdiğinizde o uzak diyarlar artık bildik bir yer olur çıkar. Sokaklar, sesler, insanlar, mekânlar hiç görmeseniz de yabancınız değildir. Her gezi yazısı, seyahatname bu etkiyi bırakmaz. Bunun için yazı erbabı olmak gerekir. Ben, edebiyat insanlarının gezi yazılarının tadına hiç doyamam. Kitap bittiğinde de onlar gibi yazamadığım için kalemime öfkelenirim.
Cumhuriyet edebiyatçıları, kıskandıklarımın başında gelirler. Örneğin Yakup Kadri, kendisi için "bir sükûnet sığınağı" olan İsviçre Alplerini öylesine güzel anlatır ki, insan soğuğu iliklerinde hisseder. Şair Ahmet Haşim Frankfurt Seyahatnamesi?nde, Frankfurt'a ustaca övgüler yağdırır ki, bu hiçbir cazibesi olmayan kent cennetten bir köşeye dönüşür. Falih Rıfkı Atay öylesine cümleler kurar ki, sayfalar sinema perdesine döner; kentler, sokaklar, insanlar satırların arasında canlanır.
Samet Ağaoğlu, Şair Şukufe Nihal, Ahmet Hamdi Tanpınar, Halit Ziya Uşaklgil, Enis Batur, Nedim Gürsel ve adını unuttuğum diğer yazarlar... Bunların gezi yazıları insana "kaymaklı keyif" verir.
Bu ayki yazımda Cenap Şahabeddin?den söz edeceğim. Onun Avrupa Mektupları adlı kitabından alıntılar aktaracağım .
Cenap Şahabeddin (1871-1934), Servet-i Fünun şair ve yazarlarındandır. Asıl mesleği doktorluktur. Tevfik Fikret'le birlikte, Türk şiirinin ve düzyazının yenileşmesinde önemli katkıları olmuştur. Alıntılar yaptığım Avrupa Mektupları adlı kitabı, 1917-1918 yılları arasında Tasvir-i Efkar gazetesi hesabına yaptığı Avrupa gezisi gözlemlerini içerir.
Yazar, sonbaharın griliğine bürünmüş Viyana'nın güneşe hasretini şöyle anlatır: "Güneş, sonbahar ve kış aylarında Viyana için bir turfanda değeri alır. Zaman zaman sis yarılıp da güneşin bir parçasını gösterdi mi, sanıyorsunuz ki güneş gökte bir hapishaneden kurtuldu, siz yerde bir zindandan çıktınız ve özgürlük sarhoşluğu ile birbirinize atılıyorsunuz. Kalbiniz taze bir bahar duygusu ile süslenmiş gibi oluyor."
Cenap Şahabeddin'in satırları sanki bir fotoğraf makinesidir. Okuyunca anlatılanı görürsünüz. İşte Viyanalı kadınlar için yazdıkları. Sanki bir fotoğrafa bakar gibi oluyor insan: "Viyana'nın büyük caddelerinde rast geleceğiniz kadınlar ve erkekler, size sık sık saygıdeğer şairemiz Nigar Hanımefendi'nin sözünü hatırlatır: 'Yarabbi, bu şehirde hiç mi çirkin yok?' Özellikle kadınlar, hemen hemen hepsi seher gibi pembe ve masumluk kadar beyazdır..."

Pek değişmeyen bir kent Viyana.
Şair, Viyana'nın dünyaca ünlü pastanesini şöyle anlatır: "Cafe Zaher gibi pastanelerde yer bulmak gerçek başarıdır. Oralardaki kalabalığın derecesini anlatmak için bizim Fatih-Harbiye tramvayının saat beşten sonraki durumunu hatırlatacağım! Özellikle Cafe Zaher'de müşteriler tam anlamı ile diz dize, omuz omuza ve sırt sırta oturuyorlar. Garsonlar üzerinizden atlayarak geçerler. Kalabalık sıcaklığı artırır; sıcaklık da yumurta, jambon, çikolata, bira ve likör kokularını şiddetlendirir..."
Cenap Şahabeddin için ayrıntılar çok önemlidir. O ayrıntılar yan yana gelince anlatılan mekân satırlardan kurtulup canlanır. İşte Viyana'da bir alışveriş caddesi: "Gartnerstrasse'de herkesin iştahını gıcıklayan vitrinler birbirini takip eder: İşte bir çiçekçi vitrini, yanında kumaşçı vitrini: İki manzara birbirine o kadar benziyor ki çiçekler nerede bitiyor, kumaşlar nerede başlıyor pek kolaylıkla kestirilemez. İşte çakır bir göz kadar firuzeler, gözyaşı gibi pırlantalar, kan damlası renginde yakutlar ve pek derin denizleri hatırlatan zümrütlerle dolu kuyumcu vitrinleri. Yarım düzinesi bir avuç içine sığacak kadar ince nansuk çamaşırlar. İşte balmumu kuklalar üstünde titreyen fistanlar ve kostümler... Ve hepsi birer çağıran göz gibi okşayıcı ve birer uçurum gibi tehlikeli..."
Ben de Viyana'ya gittim, gezdim, gördüm ve yazdım ama böylesine lezzetli olmadı!


Yazı: Mehmet Yaşin

EDİTÖRÜN NOTU
İnsanın bir masumiyet çağı olduğuna inanıyorum. Sonra, insanın özünün iyi olduğunu düşünüyorum. Boş bir iyimserlik değil bu hislerim. Başlangıcımızın böyle olduğunu gözlerimle görebileceğim yerlere gidiyorum.
FOTOĞRAF SERGİSİ
Periler Yurdu Avanos
ABONELİK
HASANKEYF'E SADAKAT
Sıfır Yokoluş Gezileri
[ DOĞA | MACERA | ARKEOLOJİ | FOTOĞRAF | KÜLTÜR | GEZİ | DERGİ ]
[ ATLAS'LAR | ATLAS'TAN | ATLAS'ÇILAR | TÜRKİYE HAR. | ANA SAYFA ]
 
[ Gizlilik Politikamız | Bize Ulaşın | Künye ]
[ İş Fırsatları | Dergi Abonelik ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.
Imperia ile tasarlanmıştır.