>
ATLAS LOGO

14.05.2008, 10:37
Fotoğrafım Nasıl Yayımlanır?

Fotoğrafının yayımlanmasını bekleyen biri her şeyden önce o niyetle fotoğraf çekmeli ve başvuracağı yayını tanımalı.

Çünkü bir derginin fotoğraf anlayışını, en iyi yine o dergi anlatır.
YAZI : GÖKHAN TAN

Amatör fotoğrafçıların dergiye yaptığı başvuruların hemen hepsi bu ortak soruyu içerir. Tıpkı "iyi bir fotoğraf nasıl olmalıdır" sorusunda olduğu gibi (ki bu bir başka yazının konusu), bu sorunun da alt alta dizilebilecek çok kesin cevapları yok. (Mümkün olsaydı, hepsini sıralayıp matbu bir metne alabilirdim. Fotoğraf yayıncılığı konusunda başı çeken, önemli uluslararası dergilerinin her gün aldıkları tahmin edilen onca başvuruyu nasıl cevapladıkları, bu tür bir metne sahip olup olmadıkları hakkında kesin bilgim yok.)

Bu sorunun kaynağında birbirine bağlı iki unsur yatıyor: Kişi soruyu başka bir yere değil de Atlas'a yönelttiğine göre, dergiyi fotoğraf konusunda uzman ya da en azından birçok yayının daha üzerinde görüyor. İkincisi ise sorunun gerçek niyetini, kendi fotoğraflarının dergide yayımlanabilme olasılığını küçümsemediğini gösteriyor. Doğrusu her ikisi de Atlas için olumsuz şeyler değil. Öneriyi getiren bir profesyonel fotoğrafçı olmasa da okuduğu dergiye katkıda bulunabileceği düşünüyor ve o yayında bu samimiyeti hissediyor.
Genel beklenti, derginin seçim yaparken yüksek bir fotoğraf tekniği ve kâğıt üzerinde sorunsuz görüntüler (Net, kompozisyonu düzgün (!), ışıklandırması doğru vs.) beklediğidir. Yıllar yılı, gerçekte o niyetle fotoğraf çekmeyen, ancak dergide yayımlanıp yayımlanamayacağını soran insanlara negatif film yerine pozitif film kullanmalarını söyledik. Bu aynı zamanda en kolay elemeydi. Amatör fotoğrafların çoğu ulaşılması daha kolay ve ucuz negatif filmle çekilirdi. Aslında amaca yönelik çekildiğinde, negatif de pozitif filme çok yakın sonuç veriyor ama bunun çekim aşamasında bilinmesi gerekiyor. Bir kaygı taşımadan fotoğraf çeken çoğu kişi, iki medyanın, negatif ve pozitif filmin arasındaki farkı bilmezdi.

Benzer durumu görüntü kaydetmeye yarayan medyalarda keskin bir değişimin yaşandığı bugünlerde de yaşıyoruz. Negatif filmler yerini, ucuzluğu nedeniyle, dijital makineler olarak andığımız sayısal hafızalı medyaya bırakıyor. Sadece filmin ortadan kalkmasıyla sağlanan maliyet düşüklüğü değil bunun nedeni; banyo ve baskı sürecini ortadan kaldırarak, kişinin kendi hücresinde, başkasına ihtiyaç duymadan üretmesini sağlıyor. Şüphesiz ki aracısız üretme imkânı en çok zamana karşı yarışta bunu bir avantaj olarak kullanan basın fotoğrafçılarına yarıyor. Fotoğraf teknolojisinin giderek gelişmesi, teknik yetkiye duyulan ihtiyacın azalması dergiye yapılan başvuruların da artmasını sağladı. Ne var ki sayısal medyada da henüz teknik sorunları aşmış değiliz; amatör fotoğrafların çoğu hâlâ düşük çözünürlükte sensor taşıyan makinelerle üretiliyor. Dergi baskısının ihtiyacı olan yüksek görüntü kalitesini sağlayan sensorlara sahip makineler yaygın bir kullanım sağlayabilecek uygun fiyatlara henüz inmedi ama eli kulağında.
Sayısal fotoğraf makinelerindeki düşük çözünürlük/yüksek çözünürlük farkı, tıpkı bugüne kadar yaşadığımız negatif/pozitif film farkının yarattığı "bahane"ye benziyor. Fakat görünen o ki bu özrün ömrü eskisine göre çok daha kısa olacak. Çünkü sayısal medyanın fiyatı tüm teknolojik ürünlerde olduğu gibi hızla düşüyor. Çok yakın bir gelecekte, fotoğrafa birazcık ilgi duyan her insanın elinde, Atlas'ın hemen her türlü teknik bahanesini alt edecek kalitede görüntü sağlayabilen makineler olacak. Hatta bu özel sayının birden fazla sayfasında bahsedilen, cep telefonuyla çekilen fotoğrafların kalitesi de yine yakın zamanda Atlas'ın sayfalarında basılanların kalitesine ulaşacağa benziyor. Çekilen her fotoğraf profesyonel bir derginin beklediği teknik kaliteye ulaştığında seçim için geriye hangi kriter kalacak?
Bu soruyla en başa dönüyor ve ilk sorunun cevabının bir kısmına ulaşmış oluyoruz. Teknik yeterlilik (ya da yetersizlik) gerçekte derginin seçim kriterleri içinde çok küçük yer tutuyor, en azından sanıldığı kadar önemli bir alanı kapsamıyor. Şöyle söylemek de mümkün: Teknik açıdan mükemmel bir fotoğraf dergide yayımlanmayabilir ya da tam tersi bir durumda, birçok teknik kusuru bulunan bir görüntü, hem de büyük boyutta kullanılabilir. Bu aşamada ilgilenilen şey daha çok ortaya çıkan fotoğrafın rastlantısal mı yoksa bilinçli olarak mı üretildiğidir. Fotoğrafçı içerik olarak değil teknik olarak da bir "niyet" sahip olmalı. Kafasında belli bir fikirle yola çıkan fotoğrafçı, çalışırken, zaten fotoğrafın tanımı içerisinde yer alan tesadüflerden nasibini alacaktır, almalıdır da. Yoksa tadı tuzu azalmış görüntülerle daha çok karşılaşırız.
Tek tek fotoğraflar ele alınsa da göz önünde bulundurması gereken en önemli şey, Atlas tipinde bir derginin konularının birden fazla fotoğrafın bir araya gelmesiyle oluştuğu. Fotoğrafların "birey" olarak ne kadar başarılı, iyi, etkileyici, güzel (doğru kelime her ne ise) olduğundan daha çok, birlikte ne ifade ettikleri dahası "niyetlenilen" konuyu alt edip edemedikleri, kişisel beceriden çok takım oyununu ne kadar uyumlu oynadıkları önemli. Takım tökezlese de yıldız oyuncuların birkaç hareketle maçı kurtardığı ve Atlas'ta bu türde de makalelerin yayımlandığı doğru. Bu istisnalar, derginin çalışma tarzını ve foto-röportaj yayımlayan bir mecranın doğrusunu etkilemiyor. Bir araya gelen fotoğraflar, taşıdıkları ortak ismin, yani konu başlığının yarattığı ağırlığın altından kalkabilmeli; başlığı taşımayı hak etmeli. Fotoğraflar iyi, ancak aktarmakla yükümlü oldukları konudan uzak kalıyorsa başarıdan bahsedilemez. Bunun için de fotoğrafçı, tekrar söylüyorum, amacını çok net bilmeli ve belli etmeli. Başka bir ifadeyle, kuracağı cümlenin öznesini bilmeli.
Objektifiyle sivrilen pek çok basın fotoğrafçısı da yılların "tek kareye" ya da anlık işlere dayanan haber fotoğrafı anlayışına alıştıkları için daha uzun vadeli bir çalışma süreciyle karşılaşınca tekliyorlar. Dergide işleri yayımlanan fotoğrafçılar ülkenin en iyi isimleri olmayabilir ancak Türkiye'de foto-röportaj yayımlama ve bu alana yatırım yapma konusunda Atlas'tan daha özveriyle çalışan bir basın kuruluşu yok. (Ki, Türk basın fotoğrafçılığında ismi geçen pek çok ustanın çalışmaları Atlas'ta yayımlandı.)

Fotoğraf herkesin her yerde yapabileceği bir üretimken, fotoğrafçılığı bir yönüyle özel bilgi ve eğitim gerektiren mesleklere benzetiyorum. Tıpkı bir avukata rastladığınızda, evinizden çıkarmak için uğraştığınız kiracınız konusunda dert yanmak ya da bir doktorla karşılaşıldığında sırtınızda çıkan sivilceler konusunda yardım istemeniz gibi hepimizin bir fotoğrafçıya danışacak bir şeyleri olmuştur. Babanızdan kalan makineyi nasıl değerlendireceğiniz, evde bulunan filmlerin ne zaman bayatlayacağı, pilleri nerden koyacağınız ya da en güncel versiyonuyla "kaç piksellik" makine almanız gerektiği gibi... Eğer Atlas'ta editörseniz bu soruların ne kadar çoğalacağını da tahmin edebilirsiniz. En son on gün önce, Antalya'dan Kaş'a giderken otostop yapan Kaşlı bir marangozu arabaya aldım. Doğradığı tomrukların kesitlerinden çok ilginç görüntüler çıktığını ve bunları yayımlamak için derginin kaç lira talep edeceğini sordu.
Amatör ya da profesyonel Atlas'a başvuranlara söylediğim ilk söz dergiyi takip etmeleri ve fotoğrafları alıcı gözle incelemeleri. Çünkü fotoğraf anlayışını ve yayımlama kriterini en iyi yansıtan yine derginin kendisi.
Atlas'ta yayımlanacak fotoğraf farklı ve yeni bir şey söylemeli. Hem var olan örneklerden hem de derginin bir önceki sayısından farklı olmalı ya da öyle olmaya çalışmalı. Fotoğraf seçerken en çok önemsediğim kriter bu. Başta bahsettiğim o temel soruyu yöneltenlerin ilk elemeyi kendi kendilerine yapmaları, bu yüzden sağlıklı bir yaklaşım. Sadece Atlas'a değil, fotoğraflarını sunacakları kişi ve kurumlara en iyi olduğuna inandığı çalışmalarını göstermeleri ve bu konuda otokontrol mekanizması kurmaları da gerekir. Atlas seçiciliğini yitirdiği anda, o temel soruyu soranların gözünde de sıradanlaşacak. İşte bu nedenle de derginin fotoğraf alanında örnek ya da referans yayın çizgisini koruması hepimiz için faydalı gözüküyor.