Anasayfa    Foto Atlas       Seyyahın Görüşü

Seyyahın Görüşü



Ali Murat, Atlas'ın en eski fotoğrafçılarından biri. İlk konusu, henüz altıncı sayıda yayımlanan Büyük Okyanus'daki Paskalya Adaları'ydı. "Benim çok sık konum çıkmaz, yılda ancak dört tane; 150 sayıda kırka yakın konu hazırladım. Makalelerimi hızlı bir biçimde üretemiyorum. Kimi zaman çok zor yerlerde çalışıyorum, iki aya yakın zaman harcayarak projeyi tamamlayabiliyorum." diyerek çalışmalarını açıklıyor. "Çok geniş bir serbestliğim var. Özcan da dahil olmak üzere hiç kimse bana neyi çalışacağımı söylemez. Konularımı kendim arıyor, buluyorum. Sonunda da hep beraber mutlu oluyoruz." diyen Ali Murat, okuyucuların da çok iyi bildiği üzere ağırlıkla Afrika'da çalışıyor. "Afrikalı bir kız arkadaşım oldu da onun sayesinde bu toprakları gördüm diye bir başlangıç hikâyem yok. Aslında Afrika'yla aramda niye böyle bir bağ kuruldu bilmiyorum." Bu bağın köklerinin, Amerika'da geçirdiği uzun yıllarda siyahların kültürüne ilgi duymasıyla bağlantılı olabileceğini düşünüyor. "Amerikan kültürü deyince akla bir şey gelmez, ama soruyu Afroamerikan kültürü diye sorarsan ortaya birçok değer çıkar." diyerek bu kıtaya olan ilgisini ortaya koyuyor.

Geleneksel yaşam biçimlerini koruyan toplumları, doğayı, doğal yaşamı ve hayvanları fotoğraflamayı tercih etmesi, Ali Murat'ın çalışma sahası olarak Afrika'yı seçmesinin en önemli nedenlerinin başında geliyor. "Amerika, Kanada ve Alaska'da da doğa konuları çalışabilirim; ama Afrika'da rahat iletişim kuruyorum.' diyor. "Birçok insana ilginç gelen Hindistan, Pakistan gibi yerler beni çekmiyor." diyen Ali Murat, kişisel bir bağ kuramadığı yerlerde çalışmayı sevmiyor. "Saha çalışmasına başlamadan önce internetten araştırıyorum; ama bu benim sevdiğim bir şey değil. İnternetten her şeyi bulabilirsin diyorlar; ben nedense bulamıyorum." diyor Ali Murat, en çok fotoğraf kitaplarından faydalanıyor. Kenyalı arkadaşı John ile yazışıyor, onun yaptığı araştırmalar da yol gösteriyor. Son araştırma safhasını çalışma sahasına gelince gerçekleştiriyor. Neler yapılabileceğini sorarak öğreniyor. "O dönem bölgede hangi hayvan toplulukları olduğunu, nerelerde yaşadıklarını, rahat fotoğraf çekilip çekilemeyeceğini, ne kadar süre harcamam gerekeceğini bu konuşmalardan çıkarıyorum. Kimi zaman öğrendiklerim, oraya geliş amacımdan daha çok ilgimi çekiyor ve o yöne sapıp bambaşka bir konu üretiyorum."
"Atlas'a bir fotoğrafı verebilmem için, onun, çalıştığım yerdeki insanlarla benim kişisel bir ilişki kurduğumu göstermemesi gerekiyor. Sanki ben orada yokmuşum gibi doğal olmalılar. Bunu da genelde başarıyorum." diyen Ali Murat'ın söyledikleri insan fotoğrafları için geçerli. Hayvanlardaysa davranış yakalamaya özen gösteriyor. "Bugüne kadar oralarda çok fotoğraf çekildi, uyuyan bir hayvan kimseyi ilgilendirmez. Bu yüzden hayvanları sabırla beklemek, takip etmek ve yaklaşmak gerekiyor."
Ali Murat'ın geleneksel yaşam biçimini devam ettiren bir topluluk hakkında çalışması için, öncelikle dil problemini çözmesi gerekiyor. Yerel dilden İngilizce veya Fransızca'ya kendisi için çeviri yapacak bir kişiye ihtiyacı var. Aksi halde Dogon, Budabe, Tuarec dillerini konuşabilmesi gerekir ki bu mümkün değil. "Eski İngiliz ya da Fransız sömürgelerinde bu dilleri bilen birilerini illa ki buluyorsunuz. Fransızca konuşan ülkelerde, İngilizceyle bir adım dahi atamazsın, ikisini de bilmek durumundasın!" diyen Ali Murat'ın İngilizce'den yana sorunu yoktu. Fransızca'yı akşam kurslarına giderek, kendi deyimiyle, kendini kurtaracak kadar öğrendi. Tercüman ve rehber çeviri dışında da gerekli. "Beyaz bir adam olarak dağın başındaki bir köye elini kolunu sallayarak giremezsin. Bir tehlike olduğundan bunu söylemiyorum, iletişim kuramazsınız, aranızda bir duvar oluşuverir." Geleneklerine en çok düşkün topluluklardan birisi Pokotlar'da, rehberi kendisini köyün dışında bırakıp şefin yanına gitti ve izin istedi, ancak birkaç görüşmeden sonra çalışmaya başlayabildi. Kenyalı arkadaşı John, Ali Murat'ın Afrika'daki sağ kolu. "Kenya seyahatlerimde bana çok yardımcı oldu, kabile konularının yapılmasını neredeyse o sağladı. Çok iyi dostumdur, rehberimdir, çantalarımı taşımaya yardım eder." Ali Murat Etiyopya'da, John ile birlikte çalıştı. Bu sayede orada dolaşırken, siyah bir insanın varlığı Ali Murat'ın işini kolaylaştırdı. "Etiyopya'da insanlar, John'u vatandaşları sanıp kendi dilleriyle konuşmaya çalıştılar; o İngilizce cevap verince, ukalalık yaptığını zannettiler."diyor gülerek.

Ali Murat son olarak, Tuarec kültüründe çok önemli kabul edilen, Nijerya'daki Agadez adlı bir kasabayı ve oradaki bir haftalık festivali görüntüledi. Kendisine rehberlik ve tercümanlık yapacak genç bir Agadezli buldu ve onun köyünde ailesinin yanında konakladı. 'Köyden kastım dört tane direğin ortasına gerilmiş bir çaputtan ibaret evlerin birleşimi.' diyen Ali Murat, sabah ondan akşamüzeri dörde kadar güneşten korunmak için, 12 kişilik aileyle birlikte çaputun altından hiç çıkmadı. Festivalden bir hafta önce Agadez'de olması ve bu süreyi de rehberinin ailesiyle birlikte geçirmesi, onun köydekilerle çok rahat iletişim kurmasını sağladı. 'İnsanlar yemeğini yapmaya, kuyudan su taşımaya çalışırken ortalıktaki tek beyaz bendim. Aynı onlar gibi hasırın üzerinde yattım, yemek yedim. O yaşamı paylaştıktan sonra yanlarına gitmek, onlara yaklaşmak çok daha kolay oluyor.'
'Fotoğraf kendiliğinden oluşur, benim zorladığım herhangi bir şey yok. İnsanların günlük hayatını çekiyorum. Günlük hayatları bizimkinden o kadar farklı ki! Adamın gidip su alması bile ciddi bir proje, düşünün artık.' diyen Ali Murat, gündelik hayatın kendisine nasıl fotoğraf verdiğine dair bir başka örnek anlatıyor: 'Etiyopya'da Hamer Kabilesi'ni çalışıyordum. Erkeklerin hepsi yanlarında küçücük tahta bir tabureyle dolaşıyor, yolda tanıdıklarına denk geldiler mi hemen onun üstüne oturup sohbet ediyorlar. Bu tabureyi uyurken de yastık olarak kullanıyorlar. Yanında konakladığım adamın, taburesini kafasının altına koyup uyuduğunu görünce, fotoğrafını çektim. Uyumaları bile fotoğraf olabiliyor.'
Birkaç kez tüm uğraşlarına rağmen Türkiye'ye eli boş dönen Ali Murat'ın özellikle Laos ile ilgili acı bir hatırası var. "Komünist partinin yumuşamasıyla, Laos dışarıya yeni yeni açılmaya başlamıştı. Ben henüz bozulmamış bir kültürü fotoğraflayacağımı planlamıştım. Ancak öyle hızlı açılmışlar ki, hemen her gittiğim yerde kültürel deformasyonla karşılaştım. Sanki küçük Amerika'daydım." Ali Murat, Laos'taki geleneksel dağ topluluklarını çalışmayı düşünüyordu. Bunun için ormanın derinliklerindeki köylere gitmesi gerekiyordu. Yaklaşık altı saatlik patika yürüyüşünün sonunda bir köye vardığında, ilk başta aradığı yeri bulduğunu düşündü. "Köyün girişinde ruhani bir kapı vardı, evler tamamen doğal malzemeden yapılmış. 'Tam yerine geldik' diye düşündüm. Karşıdan iki genç yaklaşmaya başladı, yanıma geldiler, bir baktım ki saçlar jöleli! Orada 'tamam, bu konuyu daha fazla zorlamayacağım' dedim, döndüm.'

O, Avustralya'nın neredeyse yarısını dolaştı, beş aylık süre içinde altı konu yaptı. Pahalı bir ülke olması nedeniyle burada ulaşımını sağlamak için ikinci el bir karavan satın aldı. "Bu sayede otel ve yemek için para harcamaktan kurtuldum. Ulaşım da çok ucuza geldi. Ancak Afrika'da böyle hareket etmek daha pahalıya çıkar." Bu çalışma tarzı, Ali Murat'ın fotoğraf dışında fazla para harcamama anlayışının bir ürünü. Rehberi, tercümanı, kendisine yardımcı olanlar için para harcamayı uygun görüyor. "Agadez'de beni ailesinin yanına götüren gence bayağı ciddi bir para verdim. Önceden bir Fransız televizyon ekibiyle çalıştığı için bu işte deneyimi vardı. Turistten farkımı, fotoğraf çekmek için nelerin peşinde olduğumu biliyor, her türlü bilgiyi bana getiriyordu. Festival sırasında kalabalık olduğu için güvenlik sorunu da olabilirdi ama ailesi çadırdaki tüm eşyama göz kulak olmuştu. Afrika uzaktan bakanlara sağlık, güvenlik ve çalışma koşulları bakımından oldukça riskli bir kıta olarak görünüyor. Ali Murat'ın buna itirazı var. "İlk gelişimden önce ben de böyle düşünüyordum ama bu tamamen bir önyargı. Medya oldukça abartıyor, yoksa yaşanmayacak bir yer değil” diyor; yine de bazı uyarılar yapmadan da edemiyor. "Kolera, tifo, dizanteri gibi hastalıklara yakalanmamak için çok basit önlemler yeterli; örneğin asla açık su içmeyeceksin. Kapalı şişelerde su orada da satılıyor, buna dikkat edersen hastalıkların yüzde seksenini çözmüş oluyorsun. Çok zorda kalırsan kaynatırsın. Asıl sorun yaratan sıtma için ciddi bir önlem almak gerekiyor." Kendisi cibinlik taşıyor, spreyler kullanıyor ve o ülkelerde bulunan haplardan ediniyor. "Artık pek görülmese de sarıhummaya karşı önlem alan bazı ülkeler var. Ülkeye girmek isteyenler aşı olduklarına dair belgeler götürmek zorunda. Olduğum tek aşı bu, o da sırf aşı belgesini gösterebilmek için, zaten on yıl süresi var."
Tüm kıtaları gezmiş bir fotoğrafçının Türkiye'de hiç konu üretmemesi, Ali Murat hakkında merak edilenlerden birisi haline geldi. Bunun birkaç sebebi var. "Türkiye'deki insanlarla iletişim kurmak konusunda bir sıkıntım yok. Afrika ya da diğer çalıştığım bölgelerdeki geleneksel toplumlarda gördüğüm doğallığı burada yakalayamıyorum. Köylerde, yaylalarda çalışırken sorun yok da; kasabaya, kent merkezine gelince iletişim problemi yaşamaya başlıyorum" diyen Ali Murat, ayrıca Atlas içinde bazı fotoğrafçıların Anadolu'da oldukça güzel konular ürettiklerini, bu topraklarda ve kültürlerde uzmanlaşmış olduklarını söylüyor.
Ali Murat konu çalışmaya üç çantayla gidiyor. Büyük kamera çantasında iki fotoğraf makinesi ve lensleri bulunuyor. Hayvan çekecekse 500 milimetrelik lensini ayrı bir çantada taşıyor. Sırt çantasındaysa tripod, çadır, uyku tulumu, ocak, tencere gibi kamp malzemeleri duruyor. "Bir dönem dokuz lensim vardı, şimdi yükümü biraz hafifletmek için zoom objektiflere döndüm ve bu sayıyı azalttım. 17-35 en sık kullandığım objektifim. Hayvan çekerken de 300-500 milimetre kurtarıcım." Dijital makine hakkında henüz bilgisi olmayan, olmasını da istemeyen Ali Murat'ın en sevdiği filmse Velvia. Eşiyle gittiği Madagaskar'da üç, Avustralya'da beş ay kalan Ali Murat Atay, özellikle çocuğunun doğumundan sonra seyahatlerini daha kısa tutmaya özen gösteriyor. "Artık yılda iki, en fazla üç kez yurt dışına çıkıyorum. Seyahat aralarına da yaklaşık üç ay koymaya gayret ediyorum." diyor

ÇÖLDE TUZ
"Bu kare, bir fotoğrafçının hayatı boyunca hayalini kurduğu bir şansla çekildi. O gün inanılmaz bir kum fırtınası çıktı, bütün gün ve gece devam etti. Sağım, solum, önüm, arkam hep sapsarı; gökyüzü diye bir şey kalmamıştı. Bayağı gerilmiştim, çünkü böyle bir şey daha önce yaşamamıştım. Oradakiler içinse, bu gayet normal bir durumdu. Bir süre sonra fırtınaya alıştım. Fırtınanın yoğunluğu zaman zaman değişiyordu, çünkü bir ara kuyuyu oldukça uzaktan gördüm. Hatta kuyuyu fırtınada hayal meyal seçerken, sağında ve solunda tek sıra develeri fotoğrafladım. Kuyunun yakınına gittiğimde, su çekmek için geldiler. Bu oldukça meşakkatli bir iş; su yaklaşık 30-40 metre derinlikte, elle çekilemiyor. Kova yerine kamyon dış lastiğini kullanıyorlar. Çok ağır olduğu için suyu, makaradan geçen ipi deveye bağlayıp yavaş yavaş çekiyorlar. Bu yüzden iş zaman alıyor. O şiddetli fırtınanın ortasında, yüzünü kumlardan sakınmak için örtmüş, masmavi kıyafetli bir adam gelip de su çekmeye başlayınca fotoğrafını çektim. Farklı kareler çıkarttım; deveyi sürerken, su tam kuyudan çıkarken fotoğraflar vardı, ama en etkileyicisi bu oldu. Böyle bir fırtına ben Mali'deyken bir daha da görülmedi."


Jan 17 2011 10:43AM




 
  Arkadaşına yolla        Yazdır        Sık kullanılanlara ekle

#
#
#
#
#
Yorumlar (0)

Yorum ekleyebilirsiniz

 

Kayıtlı isminizin görüntülenmesini istiyorsanız, yorumunuzu yazmadan önce üye girişi yapınız.

Aşkınız için dünyayı tersine çevirir misiniz?
Sevgililer gününde sevdiğiniz için ağaç dikin.
Abdullah Hoca'dan HES'çilere Yaşam Dersleri
Buradaki meyveleri kuşlar, sincaplar yiyor. Satarsam o ağaçl...
Salep Boğazımızdan Geçer mi?
Yöresel salep kültürümüzü yaşatalım derken farkında olmadan ...
"Bilmediğimiz Ülke Suriye" Fotoğraf Gösterimi
2 Şubat 2012 perşembe günü saat 19:00'da DOĞADER'de
fotogaleri
Foto Atlas
Günün Karesi
Çok okunanlar
video galeri
Hayvanların Keyif Dünyası

Ahtapotlar, kaplumbağalar, hatta timsahlar bile oyun oynuyor. Araştırmalar hayvanların his dünyasına ışık tutuyor; kişilikleri olduğunu gösteriyor.
  • Hayvanların Keyif Dünyası
  • Doğanın Avcıları
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 3
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 2
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 1
  • Kömürle Yanmak
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-1
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-2
  • Evrim ve Göz
  • Atnalı Yengeci: Yaşayan Taşıl
  • Darwin'in Karıncalarını İzleyin
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 1
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 2
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 3
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 4
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 5
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 1
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 2
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 3
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 5
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 1
  • Dünyanın İlk Masalı
  • Anadolu'nun İsyanı
  • Nükleere Karşı Yürü
  • Kardeş Türküler: Anadoluyu Vermeyeceğiz - Oi Oi
  • Kardeş Türküler Anadoluyu Vermeyeceğiz 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
Nasıl kullanırım?
Önce resmin üzerine tıklayarak Duvar Kağıdı galerisini açın. Seçtiğiniz duvar kağıdının sağ altındaki büyüteç işaretine tıklayarak resmi büyütün. Büyük resmin üzerinde sağ tuşa tıklayın ve menüden Arkaplan Olarak Belirle'yi seçin.
Kış aylarında domatesi ne sıklıkta yersiniz?