|
|
|
|
ERDEN ERUÇ - Seyir Defteri
|
General Santos Şehri’ne vardik...
2 Haziranda sabah saat 10:00 civarında Filipinler'deki Mindanao adasının güney ucundaki General Santos Şehri'nin biraz güneybatısındaki Makar iskelesine vardık.
|
Erden'in Günlüğünden / 6 Haziran 2008 (6.0534K,125.1492D) 6.0534N,234.8508W
|
|
|
Matutum dağı, ta uzaktan görülmeye başlamıştı.
|
|
2 Haziranda sabah saat 10:00 civarında Filipinler'deki Mindanao adasının güney ucundaki General Santos Şehri'nin biraz güneybatısındaki Makar iskelesine vardık. Adanın en güneyindeki Sarangani Adalarının kuzeyinden geçtiğimizde ben hala uyuyordum. Sarangani boğazını geride bırakıp, kuzeyimizde Tinaca Burnunu görmeye başladığımızda ben uyanmış, dışarıya çıkmıştım. O noktadan sonra sancak tarafımızda hep yemyeşil ağaçlıklı kıyılar olacaktı. Sarangani körfezi hemen yakındaydı artık...
|
|
Küçük pump boat teknelerinde balıkçı tek bir kürekle kendi kol kuvvetini kullanıyor.
|
|
Körfeze girmek için kuzeybatıya doğru ilerlerken, uzakta Matutum dağı görünmeye başlamıştı. Bu sönmüş yanardağ, General Santos Şehri'nin ufkunu aynı Erciyes'in Kayseri'ye yakıştığı gibi kaplıyordu. Karaya yaklaştıkça mürettebatın artan heyecanını hissedebiliyordum. Bir önceki gün Endonezya'ya ait olan Nanusa adalarının kuzeyinden geçmiştik ve artık karaya çıkma hazırlıklarını izlemeye başlamıştım. Bazıları donmuş balık yüküyle PRIMROSE Bangkok'a doğru yolda olacağı sırada, burada kalıp, bir iki gün daha yolculuk gerektiren civar adalardaki evlerini ziyaret edeceklerdi. Diğer teknelerden tatil için buraya getirdiğimiz mürettebat, temiz elbiselerini giyinmiş hazırdılar. Bavul ve hurçlarının da indirilmeye hazır, kamaralarında beklediğinden emindim. Cep telefonları en nihayet çekmeye başladığında hepsinin gözleri ışıldadı ve yüzlerinde bir gülümsemeyle özlediklerinin numaralarını çevirmeye başladılar.
Körfeze girdiğimizde hava açık ve güneşliydi. Etrafımızda direği olmayan trimaranlarda balıkçılar görmeye başladım. 28 Mayıs ve 31 Mayıs tarihli yazılarımda, Papua Yeni Gine'ye has olduğunu düşündüğüm 'pump boat' adlı trimaran teknelerden bahsetmiştim. Meğer bunlar Filipinler'de çok revaçta ve çeşitli boylarda olan, buranın yerel teknesiymiş. Bunların en küçükleri yandan tek kürekle balıkçının kol kuvvetiyle gidiyor. Büyüklerininse teknenin ortasındaki ana gövdenin içinde bir pancar motoru var. Daha da büyükleri dizel kullanıyor. Ana gövdenin yapımı dar ve uzun olduğundan, yandaki uzantılarıyla denge bulan bu tekneler suda epey hızlı ilerleyebiliyor. Yenilerinin gövdeleri kalıp fiberglastan yapılıyor.
|
|
Daha büyük pump boat teknelerinde içten motor var. Böylece daha fazla yük ve balıkçı taşınabiliyor.
|
|
Vardığımızda yavaş yavaş Makar iskelesine yanaşmak üzere manevralar yapıldı. İskeleye bağlanmak için kullanılan kalın halatları salacak olan mürettebat, göze görünür olmak için turuncu tulum giyinmişti. Bunlardan biri de Alejandro idi. Elinde ucunda şakül gibi bir ağırlık bağlı olan bir sicim vardı. 'Titanic' filmindeki kız gibi geminin burnunda en uçta durdu, trabzana dayandı ve o sicimle ağırlığı önünde pervane gibi çevirmeye başladı. Ağırlık hızlandıkça biraz daha ip salıyordu. Sicimin geri kalanı güvertede kolay çekilir bir şekilde serilmişti. Sicim hızla dönerken her geçişinde havada hışırdayışını duyabiliyordum. Saldığı ipin uzunluğunun ve ağırlığın hızının yeterli olduğuna kanaat getirince, Alejandro bir sapan misali ağırlık alttan teğet geçerken ipi bıraktı. Teğetteki ağırlık aynı hızla iskeleye doğru kurtulup betona düştü ve bir iki zıpladıktan sonra durdu.
Üniformalı bir çalışan iskelede ağırlığı topladı, buna bağlı olan sicimi çekmeye başladı. O arada, güvertedeki turunculu mürettebat, sicimi halatın ucuna bağlamıştı. Sicim gerilince mürettebat halatı salmaya başladı, iskeledeki çalışan da halatın ucunu iskeledeki babaya geçirdi. Çok geçmeden birden fazla halat iskeledeki babalara çapraz bağlanmıştı. Hepsi hazır olunca motorlu makaralar kullanarak bu halatlar gerildi ve böylece geminin iskeleye bağlanması tamamlanmış oldu. Ardından gemiye ulaşım kolaylaşsın diye iskeleye bir merdiven indirecekti...
Sonunda bir gemiyle bile de olsa, Filipinler'e varmıştım.
Erden.
|
|
|
 |
|