ATLAS LOGO
Mart 2010
DOĞA
MACERA
ARKEOLOJİ
DÜNYA
KÜLTÜR
GEZİ
ATLAS'TAN
ATLAS'ÇILAR
 
FORUMLAR
* 15. YIL
* Sıfır Yok Oluş
* Ziyaretçi Defteri
* Küresel Isınma
* Ormansızlaşma!
* İnsan Gücüyle
* Sarıkeçililer Yürümeli
HAKAN öGE

Giriş yap
Kullanıcı adınız:
Şifreniz:
Üye olmak için tıklayınız

18.03.2010, 5:34
   ERDEN ERUÇ - Seyir Defteri 
Seyirde geçen zamani iyi degerlendiriyorum...

PRIMROSE'da seyir halinde geçirdiğim sürede teknemin ufak problemleriyle ilgilenme fırsatım oluyor. Kabinde, iki tarafta birer tane 12 voltluk arabalardaki gibi sigara çakmağı fişi var. Bunlardan sancak tarafındaki sorunsuz işimi görüyordu, ancak iskele tarafındakine şarj etmek için ne zaman bir elektronik cihazı taksam, sigortayı attırıyordu.

31 Mayıs 2008 - 327. Gün (3.0488K,130.8932D) 3.0488N, 229.1068W
Bu kelebeğin desenleri hoşuma gitmişti.
PRIMROSE'da seyir halinde geçirdiğim sürede teknemin ufak problemleriyle ilgilenme fırsatım oluyor. Kabinde, iki tarafta birer tane 12 voltluk arabalardaki gibi sigara çakmağı fişi var. Bunlardan sancak tarafındaki sorunsuz işimi görüyordu, ancak iskele tarafındakine şarj etmek için ne zaman bir elektronik cihazı taksam, sigortayı attırıyordu. Tahminim fişin artı-eksi kutuplarının ters bağlandığıydı. PRIMROSE'un elektrikçisi Jose Fernando Cuadra için kolay işti bu. Hemen gitti, voltmetresini getirdi ve iki fişin kutuplarının birbirinin tersi olduğunu teyid etti. Yapılacak şey, iskele tarafındaki fişin kutuplarını değiştirmekti - artıyı eksiye, eksiyi artıya bağlayınca sorun kolayca halloldu.

Daha sonra gemideki "bosun" Ricardo Sabocohan ve "kabil denizci" Alejandro Francisco'nun yardımlarıyla, teknemin altındaki ahşap salmada denizden kaldırırken kulandığımız yangın hortumunun yana kaymasıyla oluşan ufak bir hasarı tamir ettik. Hasarlı kısmı kesmek, yerine tam uyacak kotrplaktan bir parça yapmak ve bunu kestiğimiz yere yapıştırmak için gereken epoxy karışımını hazırlamak, onların yardımlarını ve aletlerini kullanmamı gerektirdi. Şimdi geriye GenSan'a varınca teknenin altındaki eski zehirli boyayı zımparayla temizleyip, tayfun mevsiminden sonra tekrar Pasifik'e dönmeden önce yeni bir kat zehirli boya çekmek kalıyor.
Alejandro, dorado gibi büyük bir balığın kurutmadan önce nasıl hazırlanacağını göstermişti. Balığın derisini yüzmemişti. Önce balığın altında makadının hemen önünden ufak bir bıçak darbesiyle bağırsaklarının bağlantısını kesti, böylece iç organlar serbest kaldı. Sonra balığın kafasını solungaçlarının hemen yanından kesip çekti. Bir hamlede balığın hem kafası hem de iç organları yenilir etinden ayrılıverdi. Balığın sırtından boyuna keserek, kılçıkların iki yanından omurgasına kadar etini ayırdı; omurgaya varınca iki yana doğru kaburgaları oluşturan kılçıklar boyunca eti sıyırmaya devam etti. Sonuçta koca balığın kılçıksız eti, karın bölgesi ortada olmak üzere üçgen şeklinde derisiyle birlikte güvertede serili kalmıştı. Boyuna şeritler halinde eti kestikten sonra, Alejandro'nun elinde salkım salkım şeritler halinde süpürge gibi kuyruğundan tutup güneşte kurutabileceği kılçıksız bir balık kalmıştı.

PRIMROSE tayfalarının işi benimkinden daha zordu. Onlar da benim gibi, gemilerinde bakımla uğraşmaya başlamışlardı. Asıl görevleri olan balıkların dondurucu haznelere yüklenmesi tamamlandığından, şimdi ellerinde serbest zaman vardı. Gemi hep denizdeydi ve limanlarda balık yükleyip boşaltmak ve erzak tedariği dışında pek vakit geçirmiyorlardı. Çoğu bakım, elden geldiğince denizde seyir sırasında halledilmeliydi. En önemli işlerden biri, güvertede oluşan pasın, yeni bir kat boya atmadan önce temizlenmesiydi. Her gün, dört beş tayfa ellerinde çekiçler, güvertenin pasını kırmak için çeliğin yüzeyini dövüyordu. Pasın kabası böylece metalden ayrıldıktan sonra, diğer iki tayfa motorlu çelik fırçalarla çelik yüzeyi parlayana kadar pasından temizliyordu. Bir hat halinde, nemli yaz sıcağında bir çarşafın gölgesinde, uzun kollu gömlekler giyiyor, kafaları ve yüzleri örtülü, gözlerinde koruyucu gözlükle çalışıyorlardı. Bir hat temizlenince, altlarındaki ufak iskemlelerini güvertede biraz öteye kaydırıp hattı ilerletiyorlardı. Çalışırken çıkarttıkları gürültünün kendine has bir ritmi vardı. Bir önceki gün yaptıkları işin eserini ertesi gün yeni boyanmış dikdörtgen bir alan olarak görebiliyorduk. Güverteye inen merdivenler ve güvertenin aksamları da zaman içinde çekiçle dövülüp bir kat boyandı. Diğer tayfalar geminin yanından sarkıp uzanabildikleri kadar mesafedeki yüzeyleri uzun saplı rulolarla boyuyorlardı.

Aşçı Danilo Garcia'nin işi hiç bitmiyordu. Mürettebatı besliyor, mutfakta 24-saat yenecek bir şeylerin hazırda olmasını sağlıyordu. Mutfağın düzeni ve temizliği, erzakların hesabı ondan sorulurdu. Dani'nin sayesinde sıcak su, hazır toz kahve, şeker ve süttozu hep el altında mürettebatın yemekhanesinde hazırdı. Yemekhane ve koridorları temizlemek için kullandığı ipten süpürgeleri kullanmadığı zamanlarda saplarından bir iple bağlayıp, geminin kıçından denize sallandırıyordu. Pervanenin kardığı dümensuyunda bu süpürgeler bütün gün silkeleniyor, kirinden arınıyordu. CHAMPION-52'deki süpürgenin de aynı yöntemle temizlendiğini görmüştüm...

3ncü makineci Nelito de Loyola, balıklar yüklenirken vinçlerin hidrolikleriyle ilgileniyordu. Şimdi "Lito" geminin can fılıkalarında, bunların ufak pancar motorlarının bakımını yapıyor, bir çalıştırıp kontrol ediyor. Kaptan köşkünde, gemideki üç stajyer nöbetleşe geminin emniyetle seyrini sağlıyorlar. 24 ila 26 yaşlarındaki bu gençler, Filipinler'in gelecekteki denizcileri. Daha önce vinçle teknemi güverteye kaldıran ikinci kaptan Danilo Aveno, üçüncü kaptan Norberto Catalbas, ve tabi kaptan Antonio Pagaran ile kaptan köşkünde gereken zamanı geçiriyorlar.

Kaptan Pagaran, nezaket edip her yemekten önce kapıma tıklayıp beni yemeğe davet ediyor. Gemi subaylarının ayrı yemekhanesinde ona eşlik ediyorum. Ağlı "yakalayıcı" CHERRY BLOSSOMS balıkçı gemisinin bir süre tatil için Filipinler'e götürdüğümüz kaptanı Teodoro Gandollas da bize katılıyor. Kaptan Pagaran, on sene önce Frabelle şirketine katılmadan "Master Mariner" ünvanını edinmiş olan tecrübeli bir denizci. Güvertesinde daha önce bir sürü "pump boat" denen yerel trimaran tekneleri taşıdığından, bu teknelerin sudan nasıl kaldırılacağı ve güverteye nasıl yükleneceği konusuna aşinaydı. Tevekkeli değil, benim tekne bir çırpıda sudan kaldırılıp güvertede tespit edilebilmişti.

Erden

Yorumları okumak ve yeni yorum yazmak için tıklayınız

Son yazılar:
  • türkiyenin kıyıları (ali ekici, 01/08/09 13:56)
  • kol gücü (alpaslan duman, 02/01/09 01:41)
  • işte bu.. işte bu.. caınım vatanımın eğitimli korkusuz bireyi (alpaslan duman, 14/12/08 00:37)
  • EDİTÖRÜN NOTU
    Atlas'ın bahar takvimi çok dolu. Kaz Dağları, Alakır, Sarıkeçililer, İstanbul'da kalanlar için Dağ Filmleri Festivali. Bu etkinlik, İstanbul'a gelemeyenler için başka kentlere de gidecek.
    KASLA GİT!
    FOTOĞRAF SERGİSİ
    ZANZİBAR: Baharat Kokulu Ada
    ABONELİK
    HASANKEYF'E SADAKAT
    Sıfır Yokoluş Gezileri
    [ DOĞA | MACERA | ARKEOLOJİ | FOTOĞRAF | KÜLTÜR | GEZİ | DERGİ ]
    [ ATLAS'LAR | ATLAS'TAN | ATLAS'ÇILAR | TÜRKİYE HAR. | ANA SAYFA ]
     
    [ Gizlilik Politikamız | Bize Ulaşın | Künye ]
    [ İş Fırsatları | Dergi Abonelik ]
    © Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
    Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
    Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.
    Imperia ile tasarlanmıştır.