CHAMPION-52'nin benimle buluşmak için geri geldiği gece hiç uyumadİm. Yerel saatle Pazar sabahİ saat 0153'de bulunduğum konuma varmİşlardİ. Bütün o gece oturdum, günlüğüme notlar düştüm, sonra ertesi gün de ayakta geçti -- herhalde son 48 saatte içtiğim bol kahveden olacaktİ. Bu işin böyle devam etmeyeceğini bildiğimden, en sonunda Pazartesi günü sabaha karsİ 0200'de gemimiz dubaya bağlİyken, artİk bir süre kestirmek üzere güvertede uzandİm. O sİra biraz esiyor, tüylerim ürperiyordu. Bacaklarİmİ bir havluyla örttüm ve sonunda uyuyabildim... Gürültülü motorun gemiyi sarsmaya başlamasİyla uyandİm. Motorun çalİşmaya başlamasİyla harekete geçmemiz bir oldu. Tayfalar çoktan geminin burnundan bizi dubaya tutunduran halka ipin bir ucunu salmİş, akİntİyla dubadan açİlmİştİk. Ortalİk hala karanlİktİ, güneşin doğmasİna daha iki saat vardİ. Yine Filipinlerden, Frabelle Fishing Corporation tarafİndan işletilen PRIMROSE 888 balİkçİ şilebini bulmak için 203 derece yönünde 21.3 denizmili yol katettik. Güvertesindeki parlak mesai İşİklarİyla anagemi PRIMROSE epey uzaktan görünmeye başlamİştİ. PRIMROSE'a bir mil kala, daha önce 26 Nisanda denizde karşİlaştİğİm, CAMIA 888 balİkçİ gemisini ayrİlİrken gördüm. Teknemi CHAMPION-52'den çözdük ve PRIMROSE'un sancak tarafİna yanaşmak üzere kürek çekmeye başladİm. Kaptan Vicente Obligar benimle beraber geldi. PRIMROSE'un kaptanİ Antonio Pagaran ne yapİlmasİ gerektiğini önceden düşünmüş, gemisinin kenarİndan bir ip merdiven ve teknemin hasar görmemesi için usturmaçalar sallandİrmİştİ. Bir yangİn hortumu, teknemi kaldİracak şerit niyetine kullanİlacaktİ. Geminin yanİnda beni yönlendirdikleri yer, aynİ zamanda üç ayrİ vinç kablosunun uzanabileceği, kontrol için uygun bir noktaydİ. (02.27819G, 145.15558D) konumundaki PRIMROSE şilebine, 18 Mayİs günü 2031UTC saatinde (UTC: universal time -- yaz saati uygulamasİz Greenwich saati) teknemle yanaştİm. Gün ağaralİ bir saat kadar olmuştu. Kaptan Obligar ip merdiveni tİrmandİ, ardİndan kendimi takdim etmek için ben de güverteye çİktİm. Teknemi kaldİrİlmaya hazİrlamak üzere tekrar aşağİ inmem gerekti. ındiğimde, kabinimin arka kapağİnİ açİp dümeni yerinde tutan pimi çektim, bana yardİm etmek için tekneme geri inmiş olan kaptan Obligar'a kabinimin üzerinden söktüğüm dümeni uzattİm. Yangİn hortumlarİnİ önde ve arkada kabin ön duvarlarİna denk gelecek bir noktada tespit ettim. Böylece kaldİrİnca teknemin iki yanİndan hortumlar baskİ yapİp hasara neden olmazdİ. Birbirlerine doğru hortumlar kaymasİn diye bunlari iple tekneye bağladİm; böylece tek kabloyla kaldİrabilecektik. Derken tekne havalandİ. Bir kablo kaldİrİrken, ikinci bir kablo teknemi güvertenin üzerine çekti, vincin direği beraberinde içeri doğru salİnarak güverte üzerinde yerini buldu. Teknemin indirilişi sİrasİnda çok tedirgin oldum. Teknem, vincin freninin kablosunu her kavrayİşİnda yaylanarak duruyor, saldİğİnda 25-30 santim düşüyordu. Güvertenin çelik yüzeyine yaklaştİkça paniklemeye başladİm, zira teknemin inşasİnda kullanİlan narin kontrplak, çeliğe çarpmaya karşİ dayanmazdİ. Teknemin altİnİ göremiyordum; nakliye sİrasİnda nasİl yerleştirileceğine dair yapİlan hazİrlİk hakkİnda bilgim yoktu. "Durun, teknenin altİnİ görmem lazİm" diye seslendim ama vincin kumandasİndaki kişi benden çok uzaktaydİ. Teknem sert çeliğe iner, sonra bir yana doğru devrilir diye korkmaktaydİm... Vincin teknemi yaylanarak indirmesi durduğunda, tayfalarİn kendi aralarİndaki seslenmeleri de sona erdi ve teknem devrilmedi. Vinçle kaldİrmadan önce hortumlarİ tespit etmek üzere tekneme indiğimde, nasİl yerleştireceğimize dair danİşmak üzere tekrar geminin güvertesine çİkabileceğimi düşünmüştüm. Ama gemiye yanaşmamdan sonra belki 40 dakika geçmeden, kaldİrma işlemi tamamlanmİştİ bile... Neden sonra teknemden güverteye atlayİp altİna bir göz atabildim. ıki çift silindir şeklinde ip kolisi, teknenin altİna iki tarafa önlü arkalİ yerleştirilmişti. Geriye yapİlacak bunlarİ ve tekneyi denizde yol almaya başlamadan önce kaymasİnlar diye bağlamaya kalİyordu. ıçim rahatladİ ve gevşedim. Kaptan Pagaran bana gemide bir kİsa tur attİrdİ, bana tahsis edilen kendisininkine bitişik klimalİ kamaramİ gösterdi. Kamaramda bir çalİşma masam ve lavabom vardİ. Çamaşİr makinasİ ve duş dİşarİda ortaktİ. Beni kaptan köşküne çİkarttİ, sonra telsiz odasİnİ ve yemekhaneyi gösterdi. Filipinlere kadar beraber olacağİmİz gemi mürettebatİ ve sorumlularİyla tanİştİrdİ. Bu sİrada CHAMPION-52, PRIMROSE'dan 15 ton su alarak taze su stoğunu tazeliyordu. Kaptan Obligar, teknemin kİçİndaki Washington eyalet bayrağİnİ hatİra olarak istemişti. O bahaneyle onunla biraz daha vakit geçirmem mümkün oldu. Tayfalarİyla son bir sohbet için gemilerine geçmeyi düşünmüştüm, ancak işlerini tamamlayİp ayrİlma zamanİ geldiğinde, bir tek birbirimize el sallamaya fİrsatİmİz oldu. Denizcilerin hayatİ buydu herhalde, sevdiklerine uzaktan el sallamaktİ kaderleri... PRIMROSE'da üç stajyer dahil, 25 kişilik bir kalabalİk etrafİmda dolanİyor, çalİşİyor, konuşuyor, kahkaha atİyordu. Uygarlİğa geri dönmüştüm. CHAMPION-52'de ufak bir aile ortamİnİ tatmİştİm; karşİlaştİrİnca PRIMROSE adeta bir fabrika gibi geliyordu. On aylİk yalnİzlİktan sonra, alİştİra alİştİra daha büyük bir topluluğa yaptİğİm düzenli geçiş sanki ideal bir planlamanİn sonucuydu. Hayatİm normale dönüyordu artİk. Erden. |














