ATLAS LOGO
Mart 2010
DOĞA
MACERA
ARKEOLOJİ
DÜNYA
KÜLTÜR
GEZİ
ATLAS'TAN
ATLAS'ÇILAR
 
FORUMLAR
* 15. YIL
* Sıfır Yok Oluş
* Ziyaretçi Defteri
* Küresel Isınma
* Ormansızlaşma!
* İnsan Gücüyle
* Sarıkeçililer Yürümeli
HAKAN öGE

Giriş yap
Kullanıcı adınız:
Şifreniz:
Üye olmak için tıklayınız

17.03.2010, 22:28
   ERDEN ERUÇ - Seyir Defteri 
PASİFİK GEÇİŞİNE TAYFUN MEVSİMİNDEN SONRA DEVAM EDECEK / 1-3 BÖLÜM

10 knot ortalama süratle yol alsa, CHAMPION-52 gemisinin ilk haber verildiği 1800 sularından sonra altı saat kadar bir süre zarfında bana ulaşacağını tahmin ediyordum. Akşam hava açıktı. Oturdum, bir yandan bisküvimi kahveyle eşlik ederken günlüğümü doldurmaya devam ettim.

23 Mayıs 2008 - 319. Gün (03.8300G,148.4445D) 3.8300S,211.5555W
CHAMPION-52, teknemi oldukça sakin şartlarda PRIM ROSE şilebine doğru çekti.
10 knot ortalama süratle yol alsa, CHAMPION-52 gemisinin ilk haber verildiği 1800 sularından sonra altı saat kadar bir süre zarfında bana ulaşacağını tahmin ediyordum. Akşam hava açıktı. Oturdum, bir yandan bisküvimi kahveyle eşlik ederken günlüğümü doldurmaya devam ettim. Güney ufkumda neden sonra bir geminin ışıkları belirdi. Üç saatte bir bulunduğum konum ile ortalama sürüklenis hız ve yönümü Frabelle merkezine bildiriyordum. Eğer CHAMPION-52 son bildirdiğim konuma giderse, oradan belirttiğim yönde yol almaya başlayınca iki denizmili kadar öteden benim seyir lambamı görebilirlerdi. Üç saatte o sıralardaki deniz şartlarında beş denizmili kadar sürüklenmiş olurdum...

Gördüğüm ışık gerçekten Frabelle Fishing Corporation tarafından işletilen CHAMPION-52 çıktı ve yerel saatle 18 Mayıs 0153'de bulunduğum konuma (00.01842K, 144.61819D) vardı. Beni çekmek için vardıklarında artık verdiğim kararı kabullenmiştim. Teknem Ekvatoru bu sefer yalnış yönde ikinci defa geçince, kararımı kabullenmiş, doğru olanın yapıldığına inanmıştım.

Kaptandan, ben paraşüt deniz çıpamı toparlarken, benim tekneme göre rüzgarın gittiği yöne geçmesini rica ettim. Rüzgarın yardımıyla kolayca onların kıçaltına yanaştığımda önceki provalardan ne yapmamız gerektiğini artık çok iyi biliyorduk. Kaptan Obligar benim teknenin burnundaki çekme halkasının yeteri kadar sağlam olduğunu teyid etmek istiyordu; benim tekneye indi. Bir baktı, ne olur ne olmaz diye tayfalardan bir halat istedi. Halatı çekme halkasından geçirdi, ortaladı ve teknenin iki yanındaki kürek aylarına tespit ederken ipi iyice kastı. Böylece halkayı teknemin burnuna tespit eden cıvatalardaki yükün bir bölümünü bağladığı ipe aktarabilmişti... Sonra bana teknemi ne hızla çekmemiz gerektiğini sordu. "En fazla 8 knot (saatte 8 denizmili) süratle gidelim lütfen, sizin için uygun mu bu sürat?" Bu sürat bir sorun olmayacaktı. Deniz nisbeten sakindi belki biraz daha hızlı bile gidebilirdik...

Yarım saat kadar sonra PRIM ROSE adlı soğutuculu gemiye doğru ortalama 7.7 knot süratle çekiş başlamıştı. 15 saat kadar sonra PRIM ROSE'a ulaşacağımızı düşünüyorduk. Gündüz vakti buluşsak, tekneyi kaldırırken yeterli ışık olurdu. Gemisinin kıç tarafında kenarda otururken, "kaptan, bana gemideyken yapabileceğim şeyler olursa lütfen söyleyin, masayı hazırlarım, ortalığı süpürürüm, ne gerekiyorsa yaparım, yardım etmek isterim, lütfen çekinmeyin" dedim. "Sen misafirsin, senin işin yemek yemek" diye beni cevaplarken kaptan bir de kahkaha patlattı... Onlara bıraktığım bütün çöpleri yakmış, bir küçük varilin yarısını külle doldurmuşlardı bile.

"Yıkanır mısın?" derken bir yandan eliyle beni geminin ön tarafına davet etti... O sıra dümende olan ikinci kaptan Romeo Almomento'ya güvertedeki ışıkları yakmasını istedi. Bir leğen, deterjan, sabun ve bir kovayı dizdikten sonra, güverte altındaki haznelerden birinin koca kapağını yana çekip kovayı bir ipin ucunda sallandırdı ve leğene kovayla taze su aktarmaya başladı. O bir yandan leğendeki suyu tazelerken ben sabunu köpürttüm ve yıkandım. Sonra iki tişört ve diğer ufak çamaşırlarımı yıkanmak üzere leğene koydum. Kaptan, leğene biraz deterjan serpti ve ben çitilemeye başladım, biraz suyu kardım, tekrarladım. Çamaşırların suyunu sıkıp durulamak üzere hazırlandığımda, kaptan beğenmedi. Çamaşırları tekrar leğendeki deterjanlı suya koydu, kendi usulüyle biraz daha çitileyip, suyunu sıktı. Kirli suyu döktüm, taze suyla durulayıp çamaşırların suyunu sıktım. Ben bunu bir kaç kere tekrarladıktan sonra kaptan "bir daha durula" dedi, "deterjan çok kuvvetli..." Ardından olta düzenlerinde kullanılan mandallarla çamaşırları kurumak üzere ipe serdi. Kendimi temiz ve daha bir hafiflemiş hissediyordum. Onca süreden sonra taze suyla yıkanmak büyük keyifti!

Kaptan benim kırdığım Concept2 küreği almış, ortasındaki bölümü kestikten sonra, şaftın daha küçük çaptaki pala tarafını sap tarafındaki daha büyük çaptaki kısmın içine sokmuş, tutkalla birbirine tespit etmişti. Sonuçta benim küreğin şaftı bir metre kadar kısalmıştı. Palanın ucuna eklediğimiz fakat katlanan on santim kadarlık uzatmayı bir eğeyle törpülemiş, palanın ucunu düzeltmişti. Eve götürmek için elinde benden bir hatıra vardı. Bir yandan palanın kenarında işaret parmağını sürerken, "hatıra olsun diye üzerine senin adını yazacağım" diyordu.

CHAMPION-52 arayıcı gemisi, benim teknemi sakin sularda çekmeye devam etti. Bu şartlar biz güneye indikçe giderek daha da yatıştı, denizin sakinleşen yüzeyi ayna gibi yağlı bir görüntüye büründü. Papua Yeni Gine saatiyle Pazar günü güneş batarken, 124.4 denizmili mesafede ve 161 derece yönündeki sabit bir dubaya ulaştık. Bu dubanın bir ucu dibe zincirli, diğer ucundaysa bir metrelik koca bir halka vardı. Hermit Adalarının güneyinde batı yönünde akan güçlü akıntıda gemi akıntıya karşı dubaya yanaştı. Burundan ikiye katlanmış bir ip sallandırıldı ve iki ucu burunda tespit edildi. Geminin motorunu susturduklarında akıntı burundaki ipi gerdi, benim teknem de arkadan kendi çekme ipiyle akıntı yönünde uzandı. Geceyi böyle geçirecek, sabaha o sıra 13.3 denizmili güneydoğumuzda bulunan PRIM ROSE'a doğru yol alacaktık.

Yine Frabelle Fishing Corporation'a ait olan PRIM ROSE'un kaptanı Antonio Pagaran, kaptan Obligar ile temastaydı. Anladığım kadarıyla benim teknemi güverteye kaldırmak için bir ağ hazır olacak, sonra güvertede teknemin gövdesinin şeklinde yine ağlardan bir yatak hazırlayıp, bunun üzerine indireceklerdi. PRIM ROSE, "reefer" diye tabir edilen, civardaki ağları olan yakalayıcı balıkçı gemilerinden balıkları karaya taşımak üzere toplayan, donduruculu hazneleri olan bir şilepti.

Bu denizcilere güvenim tamdı. İşlerini bilen profesyonellerdiler. Kaptan Obligar 32 yıldır denizdeydi. Teknemi çekmeden önce yaratıcı bir şekilde halatla çekme halkasını desteklemesini keyifle izlemistim. Benim katılımım söz konusu olsa bile, teknem güvenli ellerdeydi, onlara teslim edebilirdim.

Erden.

Yorumları okumak ve yeni yorum yazmak için tıklayınız

Son yazılar:
  • türkiyenin kıyıları (ali ekici, 01/08/09 13:56)
  • kol gücü (alpaslan duman, 02/01/09 01:41)
  • işte bu.. işte bu.. caınım vatanımın eğitimli korkusuz bireyi (alpaslan duman, 14/12/08 00:37)
  • EDİTÖRÜN NOTU
    Atlas'ın bahar takvimi çok dolu. Kaz Dağları, Alakır, Sarıkeçililer, İstanbul'da kalanlar için Dağ Filmleri Festivali. Bu etkinlik, İstanbul'a gelemeyenler için başka kentlere de gidecek.
    KASLA GİT!
    FOTOĞRAF SERGİSİ
    ZANZİBAR: Baharat Kokulu Ada
    ABONELİK
    HASANKEYF'E SADAKAT
    Sıfır Yokoluş Gezileri
    [ DOĞA | MACERA | ARKEOLOJİ | FOTOĞRAF | KÜLTÜR | GEZİ | DERGİ ]
    [ ATLAS'LAR | ATLAS'TAN | ATLAS'ÇILAR | TÜRKİYE HAR. | ANA SAYFA ]
     
    [ Gizlilik Politikamız | Bize Ulaşın | Künye ]
    [ İş Fırsatları | Dergi Abonelik ]
    © Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
    Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
    Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.
    Imperia ile tasarlanmıştır.