23 Nisan, Türkiye Cumhuriyeti kurucularının, devletin geleceğini emanet ettikleri nesillere adadıkları, önemli ve anlamlı bir gündür. 1. Dünya Savaşından yenik çıkan tükenmiş Osmanlı Devleti, Sevr Antlaşmasını kabul etmiştir. Bu antlaşmayla padişahın orduları dağıtılmış, toprakları çeşitli guruplar arasında bölüştürülmüş, İngiliz, Fransız ve İtalyan ekonomik çıkar bölgeleri oluşturulmuş, boğazlar yabancı kotrolüne bırakılmış, sonuçta Osmanlı'nın tarih sahnesinden silinmesine zemin hazırlanmıştır. Osmanlı'nın düştüğü bu utanılacak duruma tezat, Ankara'da yeni bir devletin, yeni bir geleceğin temelleri atılmaktadır. Doğru kişilerin doğru anlarda büyük fedakarlıkları göğüsleyerek tarih sahnesine çıkmasıyla, Anadolu'da filizlenen bu hareket, yeşerecek ve meyve verecektir. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi, yeni seçilen milletvekilleri ve İstanbul'dan kaçıp Ankara'ya ulaşan son Osmanlı meclisinin bazı milletvekilleri ile beraber ilk defa toplanır. Mustafa Kemal TBMM başkanlığına seçilir. Hedefleri Misak'ı Milli sınırları içinde birlik altında kayıtsız şartsız tam bağımsızlık olacaktır. Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasından sonra cumhuriyetin ilanıyla sonuçlanan bu bağımsızlık hareketi, 1924'te Lozan Antlaşması'nın imzalanmasıyla perçinlenmiştir. İlginçtir, bu antlaşmayı müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri hala kabul etmemiştir. TBMM'nin Ankara'da toplandığı o ilk günde, nasıl yeni bir geleceğin umutları tek bir çatı altında toplandıysa, geleceğin sahibi yeni kuşaklar da okullarda bizim umudumuzdur. Değişmez kural şudur ki, bu kuşaklar iyi yetişirse, kendi kuşakları yönetime geçtiğinde ve üretimi devraldıklarında, çevrelerindeki dünya kendi aynaları olacaktır. Onlara şimdi göstermemiz gereken ihtimam ve örnek olmamız gereği, bizim kuşağın üstlendiği sorumluluklardır. Daha iyi bir gelecek için bu sorumlulukların hakkını vermek zorundayız. Erden. |















