Dün, Guam'dan Avustralya'ya giden bu mavi tanker rastgeldi. Önce telsizle İngilizce konuşmaya başladık, çok geçmeden Türkçe olarak konuşmaya devam ettik. Telsizle ilk aradığımda cevap gelmemişti. Derken gemi sanki daha yakından görmek istercesine bana doğru seğirtti gibime geldi. İkinci kez aradığımda, kaptan köşkü cevap verdi. -Yellow rowboat, calling blue ship to my northwest. Come in please. Over. (Sarı kayık, kuzeybatımdaki mavi gemiyi arıyorum. Lütfen cevap verin.) -Yellow boat. Do you need assistance or are you having fun on the Pacific? (Sarı kayık. Yardıma ihtiyacınız mı var, yoksa Pasifik'te iyi vakitlerde misiniz?) -No assistance required, sir. I wanted to say hello. You are the first ship I am talking to in months. I am actually having fun rowing the last 265 days. I left California in July, destination Philippines. Over. (Yardım gerekmiyor, efendim. Bir merhaba demek istedim. Aylardır konuştuğum ilk gemi sizsiniz. Aslında son 265 gündür Pasifik'te kürek çekerek iyi vakit geçirmekteyim. Kaliforniya'dan Temmuzda açıldım, hedef Filipinler.) -Good for you. (Ne güzel.) -What is your destination, sir? Over. (Sizin hedefiniz neresi efendim) -Australia. South of Australia. (Avustralya. Avustralya'nın güney sahilleri.) -I wanted to go to Australia as well, but the convergence zone winds did not let me south of the Equator. That's why I am going to the Philippines instead. Over. (Ben de Avustralya'ya gitmek istiyordum, ancak rüzgar buluşma hattından ekvatorun güneyine geçemedim. O yüzden Filipinler'e yöneldim.) -What's your name? (Adınız nedir?) -My name is Erden. E-R-D-E-N. Erden. Over. (Adım Erden. E-R-D-E-N. Erden.) -Erden? -That's correct sir. And you pronounced that perfectly as if you were also Turkish. Over. (Doğrudur, efendim ve adımı sanki siz de Türkmüşsünüz gibi çok doğru telaffuz ettiniz.) -Eh. Tabi. Biz Türküz. -Aa! Haydaa! Olacak şey değil! Okyanusun ortasında böyle karşılaşmak... Çevirin şu gemiyi bir tokalaşalım. (Kahkaha) Over. Arada geçen sürede, gemi teknemin kıç tarafında, 800 metre kadar mesafeye varmıştı. -Ben sizi biliyordum. ATLAS'tan hakkınızda bir kaç yazı okumuştum. Ama denizde karşılaşacağımızı hiç beklemiyordum. -Benim için de güzel bir sürpriz oldu. Ne mutlu bize. Over. -Filipinlere ne zaman varacaksınız tahminen? -Mayısın ikinci yarısı diye düşünüyorum. Ticaret rüzgarları güneydoğudan erken yerleşirse, Taiwan'a doğru da devam edebilirim. Over. -Bu gidişle biz sizden önce Türkiye'ye varacağız. Haber vermemizi istediğiniz bir kimse var mı? -Vallahi bilen bilmeyene söylesin, bütün tanıdıklarınız KaslaGit.com adresini bilsin, yapılanı takip etsin, büyük faydanız olur. Telsizle geminin adını not aldım. İstanbul'daki Dünya Denizcilik tarafından işletilen GAN/VOYAGER tankeriydi. Sesi genç gelen üçüncü kaptan Aşkar Emre Semiz ile konuşmaktaydım. "Başarılar diliyorum. Hayırlı olsun," diye devam etti. Gemi uzaklaşırken, "Ben de size hayırlı yolculuklar diliyorum. Allah selamet versin," diye uğurladım. Dünyanın ters tarafında okyanusun ortasında bana moral veren kısa karşılaşmamız böyleydi. Bu heyecanlı anı artık uzun süre unutmam herhalde. Erden. |














