|
Ubuntu
Fotoğraftaki doğayı bozup yapıyoruz. Ama gerçek doğanın kendisi asla hırslarımızın bir oyunu değil. Bozup yapamayız. Çünkü biz de o resmin içindeyiz.
Dünyanın çöllerinden birindeyken; belki Leyli, belki Tar, belki de Libya Çölü'ndeyken defterime karalamış olduğum şu paragrafla karşılaştım: 'Hangi yaratık, geleceğin bizim için ne sakladığını önceden söyleyebilir? Hüzün verici olaylarla mı karşılaşacağım, yoksa nefis kokular, enfes tatlar, hoş seslerle dolu sürprizlerle mi, bilemiyorum. Bu yüzden adımlarımı talihin güdümünde atıyorum. Ve adım, her zaman bilinene doğru atılsaydı eğer, yaşamanın ne anlamı olurdu ki? Bırakın anlamı, yaşamak denilen şey olur muydu acaba?' Bütün bu tatlı belirsizlikler, mutlu tedirginlikler, kendi içindeki yalnızlıklar vadisinde yankılanan derin kuğurtular arasında yaşamaktayken sana bir sözcükten söz etmek istiyorum. Çünkü bu sözcük yaşamın sırrını barındırıyor. Ayrıca bu sözcük mutlu olmanın belki de yegâne yolu. Kimilerinin hâlâ alaycı bakışlarına yol açsam da söyleyeceğim, evet bu sözcük, dünyanın tükenişini durdurmanın da tek çaresi. (Dünyanın tükenişini ciddiye almayan hâlâ varsa, geçenlerde NTV'de yayınlanan 'Home' belgeselini izlemelidir.) İster soldan sağa yaz, ister yukarıdan aşağıya. İster muskanın içine koy, ister mendilinde sakla. İster duvarlara yaz, ister kalbine ama sana gerekli olan şimdi söyleyeceğim bu sözcüktür, bu sözcüğün anlamıdır! Bu sözcük 'ubuntu'dur. Siyah Afrikalıların konuştuğu ortak dil Bantucada geçer bu sözcük, yaklaşık olarak şöyle demektir: Ben biz olarak benim. Desmond Tutu, bu sözcük için 'insan olmanın özü' der. Ubuntu pek çok özgürlük önderine, sanatçıya ilham vermiştir. Hakkında bir de belgesel yapılmıştır: 'I am because we are.' Yani: Benim, biz olduğumuz için. (Biraz daha üzerinde durabiliriz aslında sözcüğün. Varım çünkü yokum. Yokum çünkü varım. Mevlana'nın Mesnevi'de anlattığı öyküde, kapıyı çalan ile içerideki arasında geçen diyalog gibi: Kimsin? Senim!)
İstanbul'un karşı kıyısından İkitelli'ye dört saatte gelebildim. Atlas Tatil dergisinin fırından yeni çıkmış sayısı masamdaydı. Düşler ve Gerçekler başlıklı yeni sayısı. Düş kıyıları, düş adaları ve düş patikaları. Tatili bir düş gibi algılama eğilimindeyiz. Doğaya ve bozulmamış olana gittiğimiz için olsa gerek. Oysa düş dediğimiz şey, asıl gerçektir. Kâbus dediğimiz ise sanal gerçektir, yaşam ve doğa dışıdır. Atlas Tatil'in bir de hediyesi var: İngiliz lisanında puzzle denilen ve teneke kutusu içinde sunulan yapboz hediyesi. Turgut Tarhan'ın iki doğa fotoğrafı dergilere dağıtılmış. Hangisi sana rast gelirse artık... Fotoğraftaki doğayı bozup yapıyoruz. Ama gerçek doğanın kendisi asla hırslarımızın bir oyunu değil. Bozup yapamayız. Çünkü biz de o resmin içindeyiz.
Özcan Yüksek / Temmuz 2009, sayı 196
|
...
Bu konuda diğer yazılar... |
|
·
|
ADA: Ekonomik kriz dönemlerinde insanlar için Atlas bir sığınak, umut, hayal, mavi gökyüzü, mavi denizde bir ada, mavi kapaklı bir dost oluyor. Çok daha fazla böyle hissediliyor. (28.07.0009)
|
|
·
|
Geçmişin kartı: Her sayısı kültür, arkeoloji, tarihtir Atlas'ın. O yetmez, Atlas okurları Hasankeyf başta olmak üzere, kültürel değerlere sahip de çıkar, çıkmaya devam eder. (29.04.0009)
|
|
·
|
Özcan Yüksek Röportajı cevreciyiz.com'da : Biz onu ilk önce Atlas Dergisi yayın yönetmeni olarak tanıdık, sonrasında ise her bir araya geldiğimizde anlattığı hikayelerle benimsedik. Özcan Yüksek şimdi de Binbir Gece'de yolculuk eden Hakikatçi olarak, biz bahtı güzel okurlara aslında yine bizi, ta kendimizi anlatıyor. (20.04.0009)
|
|
·
|
Yüksek İzmir'deydi: Atlas'ın Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek, Mart 2009'da İzmir Amerikan Koleji'nin davetlisiydi. İzmir ve Türkiye'nin en köklü liselerinden biri olan okulun edebiyat bölümü, Özcan Yüksek'e pek çok sürpriz de hazırlamıştı. Bunlardan biri de, okulun kütüphanesindeki Binbir Gece Masalları sergisiydi. (06.04.0009)
|
|
·
|
Peri: İnsanoğlu görünmez olanı da güzel görmek ister. Ecinnilerin çok güzel kızları, yani periler de öyledir. Ateşten yaratıldığını işitmiştir, iyi olduklarını, yardımsever olduklarını işitmiştir, ama kendisi görmediği halde, görenlerden, duyanlardan, perilerin çok güzel ve aynı zamanda çok da cazibeli yaratıklar olduklarını işitmiştir. (18.03.0009)
|
|
·
|
Altın Dal: Evvel zamanlarda, kalın kabuklu limonların koktuğu günlerden bile önceki zamanlarda, şehirlerin içinden yeşim renkli nehirlerin aktığı, bazen turnaların, bazen leyleklerin göğü gölgeleyecek kadar birikip yola çıktığı zamanlarda, sırları saklayan yaprakların, sırları saklayan ağaç köklerinin, otların bilindiği zamanlarda bilinen bugün artık unutulmuş bir büyüden söz edeceğim. (26.01.0009)
|
|
·
|
Oy Karadeniz!: Önümüzdeki sayıda ve daha önümüzdeki sayıda Atlas ve okuru, Türkiye'nin doğasının korunması çabasında çok daha ön safta olacak. Yeni yılımız kutlu olsun! (26.12.0008)
|
|
·
|
Dağlarca Konuşmak: Küresel ısınmanın ısıttığı yeryuvarlağımız şimdilerde küresel bir iktisadi krizin içine yuvarlanıyor. Bu krizin nedeni ile dünyamızın doğasının yok olmasının nedenleri aynı. (28.10.0008)
|
|
·
|
Hakikatçi Konuşuyor: Özcan Yüksek'in, Binbir Gece Masalları'nı konu alan kitabı Hakikatçi, Doğan Kitap'tan çıktı. (26.12.0008)
|
|
·
|
Ge, Gece: Önce karanlık vardı. Sonra aydınlık. Önce gece vardı, sonra gün. Önce kaos vardı, sonra Güneş dizgesi. Ve geçmiş, işte bu yüzden gecedir. Gece de geçmişe giden yolun manzarasıdır. Belki de en güzel gece sözcüğü Türkçeye aittir. (23.07.0008)
|
|
·
|
ÖKSÜZ: Bizim yaptığımız nedir? Kaynağına, yerine kadar gitmek, ayakların geldiği yere, sözün geldiği yere gitmek. (01.07.0008)
|
|
·
|
Esmer Hurafe: Gece esmerdir. Konuşur. Gece konuşmalarına, gece hikâyelerine eski Araplar bu yüzden esmer demişlerdir. Esmer öyküler, beyaz öykülerden farklı olarak inanılması güç olanlardır. (25.04.0008)
|
|
·
|
Sarıkeçililer, Sarı Evlere!: (15.04.0008)
|
|
·
|
Barış : (14.04.0008)
|
|
·
|
The Sun-Headed Men: (08.04.0008)
|
|
·
|
Öğret Bana: Atlas geçen yıl nisan ayında on beşinci yaşına girmişti, bu sayıda 15 yılı geride bıraktı, on altıncı yılından gün aldı. Biz hâlâ buradayız. Siz de buradasınız. Aynı ormanın içinde. Ne güzel! (26.03.0008)
|
|
·
|
Uçan halı hayalinin gerçek olduğu mekân: Binbir Gece Masalları'nın sır coğrafyalarından birinden dönüşte, uçan halım Dubai'de aktarma yapacaktı. Serendip Adası'ndan geliyordum, Adem'in cennetten indiği yeryüzündeki cennetten. (25.03.0008)
|
|
·
|
Altdünya Düşleri: (16.02.0008)
|
|
·
|
Örtüsüz nedenler örtülü sonuçlar: (04.02.0008)
|
|
·
|
Türban, Firavun ve Modern: (21.01.0008)
|
|
·
|
Define: Gecenin tegannisi nefes nefes nefestir. Görünmeyenlerin kaş göz işaretleri öyküler anlatır sana. Devran eden yıldızlarla sabahlarsın. Sanki yıldızlar birikir, gündüz olur. Oysa rüyada ne sabah vardır ne akşam. Her şey aynıdır. (14.01.0008)
|
|
·
|
Gölge: Gece dünyanın gölgesidir. Kimse kendi karanlığından kaçamaz. Ve kimse kendi gölgesinden, öteki kendisinden, belki de asıl kendisinden kaçamaz. Çünkü onlarsız olamayacağına göre, aşk ve korku, gölgeler dünyasına aittir. (17.12.0007)
|
|
·
|
Bin Bir: Bir gün daha geçer. Düşmanın ömrü gibi. Bir gün daha ve akşam olur. (26.11.0007)
|
|
·
|
Hızlı Öpücük: (21.11.0007)
|
|
·
|
İbrahim yeniden yürüyecek mi: Bütün dünya nüfusunun yarısına yakının inandığı dinin temelini oluşturan Hz İbrahim, yürüdüğü coğrafyada yeniden insanlığın etkileyebilecek mi? Musevilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık, birer çatışma bahanesi olmaktan çıkacak mı? (10.11.0007)
|
|
|
 |