|
Geçmişin kartı
Her sayısı kültür, arkeoloji, tarihtir Atlas'ın. O yetmez, Atlas okurları Hasankeyf başta olmak üzere, kültürel değerlere sahip de çıkar, çıkmaya devam eder.
'Hiç umudu olmayan hiçbir şeyden umudunu kesmez.' Kredi kartımız, gelecekten ödünç alır, umudumuzu tazeler. Müze kartımız geçmişten çeker umudu. Ama ödünç değildir verdiği, sana miras kalmış, sana ait olandan, senin alabileceğin kadar sana verir. Argonotların gemisinin Yunanistan'dan gelip Karadeniz'in öteki ucunda çıktığı Kolkhis'te idim birkaç hafta önce. Bugünkü adıyla söylemek gerekirse Acaristan ile Migrelistan'da, sınırımızın hemen ötesinde. Oradaki müzede binlerce, yüzlerce yıl geriye gitmemi sağlayan buluntulara bakarken, aklımda Medea'nın o sözü vardı. 'Hiç umudu olmayan hiçbir şeyden umudunu kesmez.' Medea, Argonotların lideri İason'a âşık olan kadın, Kolkhis kralının kızı. Ejderlerin koruduğu ormandan altın postu alması için sevgilisine yardım etmişti. Bütün bir Karadeniz sahili, Marmara'nın güney sahili, Argonot gemisinin uğradığı kentlerle doludur. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın şehri Ordu'da, Karadeniz'e uzanan burunun adı da İason'dur. Bir müze, orada toprağın altından çıkarılan bir buluntu, seni binlerce yıl önceye götürür ve tekrar geri getirir. Gidip döndüğünde, aslında senin varlığında bir çoğalma olmuştur, daha iyi anlarsın, daha iyi düşünür, daha iyi yaratırsın. 'Hiç umudu olmayan hiçbir şeyden umudu kesmez.' Bu sözü de öğrenirsin, çünkü gezdiğin müze sana başka kapılar, geçmişe giden kapılar, kitap kapakları açacaktır. Türkiye'nin içinde bulunduğu çalkantıya, batıdan doğuya, kuzeyden güneye savrulmalarına uygundur bu söz. Tek çözüm kültürdür. Bu anlama gelir. Türkiye'nin kültürle ilgili en temel sorunu, kültürün her vakit siyasi olmasıdır. Yani, siyasi akımlar çeşitli kültürler üzerinden siyaset yapma alışkanlığındadır. Bu durum kabaca son elli yıldır böyledir. Orta Asya kültürü bir siyasi akımın, İslam kültürü bir başkasının, tarihöncesi, Roma, Yunan bir başkasının ilgi alanına girer. Üstelik de tamamen yüzeysel bir ilgidir. Dahası Türkiye'de diller yasaklanır, gönüllü gönülsüz serbest bırakılır veyahut da bir dili konuşmak için binlerce insanı katleden tedhiş yapılır. Bunlar da kültür siyaset ilişkisinin trajik yanlarıdır. Atlas'ın 17 yıldır yaptığı, kültürü, asla olmaması gerektiği yerden, siyasi ellerden çekip almaktan başka bir şey değildir. Bu dergi, bu ülke halkına, kendi kültürünü anlatmak ve fotoğraflarla göstermek için Orta Asya'ya pek sık gitmiştir. Bir yolculuk dergisidir Atlas ve daha ilk sayısında Mekke, 'Hac Yolu' vardır. Yine ilk sayısında Çerkesler anlatılmıştır. Her sayısı kültür, arkeoloji, tarihtir Atlas'ın. O yetmez, Atlas okurları Hasankeyf başta olmak üzere, kültürel değerlere sahip de çıkar, çıkmaya devam eder. Bu açıdan bakıldığında, okurları edilgin değil etkindir, dünyada başka örneği var mıdır acaba? Bugün ülkemizdeki sorunların, siyasi, kültürel pek çok sorunun kaynağında kültürel geride kalmışlık olduğunu söylerken, bunun kanıtı olarak da müzeleri gösterebilirim. Müzeler dolup taşsaydı her şey başka olurdu. Yazık ki böyle. Eğer İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin gişesi önünde, tıpkı Floransa'daki Uffizi Müzesi'ndeki gibi kuyruklar olsaydı demek istiyorum. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Müzekart, müzeleri cazip kılmanın, yaşamımızın bir parçası kılmanın güzel bir yoludur. Kredi kartlarımızı koyduğumuz cüzdanımızın içindeki yarıklardan birinde bu kart da bulunursa ne olur? Gelecekten kredi çekerek para harcamamızı sağlayan kredi kartlarının yanında bir de, geçmişten karşılıksız ve pahası biçilemez değer çekme imkânımız olur. Atlas, Türkiye'nin son 17 yıllık kültür tarihinde yalnızca bir yansıtıcı değildi. Kendisi de kültürün bir parçası oldu. Bu ay, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve DÖSİMM ile işbirliği yaparak okurlarına verdiği bir aylık geçici Müzekart, kültür tarihimizde yeni bir başlangıç olacaktır. Bu kültürel seferberlik, kısa bir süre sonra kültürel bir sağanağa dönüşecektir. Bu seferberliğin maliyetini Atlas ve bakanlık ortaklaşa karşıladı. Türkiye, arkeolojik bakımdan dünyada eşi benzeri olmayan bir ülkedir. Ne talih! Yazık ki içinde yaşadığımız değerin çok azı bize dönüyor. Atlas'la dağıtılan geçici Müzekart'ların, nihayetinde, önemli bir sayıda, her yıl yenilen kalıcı karta dönüşeceğine emininim, evet emin olduğum bu kampanyadan Türkiye kazanacaktır. Tarihi yazıyorum: 1 Mayıs 2009.
Özcan Yüksek / Mayıs 2009
|
...
Bu konuda diğer yazılar... |
|
·
|
ADA: Ekonomik kriz dönemlerinde insanlar için Atlas bir sığınak, umut, hayal, mavi gökyüzü, mavi denizde bir ada, mavi kapaklı bir dost oluyor. Çok daha fazla böyle hissediliyor. (28.07.0009)
|
|
·
|
Ubuntu: Fotoğraftaki doğayı bozup yapıyoruz. Ama gerçek doğanın kendisi asla hırslarımızın bir oyunu değil. Bozup yapamayız. Çünkü biz de o resmin içindeyiz. (29.06.0009)
|
|
·
|
Özcan Yüksek Röportajı cevreciyiz.com'da : Biz onu ilk önce Atlas Dergisi yayın yönetmeni olarak tanıdık, sonrasında ise her bir araya geldiğimizde anlattığı hikayelerle benimsedik. Özcan Yüksek şimdi de Binbir Gece'de yolculuk eden Hakikatçi olarak, biz bahtı güzel okurlara aslında yine bizi, ta kendimizi anlatıyor. (20.04.0009)
|
|
·
|
Yüksek İzmir'deydi: Atlas'ın Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek, Mart 2009'da İzmir Amerikan Koleji'nin davetlisiydi. İzmir ve Türkiye'nin en köklü liselerinden biri olan okulun edebiyat bölümü, Özcan Yüksek'e pek çok sürpriz de hazırlamıştı. Bunlardan biri de, okulun kütüphanesindeki Binbir Gece Masalları sergisiydi. (06.04.0009)
|
|
·
|
Peri: İnsanoğlu görünmez olanı da güzel görmek ister. Ecinnilerin çok güzel kızları, yani periler de öyledir. Ateşten yaratıldığını işitmiştir, iyi olduklarını, yardımsever olduklarını işitmiştir, ama kendisi görmediği halde, görenlerden, duyanlardan, perilerin çok güzel ve aynı zamanda çok da cazibeli yaratıklar olduklarını işitmiştir. (18.03.0009)
|
|
·
|
Altın Dal: Evvel zamanlarda, kalın kabuklu limonların koktuğu günlerden bile önceki zamanlarda, şehirlerin içinden yeşim renkli nehirlerin aktığı, bazen turnaların, bazen leyleklerin göğü gölgeleyecek kadar birikip yola çıktığı zamanlarda, sırları saklayan yaprakların, sırları saklayan ağaç köklerinin, otların bilindiği zamanlarda bilinen bugün artık unutulmuş bir büyüden söz edeceğim. (26.01.0009)
|
|
·
|
Oy Karadeniz!: Önümüzdeki sayıda ve daha önümüzdeki sayıda Atlas ve okuru, Türkiye'nin doğasının korunması çabasında çok daha ön safta olacak. Yeni yılımız kutlu olsun! (26.12.0008)
|
|
·
|
Dağlarca Konuşmak: Küresel ısınmanın ısıttığı yeryuvarlağımız şimdilerde küresel bir iktisadi krizin içine yuvarlanıyor. Bu krizin nedeni ile dünyamızın doğasının yok olmasının nedenleri aynı. (28.10.0008)
|
|
·
|
Hakikatçi Konuşuyor: Özcan Yüksek'in, Binbir Gece Masalları'nı konu alan kitabı Hakikatçi, Doğan Kitap'tan çıktı. (26.12.0008)
|
|
·
|
Ge, Gece: Önce karanlık vardı. Sonra aydınlık. Önce gece vardı, sonra gün. Önce kaos vardı, sonra Güneş dizgesi. Ve geçmiş, işte bu yüzden gecedir. Gece de geçmişe giden yolun manzarasıdır. Belki de en güzel gece sözcüğü Türkçeye aittir. (23.07.0008)
|
|
·
|
ÖKSÜZ: Bizim yaptığımız nedir? Kaynağına, yerine kadar gitmek, ayakların geldiği yere, sözün geldiği yere gitmek. (01.07.0008)
|
|
·
|
Esmer Hurafe: Gece esmerdir. Konuşur. Gece konuşmalarına, gece hikâyelerine eski Araplar bu yüzden esmer demişlerdir. Esmer öyküler, beyaz öykülerden farklı olarak inanılması güç olanlardır. (25.04.0008)
|
|
·
|
Sarıkeçililer, Sarı Evlere!: (15.04.0008)
|
|
·
|
Barış : (14.04.0008)
|
|
·
|
The Sun-Headed Men: (08.04.0008)
|
|
·
|
Öğret Bana: Atlas geçen yıl nisan ayında on beşinci yaşına girmişti, bu sayıda 15 yılı geride bıraktı, on altıncı yılından gün aldı. Biz hâlâ buradayız. Siz de buradasınız. Aynı ormanın içinde. Ne güzel! (26.03.0008)
|
|
·
|
Uçan halı hayalinin gerçek olduğu mekân: Binbir Gece Masalları'nın sır coğrafyalarından birinden dönüşte, uçan halım Dubai'de aktarma yapacaktı. Serendip Adası'ndan geliyordum, Adem'in cennetten indiği yeryüzündeki cennetten. (25.03.0008)
|
|
·
|
Altdünya Düşleri: (16.02.0008)
|
|
·
|
Örtüsüz nedenler örtülü sonuçlar: (04.02.0008)
|
|
·
|
Türban, Firavun ve Modern: (21.01.0008)
|
|
·
|
Define: Gecenin tegannisi nefes nefes nefestir. Görünmeyenlerin kaş göz işaretleri öyküler anlatır sana. Devran eden yıldızlarla sabahlarsın. Sanki yıldızlar birikir, gündüz olur. Oysa rüyada ne sabah vardır ne akşam. Her şey aynıdır. (14.01.0008)
|
|
·
|
Gölge: Gece dünyanın gölgesidir. Kimse kendi karanlığından kaçamaz. Ve kimse kendi gölgesinden, öteki kendisinden, belki de asıl kendisinden kaçamaz. Çünkü onlarsız olamayacağına göre, aşk ve korku, gölgeler dünyasına aittir. (17.12.0007)
|
|
·
|
Bin Bir: Bir gün daha geçer. Düşmanın ömrü gibi. Bir gün daha ve akşam olur. (26.11.0007)
|
|
·
|
Hızlı Öpücük: (21.11.0007)
|
|
·
|
İbrahim yeniden yürüyecek mi: Bütün dünya nüfusunun yarısına yakının inandığı dinin temelini oluşturan Hz İbrahim, yürüdüğü coğrafyada yeniden insanlığın etkileyebilecek mi? Musevilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık, birer çatışma bahanesi olmaktan çıkacak mı? (10.11.0007)
|
|
|
 |