ATLAS LOGO
Kasım 2008
DOĞA
MACERA
ARKEOLOJİ
DÜNYA
KÜLTÜR
GEZİ
ATLAS'TAN
ATLAS'ÇILAR
 
FORUMLAR
* 15. YIL
* Sıfır Yok Oluş
* Ziyaretçi Defteri
* Küresel Isınma
* Ormansızlaşma!
* İnsan Gücüyle
* Sarıkeçililer Yürümeli
HAKAN öGE

Giriş yap
Kullanıcı adınız:
Şifreniz:
Üye olmak için tıklayınız

Editorun_notu 
Balıklar ve İnsanlar

Zekâtların çalındığı bu zamanın bezirgânları, istifledikleri paralarını hangi cennete, hangi kuryelerle havale edecek? Yalnızca masum balıkları ve bereketi değil, masumiyet ve saadeti de tüketen insanlar nasıl yaşayacak?

Fotoğraf: Zafer Kızılkaya

Geçen ay bir hafta kaldığım otelin havaya uçurulduğu bir dünyada yaşıyorum.
Fenerlerin etrafı kararttığı bir dünyada yaşıyorum.
Yarın akşam, karanlık fenerler ülkesinden, geçen ay kaldığım o ülkeye yeniden uçacağım.
Himalayalar'ın eteklerinde, adına Kâfiristan denilen yüksek topraklarda, dünyanın en barışçı insanlarından Kalaşlarla tanışacağım. İnşallah! İki haftam olacak, İndus Nehri'nin Afgan Nehri ile kavuştuğu bir noktada suyun içinde sefere çıkacağım. Kabilelerin kabileleri, Müslümanların Müslümanları havaya uçurduğu bu nehirde dikkatli olmayı öğreneceğim. Sonra, bir zaman şehirlerde dolaşacağım, bir zaman deve sırtında Çölistan'a dalacağım. Devem hazır bekliyor, ama ben çantamın içine ne koyacağım, hangi ayakkabıyı alacağım, daha ona karar vereceğim. Dağlarda ve çölde giymek için botlarımı almam gerekiyor, lakin Lahor'un özel polo kulüplerinde zengin ortamlara, zarif aktrislerin rol kestiği film stüdyolarına da katılacağım.
İslamabat'a ilk gittiğim gün, bana odamı gösteren komiye cebimden çıkarıp verdiğim rupi'nin değerini kafamda yanlış hesap etmiştim. Sonra aynı genç komi beni otelin neresinde görse sultan muamelesi yapmıştı; önümde yerlere eğilmiş, ardımda şükranlar savurmuştu. Sonradan anlamış idim ki verdiğim bahşiş 20 dolara tekabül ediyormuş. Acaba Amir havaya uçanlar arasında mıydı, onu merak ediyorum.
Kafamda çok fazla şeye yer yok. Çantama çok fazla eşya koyamam. Düşünmeye çok fazla zamanım yok. Dünyanın çok fazla zamanı yok.
Fenerlerin ruhları kararttığı bu dünyanın en yüksek dağlarının eteklerine gitmeye hazırlanıyorum. İmanın yalanla kafiyeler kurduğu bir zamanda, kurumuş göllerin üzerine imdat çığlıklarının yazıldığı bir zamanda yaşıyorum. Nutuklar atılan iftar sofralarında teslimiyet ve merhametin, şefkat ve emanetin yerini, bastırılmamış ifrit ve gemi azıya almış nefs ve hırsın sergilendiği, misli görülmemiş bir gafletin tutsak aldığı bir zamanda yaşıyorum. Ayinedarsız bir zamanda.
Zamanım dar, çantamı hazırlamam gerekiyor. Dünyanın en yüksek dağlarının eteklerine uçuyorum. Lakin dünyanın zamanı benden daha dar. Bildin yirmi yıl sonra, bilemedin otuz yıl içinde, Himalayalar'ın buzulları erimiş olacak. Ve, içlerindeki ifritlerin ifritleri öpüp kokladığı ve sevip kolladığı zamanın insanları hırslarına daha yaraşır bir dünyaya kavuşmuş olacaklar. Buzullar eridiğinde önce karşı konmaz seller meydana gelecek, sonra, sonu gelmeyecek kuraklıklar. İndus, Ganga, Yangze nehirleri etrafında bir buçuk milyar insanı besleyen buzullar eridiğinde, bu coğrafyada kim, nasıl yaşayabilecek?
Zekâtların çalındığı bu zamanın bezirgânları, istifledikleri paralarını hangi cennete, hangi kuryelerle havale edecek? Yalnızca masum balıkları ve bereketi değil, masumiyet ve saadeti de tüketen insanlar nasıl yaşayacak?

Özür: Geçen ay Balık Atlası'nda çok büyük bir hata yaptık. İçinde sayısız hatanın olduğu büyük bir hata. Bazen bir kişinin hatası bin kişinin hatasının nedeni olur. Bazen yalnızca iyi niyet, yalnızca iyi arzular, kötü sonuçların nedenidir. Bazen asıl suçlu, masumiyettir. Bazen yanlışın kaynağı, aldatan değil aldatılandır. Atlas dergisi geçen ay böyle bir dünyada ve böyle bir zamanda hazırlandı. Atlas dergileri ve bir süredir armağan olarak verdiği atlas kitapları, mekân ve zamanın hız kavşaklarında hazırlanır. Atlas yalan söylemez, sözünden dönmez, güvenmediği sözü fısıldamaz, inanmadığı resmi göstermez. Bunlar bizim tekerlememizdir, öyledir. Ama Atlas, bir insan ürünüdür. Bu ürün, az zamanda, çok kişiyle hem yaratılır, hem üretilir. Bu sürece, dünyanın bir başka ucundaki bir masada oturup, filanca balığa resim altı yazan tanımadığımız bir kişi de dahildir. Bu sürece, künyede adı geçen çok kişi de dahildir. Bu sürece yalnızca insanlar değil, nesneler ve kavramlar da dahildir; bu sürece, bilmediğimiz başka şeyler de dahildir. (Yalnızca balıklar masumdur.) Yetişmeyen zaman, tutulmayan söz, açılmayan telefon, bastırılmayan hırs, işitilmeyen uyarı, görmeyen göz, duymayan kulak, almayan beyin, tutmayan el de bu sürece dahildir. Atlas dergisi, kendisine yakışanı yaptı ve Balık Atlası'nı, geçen aydan da daha kısa bir zaman içerisinde, üstelik bize yardım eden bilim insanlarının, bir suyun altına girip işini yapıp bir suyun üstüne çıkıp bize ulaştığı bir tuhaf iletişim uğraşları arasında bunu başarmaya çalıştı. Bize bu konuda büyük destek veren, yanımızda duran ve iyilikleri asla unutulmayacak olan sualtı camiasının üyelerine teşekkür borçluyuz. Hatalarımızdan dolayı alay eden, öfke saçan ve hayal kırıklığı yaşayanlara da teşekkür ediyoruz. Ve özür diliyoruz. Bir daha olursa bizim de yüzümüz artık olmaz!
ÖZCAN YÜKSEK / EKİM 2008

Önceki yazılar

EDİTÖRÜN NOTU
Küresel ısınmanın ısıttığı yeryuvarlağımız şimdilerde küresel bir iktisadi krizin içine yuvarlanıyor. Bu krizin nedeni ile dünyamızın doğasının yok olmasının nedenleri aynı.
KASLA GİT!
FOTOĞRAF SERGİSİ
Kuş Uçuşu Batı Anadolu
ABONELİK
HASANKEYF'E SADAKAT
Sıfır Yokoluş Gezileri
[ DOĞA | MACERA | ARKEOLOJİ | FOTOĞRAF | KÜLTÜR | GEZİ | DERGİ ]
[ ATLAS'LAR | ATLAS'TAN | ATLAS'ÇILAR | TÜRKİYE HAR. | ANA SAYFA ]
 
[ Gizlilik Politikamız | Bize Ulaşın | Künye ]
[ İş Fırsatları | Dergi Abonelik ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.
Imperia ile tasarlanmıştır.