|
ÖKSÜZ
Bizim yaptığımız nedir? Kaynağına, yerine kadar gitmek, ayakların geldiği yere, sözün geldiği yere gitmek.
|
|
Amuderya, Maveraünnehir'i Horasan'dan ayıran şehirdi ve aynı zamanda Türk dünyası ile İran arasındaki tarihi sınırdı.
|
|
Özcan Yüksek
|
En önemli kaynaklarımızdan biri Amuderya'nın kıyılarına birkaç yolculuk gerçekleştirdik, yani Batı dillerindeki adıyla Oxus Nehri'ne birkaç kez gittik ve geldik. Aslında bu sözcük, İngiliz diline öküz olarak da geçmiştir, lakin hangi sözcük daha öncedir bilmiyorum. Bildiğim bir şey var ki, Altaylar'dan kopup Amuderya kıyılarına yerleşen Oğuzların bütün nehirlere 'ögüz' dediği. Belki de Oxus sözcüğü ile nehir olarak 'ögüz' sözcüğü ve halk olarak Oğuz sözcüğü arasında keşfedilmeyi bekleyen bir aynılık vardır. Oğuzun, ok sözcüğünden geldiğini de biliyoruz. Bildiğimiz bir şey daha var ki, 'z' harfi, eski, eski Türkçedeki çoğul ekimizdir. Bugünkü 'lar' eki gibi çoğul eklerimizden biridir. Biz, siz, göz, diz gibi sözcüklerde yaşayan bir ek. Sözü kullanarak sanat yapan ve Türkçe yazan için kendi kaynaklarına yapılan yolculuk hem bir esin, hem de bir bilgilenme yolculuğu olacaktır. Türkçenin gelişmesindeki gizil gücün ne kadar yüksek olduğunu cumhuriyet tarihi bize gösterdi. Türkçenin felsefeye uzak bir dil olduğu savı, felsefeye üşenen bir aydın türünün 'yerim dar' bahanesi olarak düşünülmelidir. Türkçe bitişik bir dildir ve bu özelliği felsefe için büyük olanak sunar. Öpsem deriz, gitsem deriz, yazsam, söylesem, bilsem deriz. Bir tek sözcükle cümle kurabilmek, bu denli güzel ifade edebilmek çok az dilde mümkündür. Ög, olgun demek, öge, olgun insan demek. Öğrenmek, böyle bir şeydir. Öğmek de böyle bir şey. Öğüt de böyle bir şey. Kaşgarlı Mahmud'dan öğrendim ki, bir bebek büyüdüğünde öğrendi denirmiş. Büyümeyi öğrenme sözcüğüyle karşılayan bir dil, arı düşünceye, felsefeye nasıl uzak olabilir. Öğlendi, hadi şöyle diyelim ki eğlendi, bu sözcük dinlenme anlamına geliyor olsa da, öğrenme anlamındaki sözcükten gelirmiş. Öğrenme ile dinlenme arasındaki bağlantının da bir dil öyküsü vardır. Bir şeyi önce anlamayıp sonra anlayan için öğlendi sözcüğü kullanılırdı. Aruk er öglendi. Yorgun adam dinlendi. Düşünüyorum da, eğlenme ile öğrenmeyi aynı sözcükte birleştiren dilin ne kadar uzağına savrulmuşuz! Ögsüz veyahut da öksüz, şaşkın anlamına gelir, ilk lügatimizde; bilgiden yoksun kalmış da diyebiliriz. Biz bu sözcüğü şimdi babasız kalmış anlamına kullanıyoruz. Çok da yanlış söylemiyoruz. Hem şaşkınız hem öksüsüz. Ey, öksüz zamanın Türkiye'si Kaşgarlı, bin yaşında!
Özcan Yüksek / Atlas Temmuz 2008, sayı 184
|
...
Bu konuda diğer yazılar... |
|
·
|
Ge, Gece: Önce karanlık vardı. Sonra aydınlık. Önce gece vardı, sonra gün. Önce kaos vardı, sonra Güneş dizgesi. Ve geçmiş, işte bu yüzden gecedir. Gece de geçmişe giden yolun manzarasıdır. Belki de en güzel gece sözcüğü Türkçeye aittir. (23.07.0008)
|
|
·
|
Esmer Hurafe: Gece esmerdir. Konuşur. Gece konuşmalarına, gece hikâyelerine eski Araplar bu yüzden esmer demişlerdir. Esmer öyküler, beyaz öykülerden farklı olarak inanılması güç olanlardır. (25.04.0008)
|
|
·
|
Sarıkeçililer, Sarı Evlere!: (15.04.0008)
|
|
·
|
Barış : (14.04.0008)
|
|
·
|
The Sun-Headed Men: (08.04.0008)
|
|
·
|
Öğret Bana: Atlas geçen yıl nisan ayında on beşinci yaşına girmişti, bu sayıda 15 yılı geride bıraktı, on altıncı yılından gün aldı. Biz hâlâ buradayız. Siz de buradasınız. Aynı ormanın içinde. Ne güzel! (26.03.0008)
|
|
·
|
Uçan halı hayalinin gerçek olduğu mekân: Binbir Gece Masalları'nın sır coğrafyalarından birinden dönüşte, uçan halım Dubai'de aktarma yapacaktı. Serendip Adası'ndan geliyordum, Adem'in cennetten indiği yeryüzündeki cennetten. (25.03.0008)
|
|
·
|
Altdünya Düşleri: (16.02.0008)
|
|
·
|
Örtüsüz nedenler örtülü sonuçlar: (04.02.0008)
|
|
·
|
Türban, Firavun ve Modern: (21.01.0008)
|
|
·
|
Define: Gecenin tegannisi nefes nefes nefestir. Görünmeyenlerin kaş göz işaretleri öyküler anlatır sana. Devran eden yıldızlarla sabahlarsın. Sanki yıldızlar birikir, gündüz olur. Oysa rüyada ne sabah vardır ne akşam. Her şey aynıdır. (14.01.0008)
|
|
·
|
Gölge: Gece dünyanın gölgesidir. Kimse kendi karanlığından kaçamaz. Ve kimse kendi gölgesinden, öteki kendisinden, belki de asıl kendisinden kaçamaz. Çünkü onlarsız olamayacağına göre, aşk ve korku, gölgeler dünyasına aittir. (17.12.0007)
|
|
·
|
Bin Bir: Bir gün daha geçer. Düşmanın ömrü gibi. Bir gün daha ve akşam olur. (26.11.0007)
|
|
·
|
Hızlı Öpücük: (21.11.0007)
|
|
·
|
İbrahim yeniden yürüyecek mi: Bütün dünya nüfusunun yarısına yakının inandığı dinin temelini oluşturan Hz İbrahim, yürüdüğü coğrafyada yeniden insanlığın etkileyebilecek mi? Musevilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık, birer çatışma bahanesi olmaktan çıkacak mı? (10.11.0007)
|
|
·
|
Kaz Dağı'nda 150 milyon dolar için 450 milyon dolar yakılıyor: Altın yumurtlayan tavuğu kesersen, içinde altın olmadığını görürsün. Yalnızca altın liralar sayılmaz, zeytin taneleri de sayılır, ormandaki ağaçlar a sayılır, siyanür şişeleri, zeytin toplayıcıları, satıcıları, alıcıları da sayılır. (04.11.0007)
|
|
·
|
Dersimiz Nedir?: Ermeniler, Rumlar, Yahudiler, Sünniler, Şiiler, ateistler, sufiler, Bektaşiler, Şamanlar, Aleviler. Hepimiz duygusu önemli. Hepimiz. Özne, hepimiz olmalı. Hepimiz, nokta nokta... (26.10.0007)
|
|
·
|
Günah Keçisi: Suçlarımızı ve acılarımızı, bizim yerimize taşıyacak başka bir varlığa ya da nesneye aktarabilseydik keşke. Yaban akıl bunu başarabilirdi. Biz uygarlar, suçlarımız ve acılarımızla yaşamaya mahkûmuz. Yaban ve günahsız mı, yoksa uygar ama günahkâr ve acılar içinde olmak mı tercih edilmeli acaba? (26.10.0007)
|
|
·
|
SESSİZCE DÖN: İç İçe Zamanlar: Özcan Yüksek'in yazdığı Sessizce Dön, Doğan Kitap'tan çıktı. Mevlana'nın Anadolu'ya göç yolunu tekrar aşan Yüksek, bu uzun güzergâhın deneyimini okurlarla paylaşıyor. Kitapta Mevlana'nın zamanı ve bizim zamanımız iç içe geçiyor, büyük düşünür kimlik ve özgürlük sorunu hakkında günümüze bir şeyler söylüyor. Yüksek'le Sessizce Dön'ü konuştuk. (25.10.0007)
|
|
·
|
Flamingoların yalnızlığı: Eğer İstanbul'a Afyon üzerinden dönecekseniz, artık tamamen kurumuş olan Akşehir Gölü'nü gezebilirsiniz. Tatiliniz ve geziniz sırasında halkla konuşmayı da ihmal etmeyin. Orada insanların, 'Bir zamanlar buradan su kükreyerek çıkardı' dediklerini işitecekseniz. (26.08.0007)
|
|
·
|
Güneşin Çalgıcıları: Rüzgâr ve mısır tarlaları tatlı, uğultulu bir şarkı çalıyordu. Meksika'nın uzak, küçük bir dağ kasabasının, adı Kuetzalan olan kasabasının yakınındaydım. (20.08.0007)
|
|
·
|
Çapariz: Marmaray kazılarından, İstanbul şehrinin bilinçaltı ortaya çıktı. İlk İstanbul, ilk metropol, dünyanın ilk, en büyük limanı bulundu. (29.06.0007)
|
|
·
|
Dünya Döndü!: Kule tıhuu uuu, yani uzuuun, çok uzun zaman önce. (27.06.0007)
|
|
·
|
İlk İstanbul'a sahip çıkacak mıyız: İstanbul'u, İstanbul'u yok ederek mi geliştireceğiz? O zaman İstanbul’a niye geldik ki? Bir yerden bir yere gitmek önemli. Bir yerden bir yere gitmek İstanbul'da bir cehennem. Ama bir yerden bir yere gitmek için İstanbul'u yok etmek mi gerekiyor? (25.06.0007)
|
|
·
|
Bumerangın Dönüşü: Coğrafya kitapları üstünde pek durmaz, dünyamızın iki kıtasında büyük bir temizlik yaşanmış ve beyaz tenliler oralarda kendi uygarlıklarını kurmuşlardır. Şöyle bir soru gelse sınavda örneğin: Hangi iki kıtadır bunlar, isimlerini yazınız? (29.05.0007)
|
|
|
 |