|
Bumerangın Dönüşü
Coğrafya kitapları üstünde pek durmaz, dünyamızın iki kıtasında büyük bir temizlik yaşanmış ve beyaz tenliler oralarda kendi uygarlıklarını kurmuşlardır. Şöyle bir soru gelse sınavda örneğin: Hangi iki kıtadır bunlar, isimlerini yazınız?
Biri Avustralya. Burada on binlerce yıldır yaşayan yerli halklar, tek bir oyunla, hayatlarında neredeyse tek bir teknolojik değişiklik yapmadan zamanın rüzgârında salınıyordu. Bumerang dedikleri kavis verilmiş ahşap bir nesneyi göğe fırlatıyor, döne döne geri dönüşünü izliyor, yere düşmeden onu yakalıyor, ölçülü bir sevinç soluğundan sonra, bu defa başka bir yöne yeniden fırlatıyorlardı. Zaman, Avustralya'nın kızıl ve sarı toprakları üzerinde gökyüzüne fırlatılıp yakalanan bumerangın dönüşünden ibaretti ve sonsuza ayarlanmıştı.
Atlas'ın eski sayılarından tanıdığınız 'Bumerang' sayfaları ve yazarı Mustafa Cemal geri döndü. Mustafa Cemal, derin araştırmalardan imbiklenmiş ilginç yazılarını Atlas okurları için kaleme alıyor. Artık hep bizimle olacak. Bumerang oyuncusu zamanın nasıl geçtiğini bilmezdi. Tıpkı çocukluğumdaki gibi... Çocukluğum, evden kucağımda topla çıktığım ve hava iyice karardığında geri döndüğüm bir sonsuz oyun zamanıydı benim için. Oyun ve top oyunu başka nedir; yerçekimi ve ölümlülükle oynaşmaktır yalnızca. Kumsallarda uzun atlama oynamaz mıydık? Kendimizi bir bumerang gibi havalandırıp en uzağa atlamaya çalışırken tüm bağlarımızdan, üzerimizdeki baskılardan, benliğimizin ağırlığından da kurtulmaya çalışıyorduk belki de. Biz büyüdük; İngiltere hapishanelerinin katilleri, tecavüzcüleri, hırsızları ve canileri bu kıtaya boşaltıldı ve oyun bitti. Oyun artık bir endüstridir küremizde. Spor endüstrisi yıllık 500 milyar dolarlık bir endüstridir ve bunun beşte ikisi futbola aittir. Birkaç yıl içinde bu rakamın iki katına çıkacağı hesaplanıyor. Atlas, bu sayısında 'Spor Zamanı'nı yaşayan küresel kültürü konu yaptı. Hareketsizlik üreten teknolojilerin hantallaştırdığı insanlar, spor yaparak bedenlerine dönmeye çalışıyor. Yaşamak için hareket etmemiz gerekiyor. Bir yandan da aslında bir oyun olan spor, 'zafer' ve 'kazanma' ekonomisine ayarlanmaya çalışılıyor. Bedenler arasındaki yarış, parasal büyüklüklerin yarışı haline geldiğinde, spor bir paradoksa düşer. Kupayı sporcular değil, parayı yöneten yöneticiler havaya kaldırır.Taraftar da bu anlamsızlık ortamının ruhsal şiddetine karşı, oyunu bozan şiddetle katılır. Bumerang özgürce dönmez olur gökyüzünde.
NOT: Encyclopædia Britannica'ya göre, beyazların ayak bastığı 1788 yılında kıtada 300 bin ila 1milyon arasında yerli bulunduğu tahmin ediliyor. Resmi bir arkeolojik araştırma ise bu sayının 750 bin olduğunu hesaplıyor. Yüz yıl geçmeden, nüfusları yüzde 90 oranında azaldı. Soykırım, yabancı hastalıklar ve diğer nedenlerle. Bakınız: 'Australian Bureau of Statistics' sitesi http://www.abs.gov.au.
Özcan Yüksek / Haziran 2007
|
...
Bu konuda diğer yazılar... |
|
·
|
Esmer Hurafe: Gece esmerdir. Konuşur. Gece konuşmalarına, gece hikâyelerine eski Araplar bu yüzden esmer demişlerdir. Esmer öyküler, beyaz öykülerden farklı olarak inanılması güç olanlardır. (25.04.0008)
|
|
·
|
Sarıkeçililer, Sarı Evlere!: (15.04.0008)
|
|
·
|
Barış : (14.04.0008)
|
|
·
|
The Sun-Headed Men: (08.04.0008)
|
|
·
|
Öğret Bana: Atlas geçen yıl nisan ayında on beşinci yaşına girmişti, bu sayıda 15 yılı geride bıraktı, on altıncı yılından gün aldı. Biz hâlâ buradayız. Siz de buradasınız. Aynı ormanın içinde. Ne güzel! (26.03.0008)
|
|
·
|
Uçan halı hayalinin gerçek olduğu mekân: Binbir Gece Masalları'nın sır coğrafyalarından birinden dönüşte, uçan halım Dubai'de aktarma yapacaktı. Serendip Adası'ndan geliyordum, Adem'in cennetten indiği yeryüzündeki cennetten. (25.03.0008)
|
|
·
|
Altdünya Düşleri: (16.02.0008)
|
|
·
|
Örtüsüz nedenler örtülü sonuçlar: (04.02.0008)
|
|
·
|
Türban, Firavun ve Modern: (21.01.0008)
|
|
·
|
Define: Gecenin tegannisi nefes nefes nefestir. Görünmeyenlerin kaş göz işaretleri öyküler anlatır sana. Devran eden yıldızlarla sabahlarsın. Sanki yıldızlar birikir, gündüz olur. Oysa rüyada ne sabah vardır ne akşam. Her şey aynıdır. (14.01.0008)
|
|
·
|
Gölge: Gece dünyanın gölgesidir. Kimse kendi karanlığından kaçamaz. Ve kimse kendi gölgesinden, öteki kendisinden, belki de asıl kendisinden kaçamaz. Çünkü onlarsız olamayacağına göre, aşk ve korku, gölgeler dünyasına aittir. (17.12.0007)
|
|
·
|
Bin Bir: Bir gün daha geçer. Düşmanın ömrü gibi. Bir gün daha ve akşam olur. (26.11.0007)
|
|
·
|
Hızlı Öpücük: (21.11.0007)
|
|
·
|
İbrahim yeniden yürüyecek mi: Bütün dünya nüfusunun yarısına yakının inandığı dinin temelini oluşturan Hz İbrahim, yürüdüğü coğrafyada yeniden insanlığın etkileyebilecek mi? Musevilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık, birer çatışma bahanesi olmaktan çıkacak mı? (10.11.0007)
|
|
·
|
Kaz Dağı'nda 150 milyon dolar için 450 milyon dolar yakılıyor: Altın yumurtlayan tavuğu kesersen, içinde altın olmadığını görürsün. Yalnızca altın liralar sayılmaz, zeytin taneleri de sayılır, ormandaki ağaçlar a sayılır, siyanür şişeleri, zeytin toplayıcıları, satıcıları, alıcıları da sayılır. (04.11.0007)
|
|
·
|
Dersimiz Nedir?: Ermeniler, Rumlar, Yahudiler, Sünniler, Şiiler, ateistler, sufiler, Bektaşiler, Şamanlar, Aleviler. Hepimiz duygusu önemli. Hepimiz. Özne, hepimiz olmalı. Hepimiz, nokta nokta... (26.10.0007)
|
|
·
|
Günah Keçisi: Suçlarımızı ve acılarımızı, bizim yerimize taşıyacak başka bir varlığa ya da nesneye aktarabilseydik keşke. Yaban akıl bunu başarabilirdi. Biz uygarlar, suçlarımız ve acılarımızla yaşamaya mahkûmuz. Yaban ve günahsız mı, yoksa uygar ama günahkâr ve acılar içinde olmak mı tercih edilmeli acaba? (26.10.0007)
|
|
·
|
SESSİZCE DÖN: İç İçe Zamanlar: Özcan Yüksek'in yazdığı Sessizce Dön, Doğan Kitap'tan çıktı. Mevlana'nın Anadolu'ya göç yolunu tekrar aşan Yüksek, bu uzun güzergâhın deneyimini okurlarla paylaşıyor. Kitapta Mevlana'nın zamanı ve bizim zamanımız iç içe geçiyor, büyük düşünür kimlik ve özgürlük sorunu hakkında günümüze bir şeyler söylüyor. Yüksek'le Sessizce Dön'ü konuştuk. (25.10.0007)
|
|
·
|
Flamingoların yalnızlığı: Eğer İstanbul'a Afyon üzerinden dönecekseniz, artık tamamen kurumuş olan Akşehir Gölü'nü gezebilirsiniz. Tatiliniz ve geziniz sırasında halkla konuşmayı da ihmal etmeyin. Orada insanların, 'Bir zamanlar buradan su kükreyerek çıkardı' dediklerini işitecekseniz. (26.08.0007)
|
|
·
|
Güneşin Çalgıcıları: Rüzgâr ve mısır tarlaları tatlı, uğultulu bir şarkı çalıyordu. Meksika'nın uzak, küçük bir dağ kasabasının, adı Kuetzalan olan kasabasının yakınındaydım. (20.08.0007)
|
|
·
|
Çapariz: Marmaray kazılarından, İstanbul şehrinin bilinçaltı ortaya çıktı. İlk İstanbul, ilk metropol, dünyanın ilk, en büyük limanı bulundu. (29.06.0007)
|
|
·
|
Dünya Döndü!: Kule tıhuu uuu, yani uzuuun, çok uzun zaman önce. (27.06.0007)
|
|
·
|
İlk İstanbul'a sahip çıkacak mıyız: İstanbul'u, İstanbul'u yok ederek mi geliştireceğiz? O zaman İstanbul’a niye geldik ki? Bir yerden bir yere gitmek önemli. Bir yerden bir yere gitmek İstanbul'da bir cehennem. Ama bir yerden bir yere gitmek için İstanbul'u yok etmek mi gerekiyor? (25.06.0007)
|
|
·
|
Mevlana, dünyanın yeni zihnini sarsıyor: Mevlana'nın dünya yılı için İstanbul'a gelen dünya insanlarını The Marmara'da iki gün boyunca Mevlana'yı konuştu. Mini eteklisinden başörtülüsüne kadar toplantıya katılan insanlar 'ne olursan ol gel' sözüne istinaden gelmiş gibiydiler. (13.05.0007)
|
|
·
|
Keşfetmenin ruh çözümlemesi: Atlas dergisinin 15. yılı için özel bir sayı hazırlarken, en başından beri bu dergide olan biri olarak, ister istemez, en çok şu soruyu soruyordum kendime: Nasıl bir dergi Atlas? (29.04.0007)
|
|
|
 |