|
Balinanın Hüzünlü Şarkısı
Güney Okyanusu Balina Korunağı, bu dev memeliler için en güvenli yer olması gerekirken, Japon Balıkçılık Ajansı'nın gönderdiği av gemileri yıllardır 'araştırma' adı altında onları öldürüyor. Balina avcılığına karşı yıllardır mücadele veren Greenpeace, Serkan Dadak'ın da bulunduğu Esperanza gemisiyle geçtiğimiz aylarda Güney Kutbu'na yol aldı.
|
|
Antarktika'yı çevreleyen ve 'Güney Okyanusu' olarak adlandırılan sular, balinalar için önemli bir sığınak ama burada av, 'araştırma' adı altında sürüyor.
|
|
|
Dadak izlenimlerini şöyle aktarıyor: 'Buzdağıyla aramızda üç kambur balina belirdi. Ne yaptıklarını sorduğumda Greenpeace Kampanya Sorumlusu Leandra Gonzales'ten şu yanıtı aldım: "Baksana, oyun oynuyorlar" Japon gemilerinin avlandığı bölge, ticari avlanmanın etkilerini düzeltmek için bir sığınak olarak belirlenmişti. Balina popülasyonundaki çöküşten birçok ülke sorumlu. Ama şimdi çoğu avcılığın trajik etkilerinin farkına vararak tamamen durdurulmasını destekliyor. Modern bilimsel araştırmalar balinaların öldürülmesini asla gerektirmiyor. Gemimizle Güney Okyanusu'ndaki avcı gemileriyle yüzleşmenin dışında, bu gerçeği de kanıtlıyoruz. Umudumuz, bu yıl Şili'de yapılacak IWC (International Whaling Commission) toplantısında balina avının yasaklanması.'
|
SERKAN DADAK'IN IZLENIMLERI
|
Ve sefer başlıyor. Güneylerin en güneyine... Akdeniz'de Kıbrıs'ın güneyinden Süveyş Kanalı'nı geçip, doğa harikası Kızıldeniz üstünden Hint Okyanusu'na bağlanmak ya da Akdeniz'e açılıp Cebelitarık Bogazı'ndan Atlas Okyanusu'na çıkıp yaklaşık beş bin deniz mili güneye aşıp ya da Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Afrika veya Güney Amerika'dan güneye yönelip, yeryüzünün en şiddetli rüzgarlarıyla coşmuş engin dalgalarıyla Güney Okyanusu'nu geçtikten sonra varılan 'Buz Medeniyeti'... Antarktika ve yaşayanları, bu seferin kahramanları, özel ilgi alanımız, yeryüzünün en büyük memeli hayvanları, yoldaşlarımız, balinalar...

Yeni Zelanda'nın Auckland limanından ayrılalı bir hafta olmadan, 55 derece güney enlemi dolaylarında Antartika iklimine girmeye başlıyoruz. Güney Okyanusu'nda, Antarktika Kavuşması (Antarctic Convergence) diye tabir edilen, Antarktika soğuk ikliminin başladığı polar sınır bölgesinde, bir kaç saat içinde havanın soğuyup sert rüzgarlarla bezendiği bir çevre içindeyiz. Yeni doğmuş yavrularını beslemek için yüzlerce mil kateden Albatroslar da bu soğuklarla birlikte yavaş yavaş buraları terkediyor ve biraz daha kuzeyde avlanmayı tercih ediyorlar. Ama inatçı bir Royal Albatros hala etrafımızda 7-8 metrelik dalgaların üstünde üç metre civarındaki kanatlarıyla yaklaşık 50 mille esen rüzgarın içine jilet gibi giriyor. Yılın ilk sabahına doğru girdiğimiz buz tarlasında önce Adalie penguenleri beliriyor. Beşli grup halinde, bizi görünce ne yapacaklarını bilemiyorlar. Şaşırıyorlar ve orada yoklarmış gibi davranmaya çalışıyorlar bir bir. Bakıyorlar olmadı, göbek üstü suya karışıyorlar. Daha sonra Yengeç Yiyen Fokuya karşılaşıyoruz (menüsünde yengeç olduğunu hiç zannetmediğim ama adı böyle olan bir fok). Buzun üstünde uyuyor. Usulca yaklaşıyoruz, motorlar yavaşlıyor yanına doğru salınıyoruz. Derken uyanıyor, üstündeki buza dokunmamıza sadece bir metre kala şaşkınlık ve kendini koruma içgüdüsüyle ağzını açıyor. Biraz hırladıktan sonra koyuyor başını tekrar buzun üstüne uyumaya devam ediyor....
|
|
Greenpeace ekibi yolculukta bölgenin sakinlerinden penguenlerle de karşılaştı.
|
|
|
Ve işte sonunda buz medeniyetine varıyoruz. Okyanusun ortasında koskocaman gövdesini suda gizlemiş bir buzdağı birlikteliği. Hani sanki ' yaz geldi ayrıldık tüm kütleden, sonra da buluştuk suların ortasında' gibi bir halleri var. Buz medeniyeti tüm görkemiyle ışıldarken önümüzde, aramızda birilerini görüyoruz. Buzun önünde oynayan çocuklar yani binlerce mil yüzüp buraya en büyük besin kaynakları olan Krillerle beslenmeye ve buzlar içinde oynamaya gelen üç kambur balina buzdağı ile aramızda beliriyor. Şu anda gözümüzün önünde oynuyorlar. Bir tanesi göbek yukarıda sırt üstü "hani o çok meşhur " atlamasını yapıyor. Diğeri su yüzünde sırtını eksen alıp dönüyor. Tabii insan merak ediyor ne yapıyorlar, ne hissediyorlar diye. Ben de Brezilya topraklarından gemiye katılmış ve yaklaşık beş yıldır Atlantik balinalarını ve davranışlarını inceleyen biliminsanı Greenpeace Kampanya Sorumlusu Leandra Gonzales'e soruyorum. O da bana beklediğim 'baksana oyun oynuyorlar, biri sırt üstü atlıyor diğeri su üzerinde dönüyor' cevabını veriyor. Anlamış olmalılar ki etrafta dünyalı dost insanlar, güney yarımkürede mevsimlerden yaz, güneş kendisi gösteriyor, buzlar ışıl ışıl... Ama 'Güney Okyanusu Balina Korunağı' en güvenli olması gerekirken, Japon Balıkçılık Ajansı bu bölgeye gönderdikleri Balina Avlama gemileriyle uzun yıllardır binlerce balinayı ' bilimsel araştırma' adı altında öldürüyor. Yeni hedefleri tam 1,000 mink balinası, türü tehlikede olan 50 kambur balina ve 50 uzun balina avlamak. Üstelik balina eti ticareti dışında hiçbir amacı olmayan sözde 'bilimsel' araştırmaları uğruna. Japon gemilerinin avlandığı bölge, aslında geçen yüzyılda yapılan ticari avlanmanın balina popülasyonu üzerinde yarattığı yokedici etkileri iyileştirmek için Güney Okyanusu Balina Sığınağı olarak tasarlanmıştı. Balina popülasyonundaki bu çöküşten bir çok ülke sorumlu. Birçoğu avcılığım trajik etkilerinin farkına vararak artık balina koruma alanlarını ve balina avcılığının tamamen durdurulmasını destekliyorlar. Modern bilimsel araştırmalar balinaların öldürülmesini asla gerektirmiyor. Güney Okyanusu'ndaki avcı gemileriyle yüzleşmenin dışında, balinaların bilimsel araştırma için öldürülmesine hiç gerek olmadığını da kanıtlıyoruz. "Büyük Balina Takibi araştırma programı Cook Adası Balina Araştırmaları, Opération Cétacés ve Uluslararası Hayvan Refahı Fonu (IFAW)'ndan biliminsanları işbirliğiyle gerçekleştiriliyor. Balinalar uydudan takip ediliyor, zarar verilmeden deri örnekleri alınıyor ve fotoğraf tanımlamaları gerçekleştiriliyor. Bu program sayesinde popülasyon ve beslenme alanlarının belirlenmesi için gerekli verilere ulaşıyoruz. Üstelik bir zıpkın bile ateşlenmeden!! Greenpeace bu proje ile öldürmeden de balinalar ile ilgili bilimsel çalışmalar yapılabileceğini bir kez daha anlatıyor. Greenpeace, Güney Okyanusu'ndaki balina avcılığına karşı uzun yıllardır mücadele ederek bir yandan da, Antartika gibi dünya deniz yaşamının en değerli alanlarından birinin ‘deniz rezervi' ilan edilmesi için de uğraşıyor. Dünya denizlerinin ve kaynaklarının sürdürülebilirliği, tüm denizlerin yüzde 40'ının deniz rezervi haline getirilerek süregelen tahribatın durdurulmasına bağlı. Yaklaşık 3 ay ve 17 bin deniz mili. Artık yakıtımız tükeniyor ve Avustralya'nın Tasmanya Adası'na yöneliyoruz. Dünya'yı ekvatordan bir tur dönmeye pek az kaldığını farkediyoruz. Dünyanın yirmi bir coğrafyasından otuz yedi insanin barındığı ve beraber eylediği Esperanza gemisi Hobart limanına yanaşıyor... Belki bir sonraki turuna dek... Ve de umudumuz, bu yıl Şili'de yapılacak olan IWC (International Whaling Commission) toplantısında balina avının tamamen ve sonsuza dek yasaklanarak, Güney Okyanusu canlılarının insanoğlu tarafından bir daha rahatsız edilmemesi.
Atlas Mayıs 2008, sayı 182
|
|
|
 |