|
KAZ DAĞLARI
Kötülük Üstüne…
Dünya ölçeğinde önemli bir doğal alan, nadir bir 'genetik rezerv' olan Kaz Dağları, madencilik faaliyetlerinin tehdidi altında.
|
|
Kaz Dağları etekleri, doğaseverlerin altın madenlerine karşı etkinliklerine sahne oluyor. Bahçedere köyünde de afişler boy gösteriyor.
|
|
|
On altıncı yüzyılın büyük İngiliz düşünürü Francis Bacon, kötülük ile doğaya karşı sevgisizlik arasında bağ kuruyordu. Bunun, Kaz Dağları'nı 'şu kadar altın, şu kadar para, şu kadar hisse senedi, şu kadar kâr'a indirgeyenler için bir anlam ifade etmediği açık. Ama madem 'rakamlar ve kazançlar' söz konusu, biz de başka rakamları yazalım.
|
|
Biga Yarımadası'nın yaklaşık yarısını kaplayan Kaz Dağları, bitki varlığı açısından tam bir hazine.
|
|
Yerli yabancı birçok maden şirketi, 2004'te 5177 sayılı yasa ile 3213 sayılı maden yasasının yürürlüğe girmesiyle Kaz Dağları'na üşüştü. Oysa küresel ısınma, ormansızlaşma, çölleşme gibi küresel tehditlerin bulunduğu günümüzde yaklaşık 260 bin hektarlık orman alanı başlı başlı başına bir 'değer ve önem' taşıyor. Kaz Dağları, İsviçre Alpleri'nden sonra 'dünyanın en bol oksijene sahip ikinci coğrafyası' olarak biliniyor. Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi'nden Prof. Dr. Osman Demircan, Kaz Dağları'nın her yıl 516 bin 300 ton karbondioksiti kullanarak 374 bin 400 ton oksijen ürettiğini belirtiyor. Kaz Dağları, Biga Yarımadası'nın yaklaşık yarısını kaplıyor. Yekpare koca bir kütle bu. En yüksek yeri 1774 metrelik Karataş Tepesi. Yakınlarında 1767 metreyle Babadağ, 1710 metreyle Kırklar Tepesi ve 1726 metreyle Sarıkız Tepesi yer alıyor. Bu zirveler yöresi, Türkmenler için uzun tarihten beri önemli bir yer. Erk sahipleri kurnazlıkla -ki yine Bacon, kurnazlığın 'çarpık türden bir bilgelik' olduğunu yazar- bu geniş coğrafyanın çok küçük bir alanında kazı yapacaklarını söylüyor. Doğaya zarar gelmeyeceğini, maden profesörlerini de yanlarına alarak öne sürüyorlar. Oysa Kaz Dağları bu yekpareliği, büyüklüğü, el değmemişliği, coğrafi ve biyolojik bütünlüğünü koruduğu için 'değer'. Bu nedenle küresel ölçekte bir biyolojik rezerv ve gen kaynağı. 'Genetik rezerv', günümüzde en az petrol yatakları kadar değerli ve önemli kabul ediliyor. Doğal Hayatı Koruma Vakfı'nın (WWF Türkiye) yayımladığı Türkiye'nin 122 Önemli Bitki Alanı kitabında Kaz Dağları'nın biyolojik çeşitlilik açısından önemi şöyle dile getiriliyor: 'Kaz Dağı Önemli Bitki Alanı (ÖBA), çok zengin ve nadir bitki türlerine ev sahipliği yapar. Yaklaşık 800 taksonun kayıtlı olduğu Kaz Dağı florasında 23'ü yalnızca bu dağa özgü, ülke çapında nadir en az 68 bitki yer alır. Bu özellikleriyle ÖBA, yalnız Türkiye'nin değil, tüm Avrupa kıtasının en önemli bitki alanlarından biridir.'
|
|
Sondaj çalışmaları, yol yapımı ve ağaç kesimi şimdiden Kaz Dağları eteklerinde etkisini göstermeye başladı.
|
|
Kaz Dağları, küresel ölçekte tehlike altında 1 tür, Avrupa ölçeğinde tehlike altında 35 tür bitkiye ev sahipliği yapıyor. Bunlar, imzaladığımız uluslararası anlaşmalar ve ulusal yasalarla koruma altında. Doğa Derneği'nin gerçekleştirdiği ve IUCN'nin (Dünya Doğayı Koruma Birliği) örnek göstermesiyle 40'ı aşkın ülkede uygulanmaya başlanan 'Türkiye'nin Önemli Doğa Alanları' araştırmasında da Kaz Dağları'nın önemi anlatılıyor. Yöre birçok bitki ve hayvan için küresel ölçekte önem taşıyor. Kaz Dağları, antik çağlardan beri özenle korunması gereken bir su rezervi aynı zamanda. Hem içme ve kullanma suyu, hem de termal sular açısından. Binlerce yılda oluşmuş ve hassas doğal yapısının madencilik ya da başka bir nedenle bozulmasıyla meydana gelebilecek olumsuzlukları bilim adamları şöyle özetliyor:
Ekosistem yıkılacak, pek çok canlı türü yok olacak, hassas yaşam dokusu bir daha geri gelmemecesine bozulacak.
Kuraklık artıp su havzaları, yeraltı su kaynakları kuruyacak.
Erozyon artacak, beklenmedik sel baskınları meydana gelecek.
Çanakkale Boğazı'nın alüvyonla dolması hızlanacak.
İklimde değişiklikler olacak, dengesiz mevsimler yaşanacak.
Alerji ve astımda artma olacak.
Tarım alanları azalıp mono kültürler artacak. Zeytincilik, meyvecilik, bağcılık gibi geleneksel tarım kültürleri de yok olacak.
Maden çıkarmakta kullanılan maddeler toprak, su ve havayı kirletecek.
İnsani faaliyetlerin çoğalması sonucu, doğal yaşam üzerindeki baskı daha da artacak; orman yangınları, sulak alan yıkımı gibi olumsuzluklarla karşılaşılacak.
Kaz Dağları'na kısa vadeli ve toplumsal yararı tartışmalı ekonomik çıkarlar adına yasaların arkasına saklanıp kazma vurmak, uygarlığımıza da darbe vurmaktır. Kaz Dağları, maden çıkarmak için delik deşik etmemiz gereken değil, gurur duymamız gereken bir coğrafya...
Atlas, Doğa Turizm, Buğday Derneği ve Doğa Derneği 27-29 Ekim 2007 tarihlerinde 'Kaz Dağları'na Sadakat Yolculuğu' düzenledi. Gezide Küçükkuyu'daki maden arama sahasına gidildi ve kesilen ağaçların yerine yenileri dikildi. Katılımcılar, maden arama çalışmalarına karşı çıkan diğer doğaseverlerle de buluştu ve bilgi alışverişinde bulundu.
Atlas Aralık, sayı 177
|
...
|
|
 |