|
Flamingoların yalnızlığı
Eğer İstanbul'a Afyon üzerinden dönecekseniz, artık tamamen kurumuş olan Akşehir Gölü'nü gezebilirsiniz. Tatiliniz ve geziniz sırasında halkla konuşmayı da ihmal etmeyin. Orada insanların, 'Bir zamanlar buradan su kükreyerek çıkardı' dediklerini işitecekseniz.
Bir ovayı anlatırken, bir ülkeyi, o ülkenin hassasiyetini, o ülkenin medyasını ve hatta o ülkenin gezilecek yerlerini anlatabilirsiniz.
Bir yazısı, bir doğa, çevre, medya ve aynı zamanda bir gezi yazısı olabilir. Bu yazı da öyle.
Bir haberin toplum için, ülke ya da dünya için önemli olması yeterli değildir, o haberi yayınlayacak olan gazete yazı işleri için de önemli olması gerekir.
Pek çok haber, hevesli genç muhabirin ya da tecrübeli yazarın bildirdiği pek çok haber, dış dünya ile yazı işleri arasındaki hendeğe düşmekten kendini kurtaramaz.
Medya eleştirisi
Hendek dediğim, haberin önemi birinci sayfa olduğu halde iç sayfalarda, önemi göreli az olan sayfalarda çıkmasıdır.
Konya ovasının susuz bırakıldığı haberi hiçbir zaman gazeteler tarafından birinci sayfaya taşınmadı. İstanbul ve Ankara'nın susuz kalması birinci sayfalık bir haber tabii ki, ama Konya ovasının susuz bırakılmasının, daha az önemli olduğunu kim söylüyor?
Kent soylu yazı işleri, bu haberi köylü haberi gördüğü için mi böyle değerlendiriyor acaba? Konya ovasında buğday tarlada bodur kaldı. Taban fiyat, traktör, rekolte, ananı da al git, ırgat, ter, tarla, bize uzak kavramlar. Türkiye'deki su sorununun temelinde, basının haberleri değerlendirme sorunu da olduğu için bu bir medya eleştirisi yazısı oluyor. Ama durum böyle.
Oysa Konya ovasında nerdeyse bütün göller kurudu, bütün dereler kurudu, bütün gözeler kurudu, bütün kuyular kurudu ve tabii bütün tarlalar, buğdaylar, kuşlar kurudu. Yer altı suları azaldı. Bu kurumaların önemli bir nedeni, yer altı sularının azalması. Konya Ovası'nda topraklar çöküyor, yeni obruklar meydana geliyor, nedeni, toprağın altındaki suyun bitmesi.
Bunun sorumlusunun küresel ısınma olmadığını daha önceki yazılarda söylemiş idim. Sorumluyu burada tekrar yazıyorum ve ondan cevap bekliyorum: DSİ.
Ya kalan suyu DSİ'nin elinden kurtarmalı ya da Konya ovasının (Yalnızca buranın mı sanıyorsunuz?) suyunu yok eden DSİ'yi yöneticilerin elinden kurtarmalı.
Flamingonun yalnızlığı
Yazının gezi yazısı bölümünde size şöyle bir rota verebilirim: Cihanbeyli ovasından başlayabilirsiniz, Kulu Gölü'nden. Bu gölün sadece bir parçasında su var, gölün yüzde beşinden söz ediyorum. Kuşlar buraya toplanmış, flamingolar, kılıç gagalar.
Sonra Eskil'e geçersiniz. Tuz Gölü'nün güney batısına. Tuz Gölü'nün kuruduğunu göreceksiniz bir de bütün yörede kalmış tek gözeyi. Bu gözede bir zamanlar kervanlar konaklardı. Burada Tuz Gölü'nün kurumuş arazisinde dolaşabilirsiniz.
Geziye devam edelim. Eskil'den Eşmekaya'ya, yani bir damla su bile tutmamış baraja gidebilirsiniz. Oradan meşhur Obruk Yaylası'nın içinden geçen ve Karapınar'a uzanan 50 kilometrelik bir yol vardır. Burada Meke'nin son halini, ölmeden önceki son halini göreceksiniz. Karapınar civarında çölleşmeye tanık olacaksınız.
Buradan Hotamış'a, oradan da Karaman Ovası'nı boydan boya geçip Karadağ eteklerine ya da Çumra'ya ulaşabilirsiniz. Tatilinizin ya da gezinizin dramatik sahneleri burada biraz daha zenginleşecektir. Çumra Ovası, Obruk Yaylası'nın devamıdır. Orada, muazzam kanallarını göreceksiniz. Sanki Urartulardan, Hititler'den kalma kanallardır bunlar. Bu kanallara da hiçbir zaman su gelmemiştir. Belirtmeye gerek yok ki, diğer bölgelerde kanallarda hiç su kalmadığını göreceksiniz. Ama buradakiler, en muazzam kanallar ve hiçbir zaman su yüzü görmemiş.
Eğer İstanbul'a Afyon üzerinden dönecekseniz, artık tamamen kurumuş olan Akşehir Gölü'nü gezebilirsiniz.
Tatiliniz ve geziniz sırasında halkla konuşmayı da ihmal etmeyin. Orada insanların, 'Bir zamanlar buradan su kükreyerek çıkardı' dediklerini işitecekseniz. 'Obruk gölleri fokur fokur kaynardı.'
Nerede şimdi bu su, nerede kuşlar, nerede, başaklar, nerede, nerede, neredeyiz?
Özcan Yüksek / Referans Gazetesi, 25.08.2007
|
...
Bu konuda diğer yazılar... |
|
·
|
Esmer Hurafe: Gece esmerdir. Konuşur. Gece konuşmalarına, gece hikâyelerine eski Araplar bu yüzden esmer demişlerdir. Esmer öyküler, beyaz öykülerden farklı olarak inanılması güç olanlardır. (25.04.0008)
|
|
·
|
Sarıkeçililer, Sarı Evlere!: (15.04.0008)
|
|
·
|
Barış : (14.04.0008)
|
|
·
|
The Sun-Headed Men: (08.04.0008)
|
|
·
|
Öğret Bana: Atlas geçen yıl nisan ayında on beşinci yaşına girmişti, bu sayıda 15 yılı geride bıraktı, on altıncı yılından gün aldı. Biz hâlâ buradayız. Siz de buradasınız. Aynı ormanın içinde. Ne güzel! (26.03.0008)
|
|
·
|
Uçan halı hayalinin gerçek olduğu mekân: Binbir Gece Masalları'nın sır coğrafyalarından birinden dönüşte, uçan halım Dubai'de aktarma yapacaktı. Serendip Adası'ndan geliyordum, Adem'in cennetten indiği yeryüzündeki cennetten. (25.03.0008)
|
|
·
|
Altdünya Düşleri: (16.02.0008)
|
|
·
|
Örtüsüz nedenler örtülü sonuçlar: (04.02.0008)
|
|
·
|
Türban, Firavun ve Modern: (21.01.0008)
|
|
·
|
Define: Gecenin tegannisi nefes nefes nefestir. Görünmeyenlerin kaş göz işaretleri öyküler anlatır sana. Devran eden yıldızlarla sabahlarsın. Sanki yıldızlar birikir, gündüz olur. Oysa rüyada ne sabah vardır ne akşam. Her şey aynıdır. (14.01.0008)
|
|
·
|
Gölge: Gece dünyanın gölgesidir. Kimse kendi karanlığından kaçamaz. Ve kimse kendi gölgesinden, öteki kendisinden, belki de asıl kendisinden kaçamaz. Çünkü onlarsız olamayacağına göre, aşk ve korku, gölgeler dünyasına aittir. (17.12.0007)
|
|
·
|
Bin Bir: Bir gün daha geçer. Düşmanın ömrü gibi. Bir gün daha ve akşam olur. (26.11.0007)
|
|
·
|
Hızlı Öpücük: (21.11.0007)
|
|
·
|
İbrahim yeniden yürüyecek mi: Bütün dünya nüfusunun yarısına yakının inandığı dinin temelini oluşturan Hz İbrahim, yürüdüğü coğrafyada yeniden insanlığın etkileyebilecek mi? Musevilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık, birer çatışma bahanesi olmaktan çıkacak mı? (10.11.0007)
|
|
·
|
Kaz Dağı'nda 150 milyon dolar için 450 milyon dolar yakılıyor: Altın yumurtlayan tavuğu kesersen, içinde altın olmadığını görürsün. Yalnızca altın liralar sayılmaz, zeytin taneleri de sayılır, ormandaki ağaçlar a sayılır, siyanür şişeleri, zeytin toplayıcıları, satıcıları, alıcıları da sayılır. (04.11.0007)
|
|
·
|
Dersimiz Nedir?: Ermeniler, Rumlar, Yahudiler, Sünniler, Şiiler, ateistler, sufiler, Bektaşiler, Şamanlar, Aleviler. Hepimiz duygusu önemli. Hepimiz. Özne, hepimiz olmalı. Hepimiz, nokta nokta... (26.10.0007)
|
|
·
|
Günah Keçisi: Suçlarımızı ve acılarımızı, bizim yerimize taşıyacak başka bir varlığa ya da nesneye aktarabilseydik keşke. Yaban akıl bunu başarabilirdi. Biz uygarlar, suçlarımız ve acılarımızla yaşamaya mahkûmuz. Yaban ve günahsız mı, yoksa uygar ama günahkâr ve acılar içinde olmak mı tercih edilmeli acaba? (26.10.0007)
|
|
·
|
SESSİZCE DÖN: İç İçe Zamanlar: Özcan Yüksek'in yazdığı Sessizce Dön, Doğan Kitap'tan çıktı. Mevlana'nın Anadolu'ya göç yolunu tekrar aşan Yüksek, bu uzun güzergâhın deneyimini okurlarla paylaşıyor. Kitapta Mevlana'nın zamanı ve bizim zamanımız iç içe geçiyor, büyük düşünür kimlik ve özgürlük sorunu hakkında günümüze bir şeyler söylüyor. Yüksek'le Sessizce Dön'ü konuştuk. (25.10.0007)
|
|
·
|
Güneşin Çalgıcıları: Rüzgâr ve mısır tarlaları tatlı, uğultulu bir şarkı çalıyordu. Meksika'nın uzak, küçük bir dağ kasabasının, adı Kuetzalan olan kasabasının yakınındaydım. (20.08.0007)
|
|
·
|
Çapariz: Marmaray kazılarından, İstanbul şehrinin bilinçaltı ortaya çıktı. İlk İstanbul, ilk metropol, dünyanın ilk, en büyük limanı bulundu. (29.06.0007)
|
|
·
|
Dünya Döndü!: Kule tıhuu uuu, yani uzuuun, çok uzun zaman önce. (27.06.0007)
|
|
·
|
İlk İstanbul'a sahip çıkacak mıyız: İstanbul'u, İstanbul'u yok ederek mi geliştireceğiz? O zaman İstanbul’a niye geldik ki? Bir yerden bir yere gitmek önemli. Bir yerden bir yere gitmek İstanbul'da bir cehennem. Ama bir yerden bir yere gitmek için İstanbul'u yok etmek mi gerekiyor? (25.06.0007)
|
|
·
|
Bumerangın Dönüşü: Coğrafya kitapları üstünde pek durmaz, dünyamızın iki kıtasında büyük bir temizlik yaşanmış ve beyaz tenliler oralarda kendi uygarlıklarını kurmuşlardır. Şöyle bir soru gelse sınavda örneğin: Hangi iki kıtadır bunlar, isimlerini yazınız? (29.05.0007)
|
|
·
|
Mevlana, dünyanın yeni zihnini sarsıyor: Mevlana'nın dünya yılı için İstanbul'a gelen dünya insanlarını The Marmara'da iki gün boyunca Mevlana'yı konuştu. Mini eteklisinden başörtülüsüne kadar toplantıya katılan insanlar 'ne olursan ol gel' sözüne istinaden gelmiş gibiydiler. (13.05.0007)
|
|
·
|
Keşfetmenin ruh çözümlemesi: Atlas dergisinin 15. yılı için özel bir sayı hazırlarken, en başından beri bu dergide olan biri olarak, ister istemez, en çok şu soruyu soruyordum kendime: Nasıl bir dergi Atlas? (29.04.0007)
|
|
|
 |