Bilirkişi heyeti, Loç'a yapılacak olan
hidroelektrik santraliyle ilgili hazırlanan ÇED raporunda çevresel ve
bilimsel anlamda bir takım eksikliklerin mevcut olduğu, yeterli derecede
açıklık getirilmediği görüşünde olduğunu ortaya koydu. Doç. Dr. Ferhat
Gökbulak, Doç. Dr. İbrahim yüksel ve Yrd. Doç. Dr. Kenan Tunç'tan oluşan
bilirkişi heyeti, hazırladığı raporda projedeki olumsuzlukları özetle
şöyle sıraladı:
'1- Proje milli park alanına dahil olmayan bir
alanda planlanmasına karşılık, milli park ile aynı havza içerisinde yer
almasından dolayı projenin gerçekleştirilerek işletmeye açılması halinde
havza ekosistemi bütünlüğü açısından uzun dönemde ekosistem bütünlüğüne
zarar verecek niteliktedir. Bu nedenle, bu projenin yeri için milli
parkında içinde bulunduğu bu havzada, ekosistem bütünlüğüne zarar
vermeyecek başka alternatif alanların da değerlendirilmesi,
2-
Regülatör arkasında oluşacak göl rezervuarı alanı havzasının toplam
alanına oranla milli park alanının iklimini değiştirecek özellikte ve
büyüklükte olacağı nihai ÇED raporunda ileri sürülse de, regülatör
sahasının karstik yapı özeliğinde olması sebebiyle göl tabanında ve
şevlerinde oluşacak çatlaklıklardan ve yine göl yüzeyinden buharlaşma
yoluyla meydana gelecek su kaybının yanında küresel ısınmanın da bir
sonucu olarak yine göl yüzeyinden buharlaşma ile su kayıplarını
artıracağı, bununda nihai ÇED raporunda öngörülen cansuyu miktarını da
etkileyeceği,
3- Söz konusu projede sadece yıllık akım verilerine
dayanan Tennant metodu uygulanmış olup, diğer alternatif metotlar
denenmemiştir. Sudaki canlı hayatı sürekliliğini sağlamak için Tennant
yöntemi de dahil olmak üzere alternatif metotlar içerisinde en yüksek
cansuyunu veren metot seçilmeli ve altı aylık dönem yerine aylık bazda
en kritik aylık ortalama değer dikkate alınarak cansuyunun tespit
edilmesi gerekirdi,
4- Proje nedeniyle iletim borularının döşeneceği
güzergahta orman amenajmanı planına göre 10 bin adet ağacın kesileceği
projenin nihai ÇED raporunda belirtilmekle birlikte yine aynı sahadaki
çalış ve otsu bitkilerde tamamen zarar görecektir. Ayrıca, regülatör
arkasına oluşacak gölün sahası içerisinde de pek çok ağaç, çalı ve otsu
bitki su altında kalacaktır. Bu durum proje sahasında bitki çeşitliliğin
azalmasına ve hidrolojik çevrimin olumsuz etkilenmesine ve sonuçta
sulak alanların zarar görmesine sebep olacağı,
5- Söz konusu nihai
ÇED raporunda özellikle sucul ve karasal fauna tespitlerine yönelik
çalışmalar üç ay gibi kısa bir dönemi kapsamış olması sebebiyle sucul ve
karasal fauna tespitine yönelik yapılan fauna çalışmalarının yetersiz
olduğu,
6- ÇED raporunda Türkiye'nin de taraf olduğu BİO çeşitlilik, Avrupa Peyzaj ve Ramsar sözleşmelerinin dikkate alınmadığı,
7-
Nihai ÇED raporunda birbiriyle çelişen bazı rakamsal hataların
yapıldığı tespit edilmiş olup, raporda cansuyu hem sabit debiler olarak,
hem de yüzdelik olarak verilmiştir. Halbuki cansuyunun ya sabit debi
olarak veya ilgili akarsuyun günlük, aylık ve yıllık ortalama akım
değerlerine göre yüzde olarak verilmiş olması gerekir. Bu hataların
hesaplamaların sonucunu etkileyeceği,
8- Su kalitesi açısından belli
bir yükseklikteki bağlama (regülatör) yapısı üzerinden suyun düşmesi
neticesinde sudaki çözünmüş oksijen ve PH değerlerinin etkilenmeyeceği,
bununla birlikte sediment ile taşınan besin maddelerinin sediment ile
birlikte regülatör arkasındaki göl tabanına çökeleceğinden sudaki canlı
hayat için önemli olan besin maddesi miktarlarının hem azalacağı hem de
kalitesinin düşeceği kanaatindeyiz.'
Kaynak: http://www.locvadisi.com/ (24.09.2010)