|
Bu taht fısıltı tahtı mı? Yoksa hakikatin mi? Bu emek ellerinden mi? Yoksa su mu akıyor? Söyleyen sen misin? Yoksa bir kuş mu öttü? Bu nefesi sen mi verdin? Yoksa biz mi alıyoruz?
İnsanın doğadaki birliği reddetmesi. Bizler, doğanın birliğine yeniden hizmet edene kadar dünyanın birbirinden kopuk sandığımız sorunlarını asla çözemeyeceğiz ve haklı olanı koruyamayacağız. Tam tersine, adalet dağıtmak isterken, sorunu dünyanın başka bölgelerine sıçratacağız. Çünkü hak parçalanmaz, birdir. Küresel ısınma birey, toplum ve diğer tüm varlıkların birbirinden kopuşunun en açık ifadelerinden biri. Tıpkı buharlaşırken parçalanan su molekülleri gibi, yaşamı besleyen doğal kaynaklar da birbirinden kopmakta. Isınma, bir hastanın ateşinin yükselmesini hatırlatırcasına, insanın harekete geçme zamanının geldiğini işaret etmekte. Öyleyse gerçeği kabul etmeliyiz. Dünyanın artık doğadan ve toplumdan aldığını kendi iradesiyle geri veren ve böylece doğanın birliğine katılan bireylere ihtiyacı var. Bu çok temel ihtiyaç, dünyanın kendi kendini patlatabilecek kadar ısındığı bir çağda felsefi bir tercih değil, tüm insanlık için yaşamsal bir zorunluluk haline geldi. Çünkü insanın yaşamı yok ettiği bir dünyada, insanlığa yer kalmayacak. Bu değişimi sağlayacak kültür, yeni bir siyasi ideoloji olarak değil, kendini sürekli yenileme eğiliminde olan bir hayat bilgisi olarak algılanmalıdır. Bu bilgi, doğanın anatomisinde ve işleyişinde 'doğa dili'yle kayıtlıdır. Bugün, unuttuğumuz anadilimize, 'doğa dili'ne geri dönmenin zamanı gelmiştir. İnsan, kelimeleri okuyabildiği gibi sesleri, duruşları, bakışları, renkleri, coğrafyayı, hisleri ve sessizliği de okuyabilir. Gerçek olduğunu bilip de kelimelere sığdıramadığımız her şey doğa dilinde yazılmış birer kitaptır: Sevgi, hoşgörü, acı, suyun döngüsü, bir nehir, bir kuş ve diğerleri. Eğer tüm bunları doğa diliyle algılıyorsanız, incitemezseniz. Böylece her şeyin birliğine katılmış olursunuz. Çünkü doğa dilinin yayılma alanı, alışılanın tersine, yalnızca bireysel akıl değil, aynı zamanda toplumsal vicdandır. Doğa dili, bizleri kelimelerin sığ ve doğrusal dünyasından kurtararak gerçek yaşamın derin ve döngüsel dünyasıyla buluşturacaktır. Güven Eken / Atlas Şubat 2008, sayı 179 |















