Koudelka, Pera Müzesi'ne ilk kez, iki yıl önceki Henri Cartier-Bresson Sergisi'nin açılışında gelmişti. Magnum Fotoğraf Ajansı'nın 2004'te ölen kurucusu Bresson, onun yakın arkadaşıydı. Koudelka'nın bu sürpriz ziyaretinin neden duyurulmadığını ise ertesi sabah kaldığı otelde bulunca anladım. 'Buraya Henri Cartier'nin sergisi için geldim. Kendi adıma bir şey yapmam onun anısına saygısızlık olur' demişti. Konuşmak istemedi. Dostça davrandı ama fotoğrafını da çektirmedi. Bu tavır, Koudelka'yı ve çalışmalarını takip edenler için şaşırtıcı değil. İçe dönüklüğüyle bilinen –ve gerçekte hiç de öyle olmayan– fotoğrafçının, Magnum'un sitesinde bile yüzünün göründüğü bir fotoğrafı yok. Pera Müzesi, Koudelka'ya onun 50 yılının ancak sığacağı üç katı sergiye ayırabilmek, bense onunla konuşabilmek için iki sene bekledim. Koudelka İstanbul'a açılıştan üç hafta önce geldi ve bu sürede sadece fotoğrafların sergi salonundaki yerleşimiyle ilgilendi. Bu sergiyi Türkiye'de görebildiğimiz için çok şanslıyız. Çünkü hayatı boyunca üreten, sadece fotoğraf çekerek yaşayan Koudelka, bu üretimle kıyaslandığında çok az fotoğrafını gün yüzüne çıkarıyor. Sadece kendi istediği şeyleri çekiyor, o şeyler Exils (Sürgünler) projesinde olduğu gibi kimi zaman 26 yıl sürüyor. Çağımızda, sadece ve sadece kendi istediğini çeken, sipariş iş kabul etmeyen (buna Magnum'un önerdiği işler de dahil) ve kafasındakinin peşinde çeyrek asır koşarak hayatta kalmayı başaran bir fotoğrafçı tipi yok. Çek fotoğrafçıya sorduğum ilk soru da bununla ilgiliydi: 'Sadece kendisi için üreterek yaşamanın yarattığı zorluklar ve bunun için nasıl bir bedel ödediği.' 'Hiçbir bedel ödemedim' diye cevapladı, 'bu şekilde yani istediğim gibi yaşamasaydım işte o zaman bedel ödemek zorunda kalırdım'. Kısa ifadelerle, yazılı olarak verdiği diğer tüm cevaplar onu bu kadar iyi özetleyemez. Serginin açılışından bir gün önce, basın toplantısından sonra bir araya geldiğimizde ona tek şey sordum: 'Fotoğrafını çekebilir miyim?' Arkasında, doğadayken gecelediği mekânı, yediği yemeği, yatağını ve kol saatini fotoğrafladığı dört karenin olmasını istedim. Kabul etti. Ve fotoğraf makinemi kaldırdığım anda arkamdaki diğer fotoğrafçılar da harekete geçti. Josef de aynı anda cebindeki Leica'sını çıkararak bana doğru yöneltti. Ertesi gün, fotoğrafımızı çekip çekmediğini sordum. 'Bilmiyorum' dedi. Koudelka, son yedi yıldır hiç fotoğraf satmadığı gibi bu yıl içinde Atina Benaki Müzesi'nde kariyerinin son sergisini açmayı düşünüyor. Pera Müzesi'nde 13 Nisan 2008'e kadar izlenebilecek derleme, onun son 'retrospektif' sergisi.
|















