Masalatlas sayfalarını yayımlamaya başladığımızda, okurlarımızın katkılarını beklediğimizi söylemiştik. Sevgi Şenol Pehlivan, Ardanuç ilçesini eksen alarak Artvin yöresi ağzından yaptığı derlemeleri, Artvin-Ardanuç Ağzından Derlemeler, (İnceleme, Derlemeler, Sözlük) başlığı altında kitaplaştırmış. Sevgi Şenol'un bize ilettiği çalışmasından bir seçki sunuyoruz. Artvin ağzında, Türkçenin ünlü ve ünsüz değişimleri kitapta incelenmiş. Biz, yalnızca seçtiğimiz parçalarda "anlaşılmayacağını" düşündüğümüz sözcüklerin (yazarın izniyle) karşılığını vermekle yetiniyoruz. Masalatlas'ın daha çok zenginleşmesi için katkılarınızı bekliyoruz.
Arli arından korhar, arsuz da sanar ki benden korhiyer: Namuslu, saygın kişi, saygınlığını yitirmemek için, haklı da olsa arsız kişiye bulaşmak istemez. Arsız kişi onun kendisinden korktuğunu sanır. Aşuh (âşık) gezgan (gezegen) olur, dertli söylagan (söylegen): Halk ozanları, diyardan diyara gezerek, duygularını sazla dile getirirler. Dertli kişi de, derdini anlatarak, içini dökerek rahatlamaya çalışır.
Bahar güneşi gelinıma, guz (güz) guneşi kızıma: Bahar ve yaz güneşi cildi çabuk yakar, esmerleştirir. Güz güneşi ise fazla etkili olmaz. Kızların beyaz tenli olması yöremizde beğenilen bir nitelik olduğundan anneler kızlarının yaz güneşinden yanmalarını istemezler. Ayrıca baharda işler daha çok olduğundan anneler, kızlarına kıyamazlar. Bizim gelin hali (halı) geturur, gendi serar, (kendi serer) gendi oturur: Şaşkın ev sahibi, konuklarını değil de kendini ağırlar. Dünya kadar malın olacağın, zerre kadar ihbalın (şans, talih) olsun: Varlıklı olup şanssız olmaktansa, yoksul olup şanslı olmak iyidir. Fukareya (fukaraya) taş yohuşta yerişur (yokuşta yetişir): Şanssız, yoksul kişinin işi hep ters gider. Gelin, kaynana toprağından yaradılmiştur: Gelinle kaynananın huyları birbirine benzer. Hırhız (hırsız) hırhızdan çalar, Allah'ın güleceği gelur: Haksız kazanç, aynı yoldan geri çıkar. Kahvenın da yuzi karadur ama yuz ağardur: Önemli olan dış görünüş değil, niteliktir. Kızım seni, gelinim seni, beşiğin dibunda sinarım seni: Genç kızların, çocuksuz kadınların temiz ve düzenli olmaları kolaydır. Ancak çocuk sahibi olduklarında onlar da düzenlerini sürdüremezler. Muhtar muhtar olmaz, koy (köy) muhtar olacah: Köyde birlik beraberlik, katılım olmazsa muhtarın çabası bir işe yaramaz. Olisi (ölüsü) olan bir gun, delisi olan her gun ağlar: Yakınlarınızdan biri ölse, birkaç gün ağlarsınız, sonra acınız küllenir. Ama yakınlarınızdan biri deli olsa, bu durum hep gözünüzün önünde olur derdiniz her gün tazelenir. Gozala (güzele) goz (göz) ağrisi bila yahişur: Güzel ne giyerse giysin yakışır. Tağda (dağda) okuz, dugunda kız saraflanmaz: Dağdaki (yayladaki) öküz besili olur, alacak olan kişiyi yanıltır. Düğündeki kız da süslü, güzel giyimli olacağından, beğenen kişi yanılabilir. Taş taşi, laf taşima: Laf taşımak, insan ilişkilerinde en büyük ahlak zayıflığıdır. Yetim demiş "Ben gülarım", Allah demiş "Ben nerdayım!..": Yoksulun işleri hep ters gider, sıkıntı çeker, yüzü gülmez. Ağa diya diya maldan, yiğit diya diya candan edarlar: Eloğlu insanı ağa, yiğit diyerek pohpohlar. Bundan hoşlanan kimse de ya malından ya da canından olur. Eva lazım olan camiya haramdur: Bir kimsenin kendisine ve benimsediği yere gerekli olan şeyi, başkasına vermesi doğru değildir. İşin yohuş (yokuş) tut da eniş (iniş) gelursa ihbala (şansa): Başladığın işin güç olacağını, zorluklarını düşünerek önlemini al. Engel çıkmazsa o da senin şansına. Kurdun adi (adı) çıhar, tilki dünyayi yıhar: Öyle sinsi, kurnaz kimseler vardır ki, adı kötüye çıkmış kimselerden daha tehlikelidir. |


















