|
|
|
|
|
Köle
Hepimiz, kendi korkularımızın kölesiyiz aslında...
|
|
Zanzibar'da köle ticaretinin anısına yapılmış yontu.
|
|
|
Beni Zanzibar Adası'na, Pemba Adası'na, onların yakınındaki diğer küçük adalara götüren ahşap, köhne, yelkenli tekne, rüzgâra güvenerek yol alırken oralarda bekleyen hayaletlerden nasıl haberim olabilirdi ki? Oysa yağmur ormanının ortasında bir süre yaşamak, sırtındaki ateş rengi tüyleriyle daldan dala alev topu gibi uçan maymunlarla dostluklar kurmayı tasarlıyordum. İlk olarak ayak bastığım Zanzibar'ın, çok değil bir asır öncesine değin bir köle adası olduğunu biliyordum. Lakin, adaya çıkınca öğreneceğim köle ticaretinin ayrıntılarından haberdar değildim. Afrika'nın ortasından toplanıp kıyıya ve Zanzibar'a getirilinceye değin her on köleden dokuzunun yolda öldüğünden de haberdar değildim. Ayrıca odadaki açık artırmada satılan kölelerin birkaç dolarlık fiyatı olduğunu öğrenince, kafamdaki değer kuramı da altüst olmuştu. Sonra bir rehber beni, Zanzibar'ın dar sokaklarında dolaştırdı ve her sokakta ayrı bir hayalet öyküsü anlattı. Bu öykülerden bir tanesinde Bi Kirimbve adlı bir hayalet kadından söz ediliyordu. Bütün gücünü atalarından alan bir kadın, istediğinde bir hayvana, maymuna ya da uçan tilkiye, kuşa dönüşen bir kadın. Pemba'da uçan tilkiler de yaşıyordu, hiçbir yerde benzeri olmayan kertenkeleler de yaşıyordu. Halk, bu hayvanları Bi Kirimbve'ye benzetiyordu. Bütün bu adalardaki hayalet öyküleri, belki de kölelerin ruhlarının intikam dönüşleriydi. Dahası, kölelik kaldırılana değin, şöyle bir geleneğin varlığını da işitmiş idim: Çoğunlukla adaların en zengin kişisi olan köle sahipleri, bir konak inşa ettirdiğinde, evin temeline köleleri canlı canlı gömüyorlardı. Hele bir tanesi vardı ki, son büyük köle sahibiydi, ismi yazık ki aklımdan çıkmış ama yaptırdığı malikane, kaldığım otelin sokağında idi; bu köle taciri 40 köleyi bu konağın temeline canlı gömmüştü. Bu hayaletler, belki de o kölelerin ruhlarıydı ve adada kimsede huzur bırakmıyordu. Hepimiz, kendi korkularımızın kölesiyiz aslında...
Özcan Yüksek / Atlas Nisan 2009
|
|
|
 |
|