|
|
|
|
|
Kuş Oldum
Adım atan kardeş oldum, deniz yutan kardeş oldum, bir kuşluk vakti Karakuçuk Dağları'na kondum, oradan Kazgurt Dağları'na gittim, oradan Seyhun'u geçtim, sonra Ceyhun'u aştım, oradan da geri döndüm.
Gezgine büründüm, eskiye göründüm. Leylek öttü. Zaman öttü. Demek istediğim zaman öteledi. Zaman öteye geçti, ben öteye geçtim. Kuşları susuz bırakan bu ülkenin şimdiki yaşayanlarının ataları, kuş donuna girer, atmacaya bürünür veyahut da leylek olur veya tuğrul olur veya gökçe güvercine bürünürdü. Kuş, Tanrının elçisiydi. Bir masalda şöyle denirdi: Bir oğlan yazı öğreniyormuş, bir kuş gelmiş, başına konmuş, oğlana han olacağını söylemiş. Oğlan sonradan han olmuş. Kuş, öğreticidir, bilgelik müjdecisidir. Kuşlar nehirlerde yaşar, İrtiş'te, Tigris'te veya Dicle'de. Büyük İrtiş Irmağı'nın Türklerin Tanrısı olduğunu yazar eski kaynaklar. Irmaklar kutludur. Hakanlar, Kem ve Yenisey ırmaklarının hakanıydı. İki vadi arasından akan derelere öz denirdi. Veyahut da dağ özü. Şimdilerde Dicle Nehri'ni yok etmek istiyor Türkler. Adım atan kardeş oldum ve Hasankeyf'e gittim, bir kuş kondu başıma. Nuh Tufanı'nı anlattı bana. Açgözlülüğü, hırsı. Dünyayı yok etmek isteyenler ile bir süre sonra onlara benzeyen lakin dünyayı kurtardığını söyleyenler arasındaki hırsı anlattı. Kudatgu Bilig ozanı şunu söyledi: Saçım boldı sunkur tüsi-teg, saçım sungur tüyü gibi oldu, kugu kondu başka, yetildi yaşım, kuşu başıma kondu yatış yetti. Eski Türklerin ruhu, sungur kuğuydu. Yeni Türklerin ruhu?
|
|
Kubad Abad Sarayı kalıntılarından Selçuklu çinisi.
|
|
İbrahim Divarcı
Karatay Müzesi
|
Özcan Yüksek / Atlas Haziran 2008, sayı 183
|
|
|
 |
|