|
İSTANBUL'UN SUYU
Sağı, solu, göğü ve toprağı suyla çevrili İstanbul'un su problemi hiçbir zaman bitmedi.
Günümüzden 80 yıl öncesine gidiyoruz ve yine aynı problem çıkıyor karşımıza. Şehrmaneti (belediye teşkilatı) 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren sürekli olarak yeniden yapılanan İstanbul, yetmezmiş gibi İngiliz ve Fransız işgali altında... Resimli Gazete'nin 27 Eylül 1340 (1922) tarihli kapak haberinde Emanet'e (belediye) açık, işgalcilere olabildiğince üstü örtülü göndermeler var. `İstanbul'un Kadıköy, Üsküdar semtleri birkaç haftadır Kerbela'ya döndü. Su kumpanyası senelerden beri bakılmayan bendlerine sudan bir tamiri bile yaptırmadı. Eğer ecdadın çeşmeleri yıkılmamış ve eski zaman sunakları ortadan kalkmamış olsaydı, su yüzünden tatlı su Frenklerine muhannet olmazdık. Ekmeğine her hafta bir kuruş zam edilen şehrimizin artık suları da çekilmiyor. Sifahat ve sefalet şehri projesiyle meşgul olan mantığın kulakları çınlasın. Biz bu resmi derc ederken (yayınlarken) düşünüyoruz ki, asri ve medeni su kampanyalarına işi gördürülmeyen bu memlekette. Emanet, hiç olmazsa eski zamandan saka ezfelini (topluluğunu) ihya edebilse en büyük bir hizmet görmüş olurdu.'
Mübadele Hatırası
Milli Mücadele'nin başarıya ulaşacağından artık hiç kimsenin şüphesi yok. Resimli Gazete'nin bu sayısından 10 gün önce Mudanya Ateşkes Antlaşması yürürlüğe girmiş, 5 gün önce ise Refet (Bele) Paşa yanandaki 100 jandarmayla İstanbul'a girmiş. Her şey çok yeni ama eski bir şeyler de devam ediyor. Lord Curzon'un 1919'da Kurtuluş Savaşı henüz başlarken, Doğu Trakya'daki Türklerle Batı Anadolu'daki Rumların mübadele edilmesi gerektiği yolundaki muhtırası ile başlayan göç, savaşın verdiği ivmeyle devam ediyor. Her şey bittiğinde 850 bin Rum Anadolu'dan Yunanistan'a ve 400 bin Türk de Yunanistan'dan Türkiye'ye göçmüş olacak. Bir gün önce yağmur yağmış ve İstanbul'u sel basmıştır. Mübadele, gazeteye sel benzetmesiyle yansıyor. Tabii ki savaşın tatile gönderdiği aklıselimden yoksun bir algıyla: `Gelen sel geceki yağmurlardan muttasıldı (ortaya çıkmıştı), giden sel ise mübadeleye tabi olup Türklerin emsalsiz müsaadekârlığı içinde her zamanki gibi sığınmak için İstanbul'un köşesine bucağına saklanarak toplanan ve sürü halinde sevk edilen Rumlara aittir...' 25 Ekim 1340 (1922)
|
|