ATLAS LOGO
Mart 2010
DOĞA
MACERA
ARKEOLOJİ
DÜNYA
KÜLTÜR
GEZİ
ATLAS'TAN
ATLAS'ÇILAR
 
FORUMLAR
* 15. YIL
* Sıfır Yok Oluş
* Ziyaretçi Defteri
* Küresel Isınma
* Ormansızlaşma!
* İnsan Gücüyle
* Sarıkeçililer Yürümeli
HAKAN öGE

Giriş yap
Kullanıcı adınız:
Şifreniz:
Üye olmak için tıklayınız

Atlasdan ’ Editorden 
Sarıkeçililer, Sarı Evlere!

Sonbahar gelmiş ve kışlaklara doğru göç başlamış. Deli lakaplı Bekir Bacak ve Razaman Bacak'ın, Akış Mehmet'in ve Pehlivan Mehmet'in katarları bir sıra olmuş. Tüm yükleri ve yaz boyunca ürettikleri yağ, peynir develerin sırtında. Katarın başını Pehlivan Mehmet'in karısı Emine çekiyor.
Fatih Pınar
(Atlas Şubat 1999, sayı 71)

Eğer, develeri ve keçileriyle bin yıldır yürüyen insanların yürümesini yasaklayacaksak bunu başka yasaklarla tamamlamak gerekecektir.
Örneğin, Urfa Sıra Geceleri'nde türkü söylemek de yasaklanmalıdır, özellikle de 'Hele ninnoh olasan Allahından bulasan' türküsü.
Yörüklerin çadırlarda yaşamaları da yasaklanmalıdır. Onları uygar insanlar gibi apartman dairelerinde yaşarken görmek, muasır medeniyet seviyemizin ortalamasının yükselmesi bakımından önemli olacaktır.
Uzun hava söylemek de yasaklanmalıdır. Zaten ne mutlu ki bize, uzun zamandır radyolarda uzun hava çalınmıyor. 'Ben bu dertten ölürsem, ölürsem aney, yar yaaaaaaaaaar' türküsü, Sarıkeçililerin yürüyüşü gibi yasaklanmalıdır. Özellikle dağlarla ilgili türküler, bu vatandaşlarımızı artık bırakmaları, unutmaları gereken zamanlara çağırdığı, yoldan çıkardığı için susturulmalıdır. Örneğin, 'dağlar duman böyle, geçti zaman böyle, yar benden umut kesmiş, halım yaban böyle' türküsü. Haksız mıyım?

Withyellowgoats

Sarıkeçililere de bundan böyle, sarı apartmanlılar, sarı otomobilliler veya illa ismimizi değiştirmeyiz diyorlarsa eğer, withyellowgoats denilmelidir. Bu konuda kendi isim önerilerine de açık olmak demokrasi kültürümüz ve Avrupa Birliği eşiğinde sabırsızca bekleşen milletimiz açısından yerinde olacaktır.

Microsoft 'spell check'inde bile çıkmayan Sarıkeçililerin develerini satmaları, satın alanların da develeri bir an önce kesmeleri, devesiz, medeni, otomobil sporu bakımından ilerlemiş, araç trafiği bakımından en üst seviyede, cümleyi şöyle toparlayayım ki, Türkiye Cumhuriyeti Karayolları bakımından gurur tablosu sunan ülkemizin önünde son engeldir.

Bu ülkenin bugünkü sahipleri tabii ki de onlar yürüdükleri için buradalar. Ama artık yürüme zamanı değil, dağda bayırda yürüme devri geçti. Yürüyen merdiven çağında, yürümek kadar medeniyetin uzağında ne olabilir ki? Sarıkeçililer yürüdü diye bugün Türkiye ismi var, Türkler Avrupa kapısına kadar geldi, evet bunları doğru söylüyorsunuz, bunları tekrarlamanın bir yararı yok ama artık durma, oturma, düşünme, leylak boyalı odalarımızda bilgisayarı açma zamanıdır.

Bu Sarıkeçililer de nereden çıktı? Türkiye'nin bir sürü önemli problemi varken, develer ve keçilerle mi uğraşacağız diyenler vardır, onlara hak vermemek elde değil. Sarıkeçililerle ilgili haberi Atlas'ın son sayısında okudum. Şöyle diyor haber:

'Bugüne ulaşan son göçerlerden Sarıkeçililer; binlerce yıldır göçerek yaşıyorlar, binlerce yılın geleneklerini, bilgilerini taşıyorlar. Ama devlet, bu bilgilerin, görgülerin yok olmasını engellemek amacıyla onları koruyup destekleyeceğine tam tersine yollarını kesti; yerleşik hayata geçmeleri için baskıyı artırdı.'

Zorla yerleşik

Aynı haberden öğrendiğimiz kadarıyla Anadolu'nun unutulmaya yüz tutan masallarını yaşatmak için yürütülen Kayıp Masallar projesi bağlamında konu bir kez daha gündeme gelmiş. 'Kayıp Masallar' projesi Atlas ve Buğday Derneği ortaklığında, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Coca Cola 'Hayata Artı' Gençlik Programı desteğinde gerçekleşiyormuş. Proje kapsamında ilk olarak üç kişilik ekip bir ay boyunca Anadolu'nun çeşitli yerlerini dolaşmış ve Yörüklere konuk olmuş. Görüştükleri arasında Sarıkeçililer de varmış. Göçerliği ısrarla bırakmayan bu Yörük aşireti 71. sayıda Atlas'ta geniş şekilde yer almış. Ancak Çağlar İnce'nin getirdiği haberler, artık onların da yerleşik hayata geçmeleri için yollarının kesildiğini gösteriyormuş. Çağlar şöyle anlatıyor:

'Gittiğimiz her Yörük köyünde, iskâna geçilen yıllara ait bir acı mutlaka vardı. Polatlı'ya bağlı Yağcıoğlu köyüne ilk olarak 30 hane yerleşmiş. Birinci senede 17 çocuk ölmüş. Akşehir'in Cankurtaran köyü ise yerleşik hayata geçtikleri yılı 'Gözyaşımız gözümüzde buz tuttu' diye anlatıyor. Alışık olmadıkları coğrafya ve yaşam tarzı, onları hava şartlarına karşı bile korumasız hale getirmiş...'

Ekip 'Kayıp Masallar' projesi için Ankara, Konya ve Mersin illerinde son 50, 60 yılda yerleşik hayata geçen Yörükleri ziyaret etmiş. Masalları sadece 60 yaşının üstündekilerin bildiklerine, onların da yıllardır anlatmadıkları için unuttuklarına tanık olmuşlar. Ama Yörüklerin deyişiyle 'deşeledikçe' masallar bir bir su yüzüne çıkıyormuş.

Keçiler zararlı mı?

Masal dinleme devri nerede kaldı, ey sevgili okur, haber şöyle devam ediyor:

'Yolculuğumuzun son günlerinde göçerliği hâlâ sürdüren Sarıkeçililerle beraberdik. Mersin'in Aydıncık ilçesinde sohbet döndü dolaştı yine iskâna geldi. Devlet yine, herhangi bir ekonomik ve psikolojik altyapı hazırlamadan Yörükleri yerleşik hayata geçirmek istiyordu. Aslında onlar da yıllardır köşe kapmaca oynamaktan bıkmıştı. Yörüklerin artık hareket edebilecekleri bir yer yoktu. Keçileri zarar verdiği için orman arazilerine giremiyorlardı. Köylerin yakınından geçmek ya da geçici olarak konaklamak için muhtarlıklara para vermeleri gerekiyordu.'

Keçiler gerçekten ormana zarar veriyor mu? Çağlar İnce, bu soruyu Aydıncık'ta son kalan altı devesi ile göçe hazırlanan Mehmet Can'a sormuş, o da anlatmış: 'Bu davar Türkiye'den kesildi mi, orman da bitti. Aşağıda bir yer var, davarı yasakladılar, oraya davar girmiyor. Fakat geçenlerde orada yangın çıktı, bitti orman. On bin davar girse o hale getiremez. Yazın çamın pürü, kuruyan otlarla birleşince, bir tutuştu mu söndüremezsiniz. Davar olsa o otları yer, çamın pürünü ezer, oraya bir çığır yapar; ormanı korur.'

Ey sevgili okur, bakın haberin devamında, benim aklıma gelen öneri ne güzel uygulanmış, yemin ederim, bundan haberim olmadan o fikri ortaya atmıştım. Haber şöyle:

Sarıkeçililerin bir kısmı Karaman'da 'Sarı Evler' adı verilen konutlara yerleştirilirmiş. Hacı Atar 77 yaşında ve beton binayı kabullenmemiş. 'Altı sene oldu bu evi alalı, bir gece yatmadım daha, yakına kurduğum çatmanın (çadır) altında yatarım...'

Şimdi Sarıkeçililer, seslerini duyurmak için bir şenliğe hazırlanıyormuş. Sarıkeçililer Yardımlaşma Derneği ile Aydıncık Belediyesi ve Aydıncık Kaymakamlığı'nın düzenlediği şenlik 12-13 Nisan 2008'de yapılacakmış. Dernek Başkanı Pervin Çoban Sarvan, herkesi Aydıncık'taki şenliğe ve Sarıkeçililere destek vermeye çağırıyormuş.

Özcan Yüksek / Referans Gazetesi, 05.04.2008

...
EDİTÖRÜN NOTU
Atlas'ın bahar takvimi çok dolu. Kaz Dağları, Alakır, Sarıkeçililer, İstanbul'da kalanlar için Dağ Filmleri Festivali. Bu etkinlik, İstanbul'a gelemeyenler için başka kentlere de gidecek.
KASLA GİT!
FOTOĞRAF SERGİSİ
İMAJ VE GERÇEK
ABONELİK
HASANKEYF'E SADAKAT
Sıfır Yokoluş Gezileri
[ DOĞA | MACERA | ARKEOLOJİ | FOTOĞRAF | KÜLTÜR | GEZİ | DERGİ ]
[ ATLAS'LAR | ATLAS'TAN | ATLAS'ÇILAR | TÜRKİYE HAR. | ANA SAYFA ]
 
[ Gizlilik Politikamız | Bize Ulaşın | Künye ]
[ İş Fırsatları | Dergi Abonelik ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.
Imperia ile tasarlanmıştır.