|
|
|
|
|
İnsanü'l-Ma
Hakiler der ki, garipler uyanınca, gece, bütün ahalisiyle, ayı, diğer peykleri, seyyareler ve yıldızlarıyla etrafa hâkim olur. Karanlık zamanın ilk saati geçer ya da geçmez, gariplerin içindeki deniz kaynamaya başlar. Dalgaların üstünden siyah bir duman sütunu göğe doğru yükselir ve efarit taifesi resmi geçidine başlar. Hayvan başlı melekler, Mar-ı Kahkaha isimli yılan gövdeli insan başlılar veyahut da belden aşağısı balık gövdeli insanlar yani İnsanü'l-Mâ'lar. Binbir Gece Masalları, gariplerin öykülerini anlatır aslında. Rızkını her gün arayıp her gün bulmak zorunda olanların öykülerini. Gece'nin öykülerinde çok balıkçı, çok Allah'ın abdalı, yani Abdullah vardır. Öykülerden birinde, balıkçı Abdullah, ağıyla önce ölü bir eşek, sonra kırık çanak çömlek, en sonra da Davud'un oğlu Süleyman'ın kırmızı bakırdan sürahisinden kaçan bir ifrit sandığı bir İnsanü'l-Ma yakalar. Şu işe bakın ki, onun da adı Abdullah'tır. Üstelik, ülkeyi yine aynı adlı bir sultan yönetmektedir. Aslında öyküde bir de fırıncı Abdullah vardır. İnsanü'l-Ma Abdullah kendi ahalisini "denizsel bir ses"le şöyle anlatır: "Biz aslında denizin derinliklerinde yaşayan kalabalık halklarız. Suda yaşar; suda soluklanırız... Yeryüzünde oturan kardeşlerimiz insanlara karşı iyi ve yardımseveriz; çünkü Tanrı'nın buyruklarına ve Kitabı'ndaki öğütlere boyun eğeriz." Denizde Yaşar Abdullah'ın anlattığı manzara daha teferruatlıdır ve şimdiye kadar bir görenin olmadığı, insanın bilinçaltından başka bir şey değildir.
Özcan Yüksek / Atlas Mart 2008, sayı 180
|
|
|
 |
|