Gölge olabilirsek eğer, gölge için de cennet vecehennem birdir. Işık ve karanlığın bir olması gibi. Korku ile ümit debirdir. Tıpkı rüya gezegeninde olduğu gibi. Rüya eğer bir masalın içinderüya ise rüyanın rüyası olur. Artık felekler üstü felektir. İnsanıtaklit eden papağanın anlattığı bir rüya vardır ki, aynı böyledir. Merakedenler için söyleyeyim ki, kitabın adı Tutiname'dir. Kılı kırk yaracakkadar zeki ve işini asla bırakmayan bir adam vardır ama hiçbir zamanzengin olamamıştır. Yine de alınyazısını kabul etmek yerine yazgısınızorlamayı tercih eder. Uzak diyarlara gider. Zengin olur. Evine dönerkenyorgunluk attığı bir yerde uykuya dalar, rüya görür: Gözlerinin önündegökten iki kuş iner. Daha önce tanışmamış gibi gözüken bu iki kuş,birbirlerine isimlerini sorar. Ben, 'Bu çalışkan nakışçının gayretmeleğiyim' der. Diğeri, 'Bense” diye karşılık verir, 'onunyıldızlarının ve yazgısının koruyucu meleğiyim. Bu insanın yazgısında,zengin olmak yazmıyor. Kısmetinde servet gözükmüyor'. İşte kısmet meleğiBense bunları söyler ve nakışçının edindiği servet torbasını alır vekana susamış bir cellada benzeyen bir yaratığa verir. Nakışçıuyandığında gördüğü rüyanın gerçeğe dönüştüğünü fark eder. Tekrar o uzakdiyara, daha önce söylememiştim, Nişabur'a gider. Yeniden zengin olur.Dönüşte, yolda yine aynı rüyayı görür ama gayret meleğinin bütünçabalarına rağmen servet torbası talih meleği tarafından çekip alınır.Bundan sonra artık, nakışçı, yazgısını zorlamaktan vazgeçer. Tıpkıİranlı yamacının gördüğü rüyada olduğu gibi. Bu rüyada yamacı,yazgısını, içinden sular akan gedikler şeklinde görmüştür. Bazıdeliklerden sular çağlayarak akmakta, bazılarından yalnızca akmakta,bazı deliklerden ise az miktarda damlamaktadır. Yamacı, bu son gediklerigenişletmeye çalışır, ama böyle yaptıkça delikler biraz daha daralır.Tıpkı Bağdat'taki bir adamın rüyasında Kahire'deki bir köprünün altındadefine olduğunu görmesi gibi. Bağdatlı, bu rüyayı üç defadır görünceyola çıkar. Kahire'de rüyasındaki yeri bulur. Karşısına çıkan bir kollukgörevlisi, ne aradığını sorunca, ona rüyasını anlatır. Bunun üzerinekolluk görevlisi gülmeye başlar, kendisinin de uzun zamandır Bağdat'tafalanca yerdeki evde bir hazine gördüğünü söyler. Kolluk görevlisinintarif ettiği evin kendisine ait olduğunu anlayan Bağdatlı, ayaklarınırüzgâra verir ve geri döner, defineyi bulur.Atlas Ocak 2008, sayı 178