|
Define
Gecenin tegannisi nefes nefes nefestir. Görünmeyenlerin kaş göz işaretleri öyküler anlatır sana. Devran eden yıldızlarla sabahlarsın. Sanki yıldızlar birikir, gündüz olur. Oysa rüyada ne sabah vardır ne akşam. Her şey aynıdır.
|
|
Kader Tanrıçası Moira, Tayfun'la savaşıyor.
|
|
Gölge olabilirsek eğer, gölge için de cennet ve cehennem birdir. Işık ve karanlığın bir olması gibi. Korku ile ümit de birdir. Tıpkı rüya gezegeninde olduğu gibi. Rüya eğer bir masalın içinde rüya ise rüyanın rüyası olur. Artık felekler üstü felektir. İnsanı taklit eden papağanın anlattığı bir rüya vardır ki, aynı böyledir. Merak edenler için söyleyeyim ki, kitabın adı Tutiname'dir. Kılı kırk yaracak kadar zeki ve işini asla bırakmayan bir adam vardır ama hiçbir zaman zengin olamamıştır. Yine de alınyazısını kabul etmek yerine yazgısını zorlamayı tercih eder. Uzak diyarlara gider. Zengin olur. Evine dönerken yorgunluk attığı bir yerde uykuya dalar, rüya görür: Gözlerinin önünde gökten iki kuş iner. Daha önce tanışmamış gibi gözüken bu iki kuş, birbirlerine isimlerini sorar. Ben, 'Bu çalışkan nakışçının gayret meleğiyim' der. Diğeri, 'Bense” diye karşılık verir, 'onun yıldızlarının ve yazgısının koruyucu meleğiyim. Bu insanın yazgısında, zengin olmak yazmıyor. Kısmetinde servet gözükmüyor'. İşte kısmet meleği Bense bunları söyler ve nakışçının edindiği servet torbasını alır ve kana susamış bir cellada benzeyen bir yaratığa verir. Nakışçı uyandığında gördüğü rüyanın gerçeğe dönüştüğünü fark eder. Tekrar o uzak diyara, daha önce söylememiştim, Nişabur'a gider. Yeniden zengin olur. Dönüşte, yolda yine aynı rüyayı görür ama gayret meleğinin bütün çabalarına rağmen servet torbası talih meleği tarafından çekip alınır. Bundan sonra artık, nakışçı, yazgısını zorlamaktan vazgeçer. Tıpkı İranlı yamacının gördüğü rüyada olduğu gibi. Bu rüyada yamacı, yazgısını, içinden sular akan gedikler şeklinde görmüştür. Bazı deliklerden sular çağlayarak akmakta, bazılarından yalnızca akmakta, bazı deliklerden ise az miktarda damlamaktadır. Yamacı, bu son gedikleri genişletmeye çalışır, ama böyle yaptıkça delikler biraz daha daralır. Tıpkı Bağdat'taki bir adamın rüyasında Kahire'deki bir köprünün altında define olduğunu görmesi gibi. Bağdatlı, bu rüyayı üç defadır görünce yola çıkar. Kahire'de rüyasındaki yeri bulur. Karşısına çıkan bir kolluk görevlisi, ne aradığını sorunca, ona rüyasını anlatır. Bunun üzerine kolluk görevlisi gülmeye başlar, kendisinin de uzun zamandır Bağdat'ta falanca yerdeki evde bir hazine gördüğünü söyler. Kolluk görevlisinin tarif ettiği evin kendisine ait olduğunu anlayan Bağdatlı, ayaklarını rüzgâra verir ve geri döner, defineyi bulur.
Atlas Ocak 2008, sayı 178
|
...
Bu konuda diğer yazılar... |
|
·
|
Esmer Hurafe: Gece esmerdir. Konuşur. Gece konuşmalarına, gece hikâyelerine eski Araplar bu yüzden esmer demişlerdir. Esmer öyküler, beyaz öykülerden farklı olarak inanılması güç olanlardır. (25.04.0008)
|
|
·
|
Sarıkeçililer, Sarı Evlere!: (15.04.0008)
|
|
·
|
Barış : (14.04.0008)
|
|
·
|
The Sun-Headed Men: (08.04.0008)
|
|
·
|
Öğret Bana: Atlas geçen yıl nisan ayında on beşinci yaşına girmişti, bu sayıda 15 yılı geride bıraktı, on altıncı yılından gün aldı. Biz hâlâ buradayız. Siz de buradasınız. Aynı ormanın içinde. Ne güzel! (26.03.0008)
|
|
·
|
Uçan halı hayalinin gerçek olduğu mekân: Binbir Gece Masalları'nın sır coğrafyalarından birinden dönüşte, uçan halım Dubai'de aktarma yapacaktı. Serendip Adası'ndan geliyordum, Adem'in cennetten indiği yeryüzündeki cennetten. (25.03.0008)
|
|
·
|
Altdünya Düşleri: (16.02.0008)
|
|
·
|
Örtüsüz nedenler örtülü sonuçlar: (04.02.0008)
|
|
·
|
Türban, Firavun ve Modern: (21.01.0008)
|
|
·
|
Gölge: Gece dünyanın gölgesidir. Kimse kendi karanlığından kaçamaz. Ve kimse kendi gölgesinden, öteki kendisinden, belki de asıl kendisinden kaçamaz. Çünkü onlarsız olamayacağına göre, aşk ve korku, gölgeler dünyasına aittir. (17.12.0007)
|
|
·
|
Bin Bir: Bir gün daha geçer. Düşmanın ömrü gibi. Bir gün daha ve akşam olur. (26.11.0007)
|
|
·
|
Hızlı Öpücük: (21.11.0007)
|
|
·
|
İbrahim yeniden yürüyecek mi: Bütün dünya nüfusunun yarısına yakının inandığı dinin temelini oluşturan Hz İbrahim, yürüdüğü coğrafyada yeniden insanlığın etkileyebilecek mi? Musevilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık, birer çatışma bahanesi olmaktan çıkacak mı? (10.11.0007)
|
|
·
|
Kaz Dağı'nda 150 milyon dolar için 450 milyon dolar yakılıyor: Altın yumurtlayan tavuğu kesersen, içinde altın olmadığını görürsün. Yalnızca altın liralar sayılmaz, zeytin taneleri de sayılır, ormandaki ağaçlar a sayılır, siyanür şişeleri, zeytin toplayıcıları, satıcıları, alıcıları da sayılır. (04.11.0007)
|
|
·
|
Dersimiz Nedir?: Ermeniler, Rumlar, Yahudiler, Sünniler, Şiiler, ateistler, sufiler, Bektaşiler, Şamanlar, Aleviler. Hepimiz duygusu önemli. Hepimiz. Özne, hepimiz olmalı. Hepimiz, nokta nokta... (26.10.0007)
|
|
·
|
Günah Keçisi: Suçlarımızı ve acılarımızı, bizim yerimize taşıyacak başka bir varlığa ya da nesneye aktarabilseydik keşke. Yaban akıl bunu başarabilirdi. Biz uygarlar, suçlarımız ve acılarımızla yaşamaya mahkûmuz. Yaban ve günahsız mı, yoksa uygar ama günahkâr ve acılar içinde olmak mı tercih edilmeli acaba? (26.10.0007)
|
|
·
|
SESSİZCE DÖN: İç İçe Zamanlar: Özcan Yüksek'in yazdığı Sessizce Dön, Doğan Kitap'tan çıktı. Mevlana'nın Anadolu'ya göç yolunu tekrar aşan Yüksek, bu uzun güzergâhın deneyimini okurlarla paylaşıyor. Kitapta Mevlana'nın zamanı ve bizim zamanımız iç içe geçiyor, büyük düşünür kimlik ve özgürlük sorunu hakkında günümüze bir şeyler söylüyor. Yüksek'le Sessizce Dön'ü konuştuk. (25.10.0007)
|
|
·
|
Flamingoların yalnızlığı: Eğer İstanbul'a Afyon üzerinden dönecekseniz, artık tamamen kurumuş olan Akşehir Gölü'nü gezebilirsiniz. Tatiliniz ve geziniz sırasında halkla konuşmayı da ihmal etmeyin. Orada insanların, 'Bir zamanlar buradan su kükreyerek çıkardı' dediklerini işitecekseniz. (26.08.0007)
|
|
·
|
Güneşin Çalgıcıları: Rüzgâr ve mısır tarlaları tatlı, uğultulu bir şarkı çalıyordu. Meksika'nın uzak, küçük bir dağ kasabasının, adı Kuetzalan olan kasabasının yakınındaydım. (20.08.0007)
|
|
·
|
Çapariz: Marmaray kazılarından, İstanbul şehrinin bilinçaltı ortaya çıktı. İlk İstanbul, ilk metropol, dünyanın ilk, en büyük limanı bulundu. (29.06.0007)
|
|
·
|
Dünya Döndü!: Kule tıhuu uuu, yani uzuuun, çok uzun zaman önce. (27.06.0007)
|
|
·
|
İlk İstanbul'a sahip çıkacak mıyız: İstanbul'u, İstanbul'u yok ederek mi geliştireceğiz? O zaman İstanbul’a niye geldik ki? Bir yerden bir yere gitmek önemli. Bir yerden bir yere gitmek İstanbul'da bir cehennem. Ama bir yerden bir yere gitmek için İstanbul'u yok etmek mi gerekiyor? (25.06.0007)
|
|
·
|
Bumerangın Dönüşü: Coğrafya kitapları üstünde pek durmaz, dünyamızın iki kıtasında büyük bir temizlik yaşanmış ve beyaz tenliler oralarda kendi uygarlıklarını kurmuşlardır. Şöyle bir soru gelse sınavda örneğin: Hangi iki kıtadır bunlar, isimlerini yazınız? (29.05.0007)
|
|
·
|
Mevlana, dünyanın yeni zihnini sarsıyor: Mevlana'nın dünya yılı için İstanbul'a gelen dünya insanlarını The Marmara'da iki gün boyunca Mevlana'yı konuştu. Mini eteklisinden başörtülüsüne kadar toplantıya katılan insanlar 'ne olursan ol gel' sözüne istinaden gelmiş gibiydiler. (13.05.0007)
|
|
·
|
Keşfetmenin ruh çözümlemesi: Atlas dergisinin 15. yılı için özel bir sayı hazırlarken, en başından beri bu dergide olan biri olarak, ister istemez, en çok şu soruyu soruyordum kendime: Nasıl bir dergi Atlas? (29.04.0007)
|
|
|
 |