Karıncalar, termitler gibi topluluk halinde yaşayan canlılar müthiş bir işbirliği ve yardımlaşma sergiliyor. Kuluçkadan çıkan bir arının hayatı da bunun bir örneği: Üç günlük olana kadar kovanı temizliyor; 3-10 günlükken bedeninden salgılanan arı sütüyle ve çiçek tozu, bal karışımıyla larvaları besliyor. Daha sonra karnındaki balmumu salgılayan bezler aktif hale geliyor; petek yapıp onarıyor. Yaklaşık 20 günlükken kovan bekçiliği yapıyor. Ömrünün geri kalan kısmında ise arazide çalışarak nektar, polen, propolis ve su taşıyor. Sosyal canlılar, kolonilerine ya da yuvalarına saldırıldığında hayatlarını feda edebiliyor. Kovanlarını savunan balarılarının, iğnelerini batırmalarıyla ölmeleri gibi. Balarılarının iğneleri testereye benziyor; uçları batış yönünün tersine bakan çıkıntıları var. Zehir kesesine bağlı iğneler, kovana saldıran hayvanın etine takılıyor ve arının vücudundan ayrılıyor. Bedenindeki hasar arının ölmesine neden oluyor ancak iğneyle birlikte içerde kalan mekanizma arı gittikten sonra da zehir kesesinden zehir pompalamaya devam ediyor.
Fedakârlığın bir başka boyutu da nöbet tutan hayvanlarda görülüyor. Geçtiğimiz nisan ayında Current Biology dergisinde yayımlanan bir araştırma, Afrika'nın Kalahari Çölü'nde yaşayan ötücü kuşların (Turdoides bicolor) özverili nöbetçileri sayesinde rahatça besin aradığını gösterdi. Bu kuşlar 3-15 kişilik gruplar halinde yaşıyor ve çoğunlukla yerde dolaşıyor, kumun altında buldukları akrep gibi hayvanlarla besleniyor. Tabii bu arada yılanlara, atmacalara ya da memelilere av olabiliyorlar. Ağaca tüneyip etrafı gözetleyen bir nöbetçi, grup üyeleri yerde yiyecek ararken çıkardığı seslerle ortamın güvenli olduğunu bildiriyor. Nöbetçi kuş işbaşındayken özel bir ötüşü sürekli tekrarlıyor; bir 'düşman' tespit ederse de alarm sesi çıkarıyor. Araştırmayı yürüten Dr. Andy Radford şöyle diyor: 'Görev başında olan kuş yalın, cıvıltı benzeri bir ötüşü dakikada 5-50 defa tekrarlıyor. Bu, diğer kuşların sürekli düşman var mı diye kontrol etmelerine gerek kalmadan etrafı dolaşıp daha iyi beslenme alanları bulmalarını sağlıyor.' Güney Afrika'da gruplar halinde yaşayan, hayvanlar âleminin en sosyal yaratıklarından olan mirketlerin de nöbetçileri var. Yetişkin mirketler bebek bakıcılığı da yapıyor. Kendi yavruları olmasalar bile tiz sesler çıkararak yiyecek isteyen küçükleri besliyorlar. Kurak bölgelerde yaşayan bu hayvanlar örümcek, akrep gibi canlıları yiyor. Cambridge Üniversitesi'nden bilim insanlarının yaklaşık iki yıl önce Science dergisinde yayımlanan araştırmaları, bunları yavrulara sunmadan önce zararsız hale getirdiklerini gösterdi. Örneğin akreplerin iğnelerini çıkarıyorlar. Mirketler, gruptaki bebeklere sütannelik bile yapıyor. Yabanköpekleri, zürafalar, aslanlar, kuşlar, böcekler, hatta karidesler başkalarının 'çocuk yetiştirmesine' yardım ediyor. Yaklaşan kurdu gören küçük bir geyiğin çıkardığı sesleri uzaktan duyan geyikler, yardıma koşuyor ve kendi hayatlarını tehlikeye atarak yavruyu koruyor. Bilim insanları katır geyiklerinin (O. hemionus) hem kendi türünden, hem de başka türden yavru geyiklerin seslerini duyduklarında kurtarmaya koştuklarını keşfetti. Araştırma grubunun başında bulunan Alberta Üniversitesi'nden Dr. Susan Lingle 'Dişi katır geyikleri kır kurtlarıyla yüzleşiyor, yavruları hatta yetişkinleri bile koruyor' diyor. Ayrıca anne olmayan geyiklerin bile yardıma koştuğunu belirtiyor. Selcen Pirge / Atlas Şubat, sayı 191 |















