ATLAS LOGO
Eylül 2010
DOĞA
MACERA
ARKEOLOJİ
DÜNYA
KÜLTÜR
GEZİ
ATLAS'TAN
ATLAS'ÇILAR
 
FORUMLAR
* 15. YIL
* Sıfır Yok Oluş
* Ziyaretçi Defteri
* Küresel Isınma
* Ormansızlaşma!
* İnsan Gücüyle
* Sarıkeçililer Yürümeli
HAKAN öGE

Giriş yap
Kullanıcı adınız:
Şifreniz:
Üye olmak için tıklayınız

Atlasdan ’ Dogamiz 
Fedakârlığın Doğası

Diğerleri beslenirken gözcülük eden, yavrulara bakan, düşmanlara kafa tutan hayvanlar yardımlaşma ve fedakârlık davranışlarına ilgi çekici örnekler sunuyor. Tekhücreli amip bile diğerlerinin yaşaması için kendi hayatından vazgeçebiliyor.




Toprakta yaşayan tekhücreli amipler, ortamda yeterli besin bulunmadığı zaman bir araya geliyor. Amiplerin yaklaşık yüzde yirmisi selüloz üreterek sert bir sap oluşturuyor, diğerleri de buna tırmanıp rüzgâr ya da hayvanlar aracılığıyla başka yerlere taşınıyor. Ama sapı oluşturan amiplerin hepsi ölüyor.

Brezilya karıncaları, her gün güneş batmadan önce hayatları pahasına kolonilerinin güvenliğini sağlıyor. Bu karıncalar (Forelius pusillus), henüz tam olarak anlaşılamayan bir nedenle akşama doğru yuvalarının giriş deliklerini kumla kapatıyor. İşin sonunda, bazıları dışarda kalıp arka ayaklarıyla kumları itiyor ve delikleri tamamen örtüyor. Öyle ki, girişler artık çevrelerinden ayırt edilemiyor. Sao Paulo'daki şekerkamışı tarlalarında bulunan karınca yuvalarını inceleyen Krakow Ziraat Üniversitesi'nden Dr. Adam Tofilski ve ekibi, dışarda kalan karıncaların akibetini araştırdı. Kasım ayında The American Naturalist dergisinde yayımlanan araştırma sonuçlarına göre, çoğu ertesi sabaha kadar ölmüş oluyor Oklahoma Üniversitesi'nden Dr. Michael Kaspari, Brezilya karıncalarının çok narin olduğunu söylüyor ve ilave ediyor: 'Yuvalarının korunaklı ortamının dışında, tüm şekerlerini yakmış ya da susuz kalmış olabilirler.'
Karıncalar, termitler gibi topluluk halinde yaşayan canlılar müthiş bir işbirliği ve yardımlaşma sergiliyor. Kuluçkadan çıkan bir arının hayatı da bunun bir örneği: Üç günlük olana kadar kovanı temizliyor; 3-10 günlükken bedeninden salgılanan arı sütüyle ve çiçek tozu, bal karışımıyla larvaları besliyor. Daha sonra karnındaki balmumu salgılayan bezler aktif hale geliyor; petek yapıp onarıyor. Yaklaşık 20 günlükken kovan bekçiliği yapıyor. Ömrünün geri kalan kısmında ise arazide çalışarak nektar, polen, propolis ve su taşıyor. Sosyal canlılar, kolonilerine ya da yuvalarına saldırıldığında hayatlarını feda edebiliyor. Kovanlarını savunan balarılarının, iğnelerini batırmalarıyla ölmeleri gibi. Balarılarının iğneleri testereye benziyor; uçları batış yönünün tersine bakan çıkıntıları var. Zehir kesesine bağlı iğneler, kovana saldıran hayvanın etine takılıyor ve arının vücudundan ayrılıyor. Bedenindeki hasar arının ölmesine neden oluyor ancak iğneyle birlikte içerde kalan mekanizma arı gittikten sonra da zehir kesesinden zehir pompalamaya devam ediyor.

Güney Afrika'da gruplar halinde yaşayan mirketler, hayvanlar dünyasının en fedakâr üyelerinden. Grup beslenirken bir mirket gözcülük yapıyor ve tehlikeye karşı tetikte bekliyor. Mirketler ayrıca kendi yavruları olmasa bile yiyecek isteyen küçükleri besliyor.
Peki mikroorganizmalar başkaları için canlarını feda eder mi? Toprakta yaşayan amiplerin (Dictyostelium) hayret verici yaşamına göz atalım. Tekhücreli bu canlılar, bakterileri yiyor ve çevrelerinde bol miktarda bakteri olduğu sürece yalnız yaşıyor. Ne zaman ki besin kıtlığı baş gösteriyor, birleşip akıllara durgunluk veren bir sürece giriyorlar. Aç amipler, komşularını çeken kimyasallar salmaya başlıyor. On binlerce amip bir araya gelip önce bir tümsek oluşturuyor, daha sonra yavaş yavaş akan bir 'amip deresi' haline geliyor ve toprağın yüzeyine doğru ilerliyorlar. Bir süre sonra da damla şeklini alıyorlar. Amiplerin yaklaşık yüzde yirmisi, damlanın üstüne çıkıyor ve selüloz üreterek gökyüzüne doğru yükselen uzun ince bir sap oluşturuyor. Diğer amipler bu sapa 'tırmanıp' en üstünde toplanıyor. Böylece oradan geçen bir solucanın ya da böceğin üstünde veya rüzgâra kapılarak besince zengin başka bir bölgeye taşınabiliyorlar. Sapı oluşturan amiplerin hepsi ölüyor!
Fedakârlığın bir başka boyutu da nöbet tutan hayvanlarda görülüyor. Geçtiğimiz nisan ayında Current Biology dergisinde yayımlanan bir araştırma, Afrika'nın Kalahari Çölü'nde yaşayan ötücü kuşların (Turdoides bicolor) özverili nöbetçileri sayesinde rahatça besin aradığını gösterdi. Bu kuşlar 3-15 kişilik gruplar halinde yaşıyor ve çoğunlukla yerde dolaşıyor, kumun altında buldukları akrep gibi hayvanlarla besleniyor. Tabii bu arada yılanlara, atmacalara ya da memelilere av olabiliyorlar. Ağaca tüneyip etrafı gözetleyen bir nöbetçi, grup üyeleri yerde yiyecek ararken çıkardığı seslerle ortamın güvenli olduğunu bildiriyor. Nöbetçi kuş işbaşındayken özel bir ötüşü sürekli tekrarlıyor; bir 'düşman' tespit ederse de alarm sesi çıkarıyor. Araştırmayı yürüten Dr. Andy Radford şöyle diyor: 'Görev başında olan kuş yalın, cıvıltı benzeri bir ötüşü dakikada 5-50 defa tekrarlıyor. Bu, diğer kuşların sürekli düşman var mı diye kontrol etmelerine gerek kalmadan etrafı dolaşıp daha iyi beslenme alanları bulmalarını sağlıyor.'
Güney Afrika'da gruplar halinde yaşayan, hayvanlar âleminin en sosyal yaratıklarından olan mirketlerin de nöbetçileri var. Yetişkin mirketler bebek bakıcılığı da yapıyor. Kendi yavruları olmasalar bile tiz sesler çıkararak yiyecek isteyen küçükleri besliyorlar. Kurak bölgelerde yaşayan bu hayvanlar örümcek, akrep gibi canlıları yiyor. Cambridge Üniversitesi'nden bilim insanlarının yaklaşık iki yıl önce Science dergisinde yayımlanan araştırmaları, bunları yavrulara sunmadan önce zararsız hale getirdiklerini gösterdi. Örneğin akreplerin iğnelerini çıkarıyorlar. Mirketler, gruptaki bebeklere sütannelik bile yapıyor.
Yabanköpekleri, zürafalar, aslanlar, kuşlar, böcekler, hatta karidesler başkalarının 'çocuk yetiştirmesine' yardım ediyor. Yaklaşan kurdu gören küçük bir geyiğin çıkardığı sesleri uzaktan duyan geyikler, yardıma koşuyor ve kendi hayatlarını tehlikeye atarak yavruyu koruyor. Bilim insanları katır geyiklerinin (O. hemionus) hem kendi türünden, hem de başka türden yavru geyiklerin seslerini duyduklarında kurtarmaya koştuklarını keşfetti. Araştırma grubunun başında bulunan Alberta Üniversitesi'nden Dr. Susan Lingle 'Dişi katır geyikleri kır kurtlarıyla yüzleşiyor, yavruları hatta yetişkinleri bile koruyor' diyor. Ayrıca anne olmayan geyiklerin bile yardıma koştuğunu belirtiyor.

Selcen Pirge / Atlas Şubat, sayı 191

EDİTÖRÜN NOTU
Atlas, okurlarını tıpkı Hasankeyf, tıpkı Türkiye'nin dereleri, ırmakları söz konusu olduğunda yaptığı gibi, İstanbul'a sahip çıkmaya çağırıyor. Atlas ekim ayının başında Mimar Sinan Üniversitesi'nde okurlarını İstanbul S.O.S girişimiyle buluşturuyor.
FOTOĞRAF SERGİSİ
YEL DEĞİRMENLERİ
ABONELİK
HASANKEYF'E SADAKAT
Sıfır Yokoluş Gezileri
[ DOĞA | MACERA | ARKEOLOJİ | FOTOĞRAF | KÜLTÜR | GEZİ | DERGİ ]
[ ATLAS'LAR | ATLAS'TAN | ATLAS'ÇILAR | TÜRKİYE HAR. | ANA SAYFA ]
 
[ Gizlilik Politikamız | Bize Ulaşın | Künye ]
[ İş Fırsatları | Dergi Abonelik ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.
Imperia ile tasarlanmıştır.