Plasentalı memeli yavruları da önce plasentaya bağlı göbek kordonuyla, daha sonra sütle besleniyor. Anne rahminin içinde bulunan plasenta, yavruya oksijen ve gıda sağlarken atık maddeleri de annenin vücuduna geçiriyor. Peki ama hem plasentanın, hem de yavrunun genetik yapısı anneninkinden farklı. O halde, 'yabancı' yavru neden annenin bağışıklık sisteminin saldırısına uğramıyor? Öyle ya, organ nakli yaptıran hastaların sürekli bağışıklık sistemlerini baskılayıcı ilaçlar kullanması gerekiyor. Bunun sırrı ne? Geçtiğimiz yıl plasentanın özel bir madde sayesinde gizlendiği anlaşıldı. İngiltere'nin Reading Üniversitesi'nden Prof. Phil Lowry ve meslektaşlarının araştırmasına göre plasenta proteinlerindeki 'phosphocholine' adlı molekül, bağışıklık sistemi tarafından tespit edilmeyi önlüyor. Yani bir nevi perde işlevi görüyor. Senckenberg Araştırma Enstitüsü'nden Dr. Thomas Martin, 2006‘da Science dergisinde yayımlanan makalesinde son yıllarda keşfedilen fosillerin, memelilerin ilk zamanlar basit olduklarına dair görüşlerin aksini ortaya koyduğunu söylüyordu. Geleneksel görüşleri altüst eden yeni fosiller arasında dinozorlar döneminden kalan, kunduza çok benzeyen su canlısı Castorocauda lutrasimilis de var. Castorocauda'nın iskeleti, günümüzün su memelilerine çok benziyor. Kürk ve terbezlerinin izlerini taşıyan, 164 milyon yıllık castorocauda fosilinin keşfi, sıcakkanlı metabolizmasının düşünüldüğünden daha erken ortaya çıktığını gösterdi.
Teksas Üniversitesi'nden Prof. Timothy Rowe ve ekibinin, sonuçları 2008 başında bilim dergisi PNAS'ta yayımlanan çalışması ilginç bir gerçeği ortaya koydu. Modern platypuslara özgü olduğu varsayılan elektro algılayıcılar yaklaşık 120 milyon yıl önce yaşamış, bilinen en eski platypusta da var. Birkaç yıl önce platypusa ilişkin verileri inceleyen Monash Üniversitesi'nden Prof. Uwe Proske ve Dr. Ed Gregory, gagadaki sinirlerin kısa menzilli radar sistemi gibi çalıştığı sonucuna varmıştı. Prof. Proske, platypusun öncelikle karidesin kuyruğunun hafif hareketiyle oluşan elektrik sinyalini tespit ettiğini, ardından gagasındaki algılayıcılarla kuyruğun neden olduğu ufak su hareketini belirlediğini düşünüyor. 'Platypus beyninin duyulara ilişkin kısmının yaklaşık üçte ikisi gagasına bağlı' diyor Proske. Bilim insanları avının uzaklığını da tespit edebildiğini düşünüyor. Queensland Üniversitesi'nden Prof. John Pettigrew, The Journal of Experimental Biology'de yayımlanan makalesinde, beynindeki nöronların kompleks diziliş şeklinin platypusun ilkel olduğu görüşünü yalanladığını söylüyor. YAZI: SELCEN PİRGE / ATLAS EKİM 2008, sayı 187 |
















