|
Gülmenin bulaşıcı özelliği de var, birini duyduğumuz zaman biz de gülmeye başlıyoruz. Bu nedenle 1950'lerden beri Amerikalılar komedi dizilerinin arka planında kahkaha kayıtlarını kullanıyorlar. Gülmeye henüz konuşmadan önce, 3-4 aylıkken başlarız. Böylece annemizin ilgisini çekeriz. Wonil Jung, Atlas'a şunları söyledi: `Gülme sosyal bir sinyal, sosyal ilişkileri tanıtıcıdır. Gülme dostlarımıza ve düşmanlarımıza mesaj gönderir. Örneğin, en büyük düşmanınız otobüs beklerken yıldırım çarparsa gülersiniz, ancak bu en yakın arkadaşınızın başına gelirse gülemezsiniz. Gülme aynı zamanda karşımızdakini anladığımızı da gösterir. Örneğin bir fıkrada yer alan karakterlerin niye öyle davrandığını anlamıyorsak gülemeyiz. Eğer fıkrayı duyduktan sonra `niçin böyle dedi' sorusu aklınıza takılırsa gülemezsiniz. Gülme yalnız, gülen kişi kendisinde ya da bir başkasında yanlış bir zannı teşhis ettiğinde tetiklenir. Yani, gülünç durumlar, sürprizler ya da yanlış zanlara sahip insanlar gerektirir.'
Primatologlar şempanze ve gorillerin `gülme' olarak adlandırılan, faklı bir ses çıkardıklarını biliyorlar. Bu sesleri dövüş oyununda ısırılma veya gıdıklanma sırasında çıkarıyorlar. Seslere yüz ifadeleri de eşlik ediyor. Şempanzeler yetişkin olduklarında karşılaşacakları saldırılara hazırlanmak için eğlence olarak kavga taklidi yaparak oyun oynarlar. Mücadele yeterli ölçüde gerçekçi olmalıdır ki gerçek saldırı ya da savunma için faydalı olsun. Öte yandan oyunun kavgaya dönüşüp taraflara zarar vermemesi gerekir. İşte söz konusu gülüşlerin (yüz ifadesi ve sesler) saldırı amacının oyun, eğlence olduğunun sinyalini vermek üzere evrimleştiği düşünülüyor. Yani burada da insanlarda olduğu gibi bir iletişim söz konusu. Hangi yaşta kaç kere güldüğümüz tam olarak sayılamasa da çocukların büyüklerden daha çok güldüğü bir gerçek. Araştırmalarda büyüklerin günde 15-20, çocuklarınsa 150-200 kez güldüğü saptanmış. Çünkü yetişkinler daha az oyun oynuyor. |

















