Peki, dansları izleyen arılar bu kadar karmaşık bir mesajı anlayabiliyor mu? Birkaç yıl önce, İngiltere'de bulunan Rothamsted Araştırma Merkezi'nden Profesör Joe Riley ve ekibi, harmonik radar kullanarak izleyici arıların nereye gittiğini belirledi. Doğruca dans eden arıların işaret ettiği besin kaynağının bulunduğu yere gidiyorlardı. Profesör Riley, arıları rotalarından saptıracak kadar şiddetli rüzgâr olduğu halde bunu yapabildiklerini belirtiyor. Riley'in ekibi ilginç bir deney daha yaptı. Araştırmacılar, arılardan bazılarını kovandan birkaç yüz metre uzağa götürüp bıraktı. Bunlar da, dans eden arıların gösterdiği yöne, onların işaret ettiği uzaklığa uçtu. Ama başlangıç noktaları yanlıştı, sonuçta hiçbir şey bulamadılar. Dünyanın iki ayrı ucunda yaşayan arılar bile birbirlerinin dilini anlayabiliyor. Arı dansının süresi besin kaynağının uzaklığını gösteriyor ama farklı arı türleri aynı uzaklığı farklı sürelerle ifade ediyor. Örneğin Avrupa balarıları için bir buçuk saniyelik dans, besin kaynağının 600 metre uzakta olduğu anlamına geliyor. Oysa Asya balarıları için aynı dans, 400 metre uzaklığı gösteriyor. Çin, Avustralya ve Almanya'dan araştırmacılar, Çin'in Fujian eyaletindeki Da Mei Kanalı kıyılarında bulunan Asya balarısı kovanlarına Avrupa balarılarını yerleştirerek bir deney yaptı. Asya balarıları, kısa sürede Avrupa balarılarının 'dillerini' çözüp doğru yönde, doğru uzaklığa gitmeye başladı ve onların işaret ettiği besin kaynağını buldu.
Sineklerin nasıl uçtuğunu anlamak için yıllarını veren Kaliforniya Teknik Üniversitesi'nden Profesör Michael Dickinson, yaklaşık bir yıl önce sineğin müthiş kaçış manevrasının sırrını açıkladı. Profesör Dickinson yönetiminde yapılan deneylere göre sineklere vurmak çok zor çünkü minik beyinlerinin harika hesaplama yeteneği var. Sinekler yaklaşan tehlikenin geliş yönüne göre, hızla en uygun uçuş öncesi pozisyonunu alıyor. Üstelik saniyenin onda biri gibi bir sürede. Örneğin tehlike önden geliyorsa ortadaki bacaklarını ileriye uzatıp arkaya doğru eğiliyor. Sonra da geri geri uçarak kaçıyor. Profesör Michael Dickinson'a göre bu, sinek beyninin hızını ve karmaşıklığını gözler önüne seriyor. Bir çekirge sürüsünde kilometrekare başına 80 milyon yetişkin çekirge olabiliyor, sürü 1200 kilometrekarelik bir alanı kaplayabiliyor ve günde 130 kilometreden fazla yol alabiliyor. Gelin görün ki bu izdihamda çekirgeler birbirlerine çarpmıyor. Bir süre önce, Newcastle Üniversitesi'nden Dr. Claire Rind, 100 çekirgeye 'Star Wars' filminden bazı sahneler seyrettirip gözlerinin arkasında bulunan LGMD adındaki büyük sinir hücresinin faaliyetini izledi. Ekranda ne zaman hızla yaklaşan bir uzay gemisi görünse LGMD tepki veriyordu. Uzmanların elde ettiği verilere göre, çekirgedeki görsel nöronlar yaklaşan nesnelere seçici biçimde tepki veriyor. Erken uyarı sistemleri sayesinde çekirgeler çarpışmıyor. Öyle ki, bir çekirge hareketi algıladıktan yaklaşık 45 milisaniye sonra kaçabiliyor. Böcekler basit yaratıklar olmadıkları gibi, beyinleri de basit değil. Londra Üniversitesi'nden Profesör Lars Chittka ve Cambridge Üniversitesi'nden Dr. Jeremy Niven, geçtiğimiz ay yayımlanan makalelerinde böceklerin kendilerinden çok daha büyük hayvanlar kadar zeki olabileceğini ifade ediyor. Bir balinanın beyni yaklaşık dokuz, insan beyni yaklaşık bir buçuk kilogram, bir arının beyni ise yalnızca bir miligram. Buna rağmen arılar, benzer nesneleri sınıflandırıyor, aynı ve farklıyı anlıyor, simetrik ve asimetrik şekilleri ayırt edebiliyor. PLoS ONE'da 2009 yılında yayımlanan araştırmaya göre bir, iki, üç ve dört arasındaki farkı da bir bakışta anlıyorlar. Kaliforniya Üniversitesi'nden böcekbilimci Dr. Doug Yanega şöyle söylüyor: 'Bütün hayvanlar, kendi yaşam tarzları ne kadar zeki olmalarını gerektiriyorsa tam olarak o kadar zeki.' SELCEN PİRGE / Atlas Ocak 2010, sayı 202 |














