Imperial College'den Dr. David Soto, felç kaynaklı görme bozukluğu olan bazı kişilerin tabaklarının yalnızca bir tarafındaki yemeği yiyebildiğini ya da yüzlerinin tek tarafını traş edebildiğini belirtiyor. Soto ve ekibinin yaptığı deneylerde felç hastaları, renkli şekilleri ve kırmızı ışıkları müzik dinlerken çok daha iyi belirleyebildi. Örneğin içlerinden biri, müzik olmadığında denemelerin sadece yüzde 15'inde kırmızı ışığı görebildi. Oysa sevdiği müziği dinlerken denemelerin yüzde 65'inde kırmızı ışığı fark etti. Bilim insanları, bu iyileşmenin müziğin uyandırdığı olumlu duygularla ilişkili olduğunu düşünüyor. Sonuçları Şubat 2009'da Brain adlı tıp dergisinde yayımlanan bir başka araştırma da felçten sonraki ilk aşamalarda müzik dinlemenin hastaların iyileşme sürecini hızlandırdığını gösterdi. Yeni araştırmalar, ümit hissinin etkilerini gözler önüne seriyor. Bir iğnenin ya da hapın iyileşmenize neden olabileceğine inanmak iyileşmenizi sağlayabilir. Wake Forest Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Dr. Robert Coghill ve ekibinin PNAS dergisinde yayımlanan makalelerine göre, olumlu beklentiler ağrıyı azaltmada morfin kadar etkili olabiliyor. Birkaç gün boyunca ağrıları için morfin iğnesi yapılan hastalara, daha sonra morfin yerine tuzlu su iğnesi yapıldığında, sanki morfin verilmiş gibi ağrıları azalıyor. Şeker hapları, sahte kremler, tuzlu su iğneleri gibi 'plasebo' olarak bilinen etkisiz ilaçlar, tıpkı gerçek ilaç gibi etki yapabiliyor. Aslına bakarsanız son yıllarda, hayali tedavilerin birçok hastalığa etkisi olduğu kanıtlandı. Plasebolar ağrıyı, depresyonu hafifletebiliyor. Parkinson hastalığının belirtilerini azaltıyor. Hatta bazen tümörlerin küçülmesine bile neden olabiliyor.
İtalya'da bulunan Torino Üniver-sitesi'nden Profesör Fabrizio Benedetti ve meslektaşlarının yaptığı çalışmalar da ümidin etkisini gösterdi. Nature Neuroscience'da yayımlanan araştırma sonuçlarına göre, parkinson hastalığından dolayı beynin aşırı faal olan kısmı, plasebo tedavisiyle normal hale dönebiliyor. Benedetti ve ekibi birkaç gün boyunca on bir parkinson hastasına, onları geçici olarak rahatlatan, kas sertliği ve titremelerini azaltan gerçek ilaçlar enjekte etti. Ardından hastalara belli etmeden ilaç yerine tuzlu su iğnesi yaptılar. Altı hastada plasebo etkisi görüldü. Beyinlerinin hareketle ilişkili kısmındaki hücreler daha az aktif hale geldi, kol kasları gevşedi. Dünyaca tanınan bir bilim adamı olan Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Herbert Benson, ilk defa yaklaşık 35 yıl önce 'gevşeme tepkisini' tanımladı. Benson, aynı zamanda Harvard Üniversitesi'nin Zihin Beden Enstitüsü'nün de kurucusu. Zihin Beden Enstitüsü, gevşeme tepkisini şu şekilde tarif ediyor: Strese tepkileri değiştiren (hem fiziksel, hem duygusal tepkileri) derin dinlenme hali. Geçtiğimiz temmuz ayında, Harvard Üniversitesi'ne bağlı Massachusetts Genel Hastanesi'nden yapılan basın açıklamasında, gevşeme tepkisinin meditasyon, derin nefes alma ve dua alışkanlıklarıyla ortaya çıkabileceği ifade edildi. Basın açıklamasında, gevşeme tepkisinin sadece psikolojik bozukluk belirtilerini azaltmakla kalmayıp kan basıncı, kalp atışı, oksijen tüketimi, beyin faaliyetleri gibi fizyolojik faktörleri de etkilediğini gösteren çok sayıda bilimsel çalışmanın olduğundan söz ediliyor. Herbert Benson ve çok sayıda bilim insanının dahil olduğu araştırma ekibinin, geçtiğimiz yıl PloS One dergisinde yayımlanan kapsamlı çalışmaları, gevşeme tepkisinin, 'gen ifadesini' değiştirdiğini ortaya koydu. Gen ifadesi, genetik bilginin protein yapımında kullanılma sürecine deniyor. Makaleye göre, gevşeme tepkisi iltihaplanma, vücuda zarar veren serbest radikallerin etkisiz duruma getirilmesi gibi süreçlerle ilişkili genlerin ifadesini değiştiriyor. Benson şöyle söylüyor: 'Zihin beden tıbbı artık bilimsel olarak kanıtlandı. Zihin ve beynin vücudu nasıl etkilediğini gösteren kelimenin tam anlamıyla binlerce makale var.' Yazı: Selcen Pirge / Atlas Mayıs 2009, sayı 194 |
















