|
Geçtiğimiz günlerde Michigan Üniversitesi, Profesör Wei Shyy ve ekibinin, kanat çırpan küçük uçaklar tasarlamak amacıyla kuş, yarasa ve böcekleri incelediğini duyurdu. Üniversiteden yapılan basın açıklamasında şu örneklere yer veriliyordu: Satte yaklaşık 3 bin 500 kilometre hızla uçan hız rekortmeni jet Blackbird, saniyede gövde uzunluğunun 32 katı yol alırken, 80 kilometre hızla uçan güvercin saniyede gövde uzunluğunun 75 katı yol alıyor. Seçkin askeri uçaklar 8-10 G'ye dayanabilirken, birçok kuş düzenli olarak 10-14 G'ye maruz kalıyor. (14 G, yerçekiminin 14 misli kuvvete maruz kalınması anlamına geliyor.) Michigan Üniversitesi Havacılık ve Uzay Mühendisliği bölümünün başkanı Wei Shyy, 'Doğadaki uçucuların bizim mühendislikte kullanmadığımız çok çeşitli mekanik özellikleri olduğu açık' diyor. Bu hayvanların kuvvetli rüzgâr, yağmur ve karda havada kalmalarını sağlayan üstün yetenekleri var. Doğal ortamda kanat çırpan uçak yapmaya çalışan Shyy sözlerini şöyle sürdürüyor: 'Günümüzde, kanat çırpan bir araç tasarlamak istiyorsanız deneme yanılma yoluyla bir tane yapabilirsiniz. Ama kuvvetli rüzgârın olmadığı, kontrollü ortamda...' Kendi hızlarına yakın hızlarda esen rüzgârda uçan kuş, yarasa ve böcekler esnek kanatlarıyla neredeyse anında tepki veriyor.
Uçuş için fazla enerjiye ihtiyacı olan kuşların, gerekli oksijeni sağlayan çok verimli, özel solunum sistemleri var. Akciğerlerin yanı sıra çok sayıda hava kesesi solunumlarında rol oynuyor. Kuşun nefes almasıyla hava, arka taraftaki keselere doluyor. Daha sonra anatomik açıdan çok karmaşık yapıya sahip ciğerlere, ardından da ön keselere geçiyor ve dışarı çıkıyor. Hava sürekli tek yönlü olarak akciğerlerden geçerken, akciğer damarlarındaki kan da zıt yönde akıyor. Kuşlar, bu sistem sayesinde kendi boyutlarındaki diğer tüm hayvanlardan daha fazla oksijen çekebiliyor. Oksijenin az olduğu yüksekliklerde de uçabiliyorlar.
Kuşlar, kanatlarının uç kısmında bulunan ana uçuş tüylerini ayrı ayrı döndürebiliyor. Bir başka ilginç özellikleri, iniş-kalkış gibi düşük hızla uçtukları durumlarda kullandıkları özel tüyleri olması. Kanatlarının ön tarafındaki bu tüyler diğer tüylerden ayrılarak yavaş uçuşta havada tutunmayı sağlıyor. Kuşlar inişlerde kuyruklarını yelpaze gibi açıp indirerek fren yapıyor. Eastern Kentucky Üniversitesi'nden kuşbilimci Profesör Gary Ritchison şöyle diyor: 'Kuşlar, çoğu zaman inişlerde pilotlardan çok daha hassas olmalı. Uçaklar gibi piste değil, genellikle bir dala iniyorlar.' NASA'nın Langley Araştırma Merkezi, geleceğin uçaklarını bakın nasıl tasvir ediyor: 'Kuş kanadındaki sinirler gibi işlev görecek sensörler tüm kanat yüzeyindeki basıncı ölçecek. Kuşun, kanadındaki farklı tüyleri kullanıp içgüdüsel olarak uçuşunu kontrol etmesi gibi, tetikleyiciler de uçağın kanat şeklini değiştirerek uçuş şartlarını sürekli optimize edecek.' NASA sensörlerden, tetikleyicilerden, mikroişlemcilerden oluşan akıllı sistemlerin etkin bir 'merkezi sinir sistemi' oluşturacağını belirtiyor. Kuşlar sadece kemiklerine, kanatlarına, kaslarına, solunum sistemlerine, dolaşım sistemlerine kadar uçuş için donanmakla kalmamış ama uçuş beyinlerine de yazılmış. Selcen Pirge / Atlas Eylül 2008, sayı 186 |
















